1. fars edebiyatında "hemedanlı baba tahir üryan" olarak ün salmış bu şairin yaşamı hakkında çok sınırlı bilgi var.
    kaynaklarda onunla ilgili bir söylenceye ve bazı söylentilere rastlanıyor ancak.
    ona "meczup" ve "üryan" dendiği, sokaklarda çıplak dolaştığı rivayet ediliyor.
    bazı belgelerde ölüm yılı hicri 410 (yaklaşık 1019-1020) olarak belirtilmiş.
    baba tahir,1123'te ölen hayyam'dan yüzyıl önce, 1273'te ölen mevlana'dan iki yüz elli yıl önce bir dörtlük ustasıydı.

    kalbim kanıyor, kafam perişan,tanrım;
    nur saçsa güneş,kapkaradır duygularım.
    gitmez ki gözümden gece gündüz kan yaş;
    al kalbimi,kurtar beni,git,yalvarırım.
  2. bahtım karadır, talihim allak bullak;
    yas oldu nasibim, kalbim çırılçıplak.
    bir dağ yoludur aşk, yürürüm ağlayarak;
    tanrım, kana boğ kalbimi, öldür ve bırak!
  3. (bkz: baba tahîré hamedanî)
    klasik kürt edebiyatı'nın en önemli ve en ünlü ismi olan baba tahîré hamedanî,935 yılında doğu kürdistan'ın hamedan şehrinde dünyaya geldi.
    1019 yılında ölen şair baba tahîré uryan olarakta tanınır.
    kürtlerde ruhanilere bav, bavo, bavê mın denildiği bilinmektedir.bu nedenle baba denmektedir.
    sokaklarda çırılçıplak gezdiği ve günlerce aç kaldığı için "uryan" lakabını taşımaktadır.
    şiirlerini kürtçenin lorî lehçesiyle yazmıştır.en eski lur kürtleri şairlerinden biridir.iran şiiri onunla başlamıştır.aslen kürt bir şair olan uryan ,iranlı bazı çevreler tarafından bu şekilde kabul edilmez.lur'ların pers olduğunu iddia ederler.çünkü uryan'ın kürt olduğunu kabul etmeleri demek .iran edebiyatının bir kürt tarafından ortaya çıkması anlamına gelmektedir.
    felsefi görüşü,imgeleri ve sınırsız doğa algısıyla muhteşem şiirler koymuştur ortaya.onu sadece bir şair kabul etmemiz mümkün değildir aynı zamanda bir filozoftur!
    1123'te ölen ömer hayyam'dan yüzyıl önce ,1273'te ölen mevlana'dan ikiyüzelli yıl önce çok büyük bir dörtlük ustası olduğunu biliyoruz.
    kendisinden sonra gelen `ömer hayyam ,yunus emre,mevlana,feqiye teyran,meleyé ciziri,ahmede xani` gibi birçok şairi etkilemiştir.
    dubeytî kitabı ,1983 yılında tahranda "dîwanî şi'ri" baba tahiré hemedanî adıyla yayınlanmıştır.
    birçok beyitinin hala kayıp olduğu bilinmektedir.
    istanbul mezopotamya kültür merkezi;ne (mkm) bağlı müzisyen, tiyatrocu, dansçı ve ritimcilerin bir araya gelerek 7 aylık çalışmanın neticesinde hazırladığı baba tahirî uryan beyitlerinden oluşan diwan-a dubeytîadlı müzik, şiir ve dans gösterisi temmuz ayında doğu illerinde seyircilere sunuldu.
  4. dilê şad agah ji dilê jar nîne
    kesê xweşrewş agah ji bîmar nîne
    ne nasê te ev wêneyekî kevn e
    ku azad ji dîlî agahdar nîne.

    gulîstan cihê te ey nazenînim
    ez di gulxen û xwelî de dirûnim
    çi di gulşen çi di gulxen çi sehra
    ku çavan vedikim her te dibînim

    bela wek remzekê ji bejna te ye
    mecnûnî qismek ji sewda te ye
    gumana min ev e ku xaliqê te
    veşartî î di temaşa te de ye

    dilêm ji derdê te herdem xemîn e
    balîfêm kevir, doşekem zemîn e
    sûcêm ev e ku min ji te hez kirye
    ma her ê te hez dike dilbixwîn e

    alemê de kes nebe wek min, amîn
    wek min kes nebe di ev dîn û ayîn
    her ê ku bi halê min bawer nîn e
    weke min be, weke min be, weke min

    her ew ku aşiq e ji can natirse
    aşiq ji zencîr û zîndan natirse
    dilê aşiq weke gurê birçî ye
    ku ew ji heyheya şivan natirse

    ku dil dilber be, lexwe dilber kî ye
    eger dilber dil be, navê dil çi ye
    ez dil û dilber tevlihev dibînim
    nizanim ku dil kî ye dilber kî ye

    biçim ez ji vê alemê bider çim
    biçim ji çîn û maçînê dûrtir çim
    ez ê dildar re peyamkê bişînim
    ku ger dûrî xweş e ez ê dûrtir çim

    eger destêm bighê çerxa felekê
    ezê gelek tiştan bipirsim ji wê:
    te bi yekî dayiye sed nîmet
    bi yê din jî nanê ceh tevî xwînê

    Îlahî biçim cem kê biçim cem kê
    ez ku bê dest û pa me biçim cem kê
    hemû min biqewrînin tême cem te
    ku ji te biqewirim biçim cem kê
  5. baba tahir üryan

    rübailer

    bahtım karadır, talihim allak bullak
    yas oldu nasibim, kaldım çırçıplak.
    bir dağ yoludur aşk, yürürüm ağlayarak;
    tanrım, kana boğ kalbimi, öldür ve bırak!

    neyler gibi inler yüreğim, yas doludur;
    sensiz kalıverdim: bu, cehennem yoludur.
    mahşer günü? bir tanrı bilir. son güne dek
    yazgın çiledir, gönül. dövün, kıvran, dur.

    bak, geldi bahar: süsledi hasbahçeyi gül:
    dallarda sevinç türküsü söyler bülbül.
    gel gör ki çimenlerde gezip hiç bulamam
    kalbim gibi ölgün, kanayan başka gönül.

    göklerdeki yıldızları saydım bir bir;
    gel, sevgili, gel: sabahladım.- belki gelir.
    gelmezse, görünmezse içim parçalanır,
    ağlar yüreğim, suskunum: elden ne gelir!

    gam bahçesidir benim gönül bahçem, bak:
    girdin mi nasibin kara güller olacak!
    gel, sevgili, kalbimdeki bozkırları gez.-
    bak, otlar dört bir yana hicran salacak.

    hıçkırmalı, yaş dökmeliyim ben bu gece;
    sabrım yok, geçtim kendimden bu gece.
    bir zevk yaşadım dün gece, kalmaz yanıma,
    bin yaş akar artık yüreğimden bu gece.

    sensiz, gönlüm huzura hiç ermeyecek,
    dertler bana özgürce yaşam vermeyecek,
    girdin de perişan ettin can evimi:
    aşkım bana rahat yüzü göstermeyecek.

    bir ince kadehtir yüreğim, billurdan -
    bin parça olur ah edip iç çektiğim ân.
    bak, gözlerimin yaşları kan yağmurudur
    ben bir ağacım, kökleri kan, dalları
  6. wikipedia'da üryan lakabını nasıl aldığına dair bir rivayet vardır.

    baba tahir başta bir şair değildi. çevresindekiler onunla alay ederlerdi. soğuk bir kış günü onu alıp donmuş bir su birikintisinin yanına getirirler. eğer burda yüzerse şair olacağını söylerler. baba tahir de buna inanır ve giysilerini çıkararak yüzmeye başlar. insanlar bunun üzerine yine gülerler ve baba tahir oynanan oyunu anlar, kalbi kırılır. fakat o gün o sudan gerçekten bir şair olarak çıkar. bu olaydan dolayı da üryan lakabını alır.

    eserlerinde inanılmaz bir samimiyet ve ahenk göze çarpar. iran edebiyatı'nın yanısıra iran müziğini de etkilemiştir.
  7. "sen gittin; gökkubbeye yaş doldururum.
    toprakta bir kısır ağaç olmuş, kururum...
    sensiz, gece gündüz kanayan bir köşede
    ömrüm sona ersin diye bekler, dururum..." demiştir.