|
|
- türk futbolunun efsanelerinden biridir.
bulgaristan'da, 1910 yılında dünyaya gelen yeten, 1931-45 yılları arasında beşiktaş'ta futbol oynamıştır..
baba hakkı diye tanınan yeten, uzun yıllar formasını giydiği beşiktaş'a yönetici olarak da hizmet etmiştir.. 1960-63, 1964-66, 1967-68 yılları arasında başkanlık yapan yeten, 1989 yılında beşiktaş'ımızı yetim bırakmıştır.(silgi, 05.01.2007 18:31 ~ 18:32)
- inönü stadı'nın açılışının yapıldığı 1947 yılında, bu açılışın şerefine gerçekleşen beşiktaş-aık maçında, rakip oyuncunun topu kendi bacaklarının arasından geçirmesi üzerine futbolu bırakan, beşiktaşımızın babası, hakkı yeteni'dir.
- baba hakkı.
bugüne kadar hakkında okuduklarım ve duyduklarım, modern futbol anlayışına alışkın insanların katiyen inanmayacağı ve artık gerçekleşmesi zaten mümkün olmayan olaylar.
beşiktaş izmir'de, izmir emniyet teşkilatı'yla bir gösteri ve hazırlık maçı yapıyor. tüm stadyum protokol, polis ve polis okulu öğrencileriyle dolu. hakem ilk yarıda hakkı yeten'e haksız bir sarı kart gösteriyor. hakkı yeten, hakeme neden kart gördüğünü soruyor. hakem sahada yalnızca bir hakem olduğunu, onun da kendisi olduğunu söylüyor. hakkı yeten sorusuna cevap alamayınca tekrar soruyor, hakem söylemiyor derken tartışma büyüyor ve hakkı yeten kırmızı kart görüyor. hakem hakkı yeten'e çıkmasını söylüyor ama hakkı yeten "sen çık!" diyor. tartışma daha da büyüyor, emniyet müdürü, belediye başkanı, vali ve beşiktaş başkanı sahaya iniyorlar. konuşmalar sonucu karar veriliyor ve ikinci yarı başlarken hakem değişiyor.
bu maçın üzerinden 2 ay geçmeden, bir lig maçında beşiktaşlı futbolculardan biri kırmızı kart görüyor, hakkı yeten'e dönüyor ve "çıkayım mı?" diye soruyor. "evet" cevabını alıncaya kadar bekliyor, alınca çıkıyor.
futbola ilk başladığı gençlik yıllarında ise bir maça sandalla geldiği için geç kalıyor. beşiktaş kaptanı sebahattin ceza olarak genç hakkı'yı oyuna almıyor. ikinci yarı yöneticilerin ricasıyla oyuna giren hakkı 6 gol atıp rakip takımın başarılı kalecisi harbiyeli paşa sırrı'ya futbolu bıraktırıyor.
1948 yılında ise taraftarların kendisini ilk kez ıslıklamasından sonra "bu formayı bana taraftarlar giydirdi, onlar isterse çıkarırım" deyip aktif futbolu bırakıyor, beşiktaş yönetim kuruluna giriyor.(mavio, 24.05.2007 17:03 ~ 18:58)
- oynadığı 439 maçta 382 gol, fenerbahçe'ye ve galatasaray'a toplam 60 gol (30 fb / 30 gs) atan beşiktaş efsanesi.
16 nisan 1989'da vefat etmiştir.
kendisi için:
http://www.webkartallari.com/...
süleyman seba'yı alnından öptüğü o çok ünlü fotoğraf için:
http://www.geyikbitti.com/...
- kimdir o tek adam deseler
onun adıdır
hakkıdır
sanmayın yalnız bizim tarihte
hem galatasaray'a hem fener'e
en çok gol atan beşiktaşlıdır
"ana hakkı eşikte taşta
baba hakkı beşiktaş'ta"
halk arasında yaygındır
her yenilgide yürüyerek dönelim eve
vedat özdemiroğlu
- cemal süreya kendisi için şunları yazmış zamanında:
tehlikeli melek. altın yürekli ve çıkarsız haydut. "yenilmez armada"nın azıcık boydan kısa kaptanı. lise yıllarında birçok kez seyretme olanağı bulmuştum baba hakkı'yı. fenerli olduğum için çok ürkerdim ondan. gittiğim hakkı'lı maçların hemen hepsini kaybettik. taş gibi adam kalmış belleğimde. kendisi de anlatır anılarında, futbolun yanı sıra barfiks, güreş, boks da yapmış. ama asıl heybeti hızından, inanılmazı gerçekleştirebilmesinden geliyordu.
granit amatör. elini beline koydu mu karşısındakilerin işi bitik.
1910 doğumlu. halıcıoğlu askeri lisesi'nin kart öğrencisi. 9. sınıfta profesyonel de oldu. diyelim ki profesyonel. transfer ücreti de şu: sivil lise giderleri (tramvay bileti, vb) kulüpçe karşılanacaktı.
baba... doğan koloğlu'nun "baba" kavramı için getirdiği yorum çok ilginç. ona göre hakkı yeten'in "baba"lığı "şambabalığı ve parababalığının uzlaşmaz karşıtıdır." gerçekten hakkı'nın "baba" sanında bir yiğitlik, bir özveri de saklı ki hemen hiçbir futbolcuya nasip olmamış. beşiktaş takımının tarihsel görüntüsünü de açıklar. daha neler var bu adda: hocalık, şövalyelik, tok söz, kurumlaşmış ağabeylik... daha, daha: sıkı denetim, içinde ürkü bulunmayan saygı, son ânı hiçbir zaman gündemden düşürmeyen gizilgüç, uyluğuyla top alan bıçkınlık, şıklığı dışlamayan sert oyun.
ve kahraman şımarıklığı... tribünlerdeki aykırı gösterilere, hatta belki kimi zaman hakeme karşı donunu indirip orasını da gösterebilmiştir. sarışın bayan gazeteciyi şükrü enişte'ye havale ettiğini sezdirmiştir. ama "baba" imgesindeki büyük karizma her zaman çirkin görünmesini önledi onun.
baba hakkı hem başkan, hem kaptan, hem oyuncuydu. aynı zamanda da seyirci. hakemin ürküttüğü tek futbolcu da o oldu sanırım.
beşiktaş'ın mao zedung'u.
beşiktaş'a ne kaldı ondan? tek kişiden kalabilen en çok şey... bugün, fenerbahçe'yi zaman içinde var olmuş birçok oyuncuyu yan yana koyarak tanımlayabiliriz. galatasaray'ı da. beşiktaş'ı ise yalnız onu düşünerek de açıklayabiliriz. bu bir olay. mutlaka bir adı olmalı.
bulaşıcı güç.
ikinci devrede 6 gol atarak ve attırarak bir maçı 6-3 alabilen kaptan.
beşiktaş, sermayesi insan olan bir kulüp. o yarattı bunu.
bir recep, bir mehmet ali, bir lefter, bir can, bir metin... bunları tek tek sanatçılar olarak anımsıyor kişi.
baba hakkı ise bir kurum gibi, bir ordu gibi, bir okul gibi... tuhaf şey, çok büyük buluyorum, ama tek başına düşünemiyorum onu. maksim'den, kristal'den, novotni'den, başka eğlence yerlerinden çıkmazmış. o yanını ise hiç düşünemiyorum.
şükrü'sünü bulmuş bir hakkı benim için çok büyük şey.
beşiktaş bugün gerçek bir spor kulübü. galatasaray daha da sağlam bir spor kulübü. fenerbahçe ise bir türlü kulüpleşemedi. beşiktaş'ınkini burada biraz da baba hakkı geleneğine bağlayamaz mıyız? beşiktaş'la özdeşleşen ad. yöneticilik, genel kaptanlık, başkanlık ve onursal başkanlık da yaptı kulüpte. kulübüne böylesine damga vurmuş başka sporcu var mı ülkemizde?
kurtuluş savaşı tadı var baba hakkı adında. o da var.
şemsiyesi koskoca bir palto. çok da uzun geliyor ona.
23 nisan 1989
http://belestepe.blogspot.com/...
- bir fenomendir baba hakkı’sı kartalların. bir maçta oyundan atılan sağ bek cihat önce baba hakkı’ya müracaat etmiş: “çıkayım mı baba?” “çık!” demiş baba başını önüne düşürüp çaresiz söylenmiş; “sen çık cihat! sen çık!” çıkmış cihat. aynı baba hakkı 1946 yılında bir karagümrük maçında sahne alıyor bu kez. orta hakem müjdat gezen’in babası necdet gezen. yan hakem de yılların gazetecisi fahri somer.
baba bir pozisyonda dömi voleyi yapıştırıyor topa. ağların yırtık yerinden dışarı çıkıyor top. karambol anı; necdet hoca pozisyonu net göremiyor ve autu gösteriyor. taraftar iyice çileden çıkıyor ve başlıyor necdet hocaya çalışmaya...
malzemeler, sahanın içine doğru sökün ediyor. kan gövdeyi basacak, burnundan aerobik yapan bir insan topluluğu. kibarlık var, arada baba hakkı var, iki de bir eliyle sus işareti yapıyor. baktılar susmuyor beşiktaş taraftarı tribünün önüne gidip bağırıyor basbariton; “çıkın dışarı! susmayacaksanız boşaltın burayı!”
kafa sebahattin, babayı tribünün önünde hazırolda dinliyor önce, sonra da talimata uymak gerektiğini anlatıyor taraftarlara. kafa sebahattin de tribünün ağır abilerinden. susuyorlar biraz ama necdet hoca o maçta ip olsa tutulacak, su olsa kuyudan çekilecek cinsten değil. maddenin hiç bir haline benzemiyor. neyse...
maç zar zor atılan iki golle ve neredeyse mağlup olunacakken baba hakkı’nın ve şükrü gülesin’in golleriyle bitiyor. ama dert basmış triubünleri. ikibin kişi bekliyor hakemi. hacamat edecekler. baba hakkı maç bitiminde talimatı veriyor fahri somer’e; “necdet abiye söyle yanıma gelsin!”
necdet hoca, baba’nın yanına sökün ediyor. biriken kalabalığın arasından birlikte çıkıp gidiyorlar. türk filmlerinde olurdu böyle sahneler. ağır abilerden biri girer devreye, kitle dağıtır linç pozisyonunu. baba hakkı deyince akan sular dururmuş gerçekten.
kafa sebahattin; “baba hakkı dedin mi duracaksın kardeşim!” dediydi geçenlerdeki sohbetimizde; “ondan hakemler bile korkardı. otoriterdi. aslanda, kaplandı, hem aslandı, hem kaplandı!” hem aslan hem kaplan!!! baba’nın mitolojideki yerine zorluyoruz sohbetimizde.
baba hakkı’yı henüz hakkı yeten’ken galatasaraylı idareci ahmet kara bey’in; “şu beşiktaş, hakkı’yı alsın güçlensin. o zaman ligdeki kuvvetli takımların sayısı artar, biz de futbol görürüz! -hem maddi hem manevi çabalarla-” diyerek aldırdığı söylenir. rivayet muhtelif.
bir maçta şükrü gülesin’e kornerden topu bana at, dercesine elini kaldırıp yer gösteriyor işaret parmağıyla. gelişine yazılacak baba. şükrü her zamanki gibi kaleye atıyor topu ve futbol yaşamında attığı 39 korner golünden birinden bir örnek sunuyor. baba kovalamaya başlıyor şükrü’yü; “neden bana atmadın oğlum!”
elimde bir fotoğraf var. sözün bittiği yerdir orası. baba süveter giymiş. baklava dilimi bir süveter. siyah-beyaz. maç öncesi şöyle bir diyalog geçmiştir büyük olasılıkla baba ile hakem arasında; “hocam biraz hastayım!” der eliyle göğüs kısmını ve süveterini göstererek. tamam, anlamına gelen bir kafayı öne eğme işareti yapar hakem de gözlerini kapatarak. ağır abilerin ünlenme, seslenme, anlaşma dilinden örnekler vererek.
1978 yılında güven taner’in baba hakkı’yla yapılmış röportajının ses kasetlerini buldum. “herkes e hizmet ettim ben. gerek saha içinde gerekrse saha dışında! ama kendim selvi gibi kaldım ortalıkta. selviler dibine ışık salmaz! selviler öyledir!” diyordu gülerek. yine basbariton.
hakan dilek
http://www.ntvmsnbc.com/...
- ölümünün 19. yıldönümünde rahmetle andığımız büyük kaptan. türk futbolunun şu günlerde aradığı zihniyete sahip belki de gelmiş geçmiş en büyük futbol adamı. içindeki amatör ruhu hiç kaybetmeyen,beşiktaş aşkını damarlarında yaşayan bir baba. ruhun şad olsun bir kez daha.
|