yansımaların türk füzyon dalı altında piyasaya çıkardıkları 2.albümleridir. ney tınısını tam anlamıyla hissedebildiğiniz ender parçalardan da biridir ayrıca.
bu nasıl melodidir? bu nasıl duygu yoğunluğudur? hangi duygularla yazdınız bu şarkıyı bre zındıklar?! sorularını haykırmak istememe neden olmuş şaheser. kapatı gözlerinizi, kulaklık takın, son ses açın bab-ı esrar'ı... gözlerinizi açtığınızda 3-5 damla düşecek,, korkmayın.
ahmet ümit'in yeni romanı.
arka kapak:
"bab-ı esrar...yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için; yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; şems-i tebrizi cinayeti...
yedi yüz yıldır süren bir sevda; şems-i tebrizi ile mevlânâ
bab-ı esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan ahmet ümit bu yapıtında mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.
dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için..."
bence okunması gereken bir kitap, mevlevilik hakkında kimi bilgiler içeriyor. kitabı bitireli daha dakikalar olduğu için etkisi yüksek belki üstümde ama bence huzur veriyor insana.
bir de başkomser nevzat ile ali ye selam göndermiş bir nevi kitabında
belki de ilgilenen bir edebiyat öğrencisi bitirme tezini bunun üzerine yazmalı: ahmet ümit neden yazamaz?
ama nasıl bu kitabın ilk baskısı 50000'dir?
üstelik bu ekonomik krizde ve kitap okumayan bir ülkede 20 liralık fiyatla bu 50000 adetlik baskı sayısı nedir? haftalardır en çok satan kitaplar listesinde nasıl bir yer bulmuştur bu kitap?
bestseller tarzı roman yazmanın birkaç kuralı vardır. polisiye bir hikaye etrafında dönen konu ve bu esnada okuyucuya yapılan bilgi bombardımanı. bu hep işe yarayan bir formüldür.
ahmet ümit ne yapmıştır? sağdan soldan okuduğu (ki arka sayfada iki sayfalık bir kaynakça listesi var) hikayeleri "copy-paste" yapmıştır. kesinlikle abartmıyorum burada, insanlar kitap ilerlerken birbirlerine mevlana hikayeleri anlatıyorlar bu kitapta. konunun tamamen dışında üstelik.
bir gizem, bir esrar zaten yok!
üstelik bu romanın da polisiyeliği tartışılır. "germek" ise ahmet ümit'in daktilosunun yakınından bile geçmeyen bir şey zaten. polisiye olması için ana karakterin işi olan sigortacılık üzerine bir iki araştırma yapar insan. sigortacılar soruşturmalarını nasıl yürütür diye bir şeyler okur. lakin ahmet ümit hiç zahmet etmemiş bir amatör nasıl yazarsa aynı şekilde bir "soruşturma" yazmıştır.
ayrıca polisiyelerde ya da gerilim romanlarında olay böyle kendi kendine çözülmez (hoş bu romanda çözülecek bir şey de yok). bir iki kanıt falan bulunur hatta heyecan katması için "fake" suçlular üretilir. bunlar da yok ama! olmasın tamam, bunlar bir eksiklik değil, ama ahmet ümit'in yapmak isteyip beceremediği şey de bu!
ey türk okuyucusu bu sana müstehak!
allahtan şu kitabı korsan almışım. benim aldığım tezgahta 5 liraya satıyorlardı 15 lira kar etmişim ama okurken çektiğim sıkıntının ve türk edebiyatı için duyduğum utancın maliyeti yok!
bir alıntı yapayım benimle beraber siz de utanın: "gasba uğradığım ve solak kamil'in cesedinin bulunduğu yerde".
bu cümle midir allahaşkına? (sayfa 319) böyle bir hatayı microsoft word bile düzeltebilirken ahmet ümit düzeltememiş!
kısacası sobalı evde oturan arkadaşlar özelden bana ulaşsın zira odun niyetine kendilerine armağan etmek istediğim bir kitap kütüphanemi işgal ediyor...
`
edit`: sayfa 319'daki devrik cümleyi yanlış yazmışım düzelttim. korsan baskısı gerçeğinin birebir kopyasıymış bunu da teyit etmiş olduk... ve evet senede okuduğunuz kitap sayısı bir elin beş parmağını geçmiyorsa bu kitap tam bir başyapıt hatta orhan kemal roman ödülünü falan da alır... ayrıca korsan kitabın savunması için (bkz: kdv/@3097453)
elimden düşürmeden okuduğum bir kitaptı.hiçbir şey vermese bile mevlevilik,şemsi tebrizi hakkında verdiği bilgiler için bile okunur.sayfa 319 daki cümlede şöyledir aslında;"gasba uğradığım ve solak kamil'in cesedinin bulunduğu yerde."korsan kitaplarda bu tür yazım yanlışlıklarına sıkça rastlanır.eleştirmeden önce orjinal metine bir göz atalım bence.
ahmet ümit in agatha christe ve dan brown karışımı yazmak iiçin büyük çaba sarfettiği ancak beceremeyip okurken insanı baş ağrısına sokan türkiye de pazarlamacıların yazar sayılması nedeniyle çoğunlukla pek beğenilen romanı...
ahmet ümit'i basit bir polisiye yazarı sananların beğenmemesi normal, ben her zaman kendisinin kitaplarındaki felsefik anlatımlara, psikolojik tasvirlere efendime söyliyim daha insanın derinine indiği yerlere tav olmuşumdur. bu anlamda polisiyeden uzaklaşıp böyle bi roman yazması hoş olmuş, çok beğendim su gibi akıp gitti. lütfen - olmamış- , -aa bu polisiye diil - gibi gerzek eleştirileri bırakalım artık. mevlevilik hadisesini de çok güzel anlatmış kendisi. yukarıda söylenmiş gerçi de nevzat - ali göndermesi de hoş olmuş. merak ettiğim husus bu adam böyle sokakları binaları filan ayrıntılarıyla anlatıyor da oldukça geziyor olmalı. beyoğlu rapsodisi'nde biliyorum geze geze yazdığını da bu roman için de konya'yı ne kadar gezmiş ne kadar kalmış acaba. sonuç olarak doğru düzgün yazar çıkaramayan bu memleket standartlarında şahane bi roman.