başkaları mutlu olsun diye mutlu olmak 

adana çık aradan

  1. yaşanmışlık değeri olan her şeyin bir romantik boyutu vardır.. bir acı boyutu ve güzelliği..
    fakat bu hissiyatın yok.. insanları kandırmak ve zamanla kendini de inandırmaktan başka bir şey değil..
    bu beni sadece acıtıyor..

    insanların kendi yaşam enerjilerinin kaynağıydım adeta.. benim mutluluğumdan besleniyorlardı..
    zamanla bunu farkettim.. ve hep mutlu olmaya karar verdim.. acı yook dedim kendime..
    ''nasılsa gidiyoruz..'' dedim.. ''bırak insanlar mutlu olsun!''..

    fakat hani insan her şey güzel olacak umudunu bir anda kaybeder.. ve yine bir anda kazanır ya ;
    öyle bir şey oldu benimki de.. bir anlık aydınlanma hissinin tam tersiydi..
    bir anda herkesin kalemini kırmıştım.. sevgili, arkadaş.. baba..

    her seçim bir vazgeçimdir..
    hep mutlu olmaktan vazgeçtiğimde seçmiştim mutsuz olmayı zaten..
    iki sene boyunca kendimi kandırmıştım.. ve umursamadığım mutsuzluklar bayağı bir birikmişti..
    büyük bir kalp ağrısıydı bu..
    ''tekrar mutlu olmalıyım'' demek için de çok geçti..

    ''17 yaşımda her şey için geç kaldığıma inanmak da neymiş!? hahhah..'' düşüncesi ara sıra beni rahatlatıyor..
    ama yine de değiştim ben..bambaşkaydım eskiden.. babamla en ufak kavgama üzülürdüm..
    şimdiyse onunla sert bir biçimde tartışırken yüzüm bile kızarmıyor..
    ben o asi ergen bireylerden değilim.. öyle olmayı hiç istemiyorum..
    böyle devam edecek olması beni korkutuyor..

    vazgeçmiştim ..
    ve kendi bilinçaltıma oyunlar oynuyordum..
    yine kendimi kandırmak amacıyla elimde bir kaç tane çok sevilmeye müsait kişi bıraktım..
    ne bileyim ben ; anne.. abi... küçük kardeş .. çok samimi bir iki arkadaş.. bir kaç çılgın kuzen..
    asla vazgeçmeyeceğim insanlar olmalı diye..
    aksi takdirde düşersem kalkamam diye..
    nasıl da hastalıklı bir ruh değil mi?..
    bilinçli işlemler sayesinde mutluluğu elde etmeye çalışmak.. kendi içinde kıyametler koparmak..
    bu hastalıklı bir ruhun salgıladıkları değil midir?.. his dediğin bilinçaltında oluşup kendiliğinden gelmez mi?.
    ben de bilinçaltıma oyunlar oynuyordum işte..
    kendimi alıştırabiliyordum her şeye..
    ..
    .
    sanki ortam küçültmüştüm..
    elimdekilerle mi yetiniyordum? (bu kötü bir şey)
    yoksa elimdekileri çok sevdiğimden öbürlerini mi siktir etmiştim? (bu iyi bir şey)
    bilmiyorum..(ama bilmemek hepsinden kötü bir şey)

    bilindik çevrelerce*** umudun ve pozitif enerjinin simgesi olan ben..
    şimdi bu kadar insanı kendi mutsuzluğumla nasıl üzerdim..
    kendimi insanların mutluluğuna adadım tekrardan..
    demek ki hala önemsiyordum elimde olmayanları..

    fakat bir şekilde bu hale geldim..
    başkaları mutlu olsun diye mutlu oldum tekrardan..
    kendi içimde karardım.. kimseye çaktırmadan..

    elmas kararsa da elmastır di mi?..
    dışardan bakınca gözükmüyor.. kırıp içine bakmak lazım..
    içimde karardım.. dışımdaysa ;
    başkaları mutlu olsun diye akçapakça oldum.. mutlu gözüktüm..

    ..
    (strident, 04.05.2008 01:17 ~ 19.06.2008 11:46)


  2. ağlarken beni görmekten sıkıldın biliyorum.
    seni mutsuz ettim her ağladığımda
    onu da biliyorum.
    artık sıkıldım bende kendimden
    artık başkaları mutlu olsun diye
    mutluyu oynuyorum.
    (bana bir nick bulun, 04.05.2008 01:26)
  3. büyük bir erdem, fedakârlıktır.
    (youthblood, 04.05.2008 01:29)
  4. (bkz: mutluluğu adres tarif ederek yakalayan insanlar)
    (ynitm ynits, 04.05.2008 01:31)
  5. yapmacıklığın zirve yaptığı bir davranış şeklidir. başkaları için mutlu olunmaz, ancak mutlu gibi görünülür. olmadığın bir ruh halini taklit etmenin kişiye vereceği onarılmaz yaraları hesaba katmasak bile, çevresindekilerin bu yapaylığı sezmesi çok uzun bir süre almayacaktır. insanlar mutsuzluklarını da doya doya yaşayabilmelidirler.
    (yagmuradam, 04.05.2008 01:38)
  6. başkalarını kaybetme fobisinden öte birşey değil.hayırfobia
    (doktorzor, 04.05.2008 01:42)
  7. yapmacıklık konusunda tecrübeli olan kişilerin pek zorlanmadan yapabileceği eylem.
    (gegenteile, 04.05.2008 01:42)
  8. her sabah mutlu maskemi suratıma takarak gerçekleştirdiğim eylem.. maskeli baloya davetliyiz her sabah,, yapılması gereken en doğru şey de bu sanırım.. gün geçtikte yanlışlar doğruların,, doğrular yanlışların yerini almaya,, yalanlar en doğaldan daha doğal olmaya devam ettikçede maske takanların sayısı gitgide artmaya devam edecek sanırım..
    (whatelseisthere, 04.05.2008 03:34)
  9. her koyunun kendi bacağından asıldığı şu günlerde pek olanaklı olmayan eylem. herkes kendisi için mutlu olur. gerektiğinde yine kendisi için ağlar.
    (chakıl, 04.05.2008 04:14)
  10. duygulardan fedakarlık etmektir. belki bir mutsuzluk vardır insanın içinde ama üzmek istemez hiç kimseyi sebepsiz yere. belki başkalarını mutlu etmek öldürür içindeki mutsuzluğu düşüncesiyle hareket eder insan; olabildiğince mutlu görünerek fedakarlık eder duygularından. o an içinde tanımlanan duygusunun dışa yansıması belki bir damla gözyaşıdır ama mutsuzluğunun üstünü bir toz bulutuyla örter hep, saklar içini sevdiklerinden onları da mutsuz etmeme düşüncesiyle. mutsuzluğu büyürken içinde dışarı farklı yansır duyguları. tıpkı başkaları mutlu olsun diye mutlu gözükmeye çalışan bir palyaço gibi. hüznünü boyalarının arkasına,renkli kıyafetlerinin ardına saklayan ağlayan bir palyaço gibi....yüreği ağlarken bile gülmeyi ve güldürmeyi becerebilen masum bir palyaço...
    (aller anfang ist schwer, 04.05.2008 21:24 ~ 21:27)
  11. insanın kendisine zarar vermesinin bir değişik yoludur. çünkü sahte bir gülümseme takınıp ortalarda gezindiğinizde tesadüfen bir aynaya denk gelip yüzünüzün bu sahte halinden utanırsanız işte o anda uzun sürecek bir içsel hesaplaşma başlar.
    insan içinde bulunduğu ruh halini dışarıya yansıtmazsa ya da yansıtamazsa sürekli kendi içinde çelişmeye başlar. aslında olduğu yerden durduğu noktadan ya da takındığı tavırdan rahatsızdır. o gün kaşları çatık gezmek istiyorsa öyle gezmelidir.mutlu olmak kadar gülümsemek kadar üzgün olmak mutsuz olmakta kişinin hakkıdır. fedakarlık kısmına gelince hayatta fedakarlık yapmaya değer kişi sayısı çok az'dır. hele ki en ufacık bir sorun ya da çıkar çatışmasında bir an bile düşünmeden arkasını dönüp gidecek kişiler için fedakarlığın "f" sine bile kalkışmamak gerekir. elbette kişiler için bu ayrımı yapabilmek bir zaman ve belli bir tecrübe gerektirir.
    artık öyle bir dünya da yaşıyoruz ki siz başkalarının mutluluğu için uğraşırken o başkaları sizin mutluluğunuzdan son derece rahatsız olabiliyor. ve ne zaman kendisi bir mutsuzluk yaşasa size gayet güzel yansıtabiliyor. dolayısıyla bir başkası için sizin mutsuzluğunuz mutluluk ya da fırsat sebebi ise siz başkalarının mutluluğu için çaba harcamamalısınız. nankörlüğü nam salmış insanoğlu kısa zamanda öyle büyük değişimler gösterebilir ki sizin hayat görüşünüzü bile değiştirir. iyi niyetinizi toprğa gömmenize neden olur.
    bu yüzden hayatımıza sokacağımız kişileri çok doğru seçmeliyiz. fakat maalesef bu seçimi yapmanın bir dersi bir kursu bir okulu olmadığından çoğu kez hata yapmayı ve çoğu kez yanılmayı göze almak gerekir.
    (billy, 05.05.2008 12:30)
  12. başkaları mutlu olsun diye mutsuz olmaktan iyidir.
    (delicaponcadı, 05.05.2008 12:57)
  13. başkaları mutlu olsun diye mutlu olunmaz.
    başkaları mutlu olsun diye, mutluymuş gibi yapılır.
    (sleeplessbeauty, 23.06.2008 22:17)
  14. sevap olduğu konusunda ciddi şüphelerim var. hop, olayı din boyutundan değerlendiriyorum! din, kitlelerin afyonudur; afyon şirin bir ilimizdir ve de bitki olanı mutlu eder. afyonun verdiği mutlulukla etrafını da mutlu edersin. bu zincir böyle uzar gider. bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra olayın pek dinle ilgili olmadığını açıkça belirtmiş bulundum. ama silmiyorum. çünkü yanıla yanıla doğruyu bulacağım. vazgeçtim. mutlu musun?
    (bak arkadasim, 23.06.2008 23:09)
  15. genel olarak annelerin yaptığı şeydir. çocukları mutlu olunca mutlu olurlar, ve çocukları üzülmesin diye mutluymuş gibi davranırlar.
    sanıyorum çocuklarını korumakla görevlendirilmiş meleklerdir, en azından benimkisi öyle.
    (neva, 23.06.2008 23:19)
  16. en zor olandır. özellikle ikili ilişkilerde(tercihen sevgililik) yapılması vicdanen rahatlatıcıdır. ancak bazen o kadar üzer ki, yönünüzü şaşırırsınız. başkaları için mutlu olmaya çalışmak yerine, başkalarının mutluluğundan sebeplenmek en mantıklısıdır. paylaşım değil mi canım, paylaşım.
    (koltuk alti emen psikopat kedi, 23.06.2008 23:27 ~ 23:27)
  17. gereksiz bir tavırdır. medeniyet içinde toplu olarak yaşamaya alışık olsak da, insanoğlu özünde yalnız bir varlıktır ve aslında her türlü sorumluluğu da, duyguları da yalnızca kendisi ile ilgilidir. elbette empati duygusundan mütevellit sevdiklerine karşı düşünceli ve sevgi dolu olmak her insan evladının yine doğasında mevcut, ve dahi boynunun borcudur. ve fakat başkaları için olmayan bir şeyi zorlamak ne o başkalarına, ne de kişinin kendisine mutluluk getirecektir. esas olan içinden geldiği gibi davranmak, meseleyi abartmamaktır...
    (esmeralda, 23.06.2008 23:43)