aşmış bir empati yeteneğine sahip olmak. iyi bir meziyet gibi gözükse de karşınızdaki insanı korkutmak gibi bir sonuç doğurabilir. ne de olsa kimse, bir başkasının karşısında duygusal olarak çıplak kalmak istemez.
sevgili yazarımız
* silverjuiceun sıksık yaptığı eylem.
çok anlayışlı ve olgun olmanın getirdiği bir şey..
benzer şeyi yaşayıp daha iyi fikirler üreterek ona yardımcı olmamızı sağlar.
karşımdaki kişilerin iyiki varsın ben de tam öyle düşünüyordum demesi üzerine evet ya bende muktedirim galiba diye beni düşündüren vukuu
(pudra, 24.05.2004 20:44)
bir his ancak insanın kendisinin olacağından böyle bişeyin mümkün olmaması gerekir.
başkasının hissi anlaşılmaz. ancak karşılaştırılabilir.
psikolojik olgunluğunu tamamlamış insanlarda görülen bir durumdur. algılaması yüksek, , yaşanan olaylardan ders çıkarabilmiş, tecrübeli kişilere mahsus bir eylemdir. tecrübelerin yaşla bir ilgisi yoktur.psikolojik olgunluk genç insanlarda da görülür.
(sasajay, 24.05.2004 20:52 ~ 27.05.2004 01:43)
çok hassas yaradılışta olmanın doğurduğu bir sonuç.
bir kimseyi o kimseden daha iyi bilen, birinin ne zaman acı çektiğini, ne zaman acıktığını, ne zaman ağlayıp ve zaman güleceğini kestirebileceiğini ima eden insan modelinini öne sürdüğü sav.
külliyen yalan olup düşünme noksanlığı sonucunda ifade edilmiş bir cümledir.
her hissedilenin anlamını ve neden dolayı vuku bulduğunu anladığını ima eden; şarabı, ağzını damacananın musluğuna dayamak suretiyle tüketmiş arının ağzından dökülen sözcükler toplamı.
kişinin yaşadıklarını ve hissettiklerini kişiden çok daha iyi anladığını ve hissedebildiğini iddia eden kimsenin, hisleri ifade edilen kimse yerine de bu hayatı yaşadığını ifade etmek amacı ile sarfedilmiş ilginç, insanı bir o kadar da güldüren cümle.
karşındaki kişinin kullanmak istediğim kelime tam anlamı ile bu nasıl bu derece iyi anlıyorsun beni demesi üzerine daha bir mutlu olunabilcek durum.çünkü kişileri anlamak başlıbaşına bir sanattır.
(pudra, 26.10.2004 10:22)
başka birinin duygularına tercüman olmak, aklını okumak gibi bir şey..
kendini bişey sanan insan modelidir. hatta kimse kimsenin acısını hissedemez kan bağı olmadıkça.
tecrübeden başka hiçbir yol ile elde edilmesi mümkün olmayan yetenek.
sadece tesellidir. gerçekle alakası yoktur.
empatinin bu kadarı da pes denilesi anlayıştır. buna tepki olarak;
(bkz:
çeken bilir),
(bkz:
el elin eşeğini ıslık çalarak arar),
(bkz:
ateş düştüğü yeri yakar).
ama yok mudur son derece duyarlı insanlar? vardır da bir yere kadar.
olaya dışarıdan bakmak.
hisleri tahmin edilen kişiyle büyük bir duygusal bağa sahip olma durumu.
bu bağın oluşma süreci şu şekilde gelişir: tanışma-paylaşma-bağlanma
bu durumdaki çiftler: sevgililer(gerçekten birbirini sevenler ama), çok yakın dostlar (iki gün sonra sırtından bıçaklamayan, arkasından konuşmayan), kardeşler, aile bireyleri, nadiren de olsa "ruh ikizini" bulmuş tanışalı iki gün olmuş ama leb demeden leblebiyi anlayan kişiler.
ancak geçmişinde benzer durumları yaşamış kişinin iddia edebileceği bir durumdur. medyumluk gerektirmez, çok büyütmemek gerekir.
bu kişinin anlamaya çalıştığı genelde çok sevdiği kişiler olur. olası sevgililer ya da sevilen arkadaşlar gibi... anlamaya çalışır, tüm enerjisini buna verir ve tabii tavsiyeler vermeye başlar. genelde bu sözler çok dinlenmez. ne de olsa bir müsabet bin nasihattan iyidir. bu kişide kahramanlık hevesiyle ortada kalakalır. muhterem duygu insanına söylenecek tek söz vardır:
herkes kendi hayatını yaşar. git sen de kendinle uğraş be kardeşim!
-anne neden saçımı boyatmama izin vermiyorsun?
-çünkü bunun seni popüler yapacağına inanıyorsun.
-hayır ben sadece..
-dikkat çekip şu platonik olduğun erkek arkadaşını etkileyebilmek istiyorsun ayrıca.
-hayır ben saçımın...
-bence dış görünüş yerine davranışlarınla onu etkileyebilmeyi isterdin.
-of anne sen ne anlar...
-bana bağırman seni senden daha iyi anladığım için kızmana ve bir kaçış içinde olmana işaret.
-anne yeter!
-sohbeti bitirmek istiyorsun.
kimsenin anlıyamayacağı bir takım garip hislerin ağına düşmüş tanımlanamaz acılar yaşıdığını idia eden kişilerse mevzu bahis olanlar aklı başında olan herkesin yapabileceği şeydir.
(bkz:
ilgi)
akıl vermeye bayılan insanların yetenek olarak gördüğü duygudur.aslolan kendi hislerini kendinden başka kimsenin anlayamayacağıdır.tamam,empati diye birşey vardır ama kendi hislerin daha kuvvetlidir...
gerçekten anlaşılmak istiyor muyuz? sorusunu akla getirir. biz bile kendimizi tam olarak çözemiyorken birisinin bütün durumuzu anlaması, ne hissettiğimizi bilmesi, kendimizi çıplak hissetmemize neden olur. korkutucu bir durum.
ya herşeyi biliyorsa hakkımızdaki?
her zaman geçerli olmayan, ama benzer bir deneyim yaşandıysa ancak o konu ile ilgili olarak daha iyi empati kurabilecek insandır.
(bkz:
damdan düşen var mı)
karşıdaki kişiyi sevmek ile başlar. çünkü, bir insanı sevmek onun dilinden anlamak, en azından onun dertlerine çare olabilmek için çaba göstermeyi karşıdakine farkettirmektir.