bir ülkenin lideri olunurken göze alınması gereken eleştirel yaklaşımlardan birtanesi. yapılanları tasvip etmemenin, küçük işler peşinde koşanların küçük lakaplarla anılacağının büyük göstergesi.
ancak herkes eleştiriye tahammül edemiyor. tony blair, bush'un köpeği olarak karikatürize edildiği hangi gazeteye dava açtı? kimden tazminat istedi? bir lideri köpek olarak resmetmek, rte demekten daha mı az aşşağılayıcı?
bu tür eleştirel karikatürler, lakaplar, aşşağılama örnekleri birçok demokratik ülkede görülür. kimse de kalkıp ''sen halkın seçtiği adamla böyle konuşamazsın'' demez.
halkın dörtte birinin oyunu alıp meclisin %63'üne sahip olan bir partinin lideri eğer diktatörmüş gibi davranırsa, demokrasinin kendisine verdiği hakları kullanarak rejime ve demokrasiye karşıt tavırlar sergilerse, bu şahısa başbakan değil rte bile denilemez. cumhuriyet yazarları yine insaflı davranıyorlar.
yönetim biçimine olursa olsun devletin amacı halka hizmettir. bu amaç ile başa geçirilen biri, bir zümre, iktidar, parti vs. bu görevi unutmamak zorundadır. bu görevi unutanlar (evet yine yönetim biçimi çok farketmez.) halka hizmetçi ya da oy verdirgeç gözüyle bakanlar( demokrasilerde tabi) saygınlığını kaybeder. bu doğal olduğu kadar kaçınılmazdır da. ve bir şekilde de mahvolurlar.
evet. hesapladım. insan vücudu recep tayyip erdoğan gibi uzun bir kelime öbeğini ağızdan istifra ettirmek için yaklaşık 0.012 kalorilik enerji veya klavyede yazmak için 0.0136 kalorilik enerji harcamaktadır. lakin bu bir yılda kişi başı harcanan elektrik tüketiminin %1'idir (oha). eğer ki biz duyarlı vatandaşlar olarak rte gibi üç harfli senkron multichannel direct vocabulary subject bir kelimeyi kullanırsak harcadığımız ağız istifrası enerjisi 0.0015 kaloriye ve klavye parmak enerjisi de 0.00188 kaloriye düşmektedir. bu enerji miktarları yıllık kişi başı enerji tüketimini yaklaşık %0.1 seviyelerine çekmekte olup yüksek meblağlarda tasarruf sağlamaktadır. şimdi bu hesaptan yola çıkarak; kişi başı %0.9luk enerji tasarrufunu 70 milyonluk türkiye nüfusu ile çarparsak. birde yaklaşık 70 sene yaşadığımızı varsayarsak. tasarruf ülke genelinde yaklaşık %44.10 civarında seyredecektir. kulaklarınızı açın burayı dinleyin. %44.10!!!! bu tasarrufun yıllık ülke gelirine katkısını düşündüğümüz zaman, yapılacak okullar, okutulacak çocuklar, inşa edilecek hastaneler, düzgün alt yapı, barajlar, işsizlere iş ve belki halkı en çok etkileyecek olan şey, camiler.. vb. bilumum hizmetler için vergilerden düşülüp, yüksek miktarda fon ayrıldığını düşünün... emin olun, "atatürkün bizlere kanla kazanılan özgürlüğümüz sonucunda emanet ettiği laik türk cumhuriyetine" bahsi geçen şahsiyetten daha çok katkıda bulunacaktır bu eylem. haydi o zaman hep birlikte söylüyoruz: rte.
ismi recep tayyip erdoğan olan ve 22 temmuza kadar ülkeninin başbakanı konumunda bulunan kişinin isminin rte şeklindeki kısaltmasının kullanılmasıdır. bazı kişilerce küçük görme ve aşağılama yaftası yapıştırılsa ve bazıları tarafından da gerçekten bu anlamda kullanılsa da çok normal bir durum olup, kendi adıma bir aşağılama ifadesi olarak görülmemektedir. adamın adı uzun biz ne yapalım. aşağılayacaksam adam gibi aşağılarım, rte den aşağılama mı olur arkadaşım? gerçek aşağılama küfürle de yapılmaz ayrıca. küfür dediğin anlık bir tepkidir. aşağılama dediğin özen isteyen bir iştir. ayrıca dilimiz dahilinde oldukça yetkin cümleler kurulabilmekteyken, değeri, sözleri ve icraatları kendinden menkul bir başbakanı aşağılamak için kısaltmalara mı kaldık?
çoğunlukla yapılan ve benim de severek yaptığım bahsetme şeklidir. ama ahmet necdet sezer'e "ans" diyen görmedim henüz. uzun isimse o da uzun isim, bir başka sebebi var sanırım.
rte i.melih gökçek gibi başka anlamlara çekilebilecek(çok kasarsanız belki çekilebilir) bir kısaltma olmadığı için mümkün olabilecek olay. başbakan ayrı şey rte ayrı şeydir. bu başbakana saygıyı(eğer varsa) azaltmaz. nba'de michael jordan'a çok büyük saygı duyulmasına rağmen mj denmektedir. "çok sayın başbakanımız rte" demekle "rte" demek arasında görünürde saygı açısından bir fark yoktur.