100 kişilik
pkk ve
tikko yaratığının gerçekleştirdiği katliam.
yer
erzincan ın
kemaliye ilçesinin başbağlar köyü.
kayıplar
29 kişi kurşuna dizilerek
1 çocuk 1 i kadın 4 kişi ateşe verilen evlerde yakılarak
3000 baş hayvan aynı şekilde yakılarak katledilmiştir.
sonuç
bu kişilerden 16 sı yakalandı.
22 eylül 1997 de
dgm de görüldü.
biri 14 diğeri 3.5 yıl olmak üzere 2 kişi tutuklandı.
sivası yakanlar da
başbağlar ı yıkanlar da
insan görünümlü yaratıklardı.
(radi, 05.07.2007 11:54 ~ 11:55)
sivas katliamından hemen sonra güya madımak faciasının öcünü almak için oçöçs grubu olan pkk'nın yaptığı eylem. toplamda 33 kişi öldürülmüştür. orada hayatını kaybeden insanların insan hakları nerede acaba?
başbağlar katliamı!
tarihten beri süregelen bir gerçek vardır. filler ezer, çimenler ezilir. çimenlerin ezilmesi tabii bir sonuç olduğundan pek de üstüne varılmaz. tarihte şimdiye değin hep böyle olmuştur. bunu birçok somut örnekle pekiştirebiliriz. her ne kadar filler ve çimenlerin savaşımından 'demokrasi' mefhumu, çeşitli devrimler ortaya çıkmış olsa da tüm tarihsel olaylar bu fasit daire(kısır döngü) 'nin önüne geçememiştir.
hitler'in gerçekleştirdiği yahudi katliamı tüm dünya'da büyük ses getirdi. dünya ticaretinin direksiyonunda olan yahudi ırkının böyle bir zilletle karşı karşıya gelmiş olması dünya kamuoyunun tam orta yerine oturdu. birçok çevreler bu soykırımdan ötürü dehşete kapıldılar. elbette yahudiler müthiş politikalarıyla bu rüzgarı yine kendi lehlerine çevirmekte muvaffak oldular. şu an 'soykırım' denilince aklımızda hemen 'yahudi kırımı' nın gelmesi bu politikaların başarı derecesini gösterir.
burada, filler içinde, dünyada güçlü bir konumda olan yahudi ırkının, hatta hakkında 'dünya üzerinde yahudi bir minibüs şöförü görürseniz bilin ki kıyamet kopacaktır!' şeklinde sözler üretilen burjuva merkezli yaşama sahip bir ırkın 'soykırım'a uğraması şüphesiz ki kabul edilemez bir şey olmuştur. çünkü sular tersine akmıştır.
bir diğer tarafa baktığımızda da bizi karşılayan bir gerçek var. sovyet lideri, stalin'in de, döneminde, neredeyse hitler'e yakın bir rakam çıkarmış olmasına rağmen adından 'soykırım', 'katliam' gibi kelimelerle söz ettirememesidir. çünkü orada ölen 'halk'tır; avam tabakadır. halkı dinden soğutma ereğiyle, müslüman mezarlıklarının arasındaki patikalara mayın döşeyen bir diktatör'ün bu yaptıkları elbette yanına kar kalmalıdır. çünkü ezdiği, kısır döngünün bir gereği olarak yine şimdiye kadar ezilen kesim olmuştur. hem de bunu 'sınıfsız toplum' yalanına oturtarak yapmıştır.
madımak'ta da yitirdiğimiz insanlar, elbette halkın üstünde olan, havas tabaka'nın elemanlarıdır. her şeyden önce candırlar, insandırlar. ama tüm bunlar halk'tan müstesna aydınlar olduklarını değiştirmez. elbette aydın olmak suç değil. bunu sadece onların da halktan ayrı olarak başka bir tabakanın elemanları olduğunu söylemek için yazıyorum. yine halk'tan müstesna olan kimselerin böyle bir elim olaya kurban gitmiş olması, yazılı-görsel basında, ve birçok aydın çevrelerde populasyon sağlamış bir konu olmuştur.
yine daha önce yaptığımız gibi biraz batıdan, doğuya doğru kayalım. tarih: 5 temmuz 1993. yer: erzincan'ın kemaliye ilçesi. başbağlar köyü. 33 köylü, çoluk çocuk, kadın, erkek, hasta, genç, yaşlı demeden meydana dolduruldular. ve tarihin getirdiği bu acımaz itiyad. onları da vurdu. provakasyon'un ikinci ayağı 'başarıyla'(!) gerçekleşti. şu an hala "sivas", denilince akla 'madımak' gelirken, "başbağlar"in esamesi bile okunmuyor.
mesut çakmak'ın bir ezgi ile dillendirdiğidir,
katliamdır.
http://umutfm.com/...
erzincan'dan haber geldi.
dediler: "kanlı borasar!"
gariplere oldu mezar,
vay yiğidim, vay mazlumum vay!
oy başbağlar oy başbağlar!
garip anam başın bağlar.
bana da diyemez belli.
yağdı üstüne kurşunlar vay!
yakılmıştı tüm evleri,
kan doldurdu dereleri.
söyle bana kanlı testi
kim öldürdü bebeleri vay!
olayidim olayidim
delikanlı olayidim.
elde mavzer, dağ başında
zalimleri bulayidim vay!
katliam,vahşet,insanlığımızdan utanmaya bir neden daha...2 temmuz 93 madımak katliamından üç gün sonra yapılan bu kabullenilmeyecek olay memleketimin kana susamış kesimini sevindirmiştir...bir misilleme,bir intikam,bir şeref...bu iki katliamı yarıştırmak isterler,bu iki katlimanda insanlarımızı umursamadan kaç kişinin nerde yakıldığını,nerde vurulduğunu sormak isterler,insanın yaşamaya hakkı varken insanları masum,düşünen,düşünmeyen şeklinde sınıflandırarak bu katliamı hak edip,hak etmediğini sorgulamak isterler...istenilen teş şey barış mıdır?belki bu ülkeden tek istediğimiz barış,dostluk,eşitlik...başbağlar'da katledilen 33 insanımız,dostumuz madımak'ta katledilen 37 insanımız,dostumuz kimlere kurban oldu?ideolojiler değil bunun cevabı,düşünceler değil memleketini sevmek değil...bu cevapları verenlere de saygım var,ama insanlığa yakışalım yurttaşlar,barış savaşarak gelmez...
her şeyden önce toplu cinayettir, tıpkı sivasta bu olaydan 3 gün önce yapılan gibi, tıpkı dünyanın dört bir yanında (ırak, bosna, afganistan, ruanda ve daha bir çok yer) yapıldığı gibi.
"bir kişiyi öldüren tüm âlemi öldürmüş gibidir", "eğri cetvelden düz çizgi çıkmaz"
arada yalnızca 3 gün var; 3 koca gün, 3 küçük gün.
sanki kirli bir senaryodaki bir sahneden diğer sahneye geçiş gibi.
sahne n [serim sahnesi 1, düğüm atılır]:
"bir otelde kalabalık bir topluluk vardır. bunların ortak özelliği 'a grubu insanlar' olmalarıdır. bir ara yangın başlar ve her nasılsa her yana yayılır ve 37 kişi orada yanarak can verir."
sahne n+1 [serim sahnesi 2, bir düğüm daha atılır]:
"ansızın bir köy basılır ve oracıkta ne olduğu anlaşılamadan 33 kişi katledilir. bu katledilenler de 'b grubu insanlar'dır. acımasızca çocuk, kadın hatta başka canlılar demeden hepsi imha edilir."
sahne m [action]:
'a grubu insanlar' ve 'b grubu insanlar' ve de 'c,d,e,f,g grubu insanlar' tüm yöntemler kullanılarak, özellikle de medya vasıtası ile birbirine düşürülür. ne kadar insan birbirine düşürülürse nefret o kadar çok olur ve demokratik rejim denen saçmalığın ve birlikte yaşanabilineceğine dair fikirlerin de önüne geçilir. derin menfaatler her şeyin önündedir ve de kemik bâbından menfaatler de piyonların hizmetindedir.
__________
sonra:
senaryo bir türlü toparlanamaz, oyuncular tüm bilimsel kitle imha yöntemlerine rağmen rollerini gerçekleştirmez. devreye ses getirecek
faili meçhul cinayetler de sunulur ama hikaye nasılsa kopmuştur. sanki film yönetmenlerini ve yapımcılarını da oyuncu konumuna düşüren başka bir senaryo devreye girmiş gibidir.
başbağlar köylülerinin suçu neydi gerçekten?dinlerine,milletlerine,bayraklarına bağlı olmaları mıydı?geçim derdinden başka siyasi sorunlarının olmaması mıydı?aydın olmamaları mıydı?
yoksa doğuda,geri kalmış,hastanesine,okuluna gidecek köprüsü olmamasına rağmen bir terörist yetiştirip dağa salmamış olmaları mıydı suçları?
neymiş efendim başbağlar olayı sivastaki olanlara misillemeymiş.sanki madımaktakileri başbağlar'ın dünyadan habersiz köylüleri yakmış.
yüreklerimizi parçalayan bir katliam olmasına rağmen niyeyse hep geri planda tutup hiç gündeme getirmeyip hatta yıldönümlerinde ölenler için rahmet, arkada kalanlar için sabır dilemediğimiz, yoksaydığımız katliamdır. sanki onu aklimizin ulaşamayacağımız bir köşesine attıkça onu yaşanmamış yapacakmışız gibi gazetelerimiz yazmaz, televizyonlarımız göstermez olur o gün onu. böylece yoksayariz onu olmamış olmasını dileyerek, kotu bir kabus gördüğümüzü düşünür etrafımızdaki sanallığa döneriz.
tikko ve pkk o dönem alevileri kendine çekmek için bu katliamı gerçekleştirmişlerdir. bu katliamı üstlenmişlerdir. bu katliamı tikkoluları bilmem ama pkk'lılar anarken adeta dört köşe olurlar. bir kaç pkk sempatizanı bilirdim, en azından onlarda gördüklerim buydu. zaten sonra hapse girdiler, şimdi durumları nedir bilmem ama 33 insanın katline gülenlerin insan olamayacaklarına eminim. yüzyıl da yatsalar uslanmazlar onlar. bir kere nefret bürüdü mü bünyeyi, hapsolursunuz ona.
haliyle kimileri çıkıp bunu alevilerin işlediğini, işlemedilerse bu olaydan hoşnut olduğunu iddia edebilir. başbağlardaki katliamı yurdum insanlarının kullandığı şekilde değil de kara cahil manasına gelecek şekilde yobazlar işlemiştir.
sivas katliamı'na dair bir sürü belge, görüntü filan mevcuttur. oradaki sloganlardan, insanların kimliklerinden filan latliamı yapanların kimler ve hangi zihniyet olduğunu bulmak kolay ama başbağlar muğlaktır. belgeler, görüntüler yoktur. şahitler deseniz onlar da yok. ustaca yapılmış bir katliamdır başbağlar. sürekli hatırlatılmaz ama zira siz bir şehit haberinin her yıl hatırlatıldığını gördünüz mü? hayır. çünkü her yıl hatırlatmak olayı gerçekleştiren teröristleri sevindirmekten öteye gitmez. bu nedenle hatırlatılmaz ama sivas katliamı her sene anılır. zira bu örgütlü bir terör eylemi olamktan ve sadece 37 canı anmaktan çok geçmişten günümüze alevilerin yaşadığı acıların hesabını sormak için bir araya geldikleri zamandır.
başbağlar katliamını yapanlar da sivas katliamını yapanlar da canidir, katildir, yaratıktır, cehennemde yanasıdır ama bir şey var ki başbağlar katliamı asla ve asla aleviler tarafından gerçekleştirilmiş bir rövanş değildir. bunu iddia etmek bağnazlığn ta kendidir.
ayşe kulin'în
köprü romanında işlediği katliamdır.okurken bile insanın kanını donduran bu olayı yaşayan insanları düşündükçe içim daralıyor.
bazı orosp.çocuklarının orada-burada vs. deki katliamları! ve bariz provakatif olayları ballandıra ballandıra anlatıp, yok öyle özür dilenmeli, yok böyle taviz verilmeli, yok şöyle gerçekle yüzleşilmeli gibilerinden akıl verme eylemlerine rağmen!!! bu vahşete, şerefsizliğe... gıklarını çıkarmadıkları belki hoşlarına bile gitmiş olup timsah gözyaşlarıyla geçiştirdikleri kendi demokrasilerinin intikamı!!! bu şekilde alınan intikamın dünyanın neresinde ve kime karşı olursa olsun anasını s.kerim ben...
katliamın tüm ayrıntıları için bir alıntı yapmak zorunda hissediyorum kendimi...
katliam nasıl gerçekleşti ?
hedef seçilmiş, ekipler hazırlanmış ve hain plan uygulanmaya başlanmıştı.köyün etrafı kuşatılmış, telefonları kesilmişti.
köyün insanlarının az sonra başlarına geleceklerden haberleri yok.namaz vaktidir.hoca güzel sesiyle ezan okumakta, köyün erkeklerinin bir bölümü cami avlusunda abdest alırken, bir bölümü de abdestlerini evlerinde almış, camiye doğru hareket etmekte.köy sessiz; hergünkinden daha sessiz.
başbağlar köyünde bugün bir farklılık var.hava diğer günlerden daha güzel.dağlar bu şirin köye tebessüm ediyor adeta.hocanın okuduğu ezanla, bir hüzün doluyor köyün insanlarına.farkında olmadan hoca ezanı bir hoş ve hüzünlü okuyor. az sonra olacakları hissetmişçesine hoca ağlıyor adeta......
başbağlar'ın insanları bugün suskun, konuşmuyor .olacak bir-şeyler belli ki... ancak korku yok kimsede.gökyüzü tebessüm ediyor başbağlar köyüne.hocanın okuduğu ezan sesi bir anda kesili-yor.köyde bir panik yaşanıyor ve hocanın sesi duyulmuyor artık.az önceki duygusallık, bir anda, acıya ve çocukların ve kadınların bağı-rışmalarına bırakıyor yerini.
5 temmuz 1993. saat 20.30. köyün etrafında ve içinde yüz civarında gözü dönmüş cani.suçsuz, günahsız insanları öldürmeye niyet etmiş bir grup dağ eşkıyası.
hocanın sesi duyulmuyor
saat 20.30 sıralarında hoca elinde mikrofon, yüzü duvara dönük ezan okuyor.hoca, arkasından gelenleri görmüyor.ezan daha bitmeden hocanın ensesine bir tokat iniyor.hoca arkasını dönünce, eli silahlı militanları görüyor.ezan yarım kalmasın diye "bırakın ezanı tamamlayayım" dese de, dinletemiyor.yaka paça sürükleniyor.ay-nı anda camide mevcut bulunan cemaat de dışarı çıkarılıyor.
camide bulunmayan erkekler tespit ediliyor
caminin içinde olmayan köyün erkekleri tespit ediliyor.falan filanı getirin diye emirler yağıyor.baskın yapanlar aradıkları insanları ismen biliyorlar.sıradan bir baskın değil bu.m hitanlar, evlere dağılıyor, kadın, erkek, çocuk hepsini dışarı çıkarıyorlar.zaten adil hocanın okuduğu akşam ezanının birden bire yarıda kesilmesine köy halkı bir anlam verememişti.köyün içinde bulunan militanlar, kısa sürede köyde bulunan tüm insanları bir araya topluyorlar.
olayı yaşayanlar anlatıyor
katliamı yaşayanlardan e.a gördüklerini şöyle anlatıyor;
"akşam namazına duracaktık ki torunum geldi.anarşistlerin köyü bastığını söyledi.ben de hemen kapıyı kapattım.kapıyı kapatırken, beni gördüler.gelip kapıyı açmamı istediler.ama ben kapıyı açmadım.döndü gittiler.biz namazımızı kılıp dua etmeye başladık.pencereden baktım ki komşunun kapısını kırıp evdeki erkeği dışarı çıkardılar.bir adamı başına diktiler.tüfeği dayadılar ve beklemeye başladılar.birkaç kişi geldi, bizim kapıyı kırıp içeri girdiler ve evde erkek olup olmadığını sordular.
erkeklerin evde olmadığını söyleyince, evin içine girdiler.o sırada yanımda bulunan parayı onlara doğru uzattım, belki parayı alır da bir şey yapmadan çekip giderler diye.parayı aldılar, tüfeğin ucuyla beni, gelinimi, torunumu iterek dışarı çıkmamızı istediler.çıkarken geri döndüm ki odaya bomba koyuyorlar.
dışarı çıktıktan sonra evi ateşe verdiler.beni götürürlerken itti ve kaktılar.hasta ve yaşlı olduğumu söyledimse de beni sürüklediler.kadınların toplandığı yere götürdüler.etrafımıza bomba koydular.bir taraftan evleri ve arabaları yaktılar.içlerinde bayan olan terörist ziynet eşyalarımı istedi.olmadığını söyleyince "siz istanbul karagümrük’ten geliyorsunuz, sizin altınınız olmaz mı ? " dedi.
katliamı gerçekleştirenler köyü iyi biliyorlardı
baskın sıradan bir baskın değil.sanki katliamı gerçekleştirenler daha önce köye birkaç defa gelmişler. öyle ki köyün tüm mahallelerini ve köyde yaşayanları biliyor, ne tesadüf ki istanbul’dan köye tatil için gelen misafirlerin bile bulundukları evler tespit edilebiliyor.ve siz istanbul karagümrükten geldiniz ifadesini kullanabiliyorlar.köyde bulunan kadınlardan f.p. yaşadıklarını ağlayarak şöyle anlatıyor;
"militanlar, kapının önünden ismen çağırıyorlardı köyün insanlarını.selim pato, sen gel dediler.görümcemin oğluna, recep sen de gel, dediler. doğru camiye dediler.ben içeride pencerenin önünde oturmuş dinliyordum. birkaç militan sokaklara dizildi. a.c'yi çağırdı.
bu adam yanımızdaki ilçenin köyünde oturuyordu.bizde tırpan yapıyordu. onu görünce hayrete düştüm.daha sonradan biz kadın ve çocukları da topladılar. derenin yanında toplandık.başımıza bir kız, bir erkek militan koydular.erkekleri de öbür tarafa topladılar."
kanlı bir katliama başbağlar köyü sahne oluyordu artık.bu dağ köyünde yaşayan insanlar, üstelik çoğu da yaşlı, suçsuz, günahsız olmalarına rağmen, hain kurşunlara hedef oluyorlardı.artık köyde yanan evlerin alevi ve kurşun sesleri duyuluyordu.köy sakinlerinden g.d. "biz kadınları topladıkları yerde havaya uçuracaklarmış, allah kurtardı bizi, dereye topladıklarında yanımıza bir şey koydular.biz telsiz var sanıyoruz.ne konuştuğumuzu dinlemek için telsiz koydular sanıyoruz. aramızda sessiz sessiz konuşuyoruz. meğer bombaymış.dereden çıkmışız, bomba patlamış." köyün erkekleri öte tarafta kurşuna dizilirken, kadınlar ve çocuklar dere kenarında, yanlarına konan bombadan habersiz, militanlar köyü terk ettikten sonra dereden ayrılıyorlar.ayrılmasalar, köydeki erkeklerin akıbetine kadın ve çocuklar da uğrayacaktı.militanlar, sloganlar atarak kanlı eylemlerini gerçekleştirdiler.kadınların ve çocukların ağlaşmaları ve köyün tamamen yanması onlara adeta büyük bir zevk veriyordu.
bir daha okula gitmeyeceksiniz
kanlı katliamın gözü yaşlı tanıklarından n.l. " köye geldiler silahlı silahlı adamlar.sırtlarında bombalar vardı.gözümün önünde silahlarını ateşlediler.33 kişiyi kurşuna dizdiler.ben onların yanında duruyordum.hepsi sizin gibi bizim gibi konuşuyorlardı.benim yanımda bir tane çocuk vardı.çocukları tutuyorlardı "bir daha okula gitmeyeceksiniz." diyorlardı.ben dedim ki: oğlum niye okula gitmesinler ki? birisi elini benim omuzuma dayadı." konuşma sen ne anlarsın?" dedi.köyü üç dört defa dolaştılar kim var kim yok topladılar.allah kimseye göstermesin, göz önünde insanların öldürülmesi çok acılı bir durum."
katliamı gerçekleştirenler köydeki insanları toplarken: "size bir şey yapmayacağız, sadece konuşacağız." diyorlardı.ancak militanların hareketleri ve gözlerindeki ifade durumun hiçte öyle olmayacağını gösteriyordu.
militanlar, köyde gerçekleştirdikleri katliamda kinlerini yenememiş olacaklar ki, köydeki evleri, araçları ateşe verdiler.evlerin yanında bulunan ahırlardaki hayvanlar da çıkan yangınlarda diri diri yandılar.
konuşma yapacağız
başbağlar köyünün muhtarı: "militanlar camiye girdiklerinde sanki beni tanıyorlarmış gibi yanıma geldiler.daha önce teröristle karşılaşmadığım için çok korktum.benim yanıma geldiler.tehditler yağdırıp bütün köyü yakacaklarını; ancak kimseyi öldürmeyeceklerini söyleyerek bu eylemin amacının t.c. "ye bir uyarı niteliğinde olduğunu belirttiler.daha sonra erkekleri köyün dışına çıkardılar ateşe başladılar.ben arka sıralarda olduğum için biri göğsümden ikiside bacağımdan üç kurşun yedim.ölmüş gibi yaptım canımı kurtardım." diye anlattı olayı.
yine köyün erkeklerinden yaralı olarak kurtulan s.a. :" camide namaz kılıyorduk/ikisi kadın çok sayıda militan namaz ortasında ellerinde silahlarla camiye girip namazı bozdular.daha sonra bizi silah zoruyla dışarı çıkardılar.bize : "korkmayın sizi öldürmeyeceğiz" dediler. daha sonra bizi köyün yüz metre dışındaki kavaklık bir yere topladılar.burda yaklaşık bir saat propaganda yaptılar."hükümet kuracağız, t.c. sizi ve bizi türk-kürt-alevi-sünni demeden katlediyor. hesap sormaya geldik.birbirinize sarılın" dediler.daha sonra militanların lideri olan kişi telsiz görüşmesi yaptı ve ateş serbest diye bağırdı.otomatik silahlarla üzerimize ateş açtılar.aramızda sağ kalanları ayrıca yakından ateş ederek öldürdüler.ben kenarda kalmıştım.ölü numarası yaptım.sırtımdan iki kurşun yedim."
silah sesleri dağlarda yankılanıyor.köyün tüm erkeklerini bir araya toplayan teröristler bir buçuk saat propagandadan sonra elindeki makineli tüfeklerle ölüm kustular.şehit olan masum insanların feryatları ve atılan kurşunların çıkardığı gürültü munzur dağlarında yankılanıyordu.ne çareki başbağlar'dan çıkan feryat seslerini kimse duyamıyordu. katliam sonrasında şehitlerin üzerinde ve etrafında tam beş yüz elli mermi kovanı bulundu.kanlı baskının bilançosu: yirmi dokuz kişi kurşunlanarak şehit edilmiş, biri çocuk biri kadın, dört kişi de evlerinin içinde diri diri yakılarak şehid edilmiştir.köyde bulunan tüm evler ve araçlar yakılmış. başbağlar köyü büyük bir ızdırapla sabahı beklemektedir.
geldikleri gibi gittiler
militanlar topluca geldikleri köyden istediklerini elde ettikten sonra gittiler.başbağlar köyü karanlıktır artık.gökyüzü başbağlar'a ağlıyor.birkaç saat önce ne ezanı okuyan hoca, ne ezanın okunduğu cami, ne de camideki cemaatten eser kalmamıştır.
şimdi başbağlar'da yaşlı ninelerin ve çocukların feryat ve figanları duyuluyor.militanlar köyü terk ederken şehitlerin yanlarına bir bildiri bıraktılar.bu bildiriyle ülkemizdeki alevi-sünni çatışmasını çıkarmaya çalıştılar.söz konusu bildiride bu katliamın sivas olaylarına misilleme olduğu belirtiliyordu.
vahşet
30 erkeğin 27' si hain kurşunlara hedef olup can verirken 5 kişi de evlerinde diri diri yakıldı. ölenlerin yüzleri tanınmaz haldeydi. kiminin kafatası parçalanmış , kimisinin de bağırsakları vücudundan dışarı çıkmıştı. diğer tarafta tutulan kadınlar sabahın olmasıyla erkeklerini aramaya çıktılar. köyün yüz metre ilerisinde, köyün tüm erkeklerinin parçalanmış vücutlarıyla karşılaştılar.
başbağlar katliamından 14 saat sonra güvenlik kuvvetleri başbağlılar köyüne ulaşabildiler. başbağlar katliamında şehit olan 32 kişi kemaliye' nin başpınar nahiyesinde toprağa verildi . yine aynı gün köyün imamı adil torun, erzincan merkezinde toprağa verildi. köyde bulunan kadınlar ve çocuklar istanbul 'daki akrabalarının yanına gönderildi.
terörü çözüm görenlerin yaptığı terör eylemidir. sonuçta karşıda terör örgütü var.
ya bu,
bunun hesabını kime soracağız ?
http://www.netgazete.com/...
ya bunun?
http://www.radikal.com.tr/...
özetle öyle bi oyun dönüyor ki anlayan beri gelsin
ülke içinde ikilik çıkarma amacına hizmet etmesi için katliamcılar tarafından intikam kisvesine büründürülmüş katliam. çok fazla açığa çıkarılmak istenmeyen verilerin de ışığında bazılarına göre sivas katliamı ile bir bütün olarak planlanmıştı.
sivas katliamı kadar medyanın ilgisini çekmemesi kafalarda soru işareti olmuş. iki sebep var sanırım. biri başbağlar katliamında hayatını kaybedenlerin daha gariban olması ve bu katliamın anılmasını üstlenecek derneklerin bulunmaması. diğeri ise ülkemde hassasiyetlerin siyasi olması. sivas katliamı irtica korkusunu taze tutmak açısından oldukça elverişli. başbağlar katliamı ise siyasi rant olmaktan daha uzak, sıradan ve aşağılık pkk eylemlerinden biri.
itü sözlük yazarlarının genel profili hakkında ipucu veren menfur olay.
diğer taraftan "nefret nefreti doğurur" paradigmasının örneklerinden biri. özellikle perde arkası beyinlerini esefle kınıyoruz.
türkiye'de çıkarılmaya çalışılan başarısız iç çatışma çıkarma gayretlerinden ikisidir.
önce sivas'ta, sonra da başbağlar'da masum insanları katledip, bunları birbirinin misillemesiymiş gibi gösterterek, devam eylemlerinin gelmesini beklediler. gelmedi..
basında, sivil toplum örgütlerinde vesair yerlerde olayı körüklemeye çalıştılar. olmadı..
onlar peşini bıraktı. ama hala bu işten kendince küçük çıkar sağlamaya çalışan alevi ve sünni kesimin bazı saftorik insanları, bu işin planlı bir iş olduğunu anlamadı. kaşımaya devam ediyorlar.
alkışlayan alkışlasın, fatiha okuyan okusun, anan ansın, ölülerin daha fazlasına ihtiyacı yok. ne elde etmeye çalışıyorsanız, nerelerde yeni mevziler kazanmaya çalışıyorsanız, hepsini yapın da; suçsuz yere öldürülmüş insanların kemiklerini sızlatmayın artık.
sivas katliamı hakkında onlarca giri girilirken,gene
sivas katliamı ironi dolu harika cümlelerle!! süslenip püslenmiş giriler havada uçuşurken,400'e yakın giri yazılmışken kimsenin hatırlamadığı katliamdır.ama doğru ya,bu insanlar,yani katledilen insanlar aydın değil di mi?sıradan insanlar,köyde kendi halinde oturan insanlar.hem 33 kişi öldürülmüş bak,37'den az.yani madımak kadar büyük bir katliam değilmiş.şimdi eksi oy vermek için mouse,2unu butona doğru sürükleyen arkadaşlarımdan özür diliyor ve biraz durmalarını rica ediyorum:bu iki katliam arasındaki bizim göremediğimiz ne fark vardır ki
madımak katliamı'na gösterilen harika toplumsal duyarlılık(dalga geçmiyorum) bu katliama karşı gösterilmiyor?şimdi devam edip eksi oylarınızı esirgemeyiniz.hatta hemen
sivas katliamı başlığına ayar veren ironi dolu giriler yazınız
edit:imla
sözlükte
benim katliamım daha acıklı insanlarını gözler önüne sermiştir. böyle bir acı verici olayı giri sayısı üzerinden yarıştırmak nasıl bir öküzlüktür anlamak mümkün değil.
burda giri sayısı az ise , suç senin benim suçum. sivas katliamının ne suçu var. orada 50 kişi daha ölseydi daha fazla giriyi mi hakedecekti orası.
hainler güler, başbağlar kan ağlar.
intikammış.
ikilik çıkarmakmış.
sivas la aynı oyunun parçalarıymış.
ulan birinde 35, diğerinde 33 can gitmiş.
bahanelerin arkasına sığınma zamanı mıdır?
"kim bir insanı öldürür, bütün insanlığı öldürmüş gibidir!"
hz.muhammed.
edit:imla.
tanım:acıklı bir katliam
geçenlerde anlama problemi olan ve de kendi aramızda büyük bir ayıp ederek
otistik diye adlandırdığımız bir arkadaşım vardı.onla konuşurken
başbağlar katliamı'na insanların yeterince önem vermeyip toplumsal tepki vermediğini söyledim.
sivas katliamı'na verilen toplumsal tepki keşke buna da verilse dedim.o da şimdi
sivas katliamı'nın bunda ne suçu var öküz dedi.dedim gerçekten anlama problemi var.biraz hayvani vasıfları olan bir arkadaş işte,bizi kulağıyla değil de başka yerleriyle dinler.dedim salak,anlama problemi olan insanat;ben de aynı şeyi diyorum bu bizim suçumuz ;
sivas katliamı'na suç attığımı nereden çıkardın?sonra ironi yapayım dedim ama onu anlayacak kadar akıllı olmadığını anladım.ironiyi anlamak akıl gerektirmez ama aklı yoktu karşımdakinin işte,naparsın.hayvani vasıf taşımasına verdim ben de.hala bu kadar az gündem olmasına tepkiliyim,bunun bizim suçumuz olduğunu biliyorum ve de şu an bu suçluluk psikolojisiyle sesimi çıkarmak istiyorum.ama şimdi arkadaş dedi ki: yani
sivas katliamı'na daha mı az tepki verilsin?arkadaşımın anlama yetisi olmadığını söylemiştim,maruz görün.
edit:imla
kurt puslu havayı sevdi,
puslu hava 3 gün önce sivas'ta oluştu,
kurt yine fırsatı kaçırmadı , olan yine masum insanlara oldu...
koskoca bir köy yakıldı.
ölümün ideolojisi olur mu? katillik katilliktir. katil heryerde katildir.
kimden neyin intikamı alınıyor?
olan yine halka oluyor aga. yazıktır.
hiçbirşey unutulmaz. hak yerini bulur dicem ama...yok o da olmayacak. zira pkk lı 20 kişi gözaltına alınıyor olayla alakalı, 18 i bırakılıyor, 2 si hapse giriyor. yani şimdi koca kötü, 33 kişiyi 2 kişi mi yaktı...
yazıktır.
sivasta yananlara da , başbağlar da kurşuna dizilenlere de yazıktır. akpyle yönetilene de, chp ye oy vermez zorunda olan sol yanı titreyenlere de... yazıktır.
ne olursa olsun olan köyde ki osman amcaya, şehir deki memur hüseyin dayıya, pazarda çiçek satan ayşe teyzeye, jopla dayak yiyen emekçiye, öğrenciye oluyor.
düzen değişsede düzülen aynı oluyor. alevileri toparlayim derken sunniler yanıyor, din elden gidiyor diye aleviler yanıyor.
katliam zihniyetini taşıyanların her zaman olduğu gibi korkaklıklarını en iyi şekilde belirten savunmasız güçsüz insanlardan 33 ünü öldürmesiyle sonuçlanan olaydır ..
derin devlet insaları solculara düşman etmek içün yapmıştır. bu herkesçe bilinir. provokasyon o provokasyon. o kadar büyütülecek bi olay değil. bir otobüs kazasında bile daha çok kişi ölüyor. ama üzücü bir olay tabi.
medya da hiç bir zaman bir değer bulamamış oldu da bitti maşallah düşüncesinde yapılmış katliamdır.