|
|
- küçüklükten beri eşi benzeri bulunmaz paha biçilemez bir mücevhermişsiniz gibi davranırlar sizlere.değerli olduğunuzu hiç unutturmazlar .böylesine değerli bir obje olan siz, onları hayal kırıklığına uğratamazsınız artık.hep "en iyisi sen olacaksın" diye yetiştirildiğinizden bazı şeyleri gereğinden fazla ciddiye alırsınız.
eğlence parkındaki hedefi vurup sevgiliye bir ayıcık kazandırmak boynunuzun borcudur.ıskalarsanız olmaz,size gülerler.
baklava dilimi dizilişindeki taktiğin en ileri ucunda siz varsınızdır.maç elden gidiyorken sahneye çıkıp oyunu döndürmeniz farzdır.yoksa bunun etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınızdır.
tam karşınızda oturan siyah saçlı,beyaz tenli,renkli gözlü kız tarafından reddedilme lüksünüz yoktur.bu sizin kutsal kişiliğinize büyük bir darbe indirecektir.normal insanlar gibi reddedilmek,aman tanrım ne kadar da korkunçmuş!bu yüzden kumarhane soymak kadar kompleks bir mevzuuya dönüşür gönül işleri.stratejinizin kusursuz olması gerekir.kızın o günkü psikolojisine bakılır.acaba evde huzursuz mu?kaç saatlik uykuyla ayakta?
hep en yüksek notları almak için yırtınırsınız.veli toplantılarında hocaların tekmili birden sizi övmelidir,birisi bile kem küm etse evdekilerin yüzünde yalandan bir tebessüm belirecektir ve bu artık hiç de inandırıcı değildir.
hep başarısız olmaktan korkmuşsunuzdur.her şeye rağmen gün gelir "insanları memnun etmek için çabalamanın sonu yoktur" sonucuna varırsınız.anlarsınız...hiçbirimiz kar taneleri kadar eşsiz değiliz!mutlu olmaya çabalarsınız.bazen içinizi kaplar tekrardan bir garip duygu,pek sallamaz görünseniz de bazı şeyleri ...mesela insanların karşısına çıkmışsınızdır ve sizden bir şeyler yapmanız bekleniyordur ya da final sınavınıza girmeden önceki son dakikalardasınızdır...kafanızın içinde,derinlerde bir yerlerde sakladığınız canavarın sesi belirsizce yankılanır içerde:
-ben başarmalıyım...
- (bkz: kakorafiyafobi)
(misuf, 05.01.2008 21:01)
- kendinizi bildiniz bileli çevrenin siz yüklediği şeyler vardır."sen yaparsın çocuum", "benim kızım/oğlum halleder", sınavınız kötü geçer eve gelirsiniz,kimse inanmaz gerçekten kötü geçtiğine; "sen yaparsın hadi hadi gene gelir 80-85" derler.
bi gün bi yerde sizin de tökezleyebileceğinizi düşünmezler,ya da düşünmek istemezler.öyle bir noktaya gelir ki insanların beklentileri sizin beklentileriniz olur,psikologların mükemmeliyetçilik dediği naneyle müşerref olursunuz o esnada.
artık sadece kendiniz için değil,çevrenizde sizi kafasında başarısız olamaz noktasına(ne bok varsa o noktada sanki kendileri hiç başarısız olmadılar) oturturlar,"başarılı olmalıyım" cümlesi yerini "başarısız olmamalıyım"a bırakır. bu arada dillendirilmeyen düşünce baloncuklarının içinde "ya şöyle olursa bilmemkim böyle derse", "ya insanları hayalkırıklığına uğratırsam" tarzı tadından yenmeyecek cümleler süzülmektedir.
kaldırıp da "olm sallama öleyse bu hayat senin" diyenler çıkar,ama o kadar kolay değildir işte sallamamak.lgs ve öss tercihinize müdahale etmek isteyen kolonilerce insan "en iyisini sen bilirsin,sağlık olsun,başarısız olsan da olur" derken gözlerinde taban puanları,üniversite amblemleri yanıp sönmektedir aslında.
başarısız olmaktan korkmak bu saatten sonra kendiniz adına gelişen ve devam eden bir korku değildir işte.
çuvallamak istersiniz,onu da yapamazsınız.sıradan bi insan olduğunuzu anlatamazsınız,çünkü o güne kadar o insanları hiç hayalkırıklığına uğratmamışsınızdır.
ehliyet sınavında kaldığınızda bile "össyi bi senede verdin bunda mı kaldın" sorusuna doğrudan maruz kalabilirsiniz.
heeyt ne dertliymişim beah.
(bkz: bir terapi yolu olarak sözlük)
- (bkz: @468926)
|