belki ilginizi çeker
  1. · her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
  2. · türbanlı okul birincisi
  3. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  2. · yılmaz özdil
  3. · the twilight saga new moon
  4. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  5. · 2012
  6. · ezel
  7. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  8. · fedai
  9. · buried alive

başarılı türbanlı kadın neden yok sorunsalı  

 sayfa  / 2
  1. can ataklı nın yazdığı bir yazı ve insanlara sorduğu bir soru.

    başarılı bir türbanlı kadın neden yok?

    geçen hafta sakıp sabancı müzesi’nde akbank’ın kadınlara armağanı olan sedef kabaş’ın yazdığı “ipek dokulu başarılar” kitabının tanıtımına katılmıştım. çok başarılı bir televizyoncu olan sedef kabaş 60 başarılı kadınla yaptığı röportajları bir kitapta toplamıştı. kutlarım.

    kokteylde sohbet ederken espri yapan biri “hayret kitaba tek türbanlı bile koymamışlar” dedi. çevredekiler de gülüştü. çünkü kitabı tanıtan sabancı ailesinin erdoğan’a yakınlığı ve türbana olan destekleri biliniyor.

    az sonra aklıma geldi, aslına bakarsanız isteseler de o kitaba türbanlı bir kadın koyamazlardı. çünkü o 60 kadının düzeyine ulaşmış bir tek türbanlı kadın bile yok ülkemizde. ne bir yazar, ne bir sanatçı, ne bir düşünce kadını, ne bir bilim kadını ne bir sporcu. yok yok.

    diyebilirler ki “üniversitelere sokmuyorlar.” şu an için doğru olabilir, peki daha önce girenler arasından da hiç çıkmadı.

    ayrıca bu sadece türkiye için de geçerli değil. üniversitelere türbanlıların da gittiği hatta tüm kadınlarının son derece özgür yaşayarak kapandıkları müslüman ülkelerin hiçbirinde bilim, sanat, kültür, eğitim, spor alanında başarılı kadın yok. türbanlılara ve destekçilerine bu garip gelmiyor mu? bunca özgürlükle diledikleri gibi kapanmışlar ama başarılı tek kadın çıkaramamışlar aralarından. neden acaba? yoksa özgürlük mü fazla geliyor?

    http://www9.gazetevatan.com/...
    (lolita lempicka, 20.03.2008 05:12)
  2. özgürlük (ki bundan kasıt baş bağlamaktır) ellerine geçmediğinde çığırtkanlık yapan ellerine geçtiği taktirde ne yapacakları merak konusu bile değildir. çevrede görüldüğü kadarıyla iki kelimeyi bir araya getiremeyen insan topluluğudur.
    bence neden fark yaratamıyoruz, neden entellektüel değiliz ,neden bildiğimiz yanıldığımıza yetmiyor ya da insanların kafalarındaki imajımızı neden silemiyoruz sorunsalı daha uygun düşer gibi geliyor.
    genelleyipte hiç yok demek de biraz haksızlık oluyor galiba türkiyede nihal bengisu karaca örneği vardır.işini en iyi şakilde yapıp düşüncelerini en usturuplu şekilde iletmeyi de bilir.ondan başka örnekte bence türkiye'de yok.
    (solar eclipse, 20.03.2008 10:35)
  3. amacını anlayamadığım sorunsallama. ben birgün şuradayken diye başlayan hatıraları yazmak mıdır gazetecilik? amacın nedir senin? iddia ettiğin savı destekleyecek gerçekçi kanıtlar bulmak, hatta bu savının nedenlerini tartışmak mı? (ki bilmem kimin kendine göre başarılı seçtiği bilmem kimlerle yaptığı röportajları koyduğu kitap hiç bir halt ifade etmez) yoksa her fırsatta toplumsal gerginlik yaratmakla itham edilen bir zümreye kasıtlı olarak çemkirerek toplumsal gerginliğin, kutuplaşmanın, ötekileştirmenin alasını yapmak mı? gazeteci olduğunu iddia eden bir adam, eğer yazdığı şey okuruna hatırlarını anlatmaktan başka bir şey kazandırmayacaksa, üstüne provokasyon niteliği taşıyacaksa susar. eğer elinde tuttuğu kalem kendi kalemi, kalemi tuttuğu el de kendi eliyse yazmaz.
    (easy company, 20.03.2008 10:59 ~ 23.04.2008 13:10)
  4. sorunsal değil, hatta sorun bile değil, olsa olsa sorudur.
    (tembel, 20.03.2008 11:13)
  5. "ayrıca bu sadece türkiye için de geçerli değil. üniversitelere türbanlıların da gittiği hatta tüm kadınlarının son derece özgür yaşayarak kapandıkları müslüman ülkelerin hiçbirinde bilim, sanat, kültür, eğitim, spor alanında başarılı kadın yok."

    http://en.wikipedia.org/...

    buradaki isimlerin bir kısmı iran dışında yaşıyor ve dolayısıyla kapanmıyor olabilir. hepsine bakmaya üşendim; herhangi bir iddiam da yok zaten. ama sen hem yukarıdaki iddiayı ortaya atıp hem de üşeniyorsan ciddiye alınmayı da hakketmiyorsun demektir. sana bir şey olmaz yine, olan iddiaya olur.
    (ali kamber, 20.03.2008 11:38)
  6. (aggressive, 20.03.2008 11:57)
  7. 'boşu örtmek kolay sıkıysa doluyu ört'
    (interpreter, 29.03.2008 19:21)
  8. başarı kavramının ne olduğuna bağlı olarak değişik cevaplara maruz kalması muhtemel soru.

    başarı nedir? bence güzel yemek yapmaktır. ve annem çok güzel yemek yapar. o zaman annem başarılıdır, bu soru da burda cevabını bulmuştur. yani yalanlanmış, tezi çürütülmüştür.

    dipnot: evet annem türbanlı.
    (fantastikkarakterleriolmasadanickimcokfantastik, 29.03.2008 19:24 ~ 19:26)
  9. varmışta türkiyeden kaçıyorlarmış.
    (bkz: mış gibi yaşamlar)
    (lost knight, 29.03.2008 22:19)
  10. türban takan insanların sistematik diskriminasyona uğratıldığı bir yer olarak türkiye'de fazlasıyla ard niyetli bir soru. öte yandan sözkonusu kitaba baktığınızda gördüğünüz ilk şey bahsedilen "türbansız kadınlar"'ın yarısının arzuhan doğan yalçındağ ya da güler sabancı, ya da deniz ülke arıboğan, leyla alaton, betül mardin vs gibi aslında babası ya da kocası olan "erkek"lerin başarısını miras almış ve onların kredileriyle ömür tüketen insanlar oldukları. kalanların 4'te 3'ünün de başarılarını "erkeklerin hoşuna gitmekten" ya da vitrin insanı olmaktan kazanan ajda pekkan, neşe erberk ya da sahne sanatlarıyla uğraşan başkaları oldukları. duyan da sanacak ki tıpta büyük devrim yapmış, yeni bir elektrik motoru keşfetmiş insanlar falan bunlar. ille de merak edenler için türban ve kariyer isimli kitapta kariyerinde gayet başarılı olmuş bir çok ünlü türbanlı kadının hikayesi anlatılıyor. bir tanesi olan nihal bengisu karaca da türkiye'nin yeni nesil sinema eleştirmenlerinin herkesin de kabul ettiği gibi en başarılılarından biri. o yüzden yalan yanlış genellemeler bunlar.
    (earendill, 21.04.2008 19:50)
  11. başarı sadece bunlarla mı olur?(bilim, sanat, kültür, eğitim, spor) yani iyi bir ders anlatan kişi başarılı sayılmaz mı? veya iyi satış yapabilen bir pazarlamacı. bunların başarılarını gözardı etmek midir olay? ya da kitaba göre türkiye' de sadece 60 kadın mı başarılıdır?

    başarılı o kadar başörtülü var ki. içlerinde şiir yazanda var, sporla senden benden fazla ilgilenen de. bakmasını bilmeyen gözlerin, görmesini beklemek haksızlık olur.
    (dengesek, 21.04.2008 20:17 ~ 22.04.2008 01:13)
  12. başarılı olanlar vardır..sadece popüler olanlar azınlıktadır..bilenler bilir.
    üniversitelerde eğitim hakkı ellerinden alınan türbanlı hanımların, iş hayatındaki varlığına dahi tahammül edemezken başarı beklemek son derece anlamsızdır..çamur at izi kalsın mantığı işte.
    (bkz: bu ne pehriz bu ne lahana turşusu)
    (bkz: ayşe böhürler)
    (cemre, 21.04.2008 20:21 ~ 22.04.2008 00:29)
  13. sosyolojik açıdan incelenmesi gereken bir sorunsal.

    bir örneğe bakalım;

    zeynep babacan: hacettepe üniversitesi mütercim tercümanlık bölümünde okurken, ali babacan'ın kız kardeşleriyle yakın arkadaş. ali babacan o tarihlerde abd'de eğitim görüyor. kız kardeşlerinin tavsiyesi ile ülkeye geldiğinde görücü usülü ile zeynep babacan ile evleniyor. evlendikten sonra türban takmaya başlıyor.

    zeynep babacan ne mezunu? mütercim tercümanlık. hem de hacettepe üniversitesi. peki ne iş yapıyor? ev hanımı.

    başka bir örneğe geçelim;

    hayrünnisa gül: abdullah gül, 30 yaşında, sakarya üniversitesi endüstri mühendisliği'nde asistanlık yapmakta iken, ailesi 14 yaşındaki lise öğrencisi hayrünnisa gül'ü kendisine istiyor. resmi nikah mümkün olmadığı için hayrünnisa gül'ün 15 yaşına gelmesi bekleniyor. bu süre zarfında nişanlı olduğunu gizleyerek lise birinci sınıfı bitiren hayrünnisa gül, ailesinin izni ile 15 yaşında iken abdullah gül ile evleniyor. liseyi bırakıp ev hanımı oluyor.

    bir başka örneğe daha geçelim;

    münevver arınç: ankara kız teknik yüksek öğretmen okulu giyim bölümü'nden meazun olup öğretmen oldu. 31 yaşındaki bülent arınç'la evlendiğinde 22 yaşındaydı. evlendikten sonra öğretmenliği bırakıp ev hanımı oldu.

    ahsen unakıtan: solcu bir ailenin kızıydı. istanbul hukuk fakültesi'ni bitirip avukat oldu. 1971'de maliye bakanlığı'nda çalışan kemal unakıtan'la evlendi. türban takmaya başladı ve avukatlığı bırakıp ev hanımı oldu.

    artık özet geçsem daha iyi olacak aslında;

    gülten çiçek: öğretmendi. cemil çiçek ile evlendi, türban takmaya başladı ve 5 yıl yaptığı öğretmenliği bıraktı.

    kübra gül: abdullah gül'ün kızı. bilkent üniversitesi endüstri mühendisliği bölümü'nü bitirdi. daha sonra evlendirildi. ev hanımı.

    esra erdoğan: recep tayyip erdoğan'ın kızı. indiana üniversitesi sosyoloji bölümü mezunu. mezun olduktan sonra evlendirildi. ev hanımı.

    daha birçok örnek var. "başarılı türbanlı kadın niye yok" sorusunun cevabını bu örneklerden net olarak anlayabiliyoruz. bilkent üniversitesinde, amerika'da bursla okumak, "türbanla üniversiteye girmek istiyoruz sokmuyorlar" değil mevzu. siz, üniversite bitirdikten sonra ne yapmışsınız, ne üretmişsiniz, işte asıl mesele bu.

    internette şöyle bir şeyle karşılaştırdım mesela araştırırken;

    (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...)

    şöyle bir ibare var metinde: "maliye bakanı kemal unakıtan'ın eşinin avukatı ali özkaya"

    ulan bu kadın bir zamanlar avukattı yahu. nereden nereye.
    (thedewil, 21.04.2008 20:30 ~ 20:31)
  14. oldukça mantıksız bir sorunsaldır. insanların başarıları , düşünceleri , idealleri ve söyledikleri neden illa bir şeylerin filtresinden geçerek bize ulaşmak ya da ulaştırılmak zorunda ki ? solcu aydın , sağcı avukat , liberal yazar , başörtülü doktor , tangalı muhasebeci. yeter yahu. bu sorunsalı ortaya atan kişi acaba oturup anket mi yapmış bakırköy özgürlük meydanında ? e tabi oralarda başarılı türbanlı bulmak zor. can ataklı nın bu , olayların üzerine mantıksız gidişi bakalım nereye kadar devam edecek. bence dışarlarda başarı arayacağı yerde , köşesindeki o otuz iki dişini göstererek güldüğü fotoğrafı değiştirsin önce.
    (hplovecraft, 21.04.2008 20:46)
  15. hiçbir zaman kendi olamadığı için şeklinde özetlenebilecek önermedir.
    (floydian, 21.04.2008 20:51)
  16. bize inandırılmak dayatılmak istenen aslında olmayan sorun...sinemadan tutun dizilerde her zaman evin hizmetçisi türbanlıdır hanımı değil.hiç bir zaman konaklarda oturan o aşmış ailelerde türban olmaz.bıraksalar başarılı olanları olcağı gibi başarısız olanlarıda olcaktır.ikiside kadındır kutsaldır.
    (inarsenewetrust, 22.04.2008 23:16)
  17. hatalı önermedir.

    kadın kolları başkanı falan oluyor bazıları. neden öyle diyorsunuz?

    ama o sayılmaz sanırım, kendilerine biçilen rolleri gereği eşitlerin rekabeti sonucu bir başkan mı çıkıyor mu ne aralarından?

    nedir bu kadın kolları, gençlik kolları saçmalığı zaten?

    erkek kolları, orta yaşlı kolları, yaşlı kolları neden yok? böyle yaparak erkeklere, orta yaşlılara ve yaşlılara haksızlık mı yapmış olmuyor muyuz? pardon unutmuşum, söz konusu kollar harici partilerin geri kalanı zaten onların ellerinde mi?

    işin garibi modernleşmeyi içselleştiremeyen sözde ilerici partilerde de, kola komisyon deyip çıkıyorlar işin içinden.
    (just call me daydreamer, 22.04.2008 23:23 ~ 23:48)
  18. kendilerinin sadece kafaları değil düşünceleri kapalıdır da ondan;
    bilim yapmazlar yapamazlar beyinlerini o kadar özgür bırakamazlar da ondan,
    çalıştıkları iş yerleri genellikle birilerinin menfaatleri için çalışıyordur onlar sadece ve sadece piyondurlar da ondan,
    çok büyük bir çoğunluğu türlü yalakalıklar için takmaktadırlar o türbanı onlara taktıran iktidar değişince ya da insanlar yan çizince imtiyazlar da biter ellerinde kendilerine ait birşeyleri yoktur yalakalıktan başka da ortada kalırlar da ondan
    şeklinde uzatılabilinecek şekilde listelenebilen sorunsaldır,
    (speleofizik, 22.04.2008 23:31)
  19. çünkü hayata bir sıfır yenik başlamışlardır da ondan. bu lafım türbanlıları aşağılamak anlamında değil, kendi isteğiyle takan da tanıyorum. ama 13 yaşında türban takmaya başlayanları da görüyorum. ailemde 15'inde evlendirilen türbanlı kızlarımız var. keni anne ve babam bakış açısıyla onlardan oldukça farklılar, ama türbanlıların yaşayış tarzını görüyorum. dışarıdan atıp tutmak kolay. yakından görünce anlıyorum.

    daha ufak çocukken erkekler öcüdür onlar için. kaçılması, saklanılması gereken kişiler. on yaşında saklandıkları örtünün ardından, üç dört sene sonra gelecek kaderlerini beklerler. bu ücra bir kasabada veya bir köyde yaşanmaz. izmir gibi modern bir şehirde yaşanır.

    hani o türbana özgürlük çığlıkları atan sözde aydınlarımızın da dediği gibi, özgür müdürler? hiç sanmam. değildirler. çünkü saklanırlar. bedenlerini saklarlar. yüzlerini, seslerini. görebildiğimiz tek yerleri olan yüzleri bile kendilerine ait değildir. 10 yaşında zorla kapatılan saçlarını rüzgarda savurarak gezmeyi 'onun'' çok istediğini bilirim. aynı yaştayız çünkü onunla. ben tıp fakültesini bitirip hastalarımı tedavi etmeye başladığımda o çok sevdikleri tayyip amca'nın sözüne uyarak üçüncü çocuğuna hamile olacak. belki okusa, okutulsa doktor olacaktı. ama bakabilecek miydi hastalarına? haşa! dinimiz emretmez! nasıl el sürersin başka erkeğe? süremezsin. çünkü sen namuslu, edepli, türbanlı bir hanım kızımızsın. değil mi?

    nerde o zaman özgürlük? işte bu yüzden hayata bir sıfır yenik başlarlar. o yüzden hayatta hiç bir başarı sahibi olamazlar.üzülürüm on yaşında kendi rızası olmadan örtünenlere. isteyerek örtünüyorsa, isterse kara çarşafa girsin ama elleesin çocuklarının geleceğini. onları da o muhteşeme ''özgürlüğe'' hapsetmesin. belki o zaman kendi başarısızlığının acısı, çocuğunun başarısıyla biraz hafifler.
    bundan üzüntüm.
    (nymphe, 22.04.2008 23:45 ~ 23.04.2008 00:35)
  20. buradaki başarı için kime göre neye göre demek lazım önce. mesela ben üç ay kadar önce bir gün bankada sıramın gelmesini beklerken gayet de hayatı boyunca başarılı olabilecek bir türbanlı kadına rastlamıştım. telefonla konuştuğu elemana bir mal mevzusu hakkında talimatlar veriyordu (tabii bu arada gerek hatunun sese gerek benim kulağa maşallah bir yandan da müzik dinliyordum): " ben şimdi parayı çekip, sonra da hemen fabrikaya gidip ne var ne yok araştıracağım. sen de savcıya bu bir milyarı vereceksin. pazartesi vermiş olmamız lazım. bu işlerin hızlı yürümesi için böyle yapmak şart, yoksa aylarca bekleriz..."

    şimdi bu kadına fırsat verilse de mesela meclise girse (maşallah bakanlarımızdan nesi eksik?) kimbilir neler neler yapacak vatanı için de işte önünde milyon tane engel var. sonra da bilmeden konuşursunuz öyle neden başarısızlar diye...

    *
    (anidenbelirenanlamsızgüdüler, 22.04.2008 23:51 ~ 23.04.2008 03:18)
  21. başarının görecesinden kaynaklanan bir durumdur. öncelikle (bkz: @2332756) bu giriyi anlamanız lazım.

    dediğim gibi başarının görecesinden kaynaklanır. sibel kekillinin yaptığı iş altın portakal da içinde olmak üzere bir çok yerde ödüllendirilmiştir. yani birilerine göre sibel kekilli başarılıdır, birilerine göre ahlaksız. başarıyla kastedilen nasıl bir başarıdır? sanatsal başarı mı, sportif başarı mı yoksa bilimsel başarı mı? sonra yine bunlar kendi aralarında alt dallara ayrılır. mellissa p'nin yatmadan önce yüz fırça darbesi de sanatsal başarıdır mevlananın mesnevisi de.

    ha dersek ki bilimsel başarı, ya da genel başarı; o zaman en basitinden george washington university'de profösör olan merve kavakçı örneğini verebilirim, fatma k barbarosoğlu'nu da ekleyebilirim. ha belki bu yolda türbansız ve başarılı kadınların yanında türbanlı ve başarılı kadınların sayısı sönük kalabilir. evet azdır. descartes newtoon ve bacon'u yanına alıp modern bilimi ortaya çıkardığından beri dinle bilim sık sık karşıya gelmiştir ama kesinlikle başarılı türbanlı kadın yok diyemeyiz.

    her ne olursa olsun türkiyedeki başarılı türbansız kadın sayısı sıfır olsa bile kimse bunu eleştiremez. sen hem üniversiteye türbanlı kadını sokmayacaksın, kamu alanın da çalıştırmayacaksın, sonra da çıkıp burada "alla alla neden türbanlı kadınlar başarılı olamıyo, bu işte bi terslik var" deyip ayağa yatacaksın, bu yolla çamur atacaksın. biz de bu blöfü yiyeceğiz, öyle mi?

    bir de dini başarı vardır. ben şimdi çıkıp neden türbansız kadınlar dini alanda başarısız olurlar, neden türbansız kadınlar dini hiç bir eserin altına imzalarını atamazlar desem dolaylı yoldan türbansızlar dinsizdir demiş olurum. ya da haklı olarak siz öyle anlarsınız. bana sövüp saymaya başlarsınız. e ne farkı var bu ikisinin?
    (bayermuhen, 23.04.2008 00:29)
  22. bir de şu açıdan incelemekte fayda var;

    türban takan kadının çıkış noktası şu: "saçımın bir teli bile görünmemeli, bu erkeği tahrik eder." oysa, bu noktada görüyoruz ki erkeğin kadını tahrik etmemesi için herhangi bir yaptırım uygulanmamış. yani kadın, özne değil nesne. saçını sadece evlendiğinde kocasına gösteriyor. burada erkek-egemenci bir yaklaşım görüyoruz. kuralları erkek, "kadının kocası" koyuyor.

    bu noktada, kadın, toplum içinde bir birey değil. erkekler için bir tahrik unsuru. kadın "erdemini" korumak zorunda ve kendisini "kocasına" hazırlayıp saklamak durumunda. dolayısı ile toplum içinde bir "kadın" değil, bir "erkeğin karısı".

    @2359558 girimden geliştirerek örnekleyeyim;

    zeynep babacan, hacettepe'nin saygın bölümlerinden, mütercim tercümanlık bölümünden mezun olmasına rağmen, özel sektörde çalışma imkanı bulabilecek olmasına rağmen çalışmıyor, ev hanımı. bunun en önemli sebebi, "türban" ile kadınlara biçilen rolün ev hanımlığı olması. kadına biçilen bu "erkeğin karısı" rolü, onu ev hanımı olmaya itiyor. dolayısı ile "ünlü tercüman zeynep babacan" gibi bir ibare yerine, "ali babacan'ın karısı" ibaresi ile karşılaşıyoruz.

    "başarılı türbanlı kadın" olmamasının sebepleri işte burada açığa çıkıyor. başarılı olmanın temel şartlarından biri, "ayrı bir birey olmak" şartını eyleme dönüştürmenize türban ile gelmiş düşünce ve gelenekler izin vermiyor. dolayısı ile "ayşe" yerine "ali'nin karısı" olarak başarılı bir birey olamıyorsunuz.
    (thedewil, 23.04.2008 12:02)
  23. can ataklı türbansız olmasına rağmen acaba ne kadar başarılı kendisini çokmu başarılı görüyor ? bu ve buna benzer yazılarla eğer kendisi başarılı bir yazar oluyorsa itü sözlük yazarları kitap yazacak yazarlardır diye düşündüğüm tipik can ataklı yazısı.
    (eser, 23.04.2008 12:46)
  24. sorunsal olan örtünmeye olan bakış açısı. yazarın iddiasına göre bakmaya gayret edersek türban ve başarı arasında olumlu-olumsuz bir bağ kurmaya çalışırsak kriter ne olacak bunu bilmemiz gerekli sanıyorum. "başarı" son derece net ve nesnel bir izah değildir. kime göre ve neye göre başarılı.
    başarı ne zamandan beri örtünme kriteri oldu.

    madem bel altından oynamaya başlayacağız can ataklı bir düşünse mesela dese ki " ben le figaro da gazetecilik yapabilirmiyim, herhangi bir yorumum f.t. de yer bulurmu, ya da her ülkedeortaya çıkartılan meşhur casa uçak alımlarıyla ilgili rüşvetler bizim ülkemizde askeri alımları yapanlarda ortaya çıkartıl(a)madı bende can ataklı olarak , bir gazeteci olarak savunmasız kadınlar üzerinden değil ( bende ajitasyon yapayım biraz )ciddi bir gazetecilik olayıyla gündeme geleyim..."

    ben soruyorum o zaman hangi başörtüsü karşıtı evrensel ölçekte başarılı olmuştur. sanırsınızki can ataklı ve türevleri aids aşısını bulmuş ve hatta 100 metre hız rekorunu kırmışlar.

    güldürmeyn adamı yahu...hadi canım sende...
    (incebelii, 23.04.2008 13:03)
  25. sebep sonuç ilişkisi bakımından basketbol ile uzun boy arasındaki ilişkiye benzer bu durum. basketbol oynamak boyu uzatmaz ancak uzun boylu olanlar iyi basketbol oynayabilirler. türbanın da insan beynini körelttiği, dünyaya bakışını daralttığını, fikirlerini, yaşam tarzını sınırladığını iddia etmek yanlıştır, ancak genel olarak başarılı kadınların türban takmayı tercih etmeyeceğini, ayakları yere basabilen insanlar olduğundan daha özgür bir yaşam tarzını benimseyeceğini düşünüyorum. yani mesele türbanın kendisinde değil başarılı kadın ile köle kadın arasındaki kafa yapısında, türbanın içindekinde bitiyor. bu yüzden türban kafayı sıkıyormuş da beyne oksijen gitmiyormuş gibilerinden kinayelere gerek yok, türbanın içindeki zihniyet değişmiyor, asıl değişen zihniyetlere göre türbanın kendisi oluyor.
    (mr x, 23.04.2008 13:27)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil