pırlanta gibi, zeki, çalışkan, ahlaklı kimselerdir bunlar.(tanımam etmem lan söyleyenlerin yalancısıyım)
hayatımın her dönemine afedersiniz yarrak gibi girip halet-i ruhiyeme tecavüz etmiş afacanlardan oluşur bu çete. ilk kurdelayı alandan tutun da lisesine birinci girenine, tubitaktan ödül alanından öss şampiyonuna hepsi eş dost, üçüncü dereceden bilinmeyen akraba çocuğudur bizimkilerin. bi bok mu yedin anında devreye girerler.
-yatarsan tüm sene böyle olur işte.kendin için okuyorsun benim için değil.bak bizim selimin kızına.
+selim?
-selim amcan var ya
+peki.
-3 tane yanlışı varmış sadece
+maşallah.
hayır bitanesi de barajı aşamamış olsun. ne bileyim lisede 6.yılı olsun ötekinin. yok. dedim ya hepsi pırlanta gibi çocuklar. üniversiteye girdik bırakırlar artık peşimi dedim 3 senede bitiren, çap yapan versiyonları çıktı ibnelerin. hala da görmedim hiçbirini ha.
o bişey değil korkuyorum ilk 100 de 103 arkadaş çocuğu yazılı afiş yaptırıp asacaklar odamın duvarına diye.
elin çocukları diye de geçer evlerimizde bu insanların isimleri. annelerimizin bizi sözde aklımızı başımıza toplayıp adam gibi olmamız için yani bizim iyiliğimiz için söyledikleri savunulmaktadır ama asıl amaç üzmek, yıpratmak, psikolojik baskı sonucu günlerdir istenen yeni mikrodalga fırını aldırmaktır.
hemen her konuda bu çocuklarla yarışılır ve maalesef makus talihimiz onların yanında bir türlü kırılamamıştır. zaten şampiyon belli ikinci kim havalarındaki anne ne yapılsa beğenmez, üst komşunun oğlunu geçsen alt komşunun kızı çıkar (merhaba ben merve).
bu çocukların genelde anne babası palavracının önde gideni, bayrak tutanıdır...anne babanız size bu eş dost o. çocuklarını örnek gösteriosa siz de onlara,evlatlarına son model bi araba alan bi arkadaş edinip onun ebeveynlerini örnek gösterin...
üniversiteyi kazansan da düşmez bu çocuklar senin yakandan. anne bir şekilde alakası olmayan bir durumda bile onlardan bahseder.bölümün okulun bile farklıdır ama olsun anne hep onlardan bahseder."bak şükran teyzenin kızı/oğlu yatay geçiş yapmış bıdıbıdı üniversitesine, eee tabi elalemin çocuğu çalışıyor yapıyor.sende göremedik öyle bişey.bıdır bıdır bik bik...."
ömür törpüsüdür bunlar.
bir iki tane vardır aslında bunkardan, kulaktan kulağa, şehir efsanesi gibi yayılırlar anladığım kadarıyla. yoksa eşin dostun bile bu kadar başarılı çocukları varsa-aslında başarı kavramı amerika'ya ya da avrupa'ya özel olsun olmasın kapağı atabilmek midir, work and travel mıdır, bilemiyorum[feci kıskanıyorum, çok belli oldu]- bu koca ülkenin şu anda patent sahibi ülkeler sıralamasında bir numaraya yükselmesi, dünyanın en iyi üniversiteleri listesinde ilk sıraları kapatması ya da ne bileyim gösteriş için bile olsa marsa bi' ayak basması gerekmez miydi acaba.
bunlar ortaokulda lisede en yüksek notları alır, prestijli bir üniversite kazanır, 3 kızla çıkarlar bunlardan ikisi bu adam için kavga eder, bu adam elektro sunu konuşturur,grubuna üniveristedeki tüm kızlar yavşar, 3 klübe katılır, birinin başkanı olur her 3 haftada bir ailesini ziyaret eder büyüklerine saygılıdır part time işte kazanıp şimdiden para kazanırdır, dırdır da dırdır.
ulan herif ne bok yerse yesin, bana ne. ben kendi yaptığım küçük veya büyük şeylerden gurur duyuyorsam, bundan mutlu oluyorsam bana ne elin adamından, niye anlatılır durulur ki bu adam? laf işte, ah şu kadınların övünme huyu yok mu, birşey oldu mu komşusu nerimana anlatmadan edemez. olay buradan kaynaklanıyor.
nedense annelerin sürekli görüp de kahrolduğu çocuklardır. kendi çocuklarının başarılarını görmezler asla. takdir etmezler. onlar için başarı değeri bile yoktur çocuklarının yaptıklarının. sıradandır. ama başkalarının çocukları öylemidir! necati amcanın oğlu tıp fakültesini kazanmıştır, ismail amcanın kızıysa biyoloji öğretmenidir. bunlar büyük başarıdır onun için. ama kendi oğlu yaşıtlarından 3 yıl önce üniversite kazanıp 16 yaşında başka şehre gitse de, yirmisinde mezun olacak olsa da başarı falan değildir bu. sıradan bişeydir altı üstü. ayrıca düşünmez de bu anneler "başkalarının çocuklarını gördükçe kahroluyorum" sözünü duyan çocuğun ne hale geleceğini. duyguları mı vardır da onun. robottur o olsa olsa insan bile değildir
hayatımız boyunca bize örnek olması için gösterilen, ancak asla var olmayan şahıslardır. genelde akrabalardan çok ayşe hanımın torunu, bakkal hayrinin küçük yeğeni şeklinde dıdısının dıdısı şeklindeki insanlardır bunlar.
cinayete sebebiyet verebilecek insanlardır kendileri.iyi okulda okurlar hatta birkaçı burs falan alır yurt dışına gider kendi ayakları üstünde durur sözüm ona sizde çalışırsınız ama ali yada ayşe hakkını verir ,hak eder herşeyi..annenizin eş dost ziyaretine gittiği gün evde tantana çıkmasınında sebebiyetçileridir.siz sanki üzerine sermaye yatırılan bir meta olarak görülürsünüz :
- okadar para verip dersaneye yolladık seni ders aldırdık bak müzeyyen'in oğluna adam hiç bir destek almadan neler başardı aferin valla herşeyi hak ediyor..
+bizde çalışıyoruz hayra geçmiyoki
-bide utanmadan çalışıyorum diyo sus git içeri kaç saattir oyalanıyosun bak işte.
+hay müzeyyeninede oğlunada nedir yani yan yatanda bir kıçını dönüp yatanda göstercem hepinize...
(gösterebildim mi?? tabiki evet)
başarılı olmasına başarılıdırlar da acaba aynı oranda mutlu mudurlar diye hep düşündüğüm eş dost çocuklarıdır. üniversiteye kadar, evde küçük kardeş olan ben anne ve baba tarafından ablaya hep örnek gösterildi. o küçük kardeş hep takdir getirdi, dercelere oynadı. abla ise karnesinde zayıfları olan tu kaka bir öğrenciydi. o yapıo da sen niye yapamıyorsun cümlesini duydu abla hep evde. küçük kardeş ablanın kötü gidişatı için ailesi tarafından önüne atılan bir can simidi oldu aileye göre. o yetmiyormuş gibi akrabaları tarafından çok sevdiği kuzenlerine "bak gördün mü" mesajı oldu sürekli.
sonra o küçük kardeş üniversiteyi kazandı. ancak senelerdir omzuna yüklenen "başarı"nın sorumluluğu ağır geldi. o sorumluluk hiç acıması olmayan bir mükemmelliyetçiliğe dönüştü. dereceye oynarken zamanla diplere vurdu. okulu uzadıkça uzadı. bir yandan da ailesine karşı hep o suçluluğu duydu, bu sefer başarlı olamadı. abla ise dört senede bitirdi üniversiteyi, tadını çıkardı okulunun, gezdi, tozdu,yeri geldiğinde çalıştı. sonra anladı küçük kardeş, hiçbir şey onun mutluluğundan daha önemli değildir. kimse onu başarılı bulmasın ama o huzurlu olsun. başarının o kadar da mühim bir şey olmadığını çok iyi anladı. hayatta kendi istediği şeyi yapabilmenin en büyük başarı olduğunu geç de olsa kavradı. bir süre sonra o da gezdi, tozdu ve sıradan bir ortalama ile bitirdi okulu.
sırf bu yüzden çok kızarım sürekli başarılı çocukları örnek gösteren ailelere. başarı uğruna her iki tarafın da hayatın tadını çıkarmasına engel oldukları için. hem ayrıca ne biliyorsun kardeşim belki senin çocuğun bir kasabada domates yetiştirerek başarılı olacak. domates kralı olacak mesela. alla alla.
başarısızlık hikayelerini içlerinde gizlemeyi bilenlerdir. hatta muhtemelen tırnaklarını yiyorlardır, ileride üçüncü sayfa haberi olma potansiyelleri bile vardır. imrenilesi değillerdir yani, yok öyle mükemmel hayatlar, yediremezsiniz.
bunların hepsi bir kolaj çalışmasının ürünüdür.herkes kendi çocuğunun kusursuz olmasını ister ve öyle olacağını hayal eder.diğer çocuklarda gördüğü olumlu özellikleri alır ve boş bir sayfaya yapıştırır.zamanla sayfa dolmaya başlar.büyüdükçe size örnek olacak kitle de değişir örnek alınan konular da.aslında bu çocuklar da kusursuz değildirler.sadece sizin ebeveynleriniz onların başarılı olduğu yönleri cımbızla çekerler.halbuki herkesin boş bir sayfası ve bu sayfayı doldurmak isteyen anne babası vardır.kimse sandığınız kadar kusursuz değildir.
bu çocukları örnek gösteren anne ve babalara başarıdan başarıya koşan arkadaş anne ve babaları örnek gösterilmelidir."ayşe'nin babası genel müdür oldu ve tenis oynuyor, annesi ise çok başarılı bir mühendis, hem de çok güzel börek yapıyor" diyerekten. bak bakalım bir daha yapıyorlar mı.
- alt kattaki muteber hanım'ın oğlu harward'a girmiş.
- ne var bunda? bastırın parayı ben de gireyim.
- rektör olarak.
- yok daha neler.
- ama hemen istifa etmiş.
- sebep?
- jüpiter'e gönderilecek uzay gemisine kaptan olacakmış. başkan bush muteber teyzeni evden arayıp yalvarmış oğlunu ikna etsin diye.
- ohayraş artık yani.
- olimpiyatlar biter bitmez gidiyormuş. "altın madalya sayısını 100'e tamamlayayım da yuvarlak olsun." demiş.
- hahaha çok fena yemişler seni anne ya.
- ben de onu diyecektim. bir oturuşta bir mandayı yiyormuş.
- bu kadar da saf olunmaz ki.
- o kadar safmış ki bütün parasıyla evin tapusunu köşedeki dilenciye bağışlamış.
- ahah sıçtın bu sefer.
annemin ve babamın en yakın arkadaşlarının kızları bu cinse verilebilecek en güzel örnektir. kendisi benden bir hafta küçük olduğu halde kendisine abla dememi isterdi. şerefsiz! ayrıca benden epey iriydi. ben de o zamanlar yaşıtlarıma nazaran daha bir ufaktım hani...anlayın işte aradaki cüsse farkını.bu ahlaksız milletin yanında "o benden bir hafta büyük ama boyu benden kısa" gibisinden şeyler söyleyerek beni küçük düşürürdü.
yıl:1999.ben ve bu manyak 3. sınıfta mini miniyiz ve hayatımızın ilk deneme sınavına gireceğiz. her neyse efendim sınav benim tarafımdan başarıyla tamamlanıyor ve bununki kötü geçiyor. başarıdan başarıya koşacak ben nasıl seviniyorum nasıl seviniyorum.sonuçların açıklandığı gün heyecen içinde babamla birlikte dershaneye gidiyoruz.
sonuç 1
miyawmiyawmiyaw:101
başarıdan başarıya koşan (koşacak olan) eş dost çocuğu:1
evet yanlış okumadınız 1. oluyor eşşoleşşek. bendeniz daha 9 yaşında hayatımın en büyük kıskançlık dalgalarından birine kapılıyorum mına koyim.daha sonra bu manyak(!) 4. sınıfta türkiye birincisi oluyor,8. sınıf sonunda birincilikle fen lisesine gidiyor.şimdi son sınıfta ve okul 4.'sü.(ve sayamadığım bir sürü ıvır zıvır)
bu eşşoleşşek her zaman benden daha başarılı olmuştur kabul. ama allah için ne annemden ne babamdan onla kıyaslandığımı veya buna bağlı olarak aşağılandığımı hatırlamıyorum. ayrıca bu eşşoleşşeğin beni ezme tutumu ilkokulu bitirmemizle beraber son bulmuştur.
sonuç 2
bu eşşoleşşek akşam okul çıkışı bize gelecek ve yeniyılı birlikte karşılaşacağız allah izin verirse. ayrıca boyu benden taş çatlasa 5 cm uzun.
son cümleden anlayacağınız üzre bu eşşoleşşek olarak adlandırdığım şahıs benim hayatımın vazgeçilmez şahıslarından biri olmuştur. hayatımın her alanında danışabildiğim,derslerde falan yardım aldığım bir insan haline gelmiştir. şüphesiz ki bunun böyle olmasında anne ve babamın tutumu büyüktür. anlatmak istediğim anne ve babaların asıl yapması gereken çocuklarına bu tür şahısları örnek gösterirken çok dikkatli olmaları. elbette kötü niyetle yapmıyorlar ama kıvamını tutturamadıkları zaman çocukları, örnek gösterilen kişiden faydalanmak, bir şeyler kapmak yerine onu düşman olarak görebilyorlar.
neyse şimdi akşam için şu eşşoleşşeğe bir şeyler hazırlamak amacıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum.
onlarla karşılaştırılanlar açısından daha da kötüsü başarıdan başarıya koşan kendinken, başarısız eş dost çocuğunun daha iyi işte çalışıyor olmasıdır. allah beterinden korusun pusulayı bu yüzden şaşırttırmasın*.
uyuzlar, haddini bilmezler, cibilliyetsizler, taksimde bikaç tanesi sallandırılasıcalar. bugünkü jenerasyonda fotoğrafları ona buna mail atılıp ayyy çok tatlı tadında cevaplandırılması beklenen yavrular da yarının böyleleri olacaktır.
bu temalı diyaloglar genelde böyle bi giriş ihtiva eder..
elalemde ne evlatlar var maşallah, duydun mu falancanın oğlunu...
itibar gösterilmemeli, sıkıntı edilmemelidir..illa ki yanıt verilecekse
öyle tabi ama bir de şöyle örneklere bakalım falancanın oğlu da uyuşturucu komasına girmiş baba!
anneler, babalar sözüm sizlere...çocuklarınızı bir başkasının çocuğunu örnek göstererek gaza getirme gafletine düşmeyin..intihara kadar giden sonuçlarından kendinizi sorumlu tutmak durumunda kalmayın..hiç bi şekilde yapmayın. çocuklarınızı kendi aralarında da kıyaslamayın aman diyim..