çevrasindeki insanlar ustaya başarısının gizini sorduklarında, usta bu soruyu iki sözcükle yanıtladı:
'doğru kararlar!'
çevresindekiler bu kez herkesten farklı olarak, sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sorunca bu soruyu tek sözcükle yanıtladı:
'deneyim!'
'fakat bu deneyim denen şeyin gizi nedir?' diye sorulunca usta derin bir iç geçirdi ve şöyle dedi:
'yanlış kararlar!'
kendi adıma konuşmam gerekirse, şu hayatta başarıyla aramda tek bir engel var: başvuru.
başvuru, başarıya giden yoldur. reşit olduğunuzda kendini belli eder bu durum: üniversite sınavına başvurursunuz, yüksek lisansa başvurursunuz, yarışmalara başvurursunuz, konferanslara başvurursunuz, yurt dışı için başvurursunuz, hem de her üniversiteye tek tek, yetmez toefl'a, gre'ye başvurursunuz, olursa pasaport için, vize için başvurursunuz, hepsi bitti geçti sanırken okul biter işe başvurursunuz, evlenmek için evlilik dairesine başvurursunuz... başarılı olmak isteyen bir insanın hayatı boyunca kaç farklı başvuru yapması gerektiğini düşündünüz mü hiç? binlerce, belki de milyonlarca. binlerce, milyonlarca formdan, son günden, vesikalıktan, ikametgahtan ve başvuru ücretinden bahsediyoruz burada.
başarılı insanlar planlı programlı olmalıdır derler ya, işte bunun tek sebebi başvurulardır. eğer devamlı bir yerlere başvurmanız gerekmeseydi, planlı olmanıza da gerek kalmazdı. "yarışma için son gün yaklaşıyor ali, başvurunu yaptın mı?", "ali konferansa başvurdun mu? para için ayrıca dekanlığa ve enstitüye başvurman gerek unutma!", "okul bitiyor, iş başvurusu yapmaya başladın mı kanki?", "konut kredisi için başvur artık istersen hayatım." ben ipin ucunu kaçırdım artık. daha fazla başvuru yapamıyorum. gerçekten. patolojik bir hâl aldı bu artık bende. başvuru formu görünce tiklerim coşuyor, sağ yüzük parmağım titriyor (isteyene gösteririm, çok komik). başvurma yeteneğimi kaybettim!
bir üniversite öğrencisinin daha fazla başvuru yapamayacağını fark etmesi, bir futbolcunun artık futbol oynayamayacağını öğrenmesi gibi bir şey. düşünsenize onca hayal: "şu takımlara giderim, büyük futbolcu olurum, adım pele'yle anılır..." derken bir gün: "üzgünüm coni, ayağında bir sorun var, seni daha fazla oynatamayız." geleceğin futbolcusu coni yerel bir takımda antrenörlük yapsın sonra hayatı boyunca. işte daha fazla başvuru yapamayan öğrencinin durumu da tam budur. ilk fırsatta okulu bitirir, zar zor küçük bir işe başvurur ve hayatı boyunca bir daha başvuru formu görmemeye yemin eder.
biliyorum biraz dramatik anlattım. benim için üzülmenizi istemem. alıştım artık ben. hiçbir zaman atom mühendisi olamayacağımı kabullendim. tek istediğim, o başvuruları yaparken (yarışmalar, üniversiteler, vizeler, bir sürü şeye başvurduğunuzu biliyorum) benim gibileri hatırlamanız. başvurabilmenin değerini bilin. ondan sonra lanet olası başarının tadını çıkarabilirsiniz!
y is "work"
z is "play"
x is "shut your damned mouth!"
işin içine x girince yine anlamamaya başlayacağız ancak anlaşılan o ki başarı varılmış olan bir nokta değil, yolculuğun ta kendisi ve kendi içinde handikapları var...
tesadüf değil derler ama , tesadüflerin etkisini ihmal edemezler. tesadüfün başarı üzerindeki etkisinin ihmali fizikte yer çekimini ihmal etmek kadar saçma ve yanıltıcıdır.
sadece iş hayatıyla sınırlı değildir. ailende sorumlu olduğun kişilere verdiklerin de çok önemlidir. tanıdığım bir profesör, buna iyi bir örnektir. adam, kumar zaafı yüzünden ailesini dağıtmıştı ve kimsenin gözünde değeri kalmamıştı. özel hayattaki başarı es geçilmemeli. iyi bir eş, anne, baba olmak, asla yabana atılmamalı.
başarı, çoğu durumda, sürdülebilir olmadığı sürece pek anlam ifade etmez. gelip geçici başarılar çabuk unutulur ve fayda sağlamazlar.
başarı, başarını olumsuz etkileyebilir. eğer etkilerse ve başaran buna çözüm bulamazsa, çok çabuk başarıyı getiren faktörler ortadan kalkacaktır ve yeni başarıların önü kapanacak, mevcut başarının sürdürülmesi imkansız hale gelecektir.
burada bahsettiğim "önemli olan zirveye çıkmak değil zirvede kalmaktır" ifadesinden ziyade "sadece zirveye değil yamaçlara çıkmak da bir başarıdır ve önemli olan orada kalmak, mümkünse biraz daha yukarıya çıkmaktır." ifadesidir.