başörtüsü değildir, "okulumuz binalarına
türban ile girilemez" der tam olarak.
faşizm de değildir, insanların kafasına türbansız da bilgi rahatlıkla girer, "türban takmadan girmiyor dimağıma ühü" diyen
cübbeli ahmet hoca'ya bir görünsün.
edit : başlığı açan yazar uçurulmuş ve an itibariyle başlık üstüme kalmış durumda.
(sükun, 20.07.2006 21:54 ~ 07.10.2006 23:22)
bu ülkede
mürtecilerden nefret eden insanlar -biri de benim- oldukça daha çok yürürlükte kalacak olan yasaktır, müsterih olunuz.
(sükun, 20.07.2006 22:01 ~ 07.01.2007 20:47)
(bkz:
yasak yasaktır)
(bkz:
faşizm)
(bkz:
bölücülük)
iş bu yasağın ortaya koyduğu sonuç, gençlerin kafalarında ikililik, ayrımcılık, kendinden olmayanları küçük görme, (takmayan anlayışı açısından) eşarbı olanları gerici ve (takılmalı anlayışı açısından) takmayanı ateist ve düşman gibi görme hastalığına sebep oluyorsa, iki ayrı taraf yaratıp bu tarafları birbirine düşürüyorsa bu ayrılıkçı tohum ekmek ve bölücülük değil de nedir a dostlar?!!!!????
başörtüsü(ya da türban) üzerinden siyaset yapanlar olmasa hiç gerek kalmayacak olan yasak. ilginçtir ki başörtüsü yasağının sebebi olan kişilerin vaatlerinden biri de bu yasağı kaldırmaktır.
bir bayan öğrenci gerçekten ders almayı çok istiyorsa ve dininin gerektirdiği şekilde saçlarını kapatmak istiyorsa peruk takabilir. ama mesele bu değil. mesele türbanın bir üniforma haline gelmesidir. türbanı olan onlardan, türbanı olmayan öbür taraftan zihniyeti vardır bu ve bunlar gibi düşünen insanlarda. bu olay konuşuldukça gündeme geldikçe maalesef bu zihniyet prim kazanıyor oy kazanıyor. işine gelmeyene hayırlı işler diliyorum.
(bkz:
mollalar irana)" onmousedown="return bkc('896388','+%60mollalar+irana%60')">
mollalar irana)
türbanla başörtüsü arasındaki farkla başlayalım; türban bir siyasi simge, bir tehtidken, başörtüsü değildir. başörtüsü dediğimiz fosforlu pembe olmaz ve onu ninelerimiz, güneşten korunmak isteyen insanlarımız vs. bağlar. bu durum herhangi bir yasak gerektirmez kanımca. olay siyasi simge ve inanç sömürüsüne ulaştığında bu eşarp parçasının adı türban olur, bağlanış biçimleri değişir, takanların kıyafetleri değişir. ne yazıkki neden taktıklarını bilmediklerinden fosforlu, dikkat çekici renkler kullanmaktan çekinmezler, gereksiz yere çok makyaj yaparlar, terlik bile giyerler, hatta benim çok garibime giden bir hadisedirki yarım kollu tişört giyenini bile gördüm.
iş bu olayın kaldırılması isteğine gelince bu neyazıkki tamami bir yasakla olamaz. etkiye tepki prensibinden işler daha da sarpa sarar. kısmi yasaklarla (belki şimdikiler gibi) ve yeterli bir eğitimle (kesinlikle şimdikiler gibi değil) bu olay zaten kalkacaktır zaman içerisinde.
barda bir türbanlı gördükten sonra bunların hiçbirisinin samimi olmadığına karar verdim. o türbanla bara giderken günah olmadığına göre açıp okula girsende günah olmaz diye düşünüyorum. her ne kadar aynı görüşteki erkek öğrencilerin okula elini kolunu sallayarak girmesi ve kızların girememesi bir çelişki ise de yasağın gene de uygun olduğunu düşünüyorum.
başörtüsü yasağı diye bir şey olmamalıdır. tülbent denilen başörtüsü bizim kültürümüzdür, ihtiyaçtan doğmuştur, içinde saçının teli görünmeyecek yobazlığı barındırmaz. türban ise postmodern bir karaçarşaf... kuran ın hiç bir yerinde kafanı sıktıracaksın, saçının tek bir teli bile görünmeyecek diye birşey yazmıyor. peki ama bu gerçeği o "inandıkları için kapanıyorlar" denilen kadınlardan hangisi biliyor? anadolu nun hangi köyünde türban giyiliyor? bizim atalarımız yüzyıllarca inançsız yaşadı da siz kafanızı sıktırıp, arap gibi giyinince mi inançlı oldunuz? türban serbest bırakılırsa, üniversite kantinine öğrencileri zorla kapayıp kuran dinleten bok kafalı zihniyet başı açık kızlara okula girme özgürlüğü tanıyacak mı?
türbana özgürlük diye timsah göz yaşı dökenler; danıştayda öldürülen zavallı adamın yaşama özgürlüğünü elinden aldınız. türbana özgürlük diyenlerin gazeteleri, dergileri sivasta yakılan insanların katilleri için sivas mağdurları diyor. orada ölenlerin de yaşama özgürlüğü vardı, hatta en az, hakkında on tane yolsuzluk davası bulunan bazı kimseler kadar. türbana özgürlük diyenler, özgürlük sadece onlar için var sanıyor ve başı açık olduğu için dövülen kadın gazetecinin özgürlüğü onlara fahişelikten başka bir şey ifade etmiyor.
(bkz:
kadın saçı görünce bir tarafı kalkan zihniyet)
edit: kötüleyin a.k. belki sözlükte ihale verirler, yolunuzu bulursunuz.
küçücük beyinlerde kah kişisel tecrübelere dayanarak istatistik uydurarak, kah hastalıklı ve ilkel mantıklarla kendi çaplarıda haklı birşeymiş gibi gösterilmeye çalışılan yasak. be hey vicdansızlar. beyin okuma aleti ne zaman icad olundu da kimin neresini niye örttüğünden adınızdan bile emin bir şekilde bahsedebiliyorsunuz? ve be hey korkaklar. neden mertçe ben islama ve onunla ilgili her şeye düşmanım diyemeyip de kah çağdaşlık, kah siyaset, kah art niyet masalları arkasına sığınıp, herkesten önce kendinizi kandırmaya çalışıyorsunuz? art niyeti kendinizde arayın ve o küfrettiğiniz insanlardan utanın. en azından onlar dinim bunu gerektiriyor ben de takıyorum diyecek yüreğe sahip.
hem madem siyasi ve dini simgelerle bu kadar ilgileniyorsunuz, siktir edin türbanı falan. o zaten yasak. siz gidin che tişortü yasağı, pentagramlı tişort yasağı, kırmızı-yeşil-sarı kıyafetleri aynı anda giyme yasağı falan çıkarın. bunlar da gayet siyasi ve dini simgeler değil mi? e ben her gün bunlardan en az birisiyle kamusal alanda fink atan onlarca insan görüyorum.
türban kesinlikle bir siyasi simgedir. tam da bu yüzden yasaklanamsı insan haklarına aykırıdır. ben okula daire içinde a harfi baskılı t-shirt le gidebiliyorsam isteyen de başörtüsü veya türbanla(ne fark var anlamadım hala) gidebilmeli. 12 eylül rejiminin en büyük başarısı apolitik gençlik, daha da vahimi apolitik üniversite gençliği yaratmasıdır. üniversiteye bile siyasi simgemi gururla taşıyarak gidemedikten sonra napıyım böyle demokrasiyi. bırakın komünistler komünizmin, liberaller liberalizmin, milliyetçiler milliyetçiliğin, dinciler dinciliğin probagandasını yapsınlar. fikirden değil, fikirsizlikten korkun.
kur'an-ı kerimde, kadının ziynet yerlerini kapatması söylenir, ve ziynet yerlerinin içinde başı da vardır. n.ş.a türban yasağı oldukça anti-demokratik bir uygulama.
ancak, türban, çoğu tarafından siyasi bir imgelem olduğu için, böyle bir yasak, oldukça mantıklı karşılanabilir. eğer devletin bütününü tehlikeye atan bir durum söz konusu ise, ne kadar demokrasiye ters de düşse, uygulanabilir, ve uygulanırken başını açan kadınlara bunun günah olarak değerlendirilmemesi muhtemeldir. çünkü, zorunluluk durumlarında, müslüman değilim demek de, domuz yemek de, mübahtır.
toplumun büyük bir kesiminin, "geleceğin annelerinin", kısacası, geleceğin nesillerini ilk olarak şekillendirecek bireylerin üniversite gibi entellektüel bakış açısının geliştiği yerden mahrmum eden, onları, öngörülmüş bir sınavla hakkettikleri halde kültürlü ve bilgili olmaktan alıkoyan yasak. onlara ya düşüncelerinden/inançlarından ya da kültürel haklarından vazgeçmeleri için baskı yapan yasak. bu bayanlar o zaman nasıl iyi birer anne olacaklardır? yetişen nesilleri kime emanet ediyoruz? lise sonrasında, önceden belirlenmiş öss gibi bir sınavda gerekli şartları sağlayarak üniversiteye girmeye hak kazanmış bir kişiyi, bu hakkından mahrum bırakarak, rasyonel ve analitik düşünme sisteminden yoksun anneler ortaya çıkarmak hoşumuza mı gidiyor?
"amaaan üniversite ne ki sanki, türkiye'de ki üniversiteler çok mu iyi offh!" diyenler elini vicdanına koysun, üniversiteden önce neleri konuşuyorlardı, neler düşünüyorlardı, hayat hakkında görüşleri neydi, şimdi nedir?
bu bayanlar, liseden sonra mevcut sınav sistemi ile hak ettikleri yere giremedikten sonra ya evde oturmaya mecbur bırakılıyorlar, ya da vasıfsız eleman olarak çalışmaya başlıyorlar.
annelik ciddi bir iştir. erkek, insan psikolojisinden, pedagojiden ve etik değerlerden 1 birim anlıyorsa, kadın 2 birim anlamalıdır. zaten hormonal olarak bu yeti ona verilmiştir. üniversite ise her şekilde düşünme sistemini geliştirir.
olaya bu açıdan bakmak akıllara korkunç bir soru getirir.
bu yasak kime işlemektedir? cumhuriyeti mi korur? başörtülü bayanlar sokaklardan toplanmadığı ve toplanamayacağı için, hayır, hala vardırlar ve fikirleri değişmemektedir.
o zaman bu yasak, iyi nesillerin, bilgili ve kültürlü anneler elinde yetişmesini istemeyen kişilerin işine mi yaramaktadır? öyle gözüküyor.
önce ilk ve ortaöğretimi içler acısı hale getirdiler, yetişen nesilleri sağlam bir hayat görüşünden yoksun bıraktılar, son darbe olarak yetişen nesillerin ilk eğitimini verecek olan geleceğin annelerini sistemin dışına ittiler.
bunun en açık ispatı, aynı düşüncede olmasına rağmen erkeklerin üniversitelere girebilmesidir. bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur? erkekleri de almasalar tepki çıp olup büyüyecek, kızları alsalar toplumun geleceği için iyi güçlü bireyler ortaya çıkacak.
elbette modern toplumlarda kadına sadece anne gözü ile bakmak yanlıştır, fakat, insan tarlaları yapılmaya başlayıncaya kadar, kadının bir ismi de "anne" olacaktır, kutsallığını koruyacaktır.
bunu iyi bilenler toplum mühendisliğine devam ediyor.
artık karar verelim, türban yahut başörtü, nasıl isim verirseniz verin, bir siyasi simge ise, üniversitedeki che tişörtleri, anarşi kolyeleri nedir?
yok eğer türban/başörtü dini simge ise ve ülke laikse, laikliğin tanımına bir daha bakın.
laiklik, en kaba tabirle din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ve devletin her din mensubuna eşit bir şekilde durmasıdır. bu vesile ile tek cümle yeterlidir, "öğrenci, üniversite sırasında oturarak devlet işi yapmamaktadır, dini ayrımasının bu yüzden gereği yoktur, ve bu kişisel özgürlüğe bir müdaheledir, isteyen haç da takabilmeli -dini bunu emretmese bile, sadece zevki için- isteyen dini emrettiği için başını örtebilmelidir.
tüm bunlardan sonra anlıyoruz ki, bu yasak ne dini ne de siyasi gerekliliklerle uygulanmaktadır, bu yasak, türk toplumunun başında toplum mühendisliği oynayanların bir ürünüdür ve doğrudan gelecek nesilleri yok etmeye yöneliktir.
cahil anneler, cahil nesiller demektir.
etrafta çok sayıda başörtülü insan olunca; kendisini kaybedene kadar içip sarhoş olup sonra da her gece bir kadınla yatamayacağından korkup, bütün kadınlara sadece cinsel nesne gözüyle bakıp elinden hiçbirini kaçırmak istemeyen, ortam istediği kıvamda olsun isteyen sapık ruhlu hasta zihniyetlerin ortaya koyduğu yasaktır. aynı zamanda içinde bir
kamplaşma içgüdüsüyle hareket edip kendi
aşağılık kompleksini gizlemeye ve doyurmaya çalışan boş beleş insanların taraftarı olduğu
* mantık dışı, insanlığa aykırı, ahlaksız ve duygusuz yasaktır. ülkeye hainliktir.
ek: evet çok sert yazdım ama bu yasak bölücülüktür.
durduğum yerden gocunduğum, bana ve çevreme bi zararı olmadığı halde kıllandığım bi mevzudur efendim.
çocukların daha kolay etki altında kalacakları dönemlerde ne öğretildiği belirsiz kuran kurslarının, başı açık gireni de çoğunluğun baskısıyla kapatacak imam hatiplerin(bunu yapan bi kızla konuşmuştum, sana kapan demiyolar canım baskı yok, zaten herkesin kapalı olduğunu görünce sen bi süre sonra garip hissetmeye başlıyosun hepsinin bi bildiği var herhalde diyosun süper bişi demişti) yasal olarak eğitim verdiği bir ülkede sen kalk belki de çevre baskısıyla türbana sokulan kızın o çevreden çıkma, ekonomik özgürlüğünü ve zihinsel bağımsızlığını elde etme yolunu kapa. mezun olduktan sonra kendi kararlarını verebilecek hatunu henüz bu bağımsızlığı edinememişken çevresine muhtaç olduğu ve o çevrenin onu politik taraf olmaya zorladığı, başındaki kumaşı her şeyden üstte tuttuğu için okula yollamadığı bi dönemde kaybetmek bu.
başörtüsü eğitimle kurtuluncak bi hata mı, tabii ki değil. o apayrı zaten. inandığı bişeyler olduğu için takan adama nasıl ve niye takma dersin ki ve nasıl bir yetkiyle? başkalarının düşüncelerine inançlarına karışma yetkimizin olduğu bir laiklikte mi yaşıyoruz?
ben haçlı kolye gibi dini bir sembolle de politik bir tshirtle de girerim okuluma. somut ve aşırı eğilimleri de gösterebilirim. üzerinde satanistim ben yazan bi tshirt giyersem kapıdan geri çevrilmem ama maskara olurum o ayrı.
türban başlığı altında yapılanlardan, bir beze o anlamı yükleyenlerden ben de rahatsız oluyor ve memleketin gidişatı açısından korkuyorum. bi yandan da bu yasağın hiç bi şeyi değiştirmediğine inanıyorum, amacı üniversiteli gençlere ulaşmak olan yine sızıyo erkeğiyle olsun fedakarlık yapıp türbanını çıkaran örgüt üyeleri olsun. olan aile baskısıyla evde tutulanlara, gerçekten inanıp içi çıkarmaya el vermeyenlere oluyor. mağdur olanların oranı engellenenlere göre fazlaymış gibi geliyor, yasakların getirdiği ekstra ilgi ve gürültü, konuyu göz önünde tutma eğilimi bi yana.
burada benim anlamadığım suçu olmayan bir insanı cezalandırmanın
yasal olup olmadığı. türbanla ilişkilendirilmiş yasadışı eylemlerde bulunan şahısların cezalandırılması için bu özgürlüklerinin ellerinden alınması kabul edilebilir ama hiç bir suçu olmayan bir kişiyi (belki kazık kadar üniversite öğrencileri çevrelerinde türbanlı kızlar görünce etkilenir onlar da ister diye) özgürlüklerini toplumdaki diğer gruplara oranla fazla kısıtlamak bu ülkenin yasa ve ilkelerine uyuyor mu onu merak ediyorum işte. suç için değil suç potansiyeli için cezalandırılmak, potansiyel suçluyu da eğitmek vs değil çevrede görüntü kirliliği olmasın diye görsel bir öğesini çıkarıp kamufule etmek, içindeki beynin değil de bezin suç işlediğine inanmak kadar garip. bir dönem keçi sakallı adamları satanist diye topluyolardı, annem piercingim var diye sokağa salmak istemiyodu beni, gidilebilecek yerler gidilmiycek yerler diye ayırıyodu, aynı mantık sanırım.
çocuğu testiyi kırmadan dövüyoruz herhalde.
eğer bunun tamamı ile bir özgürlük meselesi olduğunu düşünen varsa ailesi tarafından zorla türban taktıranlara ne diyecek merak ediyorum. biraz tarih bilgisi olan varsa şunu hatırlayacaktır. osmanlı'da fes getirildiği zaman bazı yobazlar ayaklanmış ve fesi gavurluk olarak göstermeye çalışmışlar. gelin görün ki o yobaz takımının devamı türkiye'de kılık kıyafet devrimi olduğunda da fesin dini bir sembol olduğunu belirtmiş ve şapkanın gavurluk olduğunu bildirmişlerdir. şu anki türban yasağı da buna benziyor. ayrıca bundan 10-15 sene önce böyle bir türban şekli hatırlamıyorum ben. dışarıda baktığınızda kara çarşaflılar artmış, sarıklı cübbeli adamlar geziyor, bazı yerlerde tarikatlar bağımsızlığını ilan etmiş, savcılarımız bunu görmezden geliyor ve mevcut iktidar bunlara çanak tutuyor. ayrıca iktidar tarafından iyi bir göreve atanmak isteyen erkeğin, eşine türban taktırması da dini özgürlüğün hangi safhasında olduğunu merak ediyorum.
edit: bu giriyi yazdığımdan beri gelen özel mesajlarla uğraşıyorum ve buradan son kez belirtmek istiyorum. bu yazımdan bazı arkadaşlar, türban yasağının, ailesi tarafından türban takmaya zorlanan kızları kurtarmak için uygulandığına dair bir tezim olduğu anlamını çıkarmışlar. hayretle ve dehşetle böyle bir fikre nasıl ulaştıklarını düşünsem de bir çözüme ulaşamadım. ayrıca bir arkadaşımız girime cevap niteliğindeki girisinde ise bu düşüncemden ötürü komik olduğumu belirtmiş. yazının tamamını anlayarak okumayı tercih etmeyen bu arkadaşımızın komikliğinden bahsetmeme gerek yoktur sanırım.
(dreams2, 07.10.2006 11:49 ~ 18:01)
ailesi tarafından zorla türban taktırılan kızlarımızı rahata kavuşturmak için uygulanan bir yasak değildir. hiç bir merciden 'bu kızlarımız mağdur, onlar rahatça başlarını örtmesin diye böyle bir uygulama var' şeklinde bir açıklama duymadım ben. aksine sadece kendi isteği ile türban takanları mağdur eden bir uygulamadır. olayı bu yönde saptırmak komiklikten başka bir şey değildir.
ayrıca hakkında yazanların türban konusundaki bilgisizliği de ortadadır. türban dini bir simge değildir, hiç bir zaman da olmamıştır. müslümanlığın bir üniforması yoktur. islamın peygamberinin bu konuda inananlara tek tavsiyesi, müslüman olmayanlara benzemeye çalışmamak, eski bile olsa temiz kıyafetler giyinmektir. dolayısı ile sarık ve cübbe giyerek, daha çok! müslüman olduğunu düşünenler sadece kendi cehaletlerini ortaya koyarlar ki bu insanların cehaletlerinden dolayı bazı kavramlara karşı tehdit oluşturduğu düşünülüyorsa, çözüm onları yok saymak veya daha kötüsü yok etmek değil, düzgün bir din eğitimine kavuşmalarını sağlamaktır.
peki müslümanlığın üniforması yoksa kur'an' daki örtünme emri nedir? kur'an'da sadece kadınların namahrem olan bölgeleri belirtilmiştir. gene bu bölgelerin nasıl kapatılacaği bildirilmemiştir. yani müslüman bir kadın bu emre kafasına çuval geçirerek de uyabilir, çarşaf giyinerek de, türban takarak da. bu da türbanı dini bir simge yapmaz. önemli olan bir şekilde bu emre uymaktır. insanların bu emre ne şekilde uyacağina karar vermek de hiç bir mercinin ne görevidir, ne de haddinedir.
ayrıa sırf bir iş edinebilmek için karısına türban taktıran erkek, yarın başka birisini memnun edebilmek için tam aksini yapabilir. bunun din özgürlüğü ile alakası yoktur. ancak hükumetlerin ve devlet mekanizmalarının bozulmuşluğunun bir göstergesidir.
öncelikle şunu belirtmek de fayda vardır ki türban baş örtüsü değildir, baş örtüsü de türban değildir. gerek anayasa mahkemesinin gerek danıştayın gerek yök'ün gerekse insan hakları mahkemesinin; bu eşarp ile ilgili verdiği kararlarda baş örtüsü kelimesi kullanılmaz, türban kelimesi kullanılır. sebebi net ve açıktır. baş örtüsü anadolu kadınının çeşitli sebeplerle kullandığı giyim malzemesidir. türban ise bir siyasi ideolojinin dışavurumudur. bu iki nesneyi aynı statüye sokmaya çalışan yazarlara hışımla seslenilir.
ikinci olarak; baş örtüsü ayrı yazılır, bileşik yazılmaz.
http://www.tdk.org.tr/...
sözlük moderatürlerinin gerek imla hatası gerekse kelime oyunu açısından sakıncalı olan bu başlığa müdahale etmesi gerekmektedir.
baş örtüsü yasağı yoktur, türban yasağı vardır.
kimileri görmek istemese de bal gibi baş örtüsü yasağı vardır. bir çok okulda kapşonla dahi ders dinlenemez..nasıl bir uygulamadır bu? sadece inandığı dinin gereklerinden ötürü yargılanmak??? oturdukları yerden konuşanlara sorarım kaç tane yakın arkadaş eş dostunuz var bu haksızlığa uğrayan??? türbanmış yasak olan peki türban değil baş örtüsü takıyorum alınacak mıyım üniversiteye hayır!!!madem öyle nerde benim inancım ya da birçoğunun idda ettiği nerde benim geleneğim???
bütün gece içip hangi kızı düşürsem bu gece düşüncesi içindeyken birden hepsinin başının bağlı olmasıyla birlikte kafamda şimşeklerin çarpmasının akabinde "bu gece de yalnız kaldık" düşüncelerinin paralelinde bizzat koyduğum yasaktır. evet, o
sapık benim, o
münafık da benim. duygusuzum, ahlaksızım, boş beleş bir insanım, islamın bütün değerlerinden nefret ediyorum. siz kusmaya devam edin düşüncelerinizi, ben de neden böyle olduğumu anlatayım.
türban yasağının gerekli olduğunu düşünüyorum. kamusal alana
türbanla girilemeyeceğini savunduğum için bu damgaları yemiş bulunmaktayım, abandone oldum. bu söylediklerimin kendi düşüncelerimi yansıtıp yansıtmadığı önemli değil. sadece, üslup bu olmamalı.
farklı bakış açılarının bir araya gelip üzerinde tartıştığı konuya basın kulübü adlı programdan bir kesit...
http://www.youtube.com/...
baş örtüsü diye saptırılmış yasak. olmadı
yemeni diyelim.
(bkz:
ne baş örtüsü ulan türban türban)
(bkz:
http://www.itusozluk.com/...)
(venom, 14.10.2006 12:15)
türban diye saptırılmış yasak. bugün herkes biliyor ki bırakın yemeniyi, türbanı veya başa örtülen herhangi bir kumaş parçasını, peruk takan kız öğrencilere bile anlaşıldığında bu yasak kapsamında müdahale ediliyor. çoğumuz ya üniversite öğrencisiyiz ya da bu yasak söz konusu olduğu sırada üniversitede okuduk. herkesin gözleri önünde cereyan eden olaylara rağmen yok baş örtüsü idi yok türban idi gibi şaklabanlıklar yapmanın amacı nedir a dostlar?
bu konuda sabit fikir sahibi olan yazarların, aksi görüş bildiren yazarlar hakkında hiçbir şey bilmeden basitleşmek, şaklabanlık yapmak gibi ithamlarda bulunmasına sebep olan olay.
tanımadığın ve hakkında birşey bilmediğin insanlara bu tür suçlamalar yöneltmenin
amacı nedir a dostlar?