bir arkadaşım bu -geçici olmasını umduğumuz- sendromla ilgili şöyle bir yorum yapmıştı ki sonuna kadar haklıdır sanıyorum:
"bağlanmaktan korkarlar ama bağlasanız bağlatırlar kendilerini."
*
anlaması güç değil aslında benim için, ben de şiddetli biçimde korkarım bağlanmaktan, ait sayılmaktan, kısıtlanmaktan, sevdiğim için gidemeyecek olmaktan, ve daha nicesinden... ama bir lunapark klişesidir bu aslında; önce korkar, oyuncağın üzerinde korkar ama iner inmez yeniden korkmak istersiniz. (bkz:
lunapark/!zinkafnun)
siz korkarken hayat akıp gitmese keşke, bir köşede toparlayıp aslanlar gibi çıksanız ve deseniz ki "hazırım sana bağlanmaya." ama maalesef
devinim bu adı üstünde, hayat değişir. siz bir köşede gözlerinizi yummuş korkudan titrer ve başka şeyler düşünmeye çalışırken, değişiverir zaman ve insanlar.
neyse adlı bir güzide şarkıda dediği gibi "aşk hazır olda durup ne seni ne beni beklemez ki". (bkz:
@419984)
ha bi de arkadaşlar bağlanmaktan korkmanın bir
bahane olduğunu söylediler,
ben onların yalancısıyım.
(bkz:
bir arkadaş sorunsalı)