halk müziğimizin en yaygın çalgısı...
bağlamanı atası kopuzdur.
divan,meydan,tanburamı tamburamı ne, çögür, cura, üç telli ... gibi türleri vardır. aslında sınıflandırma böyle yapılmıştır , ama bu sınıflandırma pek net değildir bence, standartlar yeni yeni oluşmaktadır, zamanla hatta yakın zamanda bile feci değişime uğramıştır bağlama... bağlamada kullanılan bamteli(sırma , örme) tel neşet ertaş ile yayılmıştır. hatta bu tele eskiden neşet teli bile diyorlarmış ..
çalmak ise ayrı bir şeydir. üzerinde kişişel unsurları en çok belli eden çalgılardan biridir, çalmanın standardı yoktur yani, ancak yöresel tavırlar ile çalma standartları getirebiliriz ...
bir çok insan guruplarına göre gitar ile karşılaştırılır.ama ikiside farklı enstrumanlardır. gerek çalım tekniği ile gerekse alınan haz ile. bağlama enstrumanını ira eden kişilere farklı gözlerle bakanlara farklı gözlerle bakılması gerkir diye düşünmekteyim.
isteğe bağlı olarak bağlama caz da, blues da kullanılabilinir. yeter ki istensin.
yabancıların başlı başına bir orkestra olarak kabul ettikleri güzide enstrumanımız...avrupa sokakların da 7 yaşın üstünde ki insanların büyük bir çoğunluğunun sırtında görebilirsiniz...* yabancılara tarif edilmesi zor bir enstruman olduğu için hatta anlatılamadığı için "turkish guitar"* denip işin içinden çıkılabilir...
orijini hakkında bir türlü ortak karara varılamayan, ancak, günümüzde rahatlıkla anadolu'ya has diye tanımlayabileceğimiz bir çalgıdır.
kökeninin orta asya'ya dayandığı düşünülür. eski orta asya'daki bağlama benzeri çalgıların sert kapağı yoktur, ortasında delik vardır, sapları da başta eğridir, sonradan düzleştirilmiştir. bu yüzden orta asya'dan geldi demek çok da doğru olmaz. ancak, özbek çalgısı dutara olan benzerlikleri her halükârda orta asya orijinli olduğunu doğrular. alacahöyük'te yapılan kazılar, hitit halkının da bağlama benzeri bir çalgıya sahip olduğunu göstermiştir. erol parlak'ın doktora tezinde durum en güzel şu cümlelerle açıklanır: bağlama orta asya'dan gelmiş, ancak anadolu'da evrimleşip bu topraklara has bir çalgı olmuştur.
bağlamanın evrimi sanıldığı kadar eski değil. 18. yüzyıla kadar bir anadolu çalgısı, el ile (tezenesiz) çalınıyordu ve saray çevresinde pek kabul görmüyordu. bir gün, padişahın saray çalgılarına katıldı ve sesi az çıktığı için kiraz kabuğundan tezene uyduruldu. uzun yıllar böyle çalındı.
cumhuriyet ilan edildikten ve trt koroları kurulduktan sonra önem kazanmaya başlayan bu çalgı, 60'lı yıllarda nida tüfekçi, muzaffer sarısözen ve muharrem ertaş gibi üstadların elinde biraz daha değişerek bugünkü halini almıştır. bağlamaya çeyrek seslerin (si bemol2, fa diyez3 gibi) perdelerini ekleyenin muzaffer sarısözen olduğu söylenir.
tezenesiz çalınışı çok eskilere dayansa da 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar pek rağbet görmemiştir. daha çok ramazan güngör gibi yöresel sanatçılar tarafından yürütülen bu icra sanatı, daha sonra özellikle hasret gültekin'in çabaları sonucu kitlelere tanıtılmıştır.
bağlama ailesi geniş bir ailedir. divan sazı, uzun sap bağlama, kısa sap bağlama, cura gibi tipleriyle toplam ses aralığı 5 oktavı bulan bir ailedir. kimi özel yapım bağlamalar da vardır. örneğin, neşet ertaş'ın bağlaması 24 olması gerekirken 32 perdedir.
çalgının üstünlüğü 3 grup telinin olması, komalı sesleri barındırması, tavır ve bilek hareketlerine uygun olması, tezenesiz çalınabilmesi ve anadolu halklarının uzun yılların birikimi olan kültür ve gelenekleriyle besleniyor olmasıdır.
güzel bir tınısı vardır; güzel çalanın elinde bülbül gibi şakır; insanı alır uzaklara götürür.
7 senedir çaldığım alet.çocuklar genelde türk halk müziği hayranı anne baba zorlamasıyla kursa gönderilir ve yine o anne babaların eş dost toplantılarında hadi kızım/oğlum çalsana şeklinde zorlamalarıyla çalınır. anne baba daha da ileri giderse yanında türkü de söylenmesi farz olur
hiç unutmam, yıl 2002, akdeniz öğrenci yurdunun bahçesinde bağlama çalan bir kişinin yanına gittik arkadaşlarla, dinledik, hoş güzel. çocuk türkiye'nin doğu şehir merkezlerinin birinden gelmiş. birazcık entelvari-havalı, birazcık eğitimsiz, arada kalmış. bağlama hakkında sorular sorduk, biz de gitar çalmaya çalışıyoruz o zamanlar her üniversiteye giden asi genç gibi... çocuğa müzik, nota, akor vs sorduk, nasıl çalındığını falan... bir anda ağzından bir bomba patlattı ki düşman başına;
- akor makor, kardeş bu gitara benzemez. notayla çalınır bu.
tabii ki vardır saygım. lakin sevmem dinlemeyi fazla. küçükken, zorla bir bağlama tutuştururlar elime. çal çal çal diye. kursa da gönderirler. cidden istemem çalmayı. gitar isterim o zamanlar metallica falan dinleriz (bkz: doğduğundan beri metal dinlemek yalanı). neeyse başlarız çalmaya istemeden. dın dın dın dın.. do re mi dore mi... ! fazla geçmez bi kaç ay içinde ağlaya ağlaya yalvara yalvara bırakırım bağlama kursuna gitmeyi de bağlamayı da!.
yıllar geçer. ortamında dalga konusu olursun!. nasıl mı? buyrun:
- oğlumm! bu beri var ya hayvan gibi saz çalıodu! böyle sapına var ya parmağıyla vura vura.. adı neydi lan onun?
+ (mööö) şelpe ya üfff!
- hah şelpe! poahahah zaten var ya kendi küçük diye sazı da küçücük bişeydi bunun! yetişmiodu bile parmakları ehueheh!
+ (mööö) peehh..! abi bi sus ya amaaan! ayrıca da ona saz değil bağlama derler gerizekalı. bilmiyon bari konuşma!?
- dooru lan bağlama ustası sensin.. özür dilerim paşam! heuehuehehehehe!!!!
+ lan sus kırcam ağzını gözünü.. millet duycak it! (bkz: geçmişinden utanmak)
fiziki özellikleri ve çalınış şekilleri yöreden yöreye farklılık gösteren, anadolunun tarihinde halk ozanlarının, memleketi gezip halka dönemin çarpıklıklarını anlatırken kullandığı, günümüzde ise elektro aksamlar takılarak düğünlerde ve kına gecelerinde yozlaştırdığımız müzik aleti...