ayağımıza bağ olduğunu düşündüğümüz her şey. bizi bağlayan sınırlandıran her türlü eylemdir. belirli bir amaç güdülmeden alışkanlıktan ya da sırf yapmak için bir şeyi yapmaktır. insanın kendisini kontrol edememesidir ve konu ya da eylem ne olursa olsun her türlü bağımlılık kötüdür, kişiyi yıpratır, bireyin doğasına, enerjisine ve yaşamına zarar verir.
insanların en ufak takıntı ve alışkanlık sahiplerinde olduğunu iddia ettikleri, ama zannedildiği kadar insanda olmayan bir şeydir bu. şöyle ki;
bir insan eğer her gün sigara içiyorsa o insana hemen sigara bağımlısı, bir insan her gün alkol alıyorsa ona hemen alkol bağımlısı etiketi yapıştırılır. halbuki bir maddenin bağımlısı sayılabilmek için aşağıdaki dört şartın tamamının gözlenebilmesi gerekmektedir:
1. kişinin bağımlısı olduğu maddeyi almadan günlük ihtiyaçlarını normal bir şekilde göremiyor olması gerekir. yani kişi o maddeyi alamadığı zaman okula veya işe gidemeyecek, arkadaşlarıyla ve yakın çevresiyle ilişkisini sürdüremeyecek halde olmalı, günlük hayatın devamı için o maddeye ihtiyaç duymalıdır.
2. kişinin bağımlı sayılabilmesi için bağımlısı olduğu iddia edilen maddenin miktarını sürekli arttırması gerekmektedir. yani bugün 3 sigara aldıysa bir ay sonra 4, iki ay sonra 5, üç ay sonra 6 sigaraya çıkmış olması gerekmektedir.
3. kişinin bağımlısı olduğu maddeyi alamadığı zaman aşırı derecede yorgunluk, halsizlik ve depresyon belirtileri görmesi gerekir.
4. kişinin bağımlısı olduğu maddeyi bırakmak için yaptığı çabaların hiç sonuç vermemesi gerekir.
eğer bu şartlar oluşmamış ise bağımlılıktan bahsetmek mümkün değildir.
belli maddelerle sınırlandırmamak gerekir nitekim herşeyin bağımlısı olunabilir.önemli olan beyindeki ödül merkezini bir şekilde belli bir uyaranla uyarılmaya alıştırmak ve her kendini sıkışmış hissettiğinde bağımlısı olduğun şeyle kendine ödül vermektir.bu yüzden de insan sürekli ulaşma olanağının olmadığı bir şeye bağımlı olamaz.
...ben bağımlıları takdir ederim. herkesin kör bir kaza kurşununa veya ani bir hastalığa kurban gitmeyi beklediği bir dünyada, bağımlıların yolun sonunda kendilerini neyin beklediğini bilmek gibi bir lüksü vardır. nihai kaderin kontrolünü biraz da olsa eline almıştır ve bağımlılığı sayesinde ölüm sebebi büsbütün sürpriz olmaktan çıkmıştır.
bağımlı olmak bir bakıma ileri derecede aktif olmaktır.
sağlam bir bağımlılık, ölümle ilgili tahmin yürütme işini ortadan kaldırır. kaçışınızı planlamak gibi bir şey söz konusudur.
kör noktadır... kalbin beynin iradenin kör noktasıdır...
kişinin kendine hükmedemediği ve o'na karşı duyulan sınır tanımayan istekle özdeşleşmektedir. o ve sen varsındır. o dediğimizn yerine ister bir kadını bir erkeği bir nesneyi bir maddeyi koyabiliriz. bağımlılık son derece geneldir. ve herbiri bir o kadarda kişiye özeldir. yalnızca ikisi arasında olan şeydir.
iradenin düğümlendiği yerdedir.fakat kimse bu durumdan rahtsız değildir. diğerleri dışında... her zaman olduğu gibi bu durumda da diğerleri seni yargılar ve seni mazoşist sapkın ilan eder.
ama bundan kimse rahatsız değildir ne de olsa seni anlayanda, hissettiklerini hissedende yoktur.
bağımlılık tutsaklıktır,aşktır.
tabiki düştüğün çukur daha büyük olacak ne bekliyordun ki? o enjektör vücuduna girdiğinde acıyordu başta biraz. ama sonra, hayattaki en büyük mutluluğa kucak açıyordun... enjektörün sertleştiği oldu belki bazen içinde. hiç sorun olmadı ama bu nedense. nasılsa bitecekti birazdan...
bütün acılarını unutacaktın. bütün düş kırıklıklarını doldurup bir heybeye filistin sapanıyla fırlatacaktın hayatın kafasına, ağzını burnunu dağıtacaktın. kirli bir oyunun içinde olduğunu bile bile bu kadar güzel yaşayanlara inat gidecektin gökyüzüne doğru. hiç birinin keçeleşmiş suratına katlanmış zorunda kalmamak, ticarete, endüstriye, piyasaya ve hiç bir şeye katlanmak zorunda kalyacaktın ortalama beş saat... peşinden belki saatlerce uyurdun zaten. zamansız ölümlere tepki olarak bir delik daha açacaktın kulağına. hiç bir şeyi umursamadan hayatlarına devam eden, sorgulamadan, irdelemeden önlerine ne konursa yiyenlere inat. önceden gözlerine baktığında canının hangi meyveden kaç kilo istediğini anladığın o güzel kızın seni görünce artık yüzünü çevirmesine inat.
daha dün gibi aklımda tanımadığımız o sokaklarda gezerken her an kaybolduğumuz hissini yüreğimizde taşıdığımız... şimdi evimizde gibi hissediyoruz değil mi sevgilim? dünyanın neresinde olursak olalım biraz kafa yapacak bir şey varsa elimizde. hemen alıyorduk elimize tornavidayı sımsıkı tuttuğumuz. güneşe doğru gidiyorduk hep, hep evimizde gibiydik azıcık düşünmeyelim hele. biz bütün maddelerden çok birbirimize bağımlıydık! ne çok incitti değil mi bizi hayat. hiç unutmadım "çok üşüdüm evimize gidelim" dediğimde "biz zaten evimizdeyiz" dediğini... o gün bir an için de olsa bağımlılıklarımız olmadan yaşayabileceğimizi düşündüm hayatımızın sonuna kadar. evimizdeydik işte... yoktu ötesi.
o kadar masumduk ki. ben hiç paramız olmadan, madde olmadan yaşabileceğime o kadar inanıyordum ki. sen kazıtıyordun, ben uzatıyordum saçlarımı. gülümseyerek hatırlıyorum. "her şeyi bıraktım artık çok mutluyum" dediğimde salakmışım gibi baktığını. unutmuyorum. alıp başımı gidiyorum yine ben ara sıra. hiç bilmeden hesapsızca. her defasında korkup geri dönüyorum sensizlikle. çıkmak gelmiyor içimden sokağa. daha çekilir bir yer olsun diye şu pislik, bacaklarımdan, kollarımdan bile vazgeçip onu izlemeye katlanabilirim biliyor musun? her defasında bir yerden topluyorum parçamı. bir bakıyorsun doğudayım, bir bakıyorsun batıda. nerye baksam lanet olası piyasa. bu kelimeden nefret ediyorum. baktıkça kalbim her kırıldığında, elinde koli bandıyla gelen insanlardan nefret ediyorum! senin kadar cesur olamamaktan, alıp çantamı her gözümü kararttığımda gerisingeri eve dönmek zorunda olmaktan, nerdesin diye bağıramamaktan!
yanı senin gibi, bir bağımlılıkmış beni ayakta tutan. bir yüreğe bağımlı olmak. seni neden çok iyi anlıyorum biliyor musun? hatırlıyorum da, seninle her koştuğumuzda nefes nefese durup, öylece sana baktıktan sonra senin hiç yorulmamış olduğunu görmek canımı çok yakardı... işte biz seninle ne zaman koşsak, ki bu benim bağımlılığımdı, senin yorulmayışını izlemek, her defasında beni daha yüksek bir uçurumdan iterdi... işte sen bu yüzden her ayıldığında biraz daha madde istedin anlıyor musun? ben acıya, sen mutluluğa bağımlıydın. ne bekliyordun ki? bizden bir hayat mı? hayır. acı eksi mutluluk eşittir "sıfır"ız biz sevgilim.
ne bekliyordun ki? seninle her dini ritüelden sonra bir dahakini iple çekmem böyle bir şeydi. her defasında daha fazlasını istiyordum. alışıyordum bir taraftan, bir taraftan daha az zevk alıyordum her defasında. anlıyor musun şimdi düştüğün çukurun neden bu kadar derin olduğunu? en çok zillere basıp kaçmayı sevdim belki ben seninle. seninle büyümemeyi sevdim. üşümemeyi sevdim zemheride. her ışığın yerinde bir karanlık kaldı şimdi. ve son kez kapattık gözlerimizi... ne bekliyordun ki? düştüğün çukurun... iyi uykular sevgilim. çukur derin biliyorum. mezar soğuk...
bünyenizin kararıyla ağrıya olan bağımlılıktır. bir vücut düşünün ki her gün bir kısmı ağrıyor. bütün önlemler alındığında, gerekli yere tedavi uygulandığında başka bir yer çıkıyor ağrıyan. diş çektiriyorsun, tırnak batmasından parmağını koparırlarmışcasına parmağın ağrıyor, tırnağını çektiriyorsun, kulağın ağrıyor, göbek deliğimin ağrıdığını bilirim, damarım ağrır. her gün bir yerim ağrıdığına göre bu vücut bağımlı arkadaş.