mecazi olarak "başarısız olmak", "kötü bir duruma düşmek" gibi anlamları olan bir fiil. sıçmanın başarı mı başarısızlık mı olduğunu birine 12 tane muz yedirdikten sonra sormak isterim.
en verimli,en yaratıcı,en etkili fikir ve düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olay eylem..o açıdan kutsanması gerekir.hatta bu eylemin gerçekleştiği yerler özel bir muamele görmelidir.(bkz: tuvalet)
uzunca bi süre sulu gıdadan uzak kalıp kuru gida ile beslenen bünyelerde çıkışı esnasında göz pörtlemesi, cilt kırışması yapan(özellikle göz kenarı çizgileri) (inandırıcı olmayan bi kaynaktan aldığım kadarıyla da bazı gayler bu taktikle zevk almaya çalışırmış) (bkz: oha) insanın düşünmesine, hayatın o yorucu hareketliliğinden kaçıp hayaller ve planlar kurmasına fısat veren, periyodik aksaklıklar olduğu vakit bünyede strese sebep olan doğal ihtiyaç. kimilerine yakıştıramayız o ayrı.
uniseks bar tuvaletlerinde her modelini bulabileceğiniz normal boktan daha kalın, renkli ve oturaklı sıçırığı çıkarma eylemi.
hiç unutmam bir keresinde bardayım, kafam olmuş 1500, öyle pis çişim gelmiş ki anlatamam. bıraksalar fiskiye gibi saçacağım ama yok, ibnenin biri girmiş çıkmak bilmiyor. ben ise tuvaletin kapısında sambada dansına benzer ilginç hareketler yapmakta, yer yer kapıya şakayla karışık yumruklar atmaktayım çalan müziğin ritmine uyarak. tuvaletin içinde ise şimşekler çakmakta, gök adeta yarılmakta . inatla beklememin ardından hayat meyvelerini bana vermiş, kapı şangırdanak açılmıştı. o da nesi? sarışın, cillop gibi bir abla içeriden elini kurulaya kurulaya çıkmakta. kim siker sarışını yahu diyip daldım, arkamdan kitledimde kapıyı. allahım birde ne göreyim? o sarışın cillop abla uçak gemisi gibi bırakmış ortaya. valla hiç sifonu çekecek mecalim yoktu, bende parçalaya parçalaya işedim o uçak gemisinin üzerine. erkekler bilir, çiş ile bok parçalamak genimizde vardır bizim. o bok parçalandıkça yayılan koku beni neredeyse kusturuyordu inanın. lan dedim sonra kendi kendime, bunun diyetini almalıyım... çişimi yapmış olmanın verdiği nirvanaya ulaşmış tibet öküzü gülümsememle ablanın yanına koşturdum..
-abla abla helal olsun kol gibi bırakmışsın
+ha?
-tuvalete diyorum, düşük yapmışsın be abla
+ne diyorsun be gerizekalı, ahmeeeetttttt
ahmet abiyi görmeliydiniz arkadaşlar. o an şu cümle dökülüverdi ağzımdan: işte şimdi sıçtık...
dünyanın en zevk veren üçüncü olayı. bu hadise, kimilerine göre donu sıyırıp tuvalete bir şeyler bırakmak gibi algılansa da, bizim için hayati bir fonksiyondur, önemlidir. yalnız bu olayı 2 boyutta incelemek lazımdır.
1. çok sıkışınca sıçmak: efendim genelde yaptığımız boyut budur. çok tehlikeli bir harekettir. eğer çok sıkıştınız ve etrafta tuvalet yoksa, dona koyma dediğimiz istenmeyen durumla karşılaşabilirsiniz. hele ki bunu bir yakın arkadaşınız görürse, penisi yediniz, adınız “boklu x” kalabilir. ayrıca boşaltım takımları zarar görür maazallah. hele bir de şanssızsanız kısır felan olursunuz. velhasıl kelam, sıçmanın bu boyutundan uzak durun, tehlikelidir.
2. zevk için sıçmak: sıçmanın bu boyutu önemlidir. tehlikesizdir, alışmanız gerekendir. bu boyut öyle hemen kazanılmadığı gibi vücudu ayarlamak da zordur. ama velakin kazanılmalı, sıçmanın tadına varılmalıdır. öncelikle gün içinde uygun bir zaman dilimi bu olay için kesinlikle ayrılmalıdır. ve bu karardan sonra hergün aynı saatte sıçmaya özen gösterilmelidir. ve emin olun, vücudunuz en fazla bir hafta sonra, saat gibi olacak, ve hep o saatte sıçasınız gelecektir... ya da bu iş için ayırdığınız zamana yakın sizi mutlu eden bir olay oldu; misal kız arkadaşınız size akşam vereceğini söyledi.. bunun sevincini tuvaletle paylaşın… sıçın doyasıya sıçın, rahatlayın..