çocukluk arkadaşı üç genç kızın hayat hikayesi olarak başlamış, daha sonra önce ailelerinin daha sonra arkadaşlarının hikayeleri derken iyice cılkı çıkmış ve bitirilmiş dizidir. ilk kadrosunda berna laçin, hande ataizi, hakan ural,yaşar alptekin ve açelya akkoyun vardı. hande ataizi diziden ayrılıp yerine ceyda düvenci getirildiğinde her tür pisliği hande ataizi çekti, cezaevinde bile ceyda düvenci yattı gibi geyikler dönmüştü. hande ataizinden sonra kadro bir çok fire vermiş, iyice tanınamaz bir hal almıştır.
türk televizyon tarihindeki en geyik dizilerden biridir. dizideki karakterlerin başına gelmeyen kalmamıştır. uyuşturucu, fuhuş, cinayet, tecavüz vs. vs. vs. vs....
hele şebnem özinal diziye girdikten sonra çok daha heyecanlı bir hal almıştır. yanılmıyorsam çarşamba akşamları yayınlanıyordu.
karakterler asla yaşlanmamışlardır. çocuklar dede olmuştur hala aynı adam rol almaktdır, bu çocuğun dedesi rolündeki adam tahminen nuh peygamberi canlandırmkatadır, adamın torunları dede oldu bana mısın demedi.
voleybol oynayarak "hey hey ne kadar eğleniyoruz" günlerinden kopup; cinayet, tecavüz, uyuşturucu, şike, taciz, adam kaçırma, gasp, oha gibi türk suç tarihinin işlenmedik suçunu bırakmayan karakterlerini içeren atv dizisi. çocuklar büyür, genç bi cast bulunur, dizi bi müddet daha tüketilirdi. türk televizyon tarihinin "dizi nasıl uzatılır?" sorununa sinsi bi şekilde çözüm bulmuşlardı. helal valla, yeni karakter eklemede bi de (bkz: the oc) aynı sonda buluşacaklar sanıyorum, böyle mi olacaktı'nın sonunu da bilmiyorum ama selametleri aynı olacak diyebilirim. ayrıca hakkaten (bkz: the oc)
dünyada bu kadar talihsiz bahtsız insanlar olabilir mi sorunsalını yaran dizi. berna laçin dayanamayıp diziyi bırakıyodu diziyi bırakıyo diye seneryoda onu öldürüyorlardı falan öle bi şeyler oluyodu.
zamanında türk televizyonlarına bomba gibi düşen fantastik dizidir. belaya bulaşmak konusunda doğaüstü yeteneklere sahip kahramanların maceralarını anlatır.
bir zamanlar atv'de yayınlanan dizimtrak şey. diziye başlayan hiç bir oyuncu tam olarak dizinin sonunu göremedi ya öldüler ya da rollerini başka oyunculara devrettiler
yazar girileri ile tanınmaya başlamıştır ki yaptığı ufak hatta uyarılması bile gereksiz bir hatadan dolayı yazısı editlenmeye mahkum edilmiş hatta ve hatta çaylak damgası vurulmuştur.bunu öğrenen yazar
-böyle mi olucaktı diyerek iç geçirir ve bir an önce bu çaylaklıktan kurtulmak için 10 tane hatasız girilerde bulunur.
(dersini almıştır.) ( gerisi moderetörlere kalmıştır.)
yok artık, bu kadar olur oha dedirtecek, karakterlerin hiç yaşlanmadığı ancak oyuncu kadrosunun sürekli değişerek nereden nereye geldiği, bir bölümünü izlemediğiniz taktirde daha sonraki bölümlerden hiçbişey anlayamayacağınız(ki bunun sebebi dizideki karakterlerin başlarını her bölümde ayrı bi boka batırıp çıkartmalarıdır), izleyen küçük çocukların şebnem özinaldan korkmaya başladığı, saçma, abuk ancak izlenmeyi başaran ayrıca bir zamanlar hiç bitmeyecek sandığım sabah öğlen akşam tekrara tekrar atvde rastlaştığım türk pembe dizisidir.
bir ömer vardı. ömer. çok iyi hatırlıyorum. çipil ömer derlerdi. dizinin bi bölümünde ömer 5 yaşında mıydı neydi. 4 hafta sonra ömer 25 yaşında filinta gibi olmuş, kızlarla takılır olmuş. iki hafta sonra evlenmiş beşik sallıyor. hesaplarıma göre iki bölüm arası dört yıl olması lazım. dolu dolu kompakt bir diziydi.
hatırladıkça fenalık geçirmeme sebep olan dizi. neden o kadar çok izlenirdi onu da anlamam. seneryoyu yazan kişi o sıralar depresyonda falan mıymış acaba diye merak ediyorum
jenerik bitiyor, dizi tam başlayacak araya bir de reklam giriyor. neden? çünkü karakterler çok bahtsız. mustafa sarıgül mahallede futbol topu dağıtsa, bunlara pinpon topu düşüyor anca.
kötü niyetli erkek bir pislik yapıcak, arabasına atlıyor ama marş basmıyor. marş bassa yolda lastik patlıyor. o da olmazsa kesinlikle başka bir dizi karakterinin başına bir şey geliyor, kafasına sürgülü kapı makarası düşüyor, hastaneye kaldırılıyor. bu kötü adam da hastaneye giderken yanlış yola giriyor, tuzağa dalıyor, lastik yine de patlıyor.
dizide 10 dakika sorunsuz, bak mutlu mesut demiyorum, sorunsuz geçse insanlar gerilmeye başlıyor. o sarışın karının market reyonlarının arasında market arabasını tedirgin bir şekilde ittirişini dün gibi hatırlıyorum. zaten sonra reyonlar arası dört yol ağzında sucuk promosyonu standında görevli kadınla çarpışıyor ve üzerine kızgın yağ dökülüyor. böyle mi olacaktı? bari ucuz cips falan alıp çırçır olsaydı. bu kadarı da fazla.
başlarına gelmedik kalmayan bir grup insanın maceralarını anlatan dizi. kanımca bir dramdan çok, komedi dizisiydi. evet, şu anda da bir sürü dizide bu tür olaylar silsilesini görüyoruz ama hiçbiri komiklikte bu dizinin eline su dökemez. kaç kuşak büyüdü bu dizide. önce 3 genç kız. büyüdüler, çocukları oldu. sonra o çocuklar büyüdü ve onların çocukları oldu. sonunda ne oldu hiç bilinmez, bu konuda çok çeşitli söylentiler var, kimse dayanamadı tabi sonuna kadar.
ayrıca bu dizinin önemli bir özelliği vardır, günümüz dizilerini bir bölüm izlemeseniz de bir sonraki bölümü izlerken anlarsınız geçen bölümü, çözersiniz olayları. ama böyle mi olacaktı için mümkün değildir bu. her bölümde yeni insanlar, yeni entrikalar, yeni çocuklar. çok karmaşık bir yapıya sahiptir bu bağlamda, düğüm olur sürekli olaylar.
dizideki şebnem karakterini hatırlıyorum. benim favorimdi. kendisi manyağın tekiydi. önce birinin kocasına göz koymuştu, sonra da onun oğluna. hiç yaşlanmadı yani kadın, hep genç kaldı. sonunda çekip vurdular, yazık oldu.
geriye dönüp baktığımızda, neler hayal etmişken, ne umutlar beslemişken hayatın akışı dahilinde istemeden, farkında olmadan gelinmiş olan durumu görünce birçoğumuzun iç burkuntusu ve hayal kırıklığı eşliğinde dudaklarından dökülen kelimler öbeğidir.