deli manyak sözleri olan bir sezen aksu şarkısıdır. şöyle ki,
bırak beni
yeter aldattığın yeter
bırak beni
deli ettin artık çek git, bu nasıl sevgi
sen kendine aşıksın, sen yalancısın
hatta sevişirken bile yabancısın
sen kimsin, sen ne rahat insansın bırak
bırak, benim için ne mümkün ayrılmak
ben ayrılamam, sen beni bırak
bırak...
seviyorum kahretsin
seviyorum elimde değil
çok seviyorum, ah neden
yaşadığım en deli aşksın sen
çok istedim, unutmak istedim esmer ellerini
gözlerini, kokunu, yanık tenini
bana dokunduğun anda hislerimi
unutmadım oysa sen bir yalancısın
sen kimsin, sen ne rahat insansın bırak
bırak, benim için ne mümkün ayrılmak
ben ayrılamam, sen beni bırak
bırak...
sabahın altı buçuğuna kadar peş peşe onlarca kere dinlenmemesi gereken şarkı. bakın altta görülen saat ibaresine; ben yaptım oradan biliyorum.
asıl tanıma gelecek olursak- ki çok uğraştım bunu yapabilmek için- şimdi en yakınınızdaki sıcak nesneyi düşünün. bir kahve fincanı ya da dumanı üstünde ince belli bir çay bardağı. elinizi götürün ve o sıcaklığın bin katını hâyâl edin dayanabiliyorsanız. bu sezen aksu şaheserinin girişindeki melodi o ateş kadar yakıcıdır. etinizi aynı acıyla dağlar. o et kalp mi olur artık, fiziksel olarak mı hissedersiniz bilemem.
sonra sözleri girer. şimdi de bir jilet düşünün. hatta onlarca jileti avuçlarınızdan başlayarak tüm vücudunuza değerken hâyâl edin. kurtulamıyorsunuz. birileri sizi çekip alsın onların arasından diye yalvarıyorsunuz. buradan sonra gideceğiniz her yere razısınız. sesinizi duyan yok. belki sesiniz çıkmıyor, emin değilsiniz. kesin olan tek şey canınızın yandığı.
"ben ayrılamam, sen beni bırak. bırak... seviyorum kahretsin, seviyorum elimde değil çok seviyorum, ah neden.
yaşadığım en deli aşksın sen." sözleri de acısına şahit olduğunuz herkesin çığlıklarından bir nefes almış olsun.
hissettiklerimi tarif etmekte eksik kalmışımdır yine. mümkündür. yine de bu şarkıyı dinlerken kan kaybettiğim gerçeğini değiştirmiyor. o sebeptendir, şarapla takviye etmek zorunda kalıyorum kaybettirdiklerini. şarap bulamayınca da kelimelere dökmeye çalışıyorum ama görüyorum ki nâfile.
bir parçası kalıyor hep içimde. alev olup yakıyor, jilet olup kanatıyor. "seviyorum.." diyor. "seviyorum elimde değil çok seviyorum." yaşadığım en deli aşkı eskilerden getirip burnumun ucuna dayıyor. zehir olduğunu bile bile içmemi istiyor.
en güzel yanı bir sonraki geceye kadar kanın durması. belki sonsuza dek ama iyi ki aralıklarla kanatmaya devam edecek bu şaheser.