hep neşeli uyanmak.güne gülerek başlayabilmek.akşama kadar sokakta it gibi koşturma gücü.insanları sebepsiz sevmek.
mutlu olabilme kapasitesi.
hayal kurabilme yeteneği
rüyada uçma yeteneği
sorgulamama yeteneği vs.. vs..
pipiyi gösterebilme gücü. küçükken, üstelik genel arzu üzerine istediğiniz yerde pipinizi gösterirken, büyüyünce bundan mahrum kalırsınız.
kimse ne der diye takmadan her şeyi yapabilecek bir derecede medeni cesareti.. sonradan kayboluyor o..kaybetmeyenlere de sanatçı diyoruz biz..
evde bağırmaya başladığım zaman istediğim şey hemen yapılırdı. şimdi sevgilime bağırıyorum, hemen uzaklaşıyor benden. yok yok kaybettim ben artık onu.
(konchuy, 07.01.2009 16:27 ~ 09.01.2009 20:22)
atari oyunlarını sırayla bitirmek ve bunu normal karşılayabilmek. bence bu bir süper güçtür evet. o ne sabırmış be, kalmadı sanırım şimdi pek.
kilolarca çikolata yesende sivilce çıkmaması ve aşırı hareketlilikten dolayı kilo almama. ergenliğe girince malesef bu durum değişiyor.
patavatsızlık..öyle ki bir çocuk asla patavatsız olarak nitelenemez.küçükken "ama anne sen dürdane teyzenin yemekleri berbat demiştin." diyebilirsiniz rahatça.
edit:bir de büyüyünce annenizin süper güçlerini kaybedersiniz.mahallede size bulaşan o çocuklar artık annenizin ses bombası ve kulak koparma hareketinden nasiplenemez boyutlara ulaşmışlardır.
derslerden yüksek not alma süper gücü..git gide düşüş yaşatıyor biz mahlukatlara
plastik bıçakla karanlıktaki hayaletleri kovalayabilme gücü.
(bkz:
çocukken yapılan abukluklar)
ama sonra ben karanlıktaki bir hayalete döndüm.
misket oynama süper gücü.
vicdan. gün geliyor küçücük çocukların, kadınların, sivillerin öldürülmesini doğru buluyorsun.
amuda kalkmak, parande atmak, köprü kurmak.
ağlayarak istediğini yaptırma gücü. ağlıyorum şimdi de ama hiç sallayan yok be sözlük...
çıplak ayakla kapının pervazlarına tırmanmak.
en önemlisi için (bkz:
hayal gücü)
ek olarak (bkz:
düz duvara tırmanmak)
(elira, 08.01.2009 20:23)
çıkılan dağ gezisinde sabahtan akşama kadar mantarların arasında şirinleri arayabilme yetisi.
hani uslu bir çocuk olursak şirinleri görebilirdik diye ağlarken bir yandan televizyonda road runner a gülebilmek.
peter pan a kayıtsız şartsız bağlılık. (uçuyordum sanki ben)
çocukluğum çizgi film şeridi gibi gözümün önünden geçti anasını satıyım.
*
daha sonra yeniden kazanılamaz..
büyümüşsen, artık bizim gibi yoksulsun sen de! sen de merak etmiyor muydun küçükken, büyüklerin neden çok az konuştuğunu ve hep ciddi ciddi öyle?! büyüme talihsizliği ile karşılaşmış hemen herkes şimdi acınası bir halde. iflah olmaz bekleme odalarında gördüler sınırlarını, "seni hep bekleyeceğim" sözlerinde tattılar her şeyin bittiğini, herkesin gittiğini ve binlerce km uzaklıktaki saçma sapan bir savaşın aslında hemen yan odalarında sürdürülmekte olduğunu.
ciddi olmak ve susmak, büyüklerin süper güçlerini yitirdikten sonra kendilerine saygınlık katabilmek için ellerinde kalmış olan son ümit. asık suratla ve sürekli bir yere yetişerek yaşamazlarsa paramparça olacağını kaç tanesi düşünmüyor ki?!
ben söyleyim: bütün acizliklerini biliyorlar ve ödleri boklarına karışana dek korkuyorlar. dahasından da korkuyorlar; çocuklarını kendilerine benzetememekten korkuyorlar, en kıdemlisinden en kıdemsizine korkuyorlar, evlerinden korkuyorlar, televizyonlarından korktukları için tvnin başından hiç kalkamıyorlar.
bir gün bir sohbet esnasında, "artık uçamıyorum! uçamıyorum! anlıyor musun?!" diye yakarmıştı bir arkadaşım.. bir diğeri ise başını sallayarak onu onayladıktan sonra, "bende en son ne zaman mucizeler yaratabildiğimi hatırlamıyorum bile" demişti. ben pek ağzımı açamadım. çünkü ben süper güçlerini kullanmayı, keşfetmeyi hiç beceremeyen şaşkınlardandım biraz.. ama, "sen neyini kaybettin?!" diye sorulacak olursa da, büyük bir kedere bürünüp, "yağmur yağdıramıyorum.." diye sayıklıyordum.
bu şehrin kaldırımlarında sayısız kez yürüdüm ben. en korkunç bekleşmelerde, en korkunç yerlere yığılı kaldım. çok sarhoş oldum, ağzımdaki asıl baklayı çıkaramadan çok yandım. herkesin bir konuda süper olduğu anti-süper bir şehirde neyi yanlış yaptığımı defalarca sorup durdum kendime. durduk yere "why so serious?!" diye sordum aynalara.
en az bir konuda süpsüper olan insanlar kuşatıyordu dört bir yanımı ve ben normal insanların nerede olduğunu günden güne daha çok sorarak delleniyordum.
bir yerlerde hiç süper gücü olmayan birileri olmalıydı.
süper güçlerim olmadığı için yazmaya başladım. delirircesine.. ve yan odama sıçramış olan savaştan yastık tüyleri sekiyordu saçlarıma, ailelerin kendilerine benzetemedikleri çocukları gelip buluyordu evimi, hergün biraz daha fazlası.
korka korka yürümeye başlamıştı süper güçlerini kaybetmişler.
büyüdükçe mahkeme duvarı kalpli insanlar bürümüştü her yanımda.
gülüyordum.
yazdıkça daha çok delirip, "iyi yazıyorsun be" dediklerinde daha çok gülüyordum.
belki hiçbir zaman batman gibi gecelerin lordu olamamamıştım, ya da spiderman gibi öykünün esas kızını çok büyük bir tehlikeden estetik birkaç hareketle kurtaramamıştım da, ama, herkesin aksine, şimdi süper güçlerim vardı. güldüm. dalga geçtim her şeyle, yazdıklarımda dahil olmak üzere..
televizyonun altındaki
receiverda yazan kırmızı renkli sayıyı beyin gücüyle değiştirebilme..
küçükken ara sıra orada yazan hesap makinesi fontlu sayıları bir anlık değiştirebilirdim ama bu süper gücümü bir türlü kontrol altına alamamıştım. bazen istemeden yapıyordum, 2 yazıyordu onu 7 yapıyordum, 13 yapıyordum, 0 yazıyordu 99 yapıyordum, kısa süre sonra orijinaline geri dönüyordu.
şimdi o yeteneği kaybedeli çok oldu.. ama zaman zaman alkol sınırı aşıldığında bu gücün kalıntılarının farkına varıyorum, biliyorum, hala içimde bir yerlerde böyle bir yetenek var ama ne yazık ki kullanma yetimi kaybettim..