ilginçtir vardır böyle bişey, ufak kişi-can fazla polisiye dizi seyretmiştir muhtemelen, kötü adamları yakalamak pek keyifli gözükür o dizilerde malum. bi süre takılır böyle, arada astronotluğa da yeltenir ama nasa pek uzaktır, o kadarına hakimdir konunun, gerçekci velet işte!sonra mühendis olan versiyonları aramızda gezmektedir şuursuzca.
büyüyüp de trafik polisi olan evladın eskilerde kalan arzusudur.
sherlock holmes romanları ile büyümenin dışavurumudur.
çocukluğumda peyda olmamış his. şimdilerde istiyorum ama gariptir. gizemli telefonlar, kapının altından atılan dosyalar, fotoğraflar, insanları izleme...maceracı ruh, şifreleri çözebilme, yaratıcılık, olayları birbirine bağlayabilme potansiyeli, görülemeyeni görme, dikkatli olma, korkusuz olma... bunların hepsini tadabileceğim başkaca bi iş yok herhalde.
yani ofiste oturuyorken kapının altından gizlice dosya atılması, gönderenin belli olmadığı zarflar almak, beyaz kağıdın üzerine gazeteden kesilen harflerle yazılmış mesajların gelmesi, çok gizli şekilde çekilmiş "kurban" fotoğraflarının gecenin bi köründe balkonuma fırlatılması, gizli numaradan aranmak, kim olduğunu bilmediğin biriyle, çözmeye çalıştığın konu hakkında anlamsız konuşmalar yapmak, tam buluşma anında gözlerinin önünde adamın öldürülmesi, ihanet, entrika, hız... fragman gibi hayat.
"gadget" vardı bi inspector olanından. işte onun etkisi.