çocukluktan uzaklaşmak,anılarımızın çoğalması, değişmek,yetişkinliğe erişmek, heyecanın kaybolması, nesnelerin, insanların küçülmesi, çocuk masumiyetinin kaybolması, şaşırmanın azalması,daha az gülmek, çözmek, tecrübeli olmak, kazanırken kaybetmek, oyun oynamayı özlemek,farkındalığın artması demektir.
* özgürlüğün artması, gücün artması, daha kolay karşı koymak ve belki de büyümeye meydan okumaktır büyümek.
(viola, 22.01.2005 23:16 ~ 02.06.2005 01:30)
çocukken elinde tabakla peşinden koşan annenin, tencerenin hepsini bitirmenle yüzünde oluşan bakışı da beraberinde getiren..
(bınar, 20.04.2005 10:00)
uno firmasının çocuklar çıkardığı bir çeşit ekmek
(bkz:
büyü-mek)
küçükken hep olmasını istediğim ancak şimdi hangi oyuncağı oynayacağına karar verememek dışında dertleri olmayan çocukları görüp imremdikçe, keşke geriye döndürebilsem dediğim şey.
bazı şeylerin iyide kötü de olsa hayatına zoraki sen istemesende girmesidir.mesela aşk...
herkese nasip olmaz büyümek. büyümeye başladığını hissedince insan artık mükemmel duygular gelir beraberinde. tamam hayat, derttir, zordur falan ama insan büyümeyle gelen güzellikleri de görebilmeli. tabi ki toz pembe gözlüğü sahilde uzanarak takalım demiyorum, aptallığın daniskasıdır. fakat büyüdükçe elde edilenler gerçekten hazinedir.
küçük bir çocuk olmak güzel tabi, dert yok tasa yok. ama birileri bizim yerimize tasalanıyordu. çok mutluyduk ama yine de dünyamız küçücüktü, sadece oyun oynamak ve bir yerde kalmaktı hayatımız. harikaydı evet. peki büyürken gittikçe kötüleşiyor muyuz; her türlü duygunun daha da derinine iniyoruz gittikçe, dibine kadar yanıyoruz sevgiyle de dertle de. ama hep bir karşılık gelir dertlerin karşısında. çalıştığınız bir işin üzierne aldığınız başarının hazzı bile bazen nasıl da mutlu eder. yepyeni şeyler öğrenmenin keyfi nasıl da güzeldir.
hadi bırakalım maddi kısmı. çocukken saf, dertsiz, mutluyduk. güzel yine, orası ayrı. büyüyünce her duygunun en ucuna gidebilirsiniz, her güzelliği en ince ayrıntısıyla yaşıyoruz, tüm bilincimizle. sevince öyle bir seviyoruz ki, sarıldığımızda her zerremiz hissediyor sevdiceği, uğruna herş eyi unutup göz ardı edip onun için koşabiliyoruz en deli şartlara. bir mücadelede bütün ruhumuzu koyabiliyoruz, hele sonu başarıyla bitiyorsa. arabaların geçtiği bir yola atlayıp hiç yere düşmüş tek gözü kör seksenlik bir amcayı sokağın ortasında kaldırdınız mı yerden? bunun verdiği mutluluk yaşanamazdı maddi manevi büyümesem kendi çapımda. ramazan ayında akşama yetişmek üzere olan koşuşturmaca ile yaşayacak yerine göre gözlerimiz ışıltıyla, içimiz titreyecek ezanla. bazen tam tersi atlicaz yazın masmavi bir suya...dertlerse bütün güzellkilerin güzellik olduğunu bize gösterecek. yüzümüzde oluşacak her çentik, çizik bizim ne kadar büyüdüğümüzü gösterecek. o çentikler, çizgiler kadar deet ve onların öğrettiği kadar güzellik tatmış olacağız. her beyaz tel ödül olacak. olguluğun, "bu hayatın duyuglarını dibine kadar yaşamış bu adam" diye onay olacak o beyazlar, çizgiler. büyüyeceğiz hep. içimizdeki çocuk yine dursun. nasılsa çıkar o hep bir yer bulup. büyük çocuk olmak da var sonuçta. ama zevkle, ama kederle, ama dibine kadar yanan en derin sevgiyle, büyüyeceğiz hep...
yüzüne gülen herkesin aslında dost olmadığını anlamaya başlamak.
kocaman adamların küçücük hesapları
başıma çok erken gelmiş hadise...
hayatta hiç farkında olmadığın şeyleri sevmeye,sevdiğin şeyleri de fark etmemeye başlamaktır. ağaçlar küçükken sadece etrafında koşmak ve üzerine çıkmak için vardır. ağaca bakıp manzarasından keyiflenenler büyüklerdir. bir çocuğu çok sevdiği birinin evindeki koku bile mutlu edebilir lakin büyüyünce bu kokular insana sadece "bir yerden hatırlıyorum ama nereden" düşüncesini getirir,unutulur gider.
herkes bir buçuk iskender yerken küçüklerin pide arası döner yemesidir.
küçükken oynadığınız bahçenin uçsuz bucaksız olduğunu zannederken aslında ne kadar küçük olduğunu fark etmektir.
(viola, 30.07.2005 08:23)
küçükken oynadığınız bahçenin uçsuz bucaksız olduğunu zannederken aslında bu koca evrende bir nokta bile olmadığını anlamanızdır büyümek, sevdiğiniz herkesin zamanla yaşlandığını, bazılarının ölümün şerbetinin içtiğini idrak etmektir. sorumluluk sahibi olmaya başlamaktır, ev geçindirmektir, derslerden başkası için değil, kendiniz için geçmeye çalışmaktır. anneniz söyledi diye değil, yapmazsanız elektriğin kesileceğini bildiğinizden para ayarlayıp elektrik faturasını yatırmaktır. büyümek doğumunuzdan sonra 20 yılınızı geçirdiğiniz tek katlı bahçeli evin yarısının belediye tarafından yol geçecek diye istimlak edileceğini öğrenip hiç bir şey yapamamaktır. büyümek, bilmektir, bildiğinin sorumluluğuyla ezilmektir. dünyanın kahpe düzenine bakıp iç çekmek, düzeltmek için ne yaparsanız yapın, düzeltemeyince kahrolmaktır. büyümek tüm acıları tatmaktır.
büyümek, evlat acısıdır.
bir gün sana şimdi sıra sana geldi derseler anla ki büyümüşsündür.
kazıklana kazıklana kazıklamayı öğrenmektir
hayatın aslında
mutluluktan çok
acı ve
kayıplarla dolu ve aslında hiçbir şeyin adilce olmadığını öğrenmektir.
can yakan şey.
(thyme, 06.05.2006 23:45)
etrafındaki herşeyin küçülmesi durumu..
(bambuk, 12.06.2006 00:06 ~ 29.01.2009 20:16)
kim olduğunu unutmak,yola çıkmış olduğun noktayı yitirmektir. büyümeye başlanılan ergenlik döneminden itibaren kim olduğundan çok kim olması gerektiği öğretilir insana. kendine bir rol beğenir,hatta değişen durumlar için birkaç rol... çeşit çeşit maskeler boyar kendine, dolabında saklar çeşit çeşit kostümlerini. büyüdüğünde kendini sevmez insan. o yüzden ağzı hep güler de kendi hiç gülmez. büyümek attığın her adımı, sanki bir gün bunun için başkasına hesap verecekmişsin gibi düşünerek atmaktır, ölçülülüğü benimsemek, ondan vazgeçememktir. büyümüş insan kendiyle kalamaz. kendini hep başkalarının gözünde arar. ama amacı başkalarının mutluluğu değildir. sadece kendini mutlu etmek ister büyük. büyümek, mutlu olmak için kendini seçtiğin, kendin olmak için başkalarını seçtiğin bir süreçtir. pek şekerli değildir tadı. sıradandır,rengi solmuştur genelde.
kimi zaman insanın geçmişte kazandığı kinin gereksiz olduğuna anlaması, geçmişte yaşanan kötü ve iyi anıların karmasından kötü olanları silip iyi olanlara gülümsemesidir.
işte bunun için sıkça büyümeyi isterim.
hayallerinin altında ezilebileceğini düşünmeye başlamaktır. perilere, canavarlara, pamuk prensese, kötü cadıya inanan, süper annesi/ babası sayesinde istediği her şeyi yapabileceğini, tüm hayallerini gerçekleştirebileceğini zanneden birinden, hayallerin tehlikeli olabileceğini düşünme başlayan biri olmaya doğru yaşanan değişimdir. gerçekçi olmak gerektiğinin, hayal kurmanın büyüsüne kapılmamak gerektiğinin farkedilmesidir. annenin o kadar da süper olmadığını , babanın da aslında her şeyi bilmediğini, her şeyi yapamadığını farketmektir.
alınması gereken sorumluluklardır, merkezinde olduğumuzu zannettiğimiz dünyanın kenarlarına doğru yapılan yolculuktur. kendinden başka birilerini düşünmeye başlamaktır. hem üzücüdür hem sevindirici ama olgunlaşma ile birlikte gerçekleşmiyorsa sadece korkutucudur.
yüklenilen sorumlulukların, çekilen sınırların, kullanılan silahların gücü artarken; masumiyet, samimiyet ve unutma gibi erdemlerin kaybı. bazen büyüdükçe küçülüyoruz.
insanın gülümseyerek eskiden diyebilmesi, sonranın merak olmaktan çıkıp endişe kaynağı olmasıdır.
büyük bir yanılsama,
etrafınıza bir bakın ve büyük(!) insanları gözleyin;
iş yerinde iş arkadaşının ayağını kaydırmaya çalışan kişi;üniversitede ders notunu paylaşmayan öğrenci , ego tatmini için akademisyen olmuş hoca; kırkına gelmiş oğlunun iplerini hala ellinde tutan bir anne; 'ananı da al git' diyen başbakan;aşkı saçma kurallarla oynanan kaçma -kovalamacaya çevirmiş çift....vs vs...
küçükken
asil oyunlar oynardık , büyüdük
soysuz oyunlar oynuyoruz!