ortadoğudaki müslüman çoğunluğa sahip ülkeleri "ılımlı islam cumhuriyeti" modeline çevirmeyi, türkiye'yi de akp iktidarı altında ılımlı islam devletine çevirip bu ülkelere bizim üzerimizden müdahele etmeyi planlayan abd'nin petrol kaynaklarına konma projesi.
deniz ülke arıboğan'a göre sadece o bölgenin enerji kaynaklarını kontrol altına almayı amaçlamayan asıl hedefi o bölgedeki inanılmaz pazarı ele geçirmek olan proje.(tıpkı çin pazarını ele geçirmek için yapılan faaliyetler gibi.)
amerika birleşik devletleri'nin küresel imparatorluk çağı'nı başlattığı projedir."ortadoğu ülkelerini medenileştirelim" diye cicili bicili bir bahane sunarak bahane içinde petrol,yeraltı kaynakları yatmaktadır.
yüzünü batıya döndürmüş türkiyenin, aynı zamanda doğusuna da döndürmesi gerektiğini hatırlatan abd öncülüğündeki proje... kuzey afrika dan pakistana kadarki coğrafyayı içine alır ve buralarda açık hegemonya kuracağını belirtir. ulusalcı ideolojilerin taraftar toplamasına neden olmuştur. ancak bu paniğin bir faydası dokunmaz. eski dünyanın merkezi olan bu topraklardaki çok etnili yapının, barındırdığı genç nüfusa rağmen, kendi yöneticisine (devlet aygıtlarına) ayar verecek olgunlukta olduğunu düşünüyorum. yeter ki sivil kadrolar, doğuya yönelik kültürel ve iktisadi alternatif dayanışmacı projeler için kaynak bulmakta zorlanmasın. bunların bilgilerini abd içi muhaliflerle paylaştığı sürece, zaten çin önümüzdeki yıllarda, abd nin kendini dünya jandarması zannetmesi olayını dengeleyecektir. sorun, tüm devletler düzeyinde askeriyeye ayrılan paranın kültüre aktarılmasının yollarını bulmakta yatıyor. varolanın yerine bu tarz bir marketi nasıl yaratacağımızı bulursak insanlığa bi faydamız dokunur. bu haliyle bop bir fırsattır.
“büyük ortadoğu projesi” açıklandığında türk egemen sınıfları bir kez daha coştular. ortadoğu’nun ve kafkasya’nın çoktan beri yeniden düzenlenmesi için hegemonya savaşı veren emperyalist ülkeler türkiye’ye yeni payeler biçmeye, onu stratejilerinin merkezine oturtmaya karar vermişlerdir. abd emperyalizmi “bop”un merkez ülkesinin türkiye olacağını ve dönüşümlerin başını türkiye’nin çekeceğini açıklamıştır. ortadoğu’da müslüman, demokratik ve laik(!) bir ülke olarak tc model ülke sıfatıyla ileri çıkartılmıştır. bu meyanda tabii bölgenin gelişmiş silahlı gücü olan tc, yeni düzenlemelerin askeri gücü de olmaktan geri durmayacaktır. bunun bir anlamı da türkiye topraklarının abd emperyalizmin ortadoğu ve kafkasya’da yürüteceği aktif savaşın üssü olacağı ve tc’nin de bu savaşın aktif unsurlarından birini oluşturacağıdır.
emperyalistleşme niyetleri besleyen ama işlerin bir türlü yolunda gitmemesinden dolayı hevesleri kursaklarında kalan türk egemen güçleri bir kez daha kıymete binmiş ve yeni fırsatlar yakalamış gözüküyor. ırak krizini şimdilik unutan abd, türkiye ile “bop” çerçevesinde pazarlıklar yapmaktadır. erdoğan’ın abd ziyaretinin açıklanmayan en önemli yanı ortadoğu ve kafkasya’da gerçekleştirilecek savaşta tc’nin alacağı roldür. ancak bu rolün ne olduğu yeterince açıktır. zira egemen sınıfın sözcüleri her fırsatta abd ile türkiye’nin iyi bir pazarlık yaptığını ve tc’nin bu pazarlıktan “artılar”la çıktığından dem vuruyorlar
bugün ortadoğu ve kafkasya adeta bir barut fıçısına dönmüştür. arap halkları yıllardır baskı ve zülüm altında yaşıyor, filistin halkı yıllardır katlediliyor,türkmen halkı bir yüzyıldır inkar ediliyor. başta yoksul yığınlarının hareketi olmak üzere “büyük ortadoğu” sınırlarında yer alan ülke emekçi yığınları tüm düzeni değiştirecek devrimci dinamikleri bağrında taşıyor. abd’nin nüfuz alanlarına müdahale ve yeniden düzenlemelerine karşı toplumsal dinamiklerin harekete geçmesi ve devrimci durumların yaşanması abdnin korkulu rüyasıdır. işte tc böylesine bir sürecin karşı-devrimci aktörü olarak “büyük ortadoğu” içinde yer almak istiyor. bu durumda tc, büyük ordusuyla düzensizliği bastıran, devrimci patlamalara yol açacak gelişmeleri ezen karşı-devrimci bir güç ve merkez olacaktır...
amerikanın ekonomik amaçlı , 20 yıla aşkın zamandır hazırladığı proje. amacı avrupanın ekonomik pazar olarak ortadoğuya yönelmesi sonucu kendi dış borç açığını kapatamayacağı için burdaki pazarın sahibi olmak. enerji , petrol, askeri güç bunların hiç biri ortadoğu projesinin temel nedeni değildir. temel nedeni az önce söylediğim pazar bulma korkusudur.
ekonomik hamle tasarımı. bu hamlenin içeriğinde -avrupa ya karşı- "ya pazar olarak beni seçersin, ya da pazar bulamazsın", yahut "bu pazara da ben sahip olurum" vardır.
yakın tarihte bölgede yaşanan çatışmaların ve kamplaşmaların yoğunlaştırılmasının, siniri bozuk, enerjisinden ve sahip olduğu değişmez sermaye dediğimiz hammaddeden bihaber ortadoğu halklarının sömürülmesinin, arzu edilen kalıba dökülmesinin asıl nedenleri bunlardır.
"ya istediğim şekle bürürüm, ya da taş üstünde taş bırakmam!" kapalı kapılar ardındaki motto budur, küresel sermaye bir tarafa bu özel olarak amerikan derin devletinin projesidir.
amerika, terör bahanesiyle somut adımlara geçmiş ve dünyanın herhangi belirledikleri yerlerine de kışkırtma ya da kendi dinamiğiyle şekillenmiş terör saldırıları düzenleyerek ülkelere karşı iradi manipülasyonunu büyük bir ustalıkla icra etmiştir.
şimdi hal böyleyken bu duruma siyonizm diyebilirsiniz, psikopatlık diyebilirsiniz ama rasyonel olan şudur ki bunlar ekonomik muktedir olma projeleridir. tabanında bir felsefe olabilir ya da olmayabilir.
şunu söyleyebiliriz ki; ekonomik yöntemlerin kökeni ahlakın durumuna göre şekillenmektedir. bencillik ya da insancıllık
radikal olsun olmasın, toplum bilincine sahip devletler yerine, odasına yollanan 3-5 brooklyn'li manken sayesinde rahatlıkla "söz dinleyen" arap liderlerin yönettiği ülkeleri kendi çıkarlarına daha uygun gören abd'nin türkiye'yi de "ılımlı islam" safsatası altında dahil etmek istediği proje. hatta falanca hoca sırf bu sebep yüzünden birleşik devletler'de muhafaza edilir.
22 ülkenin sınırının değişeceği alenen ilan edilen, bununla beraber yeni devletlerin de ortaya çıkacağı ön görülen -örneğin, kürdistan, iran'da güney azerbaycan gibi- ve türkiye'nin sınırlarının değişeceğinin de ima edildiği rte'nin de eşbaşkanı olduğu proje... vatan satmak; devletin ne kadar kar yapan kurumu varsa haraç-mezat peşkeş çekmekle sınırlı değil...
ortadoğuda yer alan 24 ülkeyi önce eyaletlere bölmek bu suretle merkezi otoriteyi zayıflatarak o eyaletlerin 70 adet de minik minik güçsüz ve dışarı bağımlı devletlere dönüşmesini amaçlayan proje. sanıldığı gibi abd politikası değil, bir dünya ticaret örgütü dolayısıyla da ab projesidir. ab'nin tam üyelik için "kamu yönetimi reformu"nu şart koşması (yerel yönetimlerin güçlendirilmesi), imf'nin iç üretimi bitirmeye yönelik, ithalata dayalı ekonomi planını desteklemesiye varlığından ve gerçekliğinden şüphe edilmemektedir.
bu projeye göre türkiye 7 eyalete bölünecektir. bu bölünmelerde coğrafi koşullar değil etnik oluşum ön planda tutulacaktır (örnek: sscb'nin bdt'na dönüşmesi) ki, bu eyaletler kısa zamanda bağımsızlıklarını ilan edebilsinler. bu arada trabzon ve izmir ile çevrelerinde rumların, adana- mersin civarında ermenilerin, güneydoğu'da muhtemel petrol rezervlerini bulunduğu yerlerde yahudilerin toprak alımlarının hızla ilerlemesinin de sebebi buna dayanmaktadır. daha sonra bu minik devletler kendi kendilerini idare edemeyecekler ve emperyalizmi benimsemek zorunda kalacaklardır, yıllardan beri bir kenarda bekleyen leş kargaları da hemen bölgeye üşüşeceklerdir tabi petrolleri hortumlamak şartıyla.
ek bilgi: buradan anlıyoruz ki bağımsız olmak uğruna sağa sola bomba koyanlara o topraklar yar olmayacaktır. zira dünya ticaret örgütü'nün 12 üyesinin de yahudi olduğu ve bu bölgede toprak alımlarının yahudiler tarafından gerçekleştirildiği göz önüne alındığında bu bölge için örgüt bir maşaya bile gerek duymamaktadır; petrollere direkt kendisi konacaktır. bu durum da, türkiye'de çok olduğu bilinen ama görülemeyen petrolün hem miktarının hem de kalitesinin söylendiği gibi çok yüksek olduğunun önemli bir göstergesidir.
türkiye başta olmak üzere tüm ortadoğu ülkelerin sınırlarını değiştirecek projedir. malesef bugun türkiye cumhuriyetinin başbakanlık, genelkurmay vs gibi kilit kurumları destek vermektedir bu projeye. müslümanlara yönelik yeni bir haçlı seferi olan bu projeye bizim vergilerimizle yapılmış incirlik gibi envai çeşit havaalanı ve limanların hizmet vermesi çok acıdır.
bu seçimlerle önünde hiçbir engel kalmamıştır. akıllı olduğunu düşünen, kendine devlet kuracağını düşünen ve dinini yaşayacağını düşünen yurdum insanı batının kazığı bir yerlerinize girerken bu durumu tekrar düşünürsünüz.
'ortadoğu ve civarındaki tüm toplumların bi hafta içinde barışıp bi ay içinde abd'yi bölgeden silk-tir eden bir şekil yapmasını isterdim, rus'undan musevi'sine. doğunun kaynakları doğuya aittir! dürrük kovboy da şu haçlı işgaline son verip, adam gibi ticaret yapmasını, faşizmden demokrasiye dönmesini öğrensin artık.'
vedat özdemiroğlu, uykusuzluk 2007/08
abd ve ab nin sömürme projesi.geri kalmış ülkeleri daha da gerileterek zaten cahil olan halklarını daha da cahilleştirip ülkeleri ekonomik yönden kendilerine bağlı hale getirerek sömürme projeleridir.bunu da yapma sekilleri dini kullanmak oluyor herzamanki gibi.dinci hükümetlere destek verip ülkelerinde dağı taşı sattırıp ,insanları kendi ülkelerinde köle haline getirtecek sömürü düzeni.ayda 100 dolara tuvalet temizlettirme projesi.
iktidar sahiplerinin gaflet,delalet ve hatta hıyanet içinde bulunarak destek verdiği projedir.iki kişiden biri de dolaylı olarak destek vermiş olmaktadır.büyük ihtimalle desteklerini hiç esirgemeyeceklerdir.