erzurum'u da alıyorlarmış ha. vallaha.
hayırlısı olsun ne diyeyim. ben erzurum'dayım ya, o bakımdan. böyle hep "gelin de erzurum'u alın bak, allah aşkına bak, lütfen bak" diyorum sayın, sevgili, saygıdeğer, can, ciğer ermeni kardeşlerimize. yahu biz kardeş değil miyiz allah aşkına? bizim olan sizindir de yahu. vallaha bak.
erzurumlular olarak, -başta ben olmak üzere- hep böyle sizi bekliyoruz ki gelseniz de şu erzurum'u alsanız. böyle nasıl da kanım kaynadı, canım ısındı şimdi sizlere bak...
canım kardeşlerim benim.
hepimiz de ermeniyiz zaten anasını satayım.
oh... mis gibi...
az bir siktirin gidin he?.. ne dersiniz, bu hoş olmaz mı?
büyükmüş. ermenistan'mış. erzurum'muş. onların toprağıymış. soymuş da kırımmış. ikisi bir arada, soykırımmış. bir de anıtları varmış. hani sözde kırmışız ya soylarını, onun anıtıymış. bıdıymış. vıdıymış. bir de şeymiş, bunlara rağmen, hepsine rağmen, kardeşmişiz de tarihimiz birmiş, aramızda barış yapılacakmış da böyle herkes birbirini sarıp sarmalayacakmış.
sen benim toprağıma göz dikeceksin, benim evimin üzerinde kurulu olduğu toprağa, okula giderken adım attığım yerdeki toprağa; abimin, ablamın, anamın, babamın, amcamın, halamın, dayımın, teyzemin yattığı toprağa göz dikeceksin, "oralar bizim zaten, ermenistan'ın ve ermenilerin. hem büyük de topraklar... birleştir bak, ne oldu? büyük ermenistan..." diyeceksin, sonra ben de "olur canım kardeşim" diyeceğim de sizi bağrıma basacağım?
aklınıza tüküreyim diyeceğim de iyi ki aklınız yok.
erzurum lan. vallaha bak. erzurum diyorlar ha? sınırlarında olacakmışız...
yüce tanrı'm!.. bunlar neden hep böyle?
hikâyedir efendim...