belki ilginizi çeker
  1. · 1973 petrol krizi
  2. · boing burhan
  3. · the grapes of wrath
  4. · büyük ekonomik kriz
  5. · wall street krizi
  6. · buhran
  7. · yaran yanlış başlık okumaları
  8. · yıllanmış giri
  9. · bir erkeğin anatomisi
  10. · eleanor roosevelt
gündem
  1. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  2. · 29 kasım 2009 barcelona real madrid maçı
  3. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  4. · yasaklanması gereken şeyler
  5. · her yerinden öpüyorum rüştü
  6. · aşk
  7. · kar yağarken hissedilen duygular
  8. · allah kızlara güvenseydi zar koymazdı
  9. · yalnızlık

büyük buhran  

  1. 1929 yılında amerikadan başlayıp,neredeyse bütün dünyayı etkileyen ekonomik çöküş.

    1929 yılına kadar klasik iktisatı benimseyen amerika,1929 yılına gelindiğinde büyük bir ekonomik durgunluğa girdi,işsizlikler tavan yaptı,arz edilen mallar elde kaldı.talep yok denecek kadar azdı.

    buhranın aşılmasını sağlayan keynesin devletin etkin rol oynadığı fikirleridir.keynese göre,devlet piyasaya müdehale etmeli,durgun ekonomide harcamalar yaparak canlandırmalıdır.kriz etkisindeki devletler,bu devlet odaklı politikayı uygulayarak buhranı aşmışlardır.
    (sycrone one, 02.05.2006 00:04 ~ 00:27)
  2. türkiye'ye etkisi de şöyle olmuştur. cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektör eliyle büyüme planlanmıştı. fakat yerli müteşebbüslerin elinde yeterli sermaye olmaması kalkınmayı ağır aksak ilerletiyordu. 1929 ekonomik bunalımının da etkisiyle devletin üretime bizzat girmesi ilkesi benimsendi. 1933'te birinci beş yıllık sanayi planı hazırlandı ve başarıyla uygulandı.
    (galliani, 02.05.2006 00:15)
  3. etkisi şöyle olmuştur dünyaya; efendim, o zamanlar birinci dünya savaşı sonucunda yapılan anlaşmalara göre almanya'nın fransa ve ingiltere'ye ödemesi gereken savaş tazminatı vardı. almanya bunu amerika birleşik devletleri'nden aldığı krediyle ödüyordu. fransa da almanya'dan aldığı para ile ingiltere'ye olan borcunu, ingiltere ise bu parayla amerika'ya olan borcunu ödüyordu. maksat avrupa ekonomisi ayakta kalsındı. zamanla, amerika'da avrupa'ya giden krediler borsaya yöneldi, çünkü borsa baya hızlı yükseliyordu. yani daha kriz patlamadan avrupa'da etkileri hissedildi. sonra borsa patladı, herşey yandı bitti kül oldu, böylece tüm dünyayı kapsayan büyük buhran başladı.
    (gelirsemkal, 02.05.2006 00:54)
  4. buyuk buhran, üretmeden çalışmadan kısa yoldan zengin olma hayali taşıyan orta sınıf amerikalılarının 1929 yılı ve öncesinde new york borsasındaki aşırı değerlenme ve hızlı yükselen endeksin peşine dusmesi sonucunda artan arzın ve buna kıyasla düşen talebin ayni yılın sonlarında aniden patlaması neticesinde ortaya çıkarttıkları ekonomik kriz

    klasik iktisat kuramının sorgulanmasını beraberinde getiren bu bunalım, piyasada aslında gizli el olgusunun söz konusu olmadığı, aslında insanların akliselim de hareket etmediğini sadece daha fazla para elde etme çabasında olduklarını gösterir.

    sadece ceplerini doldurmak uğrana bilinçsiz yapılan yatırımlardan dolayı amerikalıları ne kadar suçlayabiliriz bilmiyorum ama bu aslında sırf amerikalıları değil insanların belli ideolojik kavramlardan yoksun olması işin özü paranın esiri olmasından kaynaklanıyor. bu durumda suçu kapitalist sisteme yüklemek herhalde en kolayı olur ki genelde ekonomik buhranda suçlanan sistem olmuştur. elbette ki kapitalist sistem para merkezli bir sistemdir ve insan iradesini zorlar ancak bilinçli toplumlar dünyada var olan ve her zamanda var olması beklenen bu sisteme karşı kendilerini uyarlamak zorundadırlar.
    (vincent vega, 26.06.2006 12:16 ~ 16:23)
  5. amerika kökenli kriz.atlantik okyanusunu aşan kriz avrupaya sıçramış, alman ekonomisinin iyice yıpranmasına neden olmuştur. alman ekonomisi artık almanların elinden çıkıp yahudilerin eline geçmesine zemin hazırlamıştır.buna tepki sonucu olarak parlamenter demokrasi son bulmuş almanya’da faşist lider adolf hitler seçilmiş ve 2. dünya savaşının temelleri atılmıştır.
    bu tespit gibi ekonomik krizin peşinden getirdiği işsizlik, fakir fukaralık doğu bloku olarak lanse edilen ülkelerde ve benzeri fakir kalmış toplumlarda komunizmin yayılmasına zemin hazırlamasıda ayrı bir sonucudur.
    (vincent vega, 26.06.2006 12:36 ~ 13:31)
  6. avrupa yakası'na ikinci bir buhran karakteri dahil olması durumunda yaşça büyük olana spikervari seslenme şekli.

    dizi senaryosundan pırtlayabilecek farazi bir halısaha maçı sahnesinde spiker anlatmaktadır:

    "küçük buhran soldan bindirme yaptı. derinlemesine bir orta. uzaklaştıran sertaç. ceza yayının hemen önünde karambol. topla buluşan büyük buhran. büyük buhran'dan şık hareketler. cem'in müdahalesi etkisiz. büyük buhran sağa makbıle'ye gönderiyor. makbıle yaprak'ın baskısıyla karşı karşıya. makbıle, makbıle, makbıle'den gaffır'a şık bir topuk pası. gaffır'dan kendisini beğenmeyenlere cevap niteliğinde çalımlar. gaffır'dan tekrar büyük buhran'a. büyük buhran şuuuut ve gooool. kim attı büyük buhran attaaııı, hem de leeds'de allen road'da!"
    (oluroolur, 11.02.2007 23:57)
  7. 1929 yılında amerika birleşik devletlerinde new york'tan başlayan ve tüm dünyaya bir anda dalga dalga yayılan bu kriz,sanayileşmiş batı dünyasının gördüğü en büyük ve en uzun ekonomik krizdir.1929 ekiminde new york menkul kıymetler borsası'ndaki (wall street) hisse senetlerinin bir anda feci şekilde düşmesiye başlayan büyük buhran (great depression) binlerce yatırımcıyı mahvetmekle birlikte birçok bankayı ve finansal kurumları zora sokmuştur.olayın ciddiyetini şu şekilde daha açıkça ifade edebiliriz ki amerika'da 1933 yılında 25bin bankadan 11bini iflas etmişti.bu durumla birlikte ülke ekonomisine olan güven yerle bir olmuş,harcamaların,talebin ve üretimin düşüşüyle enflasyonun da kötüleşmesi işsiz sayısı 12 milyondan 15 milyona çıkmış,diğer bir deyişle de toplam işgücünün yüzde 25-30'u işsiz kalmıştı.

    büyük buhran,1.dünya savaşı sonrasında savaş yüzünden ve savaş tazminatları nedeniyle ekonomik olarak zorda kalan ülkelerin amerika'yı büyük bir finansör ve kredi kaynağı olarak gördükleri amerika'nın da zor durumda kalmasıyla bu ülkeleri ekonomik olarak mahvetmiştir.yani kriz en çok almanya ve büyük britanya gibi ülkelere zarar vermiştir.ülkeler bu krizden kurtulmanın yollarını arıyorlar,bunun için yerli üretimi artırıp yeni gümrük vergileri çıkararak,ithalata kota koyarak sıkı çözüm yolları deniyorlardı.fakat bu uygulamalar,uluslararası ticaret hacminin ciddi şekilde düşmesine ve 1932 yılında dünya ticaret hacminin yarılanmasına sebep olmuştur.

    2.dünya savaşının başlamasıyla amerikada işsizlik oranı büyük düşüşe geçti.bunun nedeni savaşa katılan ülkelerin amerikan şirketlerinden silah ve cephane talebi olmuştu.almanya'da ise 1936 yılına kadar süren büyük buhran,1933'te adolf hitlerin iktidara gelmesinin yolunu açmıştı çünkü avrupa'da büyük buhran liberal ekonominin gözden düşmesi ve radikal güçlerin kuvvetlenmesinde çok etkili olmuştu.
    büyük buhran sadece avrupa ve amerika'yı etkilememiş,latin amerika ülkeleri gibi ekonomisi hammadde ihracatına dayalı ülkelerin de ekonomik çöküşe girmesine sebebiyet vermişti zira latin amerika ülkeleri de 1920'li yılların sonuna doğru ekonomik krizdeydiler ve yeni çıkan tarım aletlerinin ve tarım metodlarının verdiği zarardan dolayı tarım ürünlerinin arzı talepten daha fazlaydı ve bu ülkeler ürünleri stoklama çalışmalarına girişmişlerdi.fakat stoklama yapabilmek için amerika ve avrupa'dan alınan borçlar gerekliydi.

    1931 yılında amerika'daki bankalar avrupa bankalarından fonlarını çekmeye başlayınca bu durum avrupa bankalarının çöküşüne neden oldu.

    büyük buhranın en önemli sonuçlarından biri de ülkelerin büyük politik uygulamalara geçmesi olmuştur.almanya ve japonya gibi ülkelerin buhrana karşı oluşturdukları uygulamalar bu ülkelerde radikal-militarist yönetimlerin yolunu açmış ve ikinci dünya savaşına neden olacak sınırlı dış politika uygulamalarının benimsenmiştir.

    büyük buhran döneminde amerika'da kapitalizmden devletçiliğe geçiş dönemi (new deal) yaşanmıştır.

    bugünün dünya bankası ve uluslararası para fonu (imf) büyük buhran döneminde kurulmuştur.

    birçok iktisatçı ve siyaset bilimciye göre büyük buhran olmasaydı 20.yy'ın en etkili liderleri (hitler,roosevelt..) ortaya çıkmazdı.hatta bu kişilere göre,kapitalizme karşı sovyet sistemi de bu dönemde ortaya çıkmıştır.sonuç olarak büyük buhran sonucunda on iki ülkenin onunda 1930-1931 yılları arasında askeri darbe olmuş ve rejim değişiklikleri yaşanmıştır.

    2.dünya savaşı büyük buhrana ilaç olmuş,amerika savaş için yurtdışından gelen silah ve cephane taleplerini karşılayamaz duruma gelmiştir.amerika'da işsizlik ortadan kalmış,ekonomi düzelmiştir ve 1941 yılında amerika'nın savaşa girmesiyle büyük buhran tamamen ortadan kalkmıştır.

    sonuç olarak,büyük buhran,dünya ekonomileriyle birlikte siyasi düzeni de değiştirmiş ve yeni denge merkezleri ortaya çıkarmıştır.


    yazardan konu hakkında ufak bir kitap önerisi;

    (bkz: the grapes of wrath)
    (pis mındar, 28.06.2007 16:26 ~ 25.07.2007 00:35)
  8. aslı the great depression olan ve amerikan borsasındaki krizin akabinde meydana gelen
    her 4 kişiden bir tanesinin işsiz kaldığı etkisini sadece amerikada değil bütün dünyada gösterdiği
    kimilerine göre saf kapitalizm in sonu olan olay.
    (nathanavg, 03.07.2007 12:29)
  9. asıl sebebi borsadaki çöküş olmayan, aksine, ne üretsem satarım mantığı ile talebe, mal kalitesine ve girdi maliyetlerine dikkat etmeyen, avrupa ülkelerine senin üretmene gerek yok ben hepimize yetecek kadar üretiyorum diyerek, iç piyasada da vatandaşları yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı diye gazlayan amerikan şirketlerinin en sonunda bu verimsiz üretim şeklini besleyemeyen (beslemesi de beklenmeyen) talep azlığı tarafından patlamasıdır.
    dünya ekonomisi ve endüstrisi için sağlıklı bir şoktur. amerikan şirketleri akıllarını başlarına devrişip verimli üretim ve pazarlama yolları geliştirmeye yönelmiş, ikinci dünya savaşı sonrası japonya'nın kalitede yeni bir atılım göstermesi ile tüketiciler huzur bulmuşlardır.
    (kun3uli, 18.04.2008 00:01)
  10. (yata yata paslandık, 18.04.2008 00:07)
  11. sebeplerinin daha da derinine inecek olursak tarım ülkelerine varırız. 1920'lerde avrupadaki yavaş büyüme tarım ürünlerinin fiyatlarında büyük düşüşe sebep olmuş, tarımla geçinen güney ve doğu avrupa ülkeleri tarımdan kar edemez duruma gelince sanayileşmiş kuzey avrupanın endüstriyel ürünlerini alamaz hale gelmiştir. ülkelerin dış ticarette kısıtlamalara gitmesi de işin tuzu biberi olmuş, talep azlığından sıkıntıya düşen kuzey avrupa ülkelerinin durumu, baş tedarikçileri abd'yi de sıkıntıya sürüklemiş ve new york borsasının çöküşüne giden yol açılmıştır.

    abd'lilerin kara salı dediği 29 ekim 1929 ile 13 kasım 1929 arasındaki 16 günde 30 milyar dolar amerikan ekonomisinden buhar olup uçmuştur ki bu para abd'nin 1. dünya savaşında harcadığı paraya yakındır. bu da olayın vahametini daha net ortaya koyuyor.
    (zaht, 28.07.2008 15:59)
  12. piyasanın her zaman kendiliğinden dengeye gele(bile)ceğini savunan klasik iktisadi görüşün çöktüğü tarihtir. klasik mantalitenin kendince savunduğu say yasası ("her arz kendi talebini yaratır") geçerliliğini yitirmiştir bu tarihte. öyle ki krizin patlak verdiği bu tarihte üretilen ürünler satılamamakta, daha iktisadi ifadeyle, arz, taleple karşılık bulamamakta, üretim devam ederken talepsizlik nedeniyle erimeyen ve devamlı biriken arz, stok fazlalarına neden olmaktaydı. yani mesele aslında talep yetersizliğinde ve biriken arzda düğümlenmişti. bir taraftan biriken arz nedeniyle kazançlar durmuşken diğer yandan işte çıkarmalarla işsizlik oranı arttırılmakta ve işsiz kalan kesim piyasadan çekileceği için önüne geçilmez bir talep daralması oluşturulmaktaydı. devamında ürettiklerini satamadığı için gelir kaybına uğrayan firmalar gittikçe daha da dara düşmekteydi. satılamayan malların stoklama maliyetleri sebebiyle maliyet kalemlerinde de artışlar meydana gelmişti. yani sistem, içinden çıkılamaz bir hal almıştı. anlaşılan oydu ki, artık her arz kendi talebini yaratamamaktaydı ve piyasa, görünür bir el müdahalesi olmaksızın düzelemeyecekti.

    bu noktada maliye politikasının ve devletçi mantığın babası keynes sahneye çıktı. keynes'e göre ekonominin kurtuluşu talebin canlandırılmasında yatıyordu. talep canlandırılmalı, bu yolla arz birikimi tüketilmeli, eriyen sermaye üreticilerde yeniden biriktirilmeli ve üretim en baştan, yeniden başlatılmalıydı. tabi üretim canlanınca işsiz kalanlar da yeniden istihdam edilebilecek, onlar da elde ettikleri gelirle talebe ivme kazandıracak, derken bu karşılıklı etkileşimlerle buhran aşılacaktı. ama en başta, talebe ilk hamleyi yaptıracak olan, sistem içi birimler çöktüğüne göre sistem dışı bir sermayedar olacaktı. o sermayedar ise devlet olmalıydı. bu görüşlerini sonra keynes 1936'da "genel teori" adıyla kitaplaştıracaktı.

    keynes'in dedikleri yapıldı. devlet bir itici güç olarak yatırımcı sıfatıyla sisteme girdi ve kısa sürede talep canlandı, kriz aşıldı. bundan sonra, talep yanlı ve devletçi, maliye politikası taraftarı iktisadi görüşler dünyaya hakim olacaktı. ta ki 1973 petrol krizi patlak verene kadar. bu ikinci global krizle eski klasik mantığa az biraz bir dönüş de görülecekti dünyada.

    kısacası bu tarih, dünya üzerinde saf liberal mantıkla, "laissez fairre" ahlakıyla fazla yol alınamayacağını gösterdi yönetenlere. bu sebeple bu tarihi marksist(e) mantığın haklılığının kanıtlandığı bir tarih olarak da görmek mümkün.

    cumhuriyet kurulduktan sonra, 1963'e kadar gelen dönemde ithal ikameci sanayileşme mantığı yerleşene kadar uygulanan devletçi mantık, keynesyen teoriden mülhemdi. yani başta türkiye olmak üzere bir çok devlette keynesyen model uygulama alanı bulmuştur.

    keynesyen model vasıtasıyla bugün, devlet, sermaye birikimini sağlamayı görev bellemiştir. devlet, semayenin en önemli teminatıdır artık. yani keynesyen modelin marksist yönü sanıldığı kadar da kuvvetli değildir (yukarda ne dedin, şimdi nasıl bağladın demeyin; mesele bir hayli karışık ve insan iki satır önce söylediğini bir kalemde yalanlayabiliyor.).
    (meramise, 20.11.2008 10:00 ~ 11:28)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil