belki ilginizi çeker
  1. · hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir
  2. · türbanla ilgili anayasa değişikliğinin iptali
  3. · ergenekon davası
  4. · kürt açılımı
  5. · iski
  6. · türkiye darbeler tarihi
  7. · laik elitler
  8. · suç işlemese de parti kapatılabilir
gündem
  1. · mutluluk veren küçük şeyler
  2. · aşk
  3. · ezel
  4. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  5. · çok istenip de olunamayan meslekler
  6. · yök ün katsayı uygulamasını kaldırması
  7. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  8. · et si tu n existais pas
  9. · türkiye de yaşanan garip olaylar

bürokratik oligarşi  

  1. türkiye'de rejimi korumak için kendine sık sık vazife çıkaran, hatta "gerekli görürse" parlamenter sistemi kenara koymaktan çekinmeyen güç odakları ile demokrasiyi kendi çıkarları için yontmaktan vazgeçmeyen siyasîler arasındaki mücadele gerçekten de siyaset tarihimizin en kısa özeti olabilir.

    ancak sorunu bürokratik oligarşi olarak adlandırıp, "her daim suçu seçilmişlere yıkıyorlar." lafıyla aslında tüm suçu bürokratlara yıkmanın ve seçilmişleri aklamanın örneğini sergilemek de siyasetimizin bu kısa özetini anlamamızı sağlamıyor. kendisi de özetin bir parçası oluyor. aynı mantık çizgisinde aşağıdaki lafı da etmenin bir sakıncasını görmüyorum:

    "aslında 1950'den beri iktidara gelen sağ hükümetler süper demokrattı da bürokrat arkadaşları kötüydü."
    (recai pengül, 17.03.2008 11:45 ~ 11:47)
  2. askeri darbelerin gölgesinde yetişmiş bürokratların her icratlarında kendilerini askere beğendirme çabası içinde olmalarından dolayı verdikleri kararlarda ve icratlarında askerin beğenisine göre hareket etmekteler . bunun en büyük ispatı yıllar önce ordunun yargı mensuplarına vermiş olduğu brifingtir.
    (eser, 17.03.2008 12:00)
  3. sorunları siyah ve beyaz olarak görmeye çalışıp kendi renginizin bembeyaz diğerlerinin simsiyah olduğunu iddia edersiniz karşınıza da kendi renginin beyaz olduğunu iddia edecek anti teziniz çıkacaktır.

    bir yanlışın karşısındaki diğer yanlışı göstermek bir şeyleri meşru kılma çabası değildir. tartışmaya başlamadan önce asgarî müşterekte anlaşma çabasıdır. siyasî tarihimizin sadece işimize gelen tarafına odaklanıp geri kalan kısmı başkalarına havale etmenin sorunları çözmek bir yana aslında sorunun ta kendisi olduğunu anlatma çabasıdır.

    "seçilmişler süper de bürokrat arkadaşları kötü." yaklaşımı ile çıkanların karşısına "cumhuriyet süper bir proje de halk cahil." diyenler de çıkacaktır illa ki. benim gözümde ikisi de aynı cetvelin iki karşı ucudur. çözüm gücü olarak birbirlerinden farkları yoktur.

    ek: türkiye'de dediğim gibi "rejimi" korumak adına kendisine vazife çıkarmaktan üşenmeyen güç odakları olduğu gibi 1950'den beri neredeyse solun adının geçmediği bir hükümetler dizisi de vardır. sorun bu bağlamda birbirinin varlığından güç alan ve birbirini destekleyen iki sakat anlayıştan kaynaklanıyor. anlayışların sadece birisine odaklanıp diğerini halı altına itme ise yine aynı yanlışa düşmek oluyor.
    (recai pengül, 17.03.2008 12:08 ~ 12:11)
  4. kuvvetler ayrılığı ile yönetildiği söylenegelen türkiye'nin oligarklaşmış bürokratlar tarafından yönetildiği iddiası ciddi bir iddiadır. en azından bana buradan ciddiymiş gibi geliyor. yalnız bu iddiayı destekleyen örneklemelerin sadece masum seçilmişlerin bu oligarklar tarafından suçlu iddia edilmeleri, asılmaları, sürgün edilmelerinden ibaret olması bu ciddi iddianın ciddi tarafını zayıflatıyor. kuvvetler ayrılığı demişken, bir türlü bilinci bilinçli bir biçimde oturtulmaya yanaşılmamış demokrasimizde egemenlik kayıtsız şartsız milletindir vecizi üzerinde seçilmişlerin atanmışlar tarafından bu kadar mağdur edilmesinin ne kadar saçma olduğuna değinenlerin eksik yorumlamalarının kurbanı oldukları açıktır. vecizde sözü edilen egemenlik, milletin olduğu için, millet de seçilmişleri seçtiği için egemenlik doalylı oalrak seçilmişlerin elindedir zannı yanlıştır. çünkü millet kendi egemenliğini güçler ayrılığının verdiği yetkiyle yasama olarak tbmm'de, yürütme olarak hükümette, yargı olarak yargı organlarında temsil eder. yani millet iradesi savıyla daha evvel antidemokratik bir kapatma davası açılan başka bir partiye arkasını dönüp yine aynı antidemokratik eylemle karşı karşıya kalanların millet iradesine karşı iş yapıyorlar savları iki yüzlü bir savdır. burada anlatmak istediğim şey tüm bürokratlarından, milletvekillerine, bakanlarına, başbakanlarına dek herkes millet egemeliğini temsil eder, sadece hükümet veya partisi ya da mecliste vekili bulunan partiler değil.
    (chixculub, 17.03.2008 12:22 ~ 12:24)
  5. kafamızı kurcalayan mekanizmaların ezici çoğunluğunda olduğu üzere bu da türkiye'ye özgü ya da bizim icat ettiğimiz bir şey değil elbette. hür demokratik parlamenter sistem dediğimiz nane, adı ne kadar büyük şeyler çağrıştırsa da, altı üstü bir güç dengesidir temelde. iktidar üzerinde oynayan ve her biri daha fazla erk elde etmek isteyen taraflar bir denge noktası oluşturduklarında sistem ayakta durur ve biz de vatandaşlar olarak bu sistem içerisinde fazla ezilmeden var olma olanağı elde etmiş oluruz. prensip olarak bir asma-germe yapı sistemine benzetebiliriz sanırım bu dokuyu. her kuvvet noktası ekseni kendine (veya dışarıya) doğru çekmeye çalışacağından yapının merkeze doğru çökme isteği gerçekleşmeyecektir.

    bu güç dengesi oyununun aktörleri de siyasi toplum (ki içinde seçilmiş siyasetçiler ve devlet eliti, yani buradaki ifadesiyle bürokratik oligarşi yer alıyor), silahlı kuvvetler, sivil toplum (sendikalar, sivil toplum kuruluşları, odalar vb.), ve yargı kurumlarıdır. bu sınıflandırma daha farklı şekilde de yapılabilir, daha başka aktörler de eklenebilir. önemli olan güç ilişkilerinin ne kadar dengeli, ne kadar dengesiz olduğudur.

    türkiye gibi ülkelerde büyük sorun bu güç dengesinin bozuk olmasıdır. genel olarak sivil toplum son derece güçsüz, bürokratik oligarşi ve silahlı kuvvetler bir parlamenter demokrasinin ihtiyacını aşacak raddede güçlüdür. siyasi toplumun durumu ise değişkendir. sivil toplum karşısında ceberrut, devlet eliti karşısında ise kifayetsiz, sakat bir yapı görülür.

    bu dengesiz ortamda doğal olarak sürahiler birbiri üstüne dökülmekte, sular etrafa saçılmaktadır. siyasetin sorunları yargıda, yargının sorunları siyasette çözülmeye çalışılır; sivil meselelerde birden silahlar belirir.

    erki ellerinde tutanlar karşılarında kendilerini dengeleyecek güçte odakların gelişmesine bir türlü izin vermezler, çünkü güç dengesine kendilerinin de ihtiyaç duyduğunu bir türlü kavrayamamışlardır. karşı taraftan çeken bir ters kuvvet olmayınca, fazla güçlenen destek noktası binanın içe doğru çökmeye başlamasına neden olur.
    (tembel, 17.03.2008 12:38 ~ 12:40)
  6. (anka, 17.03.2008 12:40 ~ 15:00)
  7. (chixculub, 20.03.2008 15:48)
  8. efenim teşbihte hata olmazmış, türkiye'deki bürokratik oligarşinin temel mantığını "it itin ayağına basmaz" sözüyle açıklamak mümkün. atanmışların efeliğine karşılık seçilmişlerin de kendine demokrat tavırlarının bu efeliğe alternatif olmasından dolayı arada bir birbirlerine diş gösterseler de silahlı güce sahip olan diğerini kendi varlığına tehdit olarak algılayana kadar "kendi demokrasi"sini yaşatmaya devam etmiştir.

    ezildik, engelleniyoruz edebiyatına sarılan seçilmişler her ezilişlerinin ardından oy patlamasıyla geri gelmelerine rağmen bu oligarşik yapının kökünün kazınması için zerre kıpırdamamaktadırlar. belirli alanlarda * özgürlük aranacağına geçen beş yıl içerisinde (yoksa 45 mi demeliyim?) tamamen şeffaf ve özgürlükçü bir toplum yaratma idealiyle hareket edilseydi durum elbette şimdiki gibi olmayacaktı.

    elbette ki atanmışların bu emredici, hatta hükmedici tavrı savunulamaz. fakat görünen odur ki seçilmişlerin derdi bu hastalıklı yapıyı yoketmek değil "kendi lehine çevirebilmek, ele geçirebilmek!" bürokratik oligarşinin keyfine göre bireyler yetiştirmekte kullandığı yök değil mi üniversiteleri üniversite olmaktan çıkarıp "ileri lise" haline getiren? demokratikleşme, özgürleşme bilimin kaynağı olan kurumların başına kendi kafasına uygun elemanlar geçirerek mi sağlanır yoksa üniversitelere ayak bağı bir yapılanmanın tamamen yok edilmesiyle mi?

    bu kadar basit bir örnekte bile aslında bürokratik oligarşiden içten içe beslenen bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz ülkemizdeki seçilmişlerin. niyet eğer ki bürokratik oligarşiyi yıkmaksa şimdi tam zamanıdır. sosyal demokrat görünümlü nasyonel sosyalistler dışında toplumun bütün kesimleri bu tür bir harekete destek verirken birileri hala "bizi eziyorlar, bizi engelliyorlar" diyorsa samimiyetlerinden şüphe duymak dışında bir şey kalmıyor gerçek demokratlara.
    (tazmanya canavarı, 20.03.2008 16:19)
  9. böyle bir şey var ve hukuk alanında da çok etkili.

    çok şükür bunamadım ve net hatırlıyorum. 5- 6 sene önce sayın recep tayyip erdoğan siyasi yasaklı idi, milletvekili seçilemiyordu tayyip erdoğan milliyetçiliğiüslübu yüzünden. ne oldu siirtten bir milletvekili istifa etti, kanunlar tekrar yorumlandı, tayyip bey için siirt genelinde seçimler yenilendi. ondan sonrası malum, başbakan oldu hazretler.
    (dünyayı kurtaran adam, 25.03.2008 13:29 ~ 13:31)
  10. ergenekon operasyonuile tasviye olmasını umduğumuz devletin derin yerlerine kök salmış jakobenler.
    (cemre, 25.03.2008 14:09)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil