sivasspordaki başarısının tamamıyle tesadüfe dayalı olduğu oynattığı futbolla açığa çıkan ve bu yüzden de haklı olarak kimsenin dikkatini çekmeyen sıkıcı insan.umarım hak yerini bulur ve antalya sivası bu hafta yener de bülent uygunun başarısının tesadüf olduğu özden biçime yansır.ama içimde bir korku var ki futbolun adaleti hep sıkıcı insanların yanında olduğundan bu gerçekleşmeyecek.
uzaktan akrabamız , sakaryalı , eski fenerbahçeli futbolcu , şimdilerde sivasspor teknik direktörü. zamanında bir düğünde aramıza katılmış ve şahsımın beşiktaş tezahüratlarından başı ağrımış insandır da aynı zamanda.
22 ekim 2007 akşamı manisasporla oynanan maç öncesi, okunan istiklal marşı sırasında asker selamı veren ve gözyaşlarını tutamayan yeni teknik direktör jenerasyonun en başarılı isimlerinden.
geçen sezonun 13. haftasında sivasspor'un teknik direktörlüğüne gelmiştir. ve şimdiye kadar çıktığı 34 maçtan tam 64 puan toplayarak büyük bir başarıya imza atmıştır. geçen sezon ligi ikinci bitiren beşiktaş 61 puan toplamıştı. şayet bülent hoca bu istikrarla devam ederse sivasspor şampiyon olmasa bile ligi ikinci bitirmesi içten bile değil.
14 aralık 2007 galatasaray sivasspor maçı sonrası ''liglerde dört büyükler vardır gerisi teferruattır'' sözü ile türk futbolunun içinde bulunduğu kaotik durumu tüm cesaretiyle açıklamış sivasspor'un başarılı teknik direktörü.
futbolculuğu dönemine ait en bilindik özelliği; gol sonrası reklam panolarının üzerine çıkarak asker selamı vermesiydi. teknik adamlık kariyerinde ise kısıtlı bütçe ve kadroyla, sivasspor'a en iyisini veren adamdır.
başarılı bir teknik adam olup olmadığı tartışma konusudur. şu ana kadar yaptığı işlere bakıp takdir edebilirsiniz. saha içerisinde performansı fena değildir.
ama maç sonraları iş demeç vermeye gelince kendisi biraz saçmalamaya başlıyor bence. maçla ilgili konuşacakken bir anda "sivas'ta kapanacak askeri tekstil fabrikasının kapanmasını istemiyoruz" şeklinde açıklama dahil geniş bir yelpazede acaip demeçler verebiliyor.
dün mesela galatasaray maçından sonra kameralar karşısına küçük kızıyla birlikte çıkmış. kendisi gene yaşadığı bir yenilgi sonrası haftalardır yaptığı 4 büyükler acındırmasını bir adım öteye getirerek bu konu üzerine yorum yapıyor gene. neymiş 4 büyüklerin olduğu yerde şampiyon olamazlarmışmış. yav sen gel istanbul'da şampiyonluğa oynayan takımı ezerek yen, o kupa köpeğin olsun. ama ortaya çıkan mal da meydanda işte. böyle fakir edebiyatına ne yazık ki özel kupa vermiyorlar bu ülkede...
gelelim o kamera karşısına çıkardığı küçük kızına. bu küçük arkadaş muhtemelen numaralıdan izlediği maç sonrasında babasına küfredildiğinden dem vurmuş.
1- o kızın ateşli bir taraftarı olan galatasaray deplasmanında, galatasaray seyircilerinin arasında ne işi var? bu kızın babası o tribünlerde o taraftarların çok sevdikleri takıma haksızlık yapıldığında istem dışı küfür edebildiklerini bilmiyor mu?
2- o kızın, o mücadele sonrası babasının teknik analzi yapması gereken o anlarda ne işi var orada? bir baba nasıl işine ailesini vs.sini karıştırıyor? daha önce kaç tane teknik adam her maç sonrası bu tarz eylemlere girişmiştir? neden kızın orada? al bir tane oyuncunu maçı yorumla. yav hiç olmadı tek başına takıl hakeme söv.
3- maç cuma günü oynandı. tahminimce sivas takımı istanbul'a bir gün kadar önce gelmiştir. bu kızın takımla birlikte deplasmanlara gittiğini daha önce de gördük. buradan hareketle bu küçük dimağ'ın eğitim yuvasında eğitim görmek yerine deplasman deplasman dolaşması ne kadar doğrudur? takımla özel öğretmen mi gezdirilmektedir? bu kızın eğitim hayatı ne durumdadır?
özellikle son sorumun hiçbir spor otoritesince gündeme gelmemesini şaşkınlıkla takip ediyorum. lan kimse mi farketmiyor bu durumda bir bozukluk olmadığını? gazetelerde kızın "babama küfrettiler" cümlesini haber yaparken hiç mi dikkatinizi çekmiyor bu absürdlük? teknik direktörlüğünü geçtim, babalığına takıldım be bülent uygun. kusuruma bakma artık.
iyi, hoş, düzgün teknik adamdır tamam da son günlerde herkese kabak tadı verdi. bırakın sivasspor'u bu adam sivas ve türkiye hakkında bile durmaksızın konuşuyor, hiç susmuyor. dikkat çekici bir ivme yakalamıştı ki bu sefer çenesine vurdu, kendisini takdir edenleri de bıktırdı.
işi iyice artistiğe dökmüş insandır.. gün geçmiyor ki kendisi başka bir absürd açıklama yapmış olmasın.. yok bir gün biz şampiyon olamayız başka bir gün yarışta biz de varız yok ocakta yemeğim var karım gelirken üç ekmek al dedi melahatın kızı yan apartmandaki hayri ile basılmış falan.. başarılısın tamam ama biraz ağır oturaklı olsan daha iyi olmaz mı diye sormak istiyorum kendisine.. tabi duyacağı falan yok kendi kendime sormuş oluyorum napalım kader..
4 ocak 2008 tarihli radikal gazetesinde daha önce duyulmamış birşey yaparak alenen şikeyi itiraf etmiş teknik direktör.kullandığı cümleler şu şekildedir :
"ilk yarıyı lider bitirmiştik. ben, 300 bin liraya top oynarken 3 milyonluk transfer teklifi almıştım. teklifi yapan takımın yöneticileri, 'aman bizimle maçınızda dikkatli oyna, hem sakatlanma hem de seyirciyi tahrik etme. yoksa transferin suya düşer' demişlerdi. bu yüzden o sezonun ikinci yarısında kendimi kontrol altına almıştım ve performansım düşmüştü."
hedefinin fenerbahçe'de teknik direktörlük yapmak olduğunu söyleyerek birkaç sene önce ersun yanal'ın gençlerbirliği başında şampiyonluğa giderken yaptığı hatayı yapmıştır. hayır efendim, senin şampiyonluğa oynayan takımın varken, aynı puandaki diğer takıma olan ilgini söyleyemezsin, söylersen de sonra takımın olaydan koptuğunda "3 büyükler varken şampiyon olamayız" diyemezsin.
futbolda ilk parladığı takım kocaelispordur. ilk yarıyı lider tamamlayan unutulmaz kocaeli kadrosunda saffet, ergun forvetinin hemen arkasında ileriye dönük ortasaha oyuncusu olarak oynardı, teknik ve kabiliyetli bir futbolcuydu. başarılı futboluyla fenerbahçeye transfer olmuş ve forvet sıkıntısı çeken fenerde zorunlu olarak forvete çekilip gol kralı olmuştu. sonra hakan şükür'ün partneri olarak bir kaç milli maçta oynamış ve gol atmıştı. en parlak döneminde ali şen'in gazabına uğrayıp takımdan uzaklaştırılmış, genç yaşta kayıplara karışmıştı. nerede bu çocuk derken bu sene teknik direktör olarak karşımıza çıktı ve takımı lider. bakalım bir süprize imza atabilecek mi.
yahu sen birçok insanın gözünde zaten şampiyonluğa doğru giden bir takımın teknik direktörüsün.. biraz ağır oturaklı olman lazım zırt pırt gidip açıklama yapmaman lazım.. kendini ağırdan satman lazım.. yok yenersek herkes inanır banane şekerimi aldılar falan tarzı açıklamalarla nereye kadar be bülentçim.. bunları da sana ben mi öğreteceğim? media handling sıfır maşallah sende..
durdurulmaması gereken insandır. zira türk futbolu, fatih terim ve mustafa denizli elinde çürümektedir. bülent uygun ve onun gibilerine ihtiyaç vardır. belki bülent uygun bu sezon çok büyük bir patlama yapmıştır ama en az onun kadar kaliteli bir teknik direktör olan abdullah avcı ve bülent uygun gelecek türk futbolunun ışığı olacaklardır.
bizi şampiyon yaptırmayacaklar diye salya sümük ağladığı rakiplerinden birine hem kendi sahasında hem de rakibin hiç alışkın olmadığı bir havada sadece 3 şut çekebilmiş buna karşılık kalesinde 10 pozisyon vermiş, 4 gol yemiş takımın teknik direktörü. aynı sahneyi ali sami yen'de de izlemiştik. orta sahayı zar zor geçen bir takım ve sipsilik bir futbol.
senin takımın bu kadar önemli maçlarda mal gibi oynarsa tabi şampiyon olamazsın ey hoca. zırlamak ne fayda, otur adamakıllı takımını yönet. germe ortamı.
bugün fenerbahçe tv'de 27 nisan 2008 galatasaray fenerbahçe maçı için "gönlüm fenerbahçe'den yana" diyen insan. birkaç gün önce de hakan şükür'ün son vecizesi için "onu eleştirenleri hiç cuma namazına giderken görmedim" demiştir. burdan tebrik ediyoruz kendisini. gerçek bir spor insanı olduğunu hemen belli ediyor...
4 mayıs 2008 sivasspor galatasaray maçında kendi takımının yaptıklarını görmezden gelip (arda'ya atılan tekme, ki bu pozisyonda kırmızı görmesi gereken futbolcu daha sonra gol atmıştır, sonra song'u yaka paça indirmiştir vb..) üstüne bir de 4. ve orta hakeme dayılanmış, bitirim tavırlarıyla antipatiklikte zirve yapmış kişidir.
kendi sahalarında aldıkları fenerbahçe hezimetinden sonra sahayı (evet kendi sahalarını), beşiktaş yenilgisinden sonra ise rüzgarı kabahat bilen, 3 büyükler ile yaptığı 6 maçtan 3 puan çıkartabilen başarılı(!) teknik direktör.
önce umut bağlanmış sonra yalan çıkmış teknik direktördür...
halbuki bülent uygun ve aynı nesilden gelen teknik direktörler bu ülkenin takımlarının avrupa'da birşeyler yapabileceğinin canlı şahidi olmuş adamlar... hani 10-15 yıl öncesinde olsak "tamam, haklılar" diyeceğim... fakat yok adamlarda vizyon yok... ondan sonra "yabancılara tanınan ayrıcalıklar bize de tanınmalı, gak-guk, vıdı-vıdı" derler... ne ayrıcalığı tanınsın kardeşim size?... sen ve senin gibi teknik direktörler, yerlifutbolcular büyük kulüplere transferde hem fahiş fiyatlar çekip hem de "biz şampiyon falan olamayız" derse o büyük kulüpler "yabancı sayısı sınırsız olsun, avrupa'da kariyerli bir teknik direktör transfer etmeliyiz" derler... siz de hala o ayrıcalıklardan faydalanmak istersiniz...