düşünmüş taşınmış ,kendi yaşadığı sıkıntıları bir insanın daha görmesine yüreği el vermemiş,anne olmadan anne gibi bir yüreğe sahip, kararlı olması gereken, bu uğurda sadece dünyayla değil hormonlarıyla da savaşması gereken kadın.
sayısı arttıkça insan ırkını tehlikeye atan kadın tipidir.haklıdır ama haksızdır da.haklıdır çünkü çocuk doğurmak tamamen bencilce bir hareket olarak algılanabilir.kadın veya erkek kişi sadece öpüp koklamak,bir çocuğa sahip olmanın ne demek olduğunu görmek veya kendilerinden olan ortak bir parçayı,sevgilerinin ürününü elde etmek için çocuk yapmak isteyebilirler.bu da sadece sizin isteğiniz sonucu dünyaya gelen bir insanın başına gelenlerin bütün sorumluluğunu size yükler.şu an durumunuz iyi olabilir,bebeğinizin/çocuğunuzun her ihtiyacını karşılıyor olabilirsiniz ama yarın ne olacağını kimsenin bilemediği gibi,o çocuğun ömrünün nasıl geçeceği de bilinmemektedir.çocuğunuz bir gün aç kalsa bu sizin yüzünüzden olacaktır ve o bu açlığı sadece siz aşkınızın meyvesi oluversin diye onu doğurduğunuz için çekmektedir.çocuk yapmak bir günlük,bir yıllık bir şey değildir,ömürlük bir şeydir.dolayısıyla çocuğun hiç doğmamasını bu kötü ortamda,kötü koşullarda yaşamasına tercih etmek haklı bulunabilir.
öte yandan insanlığın devamı için ve varolan kötü koşulları düzeltebilecek az da olsa bir şans yaratmak,devirdaim yapmak için yeni insanların dünyaya gelmesi gerekiyor.bu açıdan haksız olabilir.ya da bu kadın bu lafı sadece kıçı başı şişmesin,uykuları bölünmesin,bok temizlemesin diye bahane olarak kullanıyor olabilir.
öğrencilik yıllarındaki sevgilimin ağzına sakız ettiği söz. hayatta şunlar bunlar olurken, falanken filanken, bu kadar sokak çocuğu varken yeni bir çocuk neden? diye başlar aynı formatta devam ederdi. söylediklerine hak veriridim. saygı da duyardım.
sanırım kasım ayı. sevgilinin doğum günü.
ben:+
sevgili:-
+canım yarın doğum günün düşündüm düşündüm bulamadım. sana ne hediye alsam ki?
-gerek yok böyle şeylere
+ısrar,ısrar,ısrar
-ya mutlaka hediye almak istiyorsan pet shop ta bir köpek gördüm çok şirin. dalmaçyalı.
+hımm
(ertesi gün yalnız başına pet shop a gidilir. fiyat öğrenilir. alınacak gibi değildir..)
(bir kutu bulunur ve içinede dalmaçyalıdan daha şirin olduğunu düşündüğüm sokak köpeği konulur)
+canım doğum günün kutlu olsun. do do re do fa mi... nice mutlu yıllara al bu da hediyen
(kutu açılır)
-...?!
-ama bu dalmaçyalı değil.
+canım bu şehirde bu kadar sokak köpeği varken sana yeni bir köpek almaya içim elvermedi. beni affet.
aslında her kadın ister anne olmayı, annelik duygusunu tatmayı. gelin görün ki günümüz koşullarıda, "bencilliği bir tarafa bırak, sadece sen istiyorsun diye artık bu dünyaya çocuk getirilmez" diyor insan vicdanı. mesela susuzluk, gıda yetersizliği tehdit eder insanoğlunu gelecekte. dünya durdukça sorunları atmakta her an yeni bir dert ortaya çıkmaktadır. hangi anne evladını bu şartlarda yaşamak zorunda bırakabilir ki, hangi annenin vicdanı buna el verebilir ki? üstelik en kutsal duyguyu tatmaktan vazgeçmek zorunda kalsa bile.velhasıl zoru başarmış, eli öpülesi kadındır. üstelik belki herkesten daha fazla ister anne olmayı. yani, güçlüdür de bu kadın.
dünyanın günden güne ne kadar iğrençleştiğini, her saniye başka bir kötülüğün meydana geldiğini anlayan kadının akıllıca davranmasıdır. kim bu dünyaya psikolojisinin bozuk olacağına inandığı bir çocuk getirmek ister ki...
ama çocuğu iyi yetiştirebileceğine inananlar da getirsin tabii...
-hayır tankut istemiyorum...
+ne oldu hayatım? ter mi kokuyorum?
-onunla alakası yok..
+ayaklarım mı kokuyor?
-off tankut yaa ne alakası var.
+ağzım mı kokuyor?
-yok tankut yok..
+artık seni tatmin edemiyor muyum?
-saçmalama!
+ee peki sorun ne mualla?
-böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum tankut işte sorun bu...
+ne yani zikişmek için boyut mu değiştirek .mına koyim yaa..
-evet gerekirse onu da yap tankut, çünkü ben istemiyorum..
+sen gözlerini kapat ve kendini bana bırak mualla, bak nasıl sana boyut değiştirtecem...
mantıklı düşünen kadın türüdür. zira dünyada yeterince aç ve kimsesiz çocuk vardır. evlat edinmek gibi bir alternatif varken; doğurmanın çokta gerekli olmadığı bir durumdur. bu kadının çocuk sevmediğinden değil, aksine çok sevdiğinden tercih ettiği bir yoldur. dünyanın her geçen gün kötüye gittiği aşikar bir gerçektir. bu dünya ortamında bilinçsizce çocuk doğurmak bence yapılan en büyük zalimliklerden biridir. ayrıca bir canlının sorumluluğunu almak, hayatını bir canlıya adamak uzun uzadıya düşünülmesi gereken bir mevzudur.
ayrıca bir kadının, doğum sonrası kiloları düşünüpte hamile kalmaması onun en doğal hakkıdır. çünkü psikoloji her şey demektir. bozuk psikolojisi olan bir kadın, ne eşine ne de çocuğuna gereken özeni gösteremez. ve aile içinde kadının psikolojisi bozuksa bunun tüm aileye yansıması ve çocuğun gelişimini etkilemesi kaçınılmaz bir gerçektir. bu gibi durumları erkeğin %100 anlaması zaten mümkün değildir. çünkü iki cins birbirinden ruhsal olarakta çok farklıdır.
aklı mantığı olan insandır kendi egosu ve eksik benliğine anlam katmak için başka bir canın acı çekmesini izlemek istememektedir. zaten dünyada yeterince can vardır, ille de dünyaya bir güzellik getirmekse çocuk yapmaktaki "bencilce" olmayan amaç o zaman başka çocuklar da sahiplenilip onlaın hayatı düzeltilebilir. elbette insan kendi canından ve sevdiğinden bir parçayı capcanlı karşısında görmek onun büyüyüşünü, kendinden ve yaşadığından geriye bir kanıt misali bir başka hayat bırakmayı ister, ama artık dünya'nın ahvali apaçık olduğundan kişi kendine sormalıdır; kendi ruhum için bir bedenin böyle bir dünyada yaşamasına sebep olmak anlamlı mı? hayat bize verilmiş bir olasılıktır. mutlu olmak da olmamak da bizim seçimimizdir bir yerden sonra. ama kalkıp da başkasına bunu yapmak anlamsızlıktan öte bir nevi suç bile sayılabilir.
- dünyamız kutup noktarından biraz basık, ekvatordan ise biraz şişkincedir. dünyanın bu şekline geoid denir.
- hağyır, böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum osman.