söz konusu olan "eşit" ya da "adil" bölüşmekse kolay olmayan iştir. işte size bunu ispatlayan çok basit bir soru: iki kişi bir pastayı adil bir şekilde nasıl paylaşır?
araya bir hakem sokmak soruyu ancak karıştırır: hakemin adil olup olmayacağını bilmenin yolu yoktur. adil olsa bile pastayı istediği gibi bölemeyebilir. neticede tarafları bölüşümün adil yapıldığına ikna etme şansı yoktur. kendisine azıcık bile az pasta verildiğini düşünen taraf tatmin olmayıp bölüşümden şikayetçi olma hakkına sahiptir. (iki kardeş olanlar annelerinin yaptığı iş bölümlerini düşünsün. böyle bölüşümlerde mızmızlanmak isteyen için her zaman kapı açıktır.)
burada duruyorsunuz ve biraz cevabı düşünüyorsunuz. sonra ben doğru cevabı söyleyince çok şaşırıyorsunuz. bir pastayı iki kişinin araya başkasını karıştırmadan paylaşmasının yolu şudur: taraflardan biri pastayı böler. diğeri istediği parçayı seçer. (- huu!) böylece bölenin düzgün bölmek için, seçenin de düzgün seçmek için motivasyonu olur. ikisi de kendi işini düzgün yaparsa adil bir bölüşüm olur. ama en önemlisi şu: işin sonunda iki taraf da sonuçtan şikayetçi olamaz.
pasta bölüşmek çok ilginç gelmeyebilir, ama para bölüşen insanları, toprak bölüşen ülkeleri düşünün; bunlar çok daha ciddi problemlerdir. hatta hemen evinizdeki iş bölüşümünde deneyin. bu sefer anneniz bölmesin işleri. onun yerine, birisi yapılacak işleri iki parçaya ayırsın, diğeri istediği parçayı seçsin. işte işleri kavgasız gürültüsüz bölüşmüş oldunuz! annenizin de başı ağrımadı.
ben denedim oldu.
pekiyi ya nesnemizi iki kişi değil daha çok kişi arasında bölüştüreceksek? işte o zaman sorun karmaşıklaşıyor. dediklerine göre bir matematikçi sorunun üç kişilik hâlini çözmüş. genel hâlinin çözülüp çözülmediğini ise bilmiyorum. her halükârda bölüşümün hayatın her alanında karşılaşılan bir sorun olduğunu ve üretilen çözümlerin hem ilginç hem de insanlığa faydalı olacağını söyleyebilirim. ne diyorum ben? kavgasız bir kahvaltı sofrası bile yeter bana!