şu cümleyi sona yazmıştım, gırı romantik bitmesin istediğim için buraya yapıştırdım: kazançlarını kayıplarını gördüm & duydum, değiştiğini duymadım, görmedim.
onunla, birbirinden farklı beş okulda dirsek çürüttük. ben ondan bir adım öndeydim, bir gün ne olduysa bir baktım aynı sınıftayız, üzüldüm nedense. tamam dedim en sevdiğim arkadaşım olabilirsin ama bak ben senden bir sınıf öndeyim, hadi dedim kendi sınıfına git, güldü bana, al dedi senin olsun bu sınıf, dalgınlık bu ya, yanlışlıkla onun sınıfına ve masasına oturmuşun, onu bile paylaştı benimle, bir daha o sınıfa hiç girmedi, o kadar olur.
askerlik zamanı geldi, angara'da toplandık (o zamanlar adı ankara değildi.) sınava girdik beraber, sınav çıkışı omzuma dokunup, bu vatanın senin gibi komondolara ihtiyacı var dedi, inşallah dedim, hep beraber, omzuma dokunduğu yerde, tam bir hafta sonra onu komando olarak askere uğurlayan gene ben olmuştum. ortak bir anıydı, unutulmasın istedim, yoksa bu daha o anıların en kötüsü.
bir konu hariç, sinirlendiğine hiç şahit olmadım, sözlükte de yazmış hatta, merak edip içeriğini tam okumadım, birkaç gün konu hakkında bize açıklama yapmıştı, "aborjinler ok kullanıyormuş, neden bütün uygarlıklar savaş aleti olarak olarak önce ok kullanmış.", peşi sıra bir nefeste beş tane hipotez ileri sürdü, güldük ona, üç kisi hipotezlerinden ikisini, iki kisi hipotezlerin üçünü çürütmeye çalıştı, kızdı biraz, kaşının altına doğru uzanan damarı çıktı hafif, sonra ilk insan kalem kullanıyordu dedi birisi, sustu, haklisin dedi ona, garsona çayları tazele diye seslendi.
birgün okey oynarken, ona birsey söyledim, söylemek istediğim ağzımdan çıkan şey değildi, söz ağzımdan çıktı ya bir kere, sadece ikimizin anladığı bir hakaret vardı cümlelerde, bana baktı, tam birsey söyleyecekti ki, özür dilerim ağzımdan kaçtı dedim, o yaşıma kadar hiç bu kadar hızlı ve istekli birinden özür dilememiştim, büyük bir ihtimalle tarttı söylediğim sözü, birsey diyecekti, özrü duyunca sustu, tokat atar gibi yeniden baktı sonra, okey attın yere dedi, istersen alabilirsin, yok almayacağım artık, sen affettin mi dedim, olağandır dedi, gülümsedi.
sözlükte de karşılaştığımız diğer ortamlarda olduğu gibi yine beni tanımış, hafızası ile beni bir kez daha şaşırtmış, uzun zamandır görüşemediğimiz ama aslında hiç kopmadığımız güzel insan.
belli kişilerin, belli insanlara karşı belli zamanlarda kullanması gereken bir hitap şekli. en çok, her akşam eski bir radyodan çıkan türk sanat musikisi melodileri eşliğinde, yarım asırlık bir dostuyla veya torunuyla içtiği rakı kadar hiçbir şeyin mutlu edemeyeceği, yaşlı ama ruhu genç dedelerin ağzına yakışır bu sözcük.