görseller
aziz kediaziz kedi
  
belki ilginizi çeker
  1. · bünyamin soyupak
  2. · porno ve erotizm arasındaki fark
  3. · begüm görmek istemiyorum
  4. · mıçe guevara
  5. · cabaret
  6. · no tırdam yes tırdey
  7. · for hot güzel
  8. · ferhat güzellik salonu
  9. · skeptik
  10. · kingodisco
  11. · otomatik ödeyin netbook'unuz olsun! (reklam)
gündem
  1. · hayatında hiç ugg giymemiş kız
  2. · biz de tekel işçilerini protesto ediyoruz
  3. · defterini fotokopi için vermeyen öğrenci modeli
  4. · nüfus cüzdanlarından din ibaresinin kaldırılması
  5. · emine erdoğan ın gata ya alınmaması
  6. · yunanistanla türkiye arasındaki fark
  7. · sözlük yazarlarının verbatim media monster ları
  8. · ayşe tatile çıktı
  9. · birlikteyiz ama çıkmıyoruz

aziz kedi  

  1. ekşisözlük yazarı,makina editörü
    düzeltme:an itibarı ile makina da telefonla arayanlara okan ın sorduğu soruları da o hazırlıyormuş
    bünyamin soyupak a takmış durumda o zaman...
    (bokarec, 03.06.2007 02:40 ~ 10:12)
  2. an itibariyle uzun saçlarıyla makina programında görünmüş şahıs.
    (kolik, 08.07.2007 02:41)
  3. her hafta makina'da görülmeye başlamıştır kendileri. geçen sene konuk olarak katıldığı programda porno ve erotizm arasındaki farkı açıklamıştı,
    (dereotundannefretederim, 08.07.2007 03:09 ~ 20.04.2009 20:56)
  4. okan bayülgen'in ekibinde çalışma şansını elde edebilmiş şanslı insalardan.

    ekşi sözlük adındaki derginin de editörlüğünü üstlenmiştir.bu ekibe seçilmesinde büyük etkendir.
    (ceyus, 08.07.2007 03:42)
  5. makinadaki gibi kingodiscoda da telefonla bağlanan seyircilere okan bayülgen'in sorduğu soruları hazırlayan,yaran kişilik.
    (bkz: for hot güzel)
    (bkz: mıçe guevara)
    (volkyt, 01.12.2008 02:08)
  6. (yavaş gel saçın başın dağılmasın, 16.12.2008 17:33)
  7. okan bayülgen'in programın için her hafta hazırlamış olduğu soruların yanıtlarıyla okan bayülgen ve seyircileri çok güldüren makina ediörü.
    (ceyus, 21.12.2008 01:15)
  8. ekşisözlük editörü aynı zamanda dikso kralı programında okan bayülgen'in telefon ile katılan izleyicilere, konuklar hakkında soru hazırlayan ve hazırladığı sorulara koyduğu şıklarla herkesi gülüp kırdıran şahsiyettir.

    barış manço özel gecesi programında daha bir sevdim.
    (magicalbronze, 19.02.2009 10:54 ~ 10:55)
  9. kendisine sorulan her soruya sabırla cevap veren er kişi.
    (rakı roka balık, 22.03.2009 03:24)
  10. (zampir, 09.05.2009 18:09)
  11. hayranlıkla takip ettiğim,harika şeyler yazan ve bunları okan sayesinde tüm türkiye'ye duyurma imkanı bulmuş ekşisözlük yazarı.
    (nickcode, 14.05.2009 01:26)
  12. dünyanın en güzel sesli adamı.
    (rakı roka balık, 17.05.2009 01:45)
  13. (hypnotica girl, 19.05.2009 17:40)
  14. (nickcode, 16.06.2009 05:07)
  15. epey neşeli bir röportajı için;
    http://www.renkhaber.com/...
    (hırrım buke, 10.09.2009 12:29)
  16. kingodisco editörü, zeki enes akkan ile birlikte görmeye doyamadığımız şahsiyet. ayrıca malumatfuruş bölümünün dahiyene sorularını da hazırlamaktadır. bir zamanlar ekşi sözlük'te bol bol görmek mümkündü. ki yine mümkün lakin pek bi' uslu olmanız ve yolunuzun ormana düşmesi gerekmekte.
    (black tape for a sacreneous, 11.09.2009 23:36)
  17. tempo dergisinin cabaret bölümündeki her ay yaran yazıların sahibi.
    (lycaon pictus, 11.09.2009 23:46)
  18. (mgun, 19.09.2009 22:32)
  19. helin avşar'ın rasim ozan kütahyalı ile röportajına karşılık "röportaj dediğin böyle yapılır demiş:

    "önce ben yapacaktım. inanın bana! helin avşar’ın rasim ozan kütahyalı röportajını görünce beynimden vurulmuşa döndüm! nuray mert tıraş makinesiyle kafamı üç numaraya vururken kendisiyle söyleşecektim. planım buydu. ancak helin avşar daha radikalini, daha marjinalini benden önce yaptı. önce moralim çok bozuldu. çünkü gazetecilikte bir kural vardır: “yapılmış işi bir daha yapma!” ama sonra neşem yerine geldi. çünkü ben gazeteci değilim ahahaha!
    ne ben helin avşar kadar iyi bir röportajcıyım ne de esra-ceyda kardeşler rasim ozan kütahyalı kadar liberal... yine de elimizden geldiğince birbirimizle söyleştik. röportajı benimle yapılmış gibi okuyabileceğiniz gibi, esra ve ceyda ersoy’la yapılmış gibi de değerlendirebilirsiniz. o derece derin, yoğun, sert ve saçma sapan...
    esra: üslubunuz çok sert ve haşin değil mi?
    aziz: yok, değil.
    ceyda: bu giriş bana emile ajar’ın ‘onca yoksulluk varken’ kitabını anımsattı. orada momo diye bir çocuk vardır hani...
    aziz: biliyorum.
    ceyda: onun da hayatın ürettiği sorulara karşı yanıtları hep bu denli yalın ve nettir. gülüşmeler.
    aziz: gülüşmeler dediniz?
    ceyda: doğru. çünkü gülüşmelerdir yaşamı insan; insanı yaşamın ta kendisi kılan...
    esra: peki başka yerlerde haşin ve sert olabilir misin? sana siz yerine sen demeyi tercih ettim izninle.
    aziz: rica ederim. nasıl yerlerde mesela?
    esra: kimi mahrem yerlerde?
    aziz: (gülüyor) öyle yerlerde ‘haşin’i sorgularım. nedir haşin? foucault’nun ‘iktidar’ı tanımlarken ortaya koyduğu haşinlik mi? yoksa dvorak’ın ‘yeni dünya’sındaki mi?
    ceyda: senfoninin dördüncü muvmanından söz ediyorsun.
    aziz: evet, evet. oradaki katarsis.
    esra: iktidar ile bir sorunun mu var?
    aziz: türk erkeklerinin yüzde ellisinin iktidarla bir sorunu yok mu? (gülüşmeler)
    ceyda: (gülüşmeler)
    esra: ceyda, tamam, yeter artık?
    atatürk yüzünden dayak yedim
    aziz: avrupa birliği ‘projesi’ne nasıl bakıyorsunuz?
    esra: aynı anda hem hevesli hem de skeptikim, elbette.
    ceyda: ben de. bir neticeyi mi, bir süreci mi yoksa bir politik eğilimi mi konuşacağız, ona dikkatli karar vermek lazım.
    aziz: bence politik bir görüngeden bakalım.
    esra: bakın, feroz ahmad, ‘modern türkiye’nin kuruluşu’kitabında şöyle der: "ıf the history of modern turkey is any guide, it seems fair to conclude that the turks have shown the ability to deal creatively with the changing situations in the world order at least on two occasions"
    aziz: (gülüyor) bir de trabzon’un faroz semti var. kolbastı’nın orada doğduğu söyleniyor.
    esra: işte kastettiğim ‘yaratıcı yetenek’ tam olarak bu.
    aziz: cumhuriyetin mimarisinde bu harç biraz eksik mi kaldı sizce?
    ceyda: atatürk’ü seviyor musun?
    aziz: seviyorum. babamı ve annemi sevdiğim gibi seviyorum. annem beni küçükken “acaba bu oğlan atatürk’ü az mı seviyor” endişesiyle sık sık döverdi.
    esra: ‘ben’in ‘öteki’ne yaptığı vülgarlık. tehlikeli ya da en iyi ihtimalle dönüştürücü.
    ceyda: olayın bir de diğer veçhesi var. ve tam da bu sebeple türkiye dönüşümünde de facto bir ‘genleşme’den söz edemiyorum.
    aziz: her şeyi sürekli tırnak içine alıyoruz?
    esra: tırnak içi, türkiye gibi bir yerde “tırnağın dışı”ndan her zaman daha güvenliklidir (gülüşmeler)
    ceyda: televizyonculuk maceranız nasıl başladı?
    aziz: ünlü olmayı ve herkes tarafından tanınmayı çok istiyordum. bunun için her gün şınav ve mekik çektiğim dönemler olmuştur. televizyonda ünlü olmuş kişilerin her birine yüzlerce mektup yazdım. mahmut tuncer, yalçın çakır... daha kimler kimler. sonunda birinden yanıt aldım ve başladım. ama türk televizyonculuğu hala ittihatçı alışkanlıklarından kurtulamamıştır.
    esra: nasıl yani?
    ceyda: bir yanı batıya dönük, ama aynı anda doğunun köhneliğinden beslenen, fırsatçı, hem nalına hem mıhına bir yayın politikası anlamında, belki?
    aziz: kesinlikle! zaten 70’lerin sol hareketi de çok dandikti. aslında şunu söylemem en dürüstçe tavır olurdu: benden başka hemen herkesin çok dandik olduğunu düşünüyorum. (gülüşmeler)
    ordu’yu çok severim
    esra: ordu’ya bakışın nasıl?
    aziz: ordu il merkezi 41 kuzey paraleli ve 37 ve 38 doğu meridyenleri arasında, karadeniz bölgesi ‘nin, doğu karadeniz bölümünde yer almaktadır. ilin kuzeyini kuzey anadolu dağlarının kıyı sıraları kaplamaktadır. kıyılara yakın tepelerle başlayan bu dağlar içeri doğru gittikçe yükselir. ordu, giresun ve sivas ilinin birbirlerine komşu olduğu kesimde 3.000 metreyi bulmaktadır. ordu ili ve giresun aynı il gibilerdir.
    ceyda: aziz, bu sence de berbat, iğrenç bir espri olmadı mı?
    aziz: (gülüşmeler). oscar wilde’ı hatırlayalım: “hayattaki en doğru şey, mümkün olduğunca yapay olmaktır”
    isimler ve çağrıştırdıkları
    esra: peki, şu iki ismin sana ne ifade ettiğini kısaca anlatır mısın?
    aziz: paralojiye düşmeyiz inşallah.
    ceyda: (gülüyor) sanmam. ilk isim: kıvanç tatlıtuğ
    aziz: inanılmayacak kadar bir yakışıklılık abidesi kadar mükemmel. ayrıca benden daha ünlü!
    ceyda: ikinci isim. ahmet hakan?
    aziz: 60’ların caz müziği çok dandikti. türkiye’de ve dünyada. bebop’la caz kurtuldu diyebilirim. herkesin miles davis’e borçlu olduğunu düşünüyorum.
    esra: ahmet hakan’ı yanıtlamadın. (gülüşmeler)
    aziz: evet, gülüşmeler.
    ceyda: çok teşekkür ederiz.
    aziz: bilmukabele"

    http://www.milliyet.com.tr/...

    "itin götü bu olsa gerek" julius caesar
    (chixculub, 22.11.2009 13:27)
  20. milliyet cadde'deki bir başka yazısı...

    ne zaman üniversite öğrencileriyle karşılaşsam, bana mutlaka “abi yazmaya nası başladın yeaaa? bide arqadş olark beni ekler misin lütfn :ppp” diye sorarlar. onları genellikle bloklarım. ancak yakın bir zamanda kendi kendime “hakikaten, yazmaya nasıl başladım ben yahu!?” diye düşündüm. sanırım yanıtı buldum da. yazmaya şöyle başlamışım:
    “sevgili anneciğim 7.8.1984 babacığım, ağabeyciyim: sizleri antalya’ya uğurladıktan sonra lelimle birlikte evimize geldik hepinizi çok özledim. yakında sizlere kavuşacağım için çok sevinçliyim. her gün parka gidyoruz günlerim iyi geçio...
    biz hepimiz iyiyiz
    ellerinizden öperim”
    okumayı trt’de yayınlanan bir ‘yetişkinler için okuma yazma kursu’ndan kendi kendime öğrendim. verdiğim ilk eser 1984 ağustos’unda, ilkokula başlamadan bir ay önce annemlere hitaben yazdığım bu mektup oldu (‘geçio’ sözcüğüyle internet jargonunu ta 1984’te kavradığıma dikkat etmiş olacaksınız). zamanında bu mektubu saklayan ve bana skenleyebilme imkanı veren anneme müteşekkirim.
    daha sonra ilkokul sıralarında ‘tipor’ adını verdiğim bir çizgi roman karakteri yarattım. tipor; conan, batman ve kaptan swing karışımı bir anti-kahramandı. ortaokulda ise bir roman yazdım. konusu da vinci şifresi’ne benziyordu desem bana inanmazsınız. lisede eşin dostun yıllık yazılarını, üniversitede ise ekşi sözlük entirileri yazdım (bu arada kerem alışık’ın ‘biyografi’ adlı bir şiiri var. son birkaç mısrası şöyle: “alışmaya çalışırken babasızlığa / ünal küpeli çıkmış karşıma / önayak olmuş bana / oyunculuğa başlamışım anamın ısrarıyla...”). sonra okan bayülgen çıkmış karşıma, önayak olmuş bana ahahaha ay özür dilerim.
    şimdi, bugün, tam burada senin karşındayım milliyet cadde okuru. en azından yazmaya nasıl devam edeceğimi birlikte göreceğiz.
    emeğine, yüreğine, bileğine sağlık.
    dostça kal.

    dizilerdeki yüz ifadelerinin bilimsel taksonomisi
    türk dizilerindeki, dolayısıyla türk oyunculuğundaki gelişme göz kamaştırıcı. alt dudağı “mmi mmi” diye titrettirici. bence hepimiz bunun farkındayız. belki de tek problem, türkiye’ye özgü bu oyunculuk ekolünün henüz akademik düzeyde tanımlanmamış olmasıydı. stanislavski kitapları karıştırdım, ve ilgilenen herkes için türk dizi oyunculuğunu en kaba hatlarıyla bir sisteme oturtmaya çalıştım:

    kanlı ishal bakışı
    (dısanterıous look)
    genellikle maço erkek canlandıran aktörlerin tercihi. kanlı ishal olanlarımız bilir; klozette otururken bir an gelir ki gözler sonsuzluğa kilitlenmişken dudaklar ipince bir çizgi haline gelir. ve bu ifadeyi genellikle diyaframdan gelen bir böğürtü takip eder. verimli ve basit bir tekniktir. sevgiliye tecavüz, ben seni aldattım ya da abi çocuğunuzu kaçırmışlar sahnelerinde mükemmel sonuç verir.

    omuz üzerinden hızlı spin
    karşı cinsle dramatik bir konuşma yaparken, küçücük bir odanın içinde dakikalarca karagöz ve hacivat gibi birbirimize bakamayacağımız için, oyunculardan biri diğerine sırtını döner. duvardaki çirkin ferforjeleri izlemekten sıkıldığımız anda ise aniden omuz üstü spin hareketini yapmamız gerekir. müzik bu anda “raaa niii” diye yükselerek sizi destekler. spinlerin en makbulü, saçı çok jölelenmiş erkek oyuncunun perçemindeki minik vibrasyondan anlaşılır.

    yörük öfkesi
    (barbarıan rage)
    kıvanç tatlıtuğ’un otomobilde dellendiği sahnede üst noktasına erişmiş bir metottur. ağızdan baloncuklar halinde çıkan çığlıkların her birinin diğerinden farklı olması esastır. aııaooıa! eaaı? ööe! ğööğ! eeööaıaa! şeklinde bir algoritma izlenmesi icap eder. yurtdışında böyle sahnelerde direksiyon simidini ısıran ya da vites kolunu bütün bütün yutan aktörler vardır. biz şimdilik hız kadranı yumruklama aşamasındaysak da, bence bu bile bir şey.

    sufle öncesi resesyon
    gerçek hayatta sufle almadığımız için, konuşma sırasının bize gelmesini beklerken kimi hareketler yaparız. dudağımızı ısırırız, bonobo maymunu gibi yüzümüzü kaşır ya da parmaklarımızı çıtlatırız. ancak dizilerde sufle almak bir görgü kuralı olduğu için oyuncu söze girmeden önceki üç saniyeyi mümkün olan en boş bakışla geçirmelidir. şimdi bu paragrafı tersten okumaya çalışın. işte bu bakıştan söz ediyorum (bu numarayı robert de niro’dan öğrenmiştim)!

    inandırıcılık dikleşmesi
    çoğu aktörde gözlenebilir. karizmatik bir öfke içinde bağırma sahnesi varsa, oyuncu gereğinden biraz daha fazla dikleşir. normalde bulunduğu yamruk duruşa bir çeki düzen verir. çünkü bilir ki, kendi sesi aslında mama isteyen yavru bir hamster kadar ince ve tizdir. sahne bitince kabak kemane sesli aktör, yeri göğü inleten dublaj sanatçısına şükreder şekilde normalde döner.



    cemiyet haberleri
    “egzozumu kendim boyadım”
    dün, can dostum hayko cepkin’le beraberdim. “abi,” dedim, “yarın milliyet cadde’ye başlıyorum. bana bomba bir haber ver de herkesten önce ben duyurayım. çünkü ben önemli ve erişilmez bir insan gibi olmalıyım” dedim. o da durur mu, yapıştırdı cevabı: “yahu azizcim, seni yıllardır tanırım, hiç söylemez olur muyum?” gülüştük. sahnede kollarına geçirdiği file çorabı çıkarmasına yardım ederken de fısıldadı: “motorumun egzozunu kendim boyadım. üstelik siyaha.”
    hayko’ya bu yaşanmışlık için çok teşekkür ederim. ben üzerime düşeni yaptım. sıra sende can dostum

    haftanın gülmecesi
    (ahdım vardı; bir gün bir köşem olursa birçoklarının yaptığı şu haftanın gülmecesi ve günün sözü bölümlerini denemek istiyordum. bugün sevgili patronum çınar bana bu imkanı verdi. “bi kerelik yap” dedi.)
    haftanın gülmecesi ayşegül’den...
    adam eczaneye girmiş. yahu asetat kalemi var mı demiş. eczacı da “beyefendi burası eczane” deyince adam çıkıp gitmiş. ertesi gün yine gelmiş. aseta....o hooo?! bu muymuş abi haftanın gülmecesi. gülmece nedir ayrıca ya?! ben olmuşum gülmece. bırak, kapat kutuyu burada.

    haftanın sözü
    avrupa birliği’ne girince adam olmayız; adam olunca avrupa birliği’ne gireriz!
    bak, bu da olmadı. duayeni yapınca böyle olmuyor işte. bende şaşı durdu. biz okuyamadık.
    iyi günler.
    (nickcode, 22.11.2009 21:26)
  21. rasputinize bakışlarının sebebini, daha önce saçlarını asansöre sıkıştırmamasından kaynaklandığını düşündüğüm taşakları yere basan argo ağızlı abi.

    abi burada sözüm sana;

    neden sen yanına halilagiç'i de alıp war chant müziği eşliğinde ürgüp'te kaynaç dansına çıkmıyor, dumansız hava sahalarında dumanla haberleşmiyorsunuz abi? seni hiç balta kullanırken de görmedim. işte bunları yapmadığın için halilagiç kadar estetik değilsin. olsan olsan robespierre gibi bir karizmaya mazhar olabilirsin. çetin altan seni görse köşesinin adını bir günlüğüne "zencinin sol taşağı" olarak değiştirmezdi abi.

    brifing değil not: ayrıca; benim adımın anlamı da "aziz deve" olurken senin yüzünden bu nicki alamadım; pis kedi.
    (aziz minur, 24.12.2009 16:22)
  22. yıllar sonra bile yazdıkları okunduğunda insanı güldüren adam.
    (laein, 13.01.2010 01:51)
  23. insan değildir.avatar'da falan aramayın bilim-kurgu burada...
    (fare olalı kedi tutmus bukalemun, 31.01.2010 19:14)
  24. bir dönem cnn'de 'aziz kedi ile genel bakış' programını yapmıştır.jeneriği gülmekten yerlere yatmama sebep olmuştur. ayrıca dünyada adı 'sanayi' olan tek adamla röportaj yapabilendir.

    http://alkislarlayasiyorum.com/...
    (surtunme kuvveti, 01.02.2010 11:31 ~ 11:31)
  25. zeki enes akkan'la billboard dergisi için fotoğraf çektiren hoş insan.

    yaran fotoğraflar için:
    http://www.facebook.com/...

    ışın kılıcını yalamak da neymiş? ahaha
    (buny, 08.02.2010 20:50)

© 1923 - 2010 itü sözlük (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük duyurular  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil
havadis:  itü sözlük blog  ·  twitter  ·  friendfeed  ·  facebook