|
|
- bir ülkede egemen ulusa göre ayrı soydan ve sayıca az olan topluluk
- tanımı sürekli farklı farklı yapılan polemik malzemesi cümle. türkiye için azınlık tanımı lozan anlaşması ile tanımlanmıştır ve çerçevesi, soyla ve sayıyla ilgili değil genel anlamda din ile ilgili olarak çizilmiştir.
(bkz: kime göre neye göre)
- osmanlı döneminde ise sadece gayrımüslümlere verilen ad. müslüman olan fakat türk olmayanlar (araplar gibi) bu sınıflandırmaya girmez. ayrıca türk olan ateistler veya hristiyanların azınlık mı değil mi tartışmasına neden olacak kavram.
- yeni yasaya göre eşcinsellerin de haklarını kovalayacağı kavram
(bkz: azınlık hakları)
- bir toplumda, nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan gruptan din, dil, etnik köken vb. yönlerden farklı özellikler gösteren topluluk.
(bkz: azınlık raporu)
(bkz: kürt sorunu)
- devletten bir şeyler koparabilmek için sığınılan bir kılıf
- türkiye'de söylendiğinde sadece "din"sel farklılık gereği genelden ayrılan kişileri işaret eden kavram.
bu azınlık tanımlamalarının din referanslı olması lozan'ın bir mirasıdır. ancak unutulmaması gereken şey şudur: farklı tarihsel donanımlara sahip, farklı kökenlerden gelen ama bir arada yaşayan insanlar arasında da azınlık tanımlamalarının yapılması, en azından bu farklılıkların tanımlanıp kabul edilmesi ve yaşatılması da gereklidir ve en az dinsel farklılıklar kadar önemli bir farklılık durumdur burda mevcut olan. bu sebeple, azınlık dendiğinde ilk akla gelen dinsel azınlık kavramı genişletilmeli, azınlık kelimesi etnik azınlıkları da kapsayacak şekilde, daha doğru ifadeyle tüm farklı olanları kapsayacak şekilde yeniden tanımlanmalıdır.
ancak, şunun da altını çizmekte yarar görmekteyim: azınlık dendiğinde bir çok kişi, azınlık sayılan kişilerin ikinci sınıf vatandaş olacakları yanılgısına kapılmaktadır. sırf bu yanılgı sebebiyle etnik gruplara dahil bir çok kişi kendi gruplarının azınlık olarak tanımlanmasına da karşı çıkmaktadır.
bir etnik grup, misal türkiye'de etnik azınlık sayılır, anayasal metinlerde bu ifadeyle tanımlanırsa ne olur? mevcut 1982 anayasası 66.maddesinde "türkiye cumhuriyeti devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes türk'tür" ifadesi, "türkiye cumhuriyeti vatandaşlığı" kavramı maddeye eklenmek suretiyle yenilenirse -sivil anayasa taslağından hareketle konuşuyorum-, ülkede varolan etnik grupların farklılığı anayasal kabule erişmiş olacaktır ve bu durumda, etnik azınlık statüsüne sokulan etnik gruplar, önceden "türk"lük adına sahip oldukları konuşma, kendini ifade etme/idame ettirme haklarını artık "tc vatandaşlığı" adına kullanacaklardır. yani sahip olunan vatandaşlığın statüsünde hiçbir düşme, gerileme sözkonusu olmayacaktır.
madem durum aynı olacaktır, neden etnik azınlık dayatmasına gidilir diye bir soru sorulacak olursa da cevabım şöyle olacaktır: etnik azınlık sayılan gruplar, anayasal kabule erişen varlıklarını, anadilleri, kültürleriyle birlikte devlet organlarının da yardımıyla koruyabilceklerdir. örneğin, önceden anadilde eğitim hakkı olmayan etnik gruplara 2001 anayasa değişiklikleriyle verilen bu hak, etnik azınlık tanımlamalarında önemli bir adımdır. anayasadaki "türk" ifdesi, "tc vatandaşlığı" şekline dönüştürülür de ülke sınırları içinde başka azınlık gruplarının da yaşadığı belirtilirse, etnik grupların farklılığı belirginleşecek ve devlet azınlıkların bu farklılıklarını tanımış olmanın yanında onların bunları koruyabilmeleri için gerekli alt yapıyı sağlamakla yükümlendirilebilecektir.
yukarıda sözü edilen anadilde eğitim serbestliği örneğinde durumu temellendirecek olursak: anayasa doktrininde haklar kategorize edilmiştir. buna göre, bazı hakları devlet telaffuz eder ve o haklar sağlanmış olur! negatif statü hakları * pozitif statü hakları !:. örneğin, eğitim hakkında devlet okullar açmalıdır ki bu hak kullanılabilsin.
anadilde eğitim hakkında da benzer şekilde, hakkı tanıdıktan sonra devlet kurslarda eğitim işini üstlenecek olan personeli yetiştirmelidir ki tanınan hak anlam kazanabilsin ve kullanılabilir olabilsin.
işte bu sebeplerle, etnik azınlık olmak önemlidir. bunda gocunulacak birşey de yoktur.
(bkz: diaspora)!:(meramise, 20.01.2008 15:30 ~ 20.07.2009 12:12)
- azınlık duruma göre değişmekle beraber her zaman sayıca az olanı vurgulamamaktadır. sayıca fazla olsa dahi bir topluluk azınlık olabilir. azınlık kelimesi genellikle bundan dolayı bazen yanlış anlaşılır.
- çoğunluğun çeyreğinden az olan topluluk.
- durmadan bağlılığını kanıtlaman beklenir senden, söylediğin her söz, yaptığın her şeyin altında bir hainlik gizli olabilir zira... kendin olamazsın, adını değiştirmen gerekir bazen çoğunluğun kulağına daha tanıdık gelen bir adla, sırf biraz daha rahat edebilmek için memleketinde... sana farklı davranılır, hakların her an elinden alınabilecek bir lütuftur, bu böyle bilinir ve her fırsatta bu yüzüne vurulur... memleketinde yaşaman için sana "izin" verilmiştir, şükranını her fırsatta belirtmek zorundasındır... anlatamazsın bazen buralı olduğunu, sorarlar ısrarla "eeee... ne zaman geldiniz pekiyi bu memlekete?" diye... yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakaldır...
...ve en kötüsü, beklersin... kovulmayı... senden öncekilerin kovulduğu gibi.
bu giri itü sözük yazarlarından ritsos'a aittir.
|