normal de bu kadını düşüncelerinde samimiyetsiz, bencil, çıkarcı olduğu için eleştrirdim ama bu gün kürt açılımıyla ilgili yaptığı konuşmayla beni şaşırtmıştır.
bu gün 'dtp'nin kürt sorununun çözümü için yetersiz kaldığı' eleştirisinde bulunabilmiştir en sonunda.
toplumun hassasiyetlerini gözeten bir dil kullanması gerektiğini en sonunda söyleyebilmiştir. 'bir taraftan bir şeyler söylüyoruz, diğer taraftan insanlar ölüyor. ortak dil yaratabilmenin çabasını vermemiz lazımdı. her iki tarafta da ciddi kayıplar, ölümler, acılar var. bu acıları bilerek, gözeterek empati yapmak zorundayız. bunu yapamadık.' demiş, hatalarından birini kabul etmiştir.
tabii ki bu hata her siyasetçinin yaptığı bir hata günümüzde bu ülkede. bir tarafı düşünürken diğer tarafı düşünemiyoruz bir türlü. ama bunu tuğluk hanımefendinin ağzından duyabilmek gerçekten önemli.
ama en önemlisi asker ölümleri ile ilgili olan şu demecidir; 'acıları yaşayan kürt annelerinde çok erdemli yaklaşımlar görüyorum. 'askerler de ölmesin, onlar da bu halkın çocukları' diyorlar. biz de 'askerler de ölmesin' diyebilseydik, isyan edebilseydik, birazcık bu ölümler karşısında buna tahammülümüz olmadığını ısrarlı söyleyebilseydik, belki farklı bir noktada olabilecektik.'
öncelikle günaydın sayın tuğluk. ırkçı yaklaşımlarınızdan, kendi düşüncenizden başka doğru kabul etmez anlayışınızdan, saygısızca ve düşüncesizce konuşmalarınızdan bıkmıştık ve sonuç getirmeyeceğini işi daha çok uçuruma sürüklediğinizi söylüyorduk.
ama artık davranışlarının değişmesi gerektiğini görebiliyorlar, empati yapabilmeleri gerektiğini anlayabiliyorlar.
çünkü bu iş empati yapılmadan çözümlenemez. bu akan kan, düşmanlık yaratarak durdurulamaz. silahlar düşmanlar içindir, korku üretmek içindir. biz ne düşmanız ne de birbirimizden korkmalıyız. aynı halkın çocuklarıyız. kimimiz doğuyuz, kimimiz batı.
konuşmasında başka bir önemli nokta da; 'burada dökülen kanların, dış odaklar için bir anlamı olmadı.' sözüdür. ki bizi bizden başka kimsenin anlamadığını, kimsenin bu halkın çıkarı için uğraşmayacağını, dış kaynaklarla daha çok uçuruma sürüklendiğimizi, herkesin kendi çıkarı için uğraştığını, bizi parçalamaya çalışarak daha güçlü duruma geçmek isteyen o güzel müteffikleri saf dışı bırakarak birbirimizi kucaklamamız gerektiğini tuğluk gibi bir siyasetçiden duymak bizi daha çok umutlandırır.
çünkü elin büyükelçisiyle başbaşa yemek yiyerek sorun çözülmez en fazla nefret yaratılır içten içe.
umarım sözlerinizde samimisinizidir sayın tuğluk. çünkü artık bu sorunun çözümü için samimiyete ve sizin de belirttiğiniz gibi
empatiye ihtiyaç var. masanın bütün elemanları için bu böyle.
ırkçı türklere, mhp'ye, akp'ye, chp'ye ne kadar empati diye yalvarıyorsak ne kadar 'farkımız yok, aynıyız. aynı toprağın kardeşiyiz. düşman olmayın.' diyorsak bunu size de söylüyoruz. ne kürt ırkçısını kabul eder bu düzen ne de türk. ne sizin düşmanca yaklaşımlarınızı kabul ederiz ne de onların. ne sizin silahlarınızı, kurşunlarınızı kaldırır bu halk ne de onların nefretini.
not: yazdığım yazı da sanki ülke iki grubun kavgası altındaymış, bölünmüşüz gibi 'onlar, siz, masanın karşı' tarafı gibi terimler kullandım ve eleştirilebilirim bu yüzden; 'onlar ve diğerleri' yok diye. ama artık bu söz baydı, çünkü görmenizi isterim ki siz kürt varlığını kabul etmedikçe bu bölünme gerçekleşecek.
halk olduğumuzu, bir bütün halinde yaşamamız gerektiğini, aynı toprağın kardeşi olduğumuzu söylüyorsanız eğer ona göre davranın; 'biz bir bütünüz.' demekle olmaz. farklı etnik grupların varlığını kabul etmeden, tek bir millet altına insanları toplamaya çalışmakla olmaz. farklılıkları kabul etmeden olmaz.