hasretler ayrılıklarla başlar
yanan yürek sessizce ağlar
bütün anılar canlanıverir
sanki hiç bitmemişler gibi
yolu gözlenen giden sevgili
geri dönecekmiş gibi
için için har gibi
kaplar bütün benliğimi
bir garip olursun bunun ardından
bazı bir rüzgar gibi
eser ayrılık yeli
giden sevgilin ardından
****önceleri sessizdir ayrılanlar
mutluluğu başka yerde ararlar
oysa geçen günlere yakınırlar
ayrılıktır bu çeken anlar ****
için için har gibi
kaplar bütün benliğimi
bir garip olursun bunun ardından
bazı bir rüzgar gibi
eser ayrılık yeli
giden sevgilin ardından
"... ışık nasıl eşyayı aydınlatıyor ise, ruhu da aydınlatan aşktır. sevdiğinden ayrı düşen insan, karanlıkta kalmış yolcu gibidir; korkular, endişeler, yalnızlık onu perişan eder. [1]" cümlelerini insana hatırlatan hüzünlü olay.
[1] victor hugo, sefiller, tümaş yayınları, 1996, sf.357.
düş sokagının insanın içene işleyen şarkısı
hani insan erir ya , öyle bişii
eğer rol için falan ağlamak zorunda olanlar kullanabilir
sana uzaktan bakıyor artık gözlerimm
gönlüm senden geçmes bana döndü hep sözlerin
unutmak o kadar kolay mı sandın
ayrılık banaa aşktır artık
unutmak o kadar kolay mı sandın
ayrılık bana aşktır artık ...
dağılmış saçlarım gönlünün yatağına uyandırma
sabah olsun ben giderim sen kal rüyamda
aramak o kadar kolay mı sandın
yolların bana aşktır artık
ah gitmek o kadar kolay mı sandın
yolların bana aşktır artık
bazı durumlarda şu şarkıyı anımsatan kelime:
ayrılığım seni yakmadı mı
yüzün kızarmış canın acımadı mı?
ayrılık ilacın olmadı mı
son sözü söyledim koymadı mı?
" ağlıyorum, gidiyorsun. ama sen gözyaşlarımı görmüyorsun ki! ayrıldığımız yerde başlıyor yıkıntım. kalabalık bir caddede, vapur iskelesinde ya da bir kapı önünde; nerede olursa olsun ayrılığın bir tokat gibi iniyor yüzüme. kocaman, sivri bıçaklar gibi delik deşik ediyor vücudumu. her yer kan oluyor. artık dayanamıyorum, artık dayanamıyorum. ağlamak bile kâr etmiyor. ben bu acılara, ben bu sürekli ölümlere önceden razı oldum. şikayete hakkım yok, biliyorum." ümit yaşar oğuzcan
duracağım burada
gidişini seyredeceğim
kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
kavgasız olacak, fırtınasız olacak
saçma sapan olacak
organlarım birbirine vuracak
arkandan sessiz bakacağım
ben yine salağı oynayacağım...
gönlüme bir kor düşer
gitme öyle zamansız
önce hayaller biter
yanar külsüz dumansız
baharlar hiç gelmez
mevsim hep kış olur
günlerime güneş doğmaz
hislerim uyur
dilimden hiç düşmez
adın hasret olur
yüreğimde sızı dinmez
gülmek güç olur
ayrılıklar yara açar yara üstüne
yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
eğer gidersen bu aşka çok yazık olur
bir hızla,
yavaşlayan bir hızla toplarsın ne varsa
içinde esen fırtınanın savurduklarından.
bir an sorunudur senin için artık
kalkıp gitmek, herşeye hazır olmak.
cevat çapan
severek ayrılanlar
bilirler ayrılığı
sen benim eş ruhumsun
unutmuş olsan hissederdim
unutmuş olsan yanımda durmazdı her sabah hayalin
seni görmek için geri geldim
sen gideli çok olmuş
nereye gidersen git
çantanda bir resmim
aklında gülüşüm olsun
ben seni gerçekten sevdim
bitmez demiştim bitmedi!!!... sözleriyle aynanın beni büyüleyen şarkısının ana teması olan kelime
hayat tarzını birden değiştiren olay..
sevgiliyle ayrıldığınızda hayatınıza müdahale eden biri olmamaya başlar ve özgür olmaya başlarsınız. arkadaşlarınızla geçirdiğiniz vakitler birden bire artar. sevgilinizin doldurduğu yeri arkadaşlarınızla doldurmaya çalışırsınız.
iyi giden bir ilişkide çok uzak gelir bu sözcük.başkalarının ilişkileri hakkında yapılan kısa konuşmalarda geçer ancak.sonra birlikteliği sona eren iki kişi hakkında üzülünür, şöyle yapsalardı daha iyi olurdu denilir.daha sonra mutlu çift sarılır birbirine, sıradan hayatlarına devam ederler.ama bir süre sonra, daha önce onlar için çok uzak olan bu durum gayet olası bir şekil alır.aslında baya acıdır sonun yaklaştığını hissetmek.çünkü zaman zaman görmezden gelmeye çalışır insan, ama birşeyler yolunda değildir apaçık, insanın içi sıkılır.olanları düzeltmeye çalıştıkça iyice eline yüzüne bulaşır sorunlar insanın.şimdiye kadar hayatından bir an bile çıkacağını düşünmediğin, ailenden biri yerine koyduğun, herşeyini paylaştığın, onsuz nefes alamadığın kişi uzaklaşır senden, ve sen kafanı yastığa gömüp olanlara üzülüp ağlamaktan başka birşey yapamazsın.uyumak için yatağa yattığında saatlerce düşünüp kendini tüketirsin, başına ağrılar, midene kramplar girer ve sen uyuyamazsın, yaşamına olduğu gibi devam edemezsin bir süre, ağzına iki lokma yemek koyamazsın.bazıları içinse, herşey yolunda giderken, ayrılığın fikrini bile düşünmek, tüm bunlara neden olabilir.çünkü sevdiğini kaybetme korkusu, kısacası aşk acısı, bünyeyi en çok yakan acıdır bu hayatta.