ayrılmanın yemediği zamanlarda kurulan cümle grubu. genelde ayrı takılır bu çift güzide insan, sonra "beni aldattın" "ama ara vermiştik" içerikli bir friends dizisi edasıyla saçma sapan kavgalar takip eder. özetle, akıl karı değildir, yapmayalım yapanları uyaralım.
"yeşil sahalarda görmek istemediğimiz hareketler bunlar"
bir nevi save game durumudur. meali ise şöyledir: "yaa bşka birileri bana yazıo, hani ben de ona karşı boş değilim, ama sen beni bekle eğer onla olmazsa sana geri dönerim"
ihtiyaçlarına cevap alamayan bireyin ihtiyaç molası istirhamında bulunmasıdır. muhtemelen bu süreç içerisinde ya onunla mutsuz olmayı ya da onsuz mutsuz olmayı tercih edecektir.
gözümde apış arasına yapılan mucjk hareketinden hiç bir farkı olmayan ara verme eylemini başlatan cümle.
gerçekten pandik atsa (ayrılsa) bu kadar koymaz, acırsa bir kere acır, aklına geldiğinde rahatsız eder ama bununla kalır. oysa o mucjk hareketini (ara verildiği) yaptığı anda işin rengi tamamen değişir, artık güvenemezsin karşındakine (acaba başka biri mi var sorunsalı), devamlı tetikte olursun bir daha olmasın diye (gecenin ikisinde aramalar, nerede diye kontrol etmeler) ve en kötüsü, bir türlü yakıştıramazsın karşındakine bu rezil hareketi, bir türlü içinize sinmez (nasıl da çat diye söyledi değil mi "ara verelim" diye; iki gün önce birlikte el ele göz göze, şimdi neler diyor).
bu yüzden bu noktada yapılacak en güzel şey alıp başını gitmektir. dünyanın sonu değil ya, bulunur yeni sevgili..mucjk..
"bu aralar kafam çok karışık", "seni üzmek istemiyorum", "sadece biraz zamana ihtiyacım var"...ve benzerlerinden birisinin öncülü.. eğer sevgili seçim yapamayan bünye ise hepsini aynı paragrafta kullanacaktır.
bu durumda yapılması gereken " siktir git bi çay koy" demekmiş. zira, aksi bir tavır göstererek ilişkiye devam ederseniz müstakbel eski sevgiliniz bir hayli şımarıyor... artık müstakbel değil halis mulis eski olduğunda "bir gece ansızın gelebilirim dixiciim, o yüzden sakın kendini bensizliğe alıştırma, acı çekerek beni bekle ben sana dönene kadar" mukabilinden şeyler söyleyebiliyor.. (bkz: tecrübeyle sabittir)
"birlikteliğimizden çok sıkıldım ama buna zaman içinde çok da alıştım. biraz bekle ben kendimi ayrılık fikrine alıştırayım devamı elbet gelir."
"aslında direkt ayrılacağım da şimdi üzülürsün falan. sen en iyisi kabullenmeye yavaştan başla."
"biri var da civarlarda. sen biraz bekle ben bir durumu yoklayayım. iyi giderse işler sana güle güle gitmezse evdeki bulgurdan da olmayayım."
benzeri cümlelerin düşünce balonunda yer aldığı esnada, konuşma balonunda yer alan cümledir kendisi.
ayrılınca uzun süre başkasını bulamayabilirim, ya da sonra cok pişman olabilirim gibi korkuları taşıyanların kurduğu saçma cümle. cümle " ara vermeyelim, ayrılalım!" şeklinde düzenlenip sahibine iade edilmelidir.
ikisi de söylediğiniz kişide aynı etkiyi yapar. surat asılır, gözler dolar. böle bi 3 gündür yemek yememiş kedi bakışı atılır. eğer seviyorsanız illaki kalbiniz kırılır. düşünsene biri gelmip "ayrılmayalım ama ara verelim. ben sıkılmaya başladım" diyecek!!! döverim lan ben onu saniyesinde.
hem neden ara vereyim ki? oyuncağın mıyım lan ben senin zırtt? yaa ayrılırsın ya da hiç bozmadan, aynen tıngır mıngır devam edersin. akortu kaçmış keman gibi zikme beynimi m.k.
hadi ara verdik diyelim. ne olacak? he ne olacak? ben gidecem başkasını bulucam. sen de illaki bulacaksın. ee ne gerek var ozaman.. "ama seviyorsan biraz zaman geçince tekrar beraber olabilirsin" diyen insan. sana sesleniyorum: ziktir git yaa. o lafı yedikten sonra adriana lima gelse bozmam kendimi. 250 gram et için ayağının altını yaliyim bi de istersen.
seven insan sıkılmaz. seven insan zaten hep sevdiğinin yanında olmak ister. ara vermekte neymiş.. popun piçleri sizi..
söyledikten sonra zaten herşeyin bitmiş olduğunun anlaşıldığı cümle.bu lafı söyledikten sonra ilişkinin bir daha eskisi gibi olması mümkün değildir,eğer bir ilişki bu raddeye gelmişse zaten arada ciddi bir şeyler kopmuş demektir, bu yüzden daha fazla uzatıp için cılkını çıkarmaya gerek yoktur,çiftler ayrılmalı,bu iş de burada bitmelidir.
kendini spor müsabakalarına kaptırmış olması muhtemel insan hareketi, ilişkiye bir hakem atayıp faul kararı falan da bekler bu tipler. "başka bi arzun?"
alternatif ayrılma şekilleri anketinde üst sıralarda yer alabilecek bir ayrılma yoludur. ara vermek fikrinden çok ayrılmayı kolaylaştırmak, başkalarıyla daha kolay sevişebilmek için söylenen yalandan ibarettir genelde. amacı bellidir.
i. ayrılmayalım ara verelim, ben biraz piyasaya bakıyım ne var ne yok, yoklama yapayım, belki yeni birşeyler çıkar ama sen de bir köşede bekle arada kavga edelim daha çok da sevişelim.
ii. ayrılmayalım ara verelim, biribirimizi özlüyor muyuz bir bakalım denir ama yine de makus sebep bellidir, sevişecem ben ulan
sanırım bu cümlenin ülkemizde yerleşmesinin en büyük etkenlerinden
biri amerikan medya-tv kültürleridir. evet herşeyi bir sosyo-analize çeviriyorum ama zaten insanların bireysel ve kitlesel olarak yaptığı eylemlerin çoğunda bir itici güç, bir sebep olduğuna inanıyorum. biyolojik olayların bir kısmı bunun dışında tutulabilir. yani bütün insanlar tuvalete girer diye kalkıp bunda çocukluklarının etkisi var demek abesle iştigal olur elbet ve fakat duygusal eylemlerde muhakkak bir sebepler silsilesi olması gerektiğine inanıyorum. evet psinakalize çok büyük hayranlığım var.
konuya dönersek, yabancı menşeili filmlerde genellikle duyulur bu söz. ilişki yolunda gitmiyorsa "gözden geçirilir" , ayrılma fikirleri beyninizin orta yerinde hoplaya zıplaya geziniyorsa ama bir sebepten ayrılalım diyemiyorsanız "ara vermek" istersiniz.
ayrılalım diyememe sebepleriniz mesela yalnız kalma korkunuz , başka birini bulmak istediğiniz halde bulamayacağınız korkusu, karşı tarafa sevginiz bitse de onu kırmadan bu işi bitirme isteğiniz ama çoğunlukla da başka birini gözünüze kestimeniz ama size ilgisi olup olmadığından emin olamamanızdır.
evet amerika'da ayrılıp başkalarıyla ilişkiye girip yeniden kaldığımız yerden devam edelim mantığı normal olabilir ama bizler ne kadar alafrangalaşmaya çalışsak da asyalıyızdır, kültürümüz asyalıdır yani bir çeşit muhafazakarlık mı dersin, geri kafalılık mı dersin, kendi kültürüne sahip çıkmak mı dersin,oryantalist yaşam anlayışı mı dersin ne dersen de bu bizim ekinimizde yoktur ya da bence yoktur!
edit: girilerimdeki bazı yazım yanlışlarını(yukarda psikanaliz yazamama gibi)
düzeltmiyorum zira disleksi utanılacak bir şey değildir.
zeka belirtisidir.
einstein, leonardo da vinci disleksikti.