1. mümkün olduğunca kırıcı olunmalıdır, bu tutumu ne kadar iyi sergilenirse o derece değerli olunur ve sadece ayrılmakla kalınmaz kırılan,incinen sevgilinin gözünde bir de enikonu ilahlaşırsınız...


    edit:ilk başta can yakan olaylar gün geçtikçe sıradanlaşır, önemli olan insanın kendine olan saygısını yitirmemesidir. yaşadım biliyorum ve şunu diyorum, ayrılmak istiyorsa bir çok şekilde gösterebilir..bunu hissettiğiniz an bırakın gitsin.son olarak unutulmasın ki gün doğmadan neler doğar.

    yeni yine edit: evet yeni gün yeni güzelliklere ve yine yeni acılara gebedir..hayatın içindesin bu kaçınılmaz..güzellikleri baz alarak yaşadığın anlar senindir.acın varsa onu da yaşa.. bak ama ne oldu..herşey yolunu buluyor değil mi..yavaş yavaş sırasınca..ve sen yolunda yürümeye devam ediyorsun usulca...
  2. ottan, boktan sorun çıkarıp, suçlayıcı ve kırılgan olup, bezdirebilir sonra da ha demek benden bıktın deyip, topu kucağına atar kaçarsınız...
  3. ayrılmak istediğini adam gibi söylemek cesaretine sahip olamayan, bunu ima yoluyla ve davranış değişiklikleri ile anlatmaya çalışan sevgiliden zaten hayır gelmeyeceğinden hareketle
    dikkatle gözlemlenmesi ve değerlendirilmesi gereken davranışlardır. bu davranışları gösteren kişiden koşarak uzaklaşılmalı ve kişisel arşivinizde layık olduğu yere yerleştirilmelidir.
  4. aramaz, sormaz sizinle ilgilenmez, sizin onu ne kadar sevdiğinizin bir önemi yoktur artık. bir süre önce "senden asla ayrılamam beni hiç bırakma sende" diyen sevgili gitmiş yerine yabancı biri gelmiştir. yabancı biri gibi soğuk, yabancı biri kadar yabancı.
    aklınıza hiç gelmez önceleri bu ihtimal ona kalpten o kadar bağlısınızdır ki düşünmezsiniz, düşünmek bile istemezsiniz. sonra belirtiler başlar, telefonlar sevgi sözcükleriyle değil isimlerle açılmaya başlanır, sizin içinizden karşı tarafa sarfettiğiniz sözcüklerin artık bir önemi yoktur. kalem kırılmıştır bir kere.

    genelde birbirinden uzak ayrı yaşayan çiftlerin aşkları hep böyle sonlanır. bir taraf ayrılmak ister fakat bunu söyleyemez öbür taraf ise ihtimalleri üzerinde kafa yorar. hele bir de seviyorsa acısını sormayın gitsin. paranoyaklık başlatır sinir hastası eder.

    belirtiler ilk geçimsizlik ve kavga ile başlar, bu kavgalar tatlıya bağlansa da karşı taraf muhakkak "senle biz olamayız" gibi cümleler kurmuştur. daha sonraki süreçte önceleri bir mesaj atmasanız meraktan deliye dönen trip atan sevgili sizinle ilgilenmez. aramaz sormaz. sürekli bir sebebi vardır öyle olması gerekiyordur ve olmuştur. sorgulayamazsınız kızamazsınız darılamazsınız haksızsınızdır doğrusu böyledir. en zor evre bu evresidir. karşı tarafın ilişkinin bittiğini anladığı evrede budur genellikle. eğer sevmiyorsanız bir daha aramazsınız zaten can çekişmekte olan sevginizin ipini bir çırpıda kesersiniz ve biter. fakat seviyorsanız ölüp ölüp dirildiğiniz anların başlangıcıdır. türlü türlü paranoyaklıklar, sebep aramalar vs. "ulan ne sebebi istenmiyorsun işte geri zekalı daha ne" diyemez insan bu durumda kendine başaramaz çünkü. dese de bir süre sonra içinden "öyle değil lan belki.." gibi saçma sapan olasılıklar sıralar. yine aranmadığı halde arar, mesaj atar.

    bir sonraki safha karşı tarafın açık olmasıyla başlar. sizin düzelmeyen davranışlarınız. ilişkide gelecek göremediği kilişesi*, sizin hatalarınız sizin yaptıklarınız. hiç bir şekilde öz eleştiri duyamazsınız. tek taraflı bir suçlamaya maruz bırakılırsınız. yine iki seçenek vardır. gerçekten aşık değilseniz "ya bi yürü git işin gücün yok mu" der suratına çarparsınız telefonu ama hala kopamayacak kadar seviyorsanız konuşmayı uzatmaya çalışır tüm suçlamarı sineye çeker "aslında ben böyle değilim", "değişebilirim" gibi kendinizi savunmaya kalkarsınız son gücünüzle doğruları anlatmaya çalışırsınız gururunuzu çiğneyerek. bu en büyük hatadır. kişinin bu safhada ilişkinin artık bittiğini kabullenmesi gerekir demesi kolay diyebilirsiniz ama başka yol yoktur malesef.

    son safhada ise artık son darbenin yapıldığı safhadır "biraz ara verelim düşünelim" bundan sonra büyük ihtimalle dönüşü olmaz. ne kadar çok severseniz sevin artık eskisi kadar sevilmediğinizi karşınızdakinin "senden ayrılmam sende beni bırakma oldu mu" diyen tanıdık sıcak sevgilinin olmadığını kabullenmeniz gerekir. artık o yabancı olmuştur. bunu o söylemez. onu tanıyan biri olarak ses tonundan, konuşmalarından hatta nefes alıp verişinden anlarsınız bunu. bu safhadan sonra yapacak hiç bir şey bulunmaz. ne kendini üzmenin ne de karşı tarafı sıkıp yormanın bir anlamı yoktur.

    son olarak eğer sevmiyorsanız "salla gitsin" der hayatınıza devam edersiniz. ama hala aşıksanız "sağlık olsun" demekten başka bir şey gelmez elinizden. en kısa sürede bu şoku atlatıp zor olacağını bilseniz de hayatınıza devam etmeniz gerekir.
  5. herşeyden rahatsız, huzursuz, kıpır kıpır olurlar. farkedildiği an ufka doğru ilerlemek ve finalde gözden kaybolmak kaçınılmazdır.
  6. herkes o "ilk an" da eşittir aslında. sonra pek tabii hayattan,kişiliklerden, tarzdan ve daha birsürü şeyden başlar huzursuzluk. bir ilişkide hiç olmaması gerekir bazı şeylerin, ya da sadece gerekmekle kalır. gözlerine bakarken anlarsın, ayrılmak mı istiyor diye, ya da ona bakmıyor gibi yapıp da -çocukça bir şebeklikle- aslında onu takip edersin ve artık, o derin gözler sana bakmıyordur.davranışa gerek kalmaz... sonra silikleşir, zaman da hislerin de...
  7. hiç sebep yokken size bağırıp çağırması, durduk yere sorun çıkarması da bunlara örnekir. ayrılmak istemeyen taraf hala seviyorsa insana derin bir acı yaşatır.