belki ilginizi çeker
  1. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · aşk ı memnu
  2. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  3. · günün tek cümlelik özeti
  4. · günün tek şarkılık özeti
  5. · thierry henry
  6. · annenin gençlik fotoğrafları
  7. · the twilight saga new moon
  8. · sözlük hakkında sık sorulan sorular
  9. · fahri trafik müfettişi

ayrılığın ardından hissedilen boşluk  

  1. ilişkinin hayatının ne kadarını kapladığına göre hacmi değişen boşluktur. duygusal bünyeye yerine göre acıtıcı bir mutlulukta verebilen boşluktur.
    (myeyea shaman, 14.01.2007 16:06 ~ 15.01.2007 09:49)
  2. ilk başlarda insanı kötü hissettiren yada psikolojik olarak kötü hissettiğine inandıran fakat zamanla bekarlığın verdiği huzur ile nirvanaya bile ermesine vesile olabilen ilişki sonrası his. aşırısından kesinlikle kaçınılmalıdır. yoksa ya kötü hissetmenin yada bekarlığın verdiği rahatlığın cılkı çıkabiliyor.ikiside toplum sağlık ve sıhhati için büyük bir tehdit teşkil etmektedir. aman dikkat
    (pasteteux, 14.01.2007 18:54)
  3. daha çok beraber birşeyler paylaşma sıklığına göre değişen, genellikle uzun bir süre doldurulamayan boşluklardır.
    (xanax, 15.01.2007 01:22)
  4. tehlikeli bir boşluk türüdür. denize düşen yılana sarılır hesabı; olmadık hobilerle, insanlarla, yolculuklarla, yeni sevgililerle doldurulmaya çalışılır. hele apar topar sevgili bulup doldurulmaya çalışılırsa bambaşka bir atasözüne doğru yelken açarsınız; gelen gideni aratır!
    (benden adam olmaz, 15.01.2007 03:41)
  5. feci koyar insana. sevgi aşk vs herşey bitmiş olsa bile alışkanlığın getirisi olan aramak ve aranmak hissi yarımdır bir tarafı boştur zorlar bünyeyi. kaybetmenin ve kaybedilmişliğin baskısı eli götürür telefona aramak aranmak istersiniz ama düşününce bittiği dank eder beyninizin orta yerine. ilacı yeni şak densede kendine ve karşısındakine saygısı olan kişi bunu yapmamalı "zamandır her acının ilacı" der çekilirim ben.
    (kazandibi, 15.01.2007 07:58)
  6. ayrılmadan önce sonuçların nasıl olacağını düşünmüş olsakta karar verilmiştir artık geri dönülemez.ve bir dönem başlar önce ihmal ettiğiniz arkadaşlarınızla vakit geçirip mutlu olmaya çalışırsınız,olursunuzda artık hayatınızda değişiklikler vardır,farklı insanlarla tanışırsınız.bir kaç ay geçer mutluluğunuz artık son demlerindedir.pişman olmamak için savaşırsınız ama bu savaş boşadır pişman olduğunuz an kendinizi boşlukta hissedersiniz.eliniz hep telefona gider bir an için ayrıldığınızı unutursunuz.en çok güneşli günler özlersiniz onu bu yüzden güneşli günlerden bile nefret edersiniz.hiçbirşeyden mutlu olamaz başka hiçkimseyle kendinizi düşünemezsiniz.yani dört yanınız hasret unutulmuş bir ada gibi...sonrasında daha da kötüye gider herşey unutmaya çalışmak gibi saçma bir çaba beraberinde sarhoşken atılan mesajları getirir.yeniden başlangıç yapamayacağınızı anlayınca yeni bir başlangıç yapmayı denersiniz ki bu en kötüsüdür kendinize çektirdiğiniz vicdan azabı bir yana diğer insanı da üzmek bu boşluğa birde kendinizden nefret etme duygusunu ekler.bu boşluktan nasıl kurtulur insan bilmiyorum önemli olan bu boşluğa düşmemek sanırım.o boşluktayken tek teselli nietzschenin arzu edilene değil arzu etmeye aşığızdır sözü olur onun doğruluğuna inanmak biraz da olsa sizi rahatlatır
    (beloplatnoo, 29.05.2007 21:51 ~ 21:54)
  7. hiç kapanmayan bir kara delik gibi gelir ama uzayda yer çekimi yoktur.
    (piedra, 29.05.2007 21:54)
  8. insanın içerisinde bıraktığı duyguların durumunu anlamak, bir geminin ufukta kayboluşunu izlemekten daha hüzünlüdür...
    (secretblood, 28.07.2007 23:06)
  9. dolmayan, nefes aldırmayan, ruh gibi dolaşmanı sağlayan, mutsuzluğu en içinde hissettiren, zihnini bulandıran boşluktur. sigarasız kalmak gibi...
    (poisontendre, 28.07.2007 23:06)
  10. kum saatinin akışı gibi yavaş yavaş açılan boşluktur. önce maddi şeylerle başlar, cd'ler, filmler iade edilir. sonra sürekli ağırlaşacak olan bir hafiflik duygusu bastırır. artık hayatında olmadığını anlarsın. boşluk koca bir düğüm olup oturmuştur boğaza.
    (kendini dayı sanan ayı, 28.07.2007 23:26)
  11. artık hayat öyle bir hal almaya başlamıştır ki herşeyi olduğundan farklı gösteren boşluktur.artık her şarkı size yazılmıştır,en sevdiğiniz şeyleri yapmaktan sıkılırsınız ve kalabalık yerler sizi boğar.odanıza kapansanız o zaman size yaşam alanı bırakmamacasına duvarlar üzerinize gelir,yatayım dersiniz ne mümkün.yatağa girdiğinizden kaç saat sonra uykuya dalarsınız bilinmez.

    artık hayatla sizin aranızda oluşan kocaman bir boşlukta adım atmaya başlarsınız ,hatta içinizde bir uçurum oluşur ve düştükçe düşersiniz.
    (shin, 21.06.2008 19:35)
  12. yokluğun, cehennemin öbür adıdır
    üşüyorum, kapama gözlerini...

    demiş ahmed arif.
    (loş ışıkta nazlı yar diye komidini öptüm kokladım, 21.06.2008 20:13)
  13. sevdiğini kaybettikten sonra hissedilen boşlukla aynı sanırım. derler ya ayrılık yarı ölümmüş.
    (coolgirl, 14.02.2009 20:59)
  14. kimileri için de hiç bir şey ifade etmeyen cümledir, "neden boşluk olsun ki, biri gider, yenisi gelir, kalanlar benimdir" mantığı yürütülebilir. aslında üzülmek, boşluk hissetmek(negatif enerji) yerine harekete geçmek, takmamaya çalışmak, her koşulda kendine güvenmek(pozitif enerji) kişi için kolay uygulanabilir ise fena bir seçenek gibi görünmemektedir.
    (slim, 14.02.2009 21:13)
  15. insanlarla tanışıyoruz. bazıları ile asla tekrar görüşmüyoruz, bazıları arkadaşlarımız oluyor, çok küçük bir kısmı (kişiye göre değişir tabi) "sevgili" payesine sahip olabiliyor. sevgililerimizle bir şeyler yaşıyoruz. yaş ve yaşam koşullarına bağlı olarak değişiyor.

    örneğin, lisede değil ikili ilişkilere, insan ilişkilerine uzak olunan dönemde hayatta olan sevgili ile okul ve dersler dışındaki zamanda (aile ile yaşandığı varsayılarak) cafe'de oturup laflama fırsatı bulunuyor, ya da sinemada el ele tutuşma, ilk öpüşme gibi şeyler yaşanıyor. söz konusu dönemde bünyeden fışkıran hormonlar sayesinde belki de ilk cinsel ilişkisi oluyor insanın. zaman, yaşananlar, beden paylaşılıyor. ama hayatın tamamı değil henüz, bu avantaj en arabesk ya da en duygusal tiplerin bile ayrılık sonrası fazlaca yara almadan hayata devamını sağlıyor. aslında daha önce sevilen kişiden ayrılmış olma deneyimi olmaması da bunda etkili.

    yaş ve sorumluluklarımız büyüyor sonra. üniversite öğrencisi iken aileden farklı birileriyle ya da yalnız yaşamanın getirisi ile artıyor bunlar. ev, okul, sorumluluklar ve zaman yönetilmeye başlanıyor (bu nedenle bu noktada aile ile yaşayanları konu dışı tutuyorum). bunlar bir yana, yaşamak zorunda söz konusu kişi, yemek yemeyi kendisi düşünüp, pislikten ölmemek için temizlik yapmak durumunda en basitinden. hayatımızda olan insanlarla bunları da paylaşma eğiliminde oluyoruz, ki bunlar alışkanlık yaratan, ve ayrılık sonrası boşluk hissi yaratan şeylerin maddi anlamda sadece bir kaç tanesi.

    çalışıyoruz ömrümüzün geri kalanında. boktan işlerimizde sikindirik kurumsal kültür temsilcileri olarak kimliklerimiz boynumuzda geçiyor ömrümüzün yarısı. insanlar çirkinleşiyor, çıkar çatışmaları sertleşiyor, sahip olduğumuz zamanın büyük kısmı aklı başında bir insanın tercih etmeyeceği bir şekilde sömürülerek, personel servislerinde uyuyarak, kötü beslenerek, stres altında ve yoğun şekilde çalışarak devam ediyoruz hayata. yine nefes almak için bulduğumuz ara eski alışkanlığımız oluyor, "aşık olmak". belki evlilik gibi daha ciddi şeylere yakınlaşıyoruz yaş ve anlayış olarak.

    aşağı yukarı 20+ yaşlarda yaşanan ve akla gelebilecek her şeyin paylaşıldığı ilişkiler, müteakibinde boşluk yaratma açısından en büyük riske sahip olanlardan. gerçekten bir şeyleri birlikte yaşamak da uzun bir süreçtir, öyle olmalı en azından. milyonlarca paylaşım olabilir 2 insan arasında, ayrılık sonrası en tehlike arz edenler ise, şefkat ve huzur temalı olanlar. beraber izlenen bir filmin, dinlenen müziğin, beraber uyunan koltuğun, içilen şarabın, çekilen bir fotoğrafın, hitap şekillerinin aylar, belki yıllar sonra, en güzel anlardan en korkunç hatıralar haline dönüşmesi sürecini sağlayan aynı hissiyatın tekrarlanamaz durumda olması sanırım.

    çocukluktan itibaren ailelerimizi taklit ediyoruz. erkek çocukları tıraş olmaya, kız çocukları makyaj yapmaya özeniyor. tıpkı onlar gibi olma eğilimi ile sürekli "çift" olmayı istemek gibi. unuttuğumuz, göz ardı ettiğimiz, asla görmek istemediğimiz "çift"ler her zaman mutlu olmuyor, mutlu olmayı bırak bir arada olmaya bile katlanamayabiliyorlar. ailelerden incelendiğinde görülebilir ki, insanların ilişkilerden beklentisi minimum olmalı. "ben mutsuzum" diyip ilişkileri sona erdirmek basit olan, sürece entegrasyon ve karşılıklı özveri olması durumunda ancak devam edecek bir şey bu, genç yaşta tecrübe olmadan gördüğünu uygulamaya çalışmanın hata verdiği nokta da bu işte.

    doğanın kuralları vardır. çivi çiviyi sökmez. ama insan ilişkileri gibi hassas bir konuda bu nobran kural işliyor! 2 önce sevgilisiyle boğazda yemek yerken ne konuşulduğunu hatırlamaz örneğin insanlar kolay kolay. ama bir önceki sevgilinin parfüm kokusu hala hafızada yer alır.

    evet, söylemek gerçekten çok zor ama bu konuda yapılacak çok şey yok. birlikte geçen zamanın uzunluğuna ve yıpratıcılığına bağlı olarak bir süre i miss the comfort in being sad tadında takılıp, daha mutlu olabileceği, daha az hatalı bulduğu, daha iyi iletişim kurabildiği, derdini, beklentisini, amacını anlatabildiği ve hayatını paylaşabileceğini düşündüğü bir insan bularak "beraber" devam etmeye çalışmak, belki de daha büyük bir boşluk yaratmak için. başarılı olunur mu, bilinmez. ama düşmeden ayakta durmayı öğrenemiyor insan. hem ne demiş rte, "durmak yok, yola devam".
    (jizis krayst, 16.02.2009 05:22)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil