kafamı kuma gömsem de, duymasam bu rezil sesleri,
nereye gidersem gideyim ensemde hep nefesleri,
çatlamam, patlamam, her gördüğüm boka atlamam,
gitarımı yerim yine de yutmam hazır tabletleri.
ayna ayna söyle bana var mı bizden güzeli,
gölgemden kaçar oldum ben bu işten bezeli!
ayna ayna göster bana var mı bir çıkış yolu,
kendimden korkar oldum ben bu işe gireli!
yazılır, çizilir, her gün biri kurban edilir,
ezilir, büzülür, forum görür aslan kesilir,
“ben takmam bunları, kime ne?” desem de inanma,
boğazımda bir düğüm, bükülür boynum, kalbim çizilir.
bi zamanlar reyhan karacanın da böyle bi şarkısı vardı. küçükken çok sever, denk geldiğinde kuzenle deli gibi hoplayıp zıplar, bağıra böğüre söylerdik. çok da eğlenirdik hatta. sözleri de şöyle bak:
sen de hep gözüm vardı farkında değilsin
bir tanısan bir daha zor vazgeçersin
sen de hep gözüm vardı farkında değilsin
bir anlasan bir sevsen çok zor gidersin
ben her gün burda oturup seni beklerken
sen hala orda burda dolaşıyorsun
mevsimler geldi geçiyor sana gel derken
sen hala orda burda dolaşıyorsun
bu zamanda benim gibi sevgili nerden bulursun?
ayna ayna söyle bana benden alası var mı?
ben olmasam dünyanın manası var mı?
ayna ayna söyle ona başka şansı var mı?
benden başka bir aşkın manası var mı?
sen de hep gözüm vardı farkında değilsin
bir tanısan bir daha zor vazgeçersin
sen de hep gözüm vardı farkında değilsin
bir anlasan bir sevsen çok zor gidersin
ben her gün burda oturup seni beklerken
sen hala orda burda dolaşıyorsun
bu zamanda benim gibi sevgili nerden bulursun?
süleyman çobanoğlu'nun böyle başlayan harika bir şiiri ektedir;
ayna ayna de bana, söyle bana dolunay;
hafıza mı, ölüm mü, hangisi daha kolay?
-ben ne duru karlarda beyazı beyaz gördüm,
kaynayan kaynamıştı, yağan yağıp gitmişti.
umman-zülüf, karnaval… dallara doğru sürdüm,
gözlerim karanlıktı, ay henüz dirilmişti.
ayna ayna de bana, söyle bana dolunay;
umman-zülüf, karnaval… başka neler demişti.
-sonra yine bir gemi, sonra yine bir gemi
mor ağaçlar bitince deniz başlar gibiydi.
suyun siyah gözleri, suyun siyah perçemi
görkemli ışıklarda gün yavaşlar gibiydi.
ayna ayna de bana, söyle bana dolunay;
son sözleri hatırlat; hani kuşlar gibiydi.
-en nihayet bir büyü, yada keskin bir diken
patikalar bölündü, küheylanı ben vurdum.
saçlarım sırılsıklam, ey göğsümde biriken;
bir daha kanasaydın bende deniz olurdum.
ayna ayna de bana, söyle bana dolunay;
hafıza mı, ölüm mü, hangisi daha kolay?