avrupa'nın muhteşem bir şekilde pek çok yönden ilerlemesinin gerçekleştiği çağdır. çağın anı sıra bir yöntemdir de. ama bu olay sadece avrupalılar'ın işine yaramıştır aynı zamanda. son derece yanlı bir çağdır. yanlı olan ne peki? avrupa tarihi olduğu gibikendine has bir tarihtir.
uzun tespitlere girmeden söylemek gerekirse, herkes kendi tarihine uygun bir gelecek hazırlama eğilimindedir. atıyorum; elektrik mühendisliği eğitimi almış birisi gemi inşa mühendisliği yapmaya çalışırsa saçmalar. buna benzer bir tepki olarak da geçmişteki hatalar, gelecekteki davranışları da etkiler. işte kilit mantık bu. avrupa, tarihindeki hataları yorumlayıp ona göre bir yol çizdi. işte avrupa'nın yaşadığı aydınlama bu yüzden kendine has olarak kalmış ve bu aydınlanma yöntemi avrupa'yı ilerlettikçe, dünyanın geri kalanını ise geriletmiştir. çünkü avrupa'nın tarihte yaptığı hatalar yine avrupa'ya has hatalardır. dolayısıyla da bu hataların çözümü de yine avrupa'ya hastır.
söz gelimi; bir süt şirketisiniz. üretim bandınız açık havada olsun. bir süre sonra müşterilerden "bu süt bozuk, hemen küfleniyor, kesiliyor, incik boncuk oluyor..." diye şikayetler aldığınızda ne yaparsınız? üretim bandını önce incelersiniz, sonra sorunun kaynağının türlü tehlikeye karşı korumasız bir halde açık havada çalışılmak olduğunu görürsünüz ve sonra mekanı kapatırsınız. abartabilirseniz de vakumlu ortama alırsınız. ama atıyorum. siz de bir mangal yakmışsınız ve bu süt olayını görünce "dur benim etler de mikrop kapmasın" diye mangalla beraber kapalı ortama girerseniz daha etlerin tadına bakamadan ya kör olursunuz ya da zehirlenisiniz.
işte avrupa, ürettiği sütü temiz tutmayı ve yeni ürün geliştirmeyi kendine göre olan yöntemlerle öğrendi. hatası o müesseseye hastı, çözümü de. o çözüm, düz mantıkla başka bir medeniyette zehir etkisi yapabilmektedir. günümüzün hakim kültürünün her ülkede farklı sonuç vermesi de buradan kaynaklanmaktadır.
(bkz:
kapitalizm)
(bkz:
pragmatizm)