1. aydınlanma (ing. enlightenment, alm. aufklârung, fr. eclaircissement) deyince ilk olarak aklımıza avrupa’da ilk olarak ingiliz devrimi ile başlayan ve fransız devrimi ile biten ve bu süre içinde ortaya çıkan düşünce, siyasal ve toplumsal akım aşağı yukarı aydınlanma olarak dile getirilmektedir. aydınlanma çağının felsefede, 18 yy'da ingiltere'de ampirizm (deneycilik) düşünürleri locke ve newton, fransa'da rasyonalizm (akılcılık) düşünürü sayılan descartes ve skeptisizm (şüphecilik) düşünürü bayle gibi kişilerden kaynaklandığı öne sürülür; ancak fransa'da montesquieu, voltaire, diderot; italya'da algarotti; almanya'da moses mendelssohn, lessing ve kant gibi düşünürlerle canlanan akımda insancıl düşünceler egemen olmuş, kilisenin yapaylığına karşı çıkılarak doğallık aranmış, özgürlüğe ve eşitliğe yönelme, ilericilik başlamıştır. bunlarla birlikte aydınlanma düşünürleri birçok alanda birbirlerinden ayrılmaktadır ki bu alanlar üstlerine yüklenen anlamlarla şu şekildedir;
    - akıl,
    - tanrı,
    - bilgi,
    - din,
    - bilim gibi kavramlardır.
  2. 18.yüzyıla denk gelen, düşünürlerin akla çok önem verdiği, bireyi geri plana atıp toplumu ve toplumun ilerlemesini önemsediği, geçmişi hurafeler ve geleneklerle dolu olduğu için reddettiği, her olanı akılla açıklamak için düşünen, avrupanın çok ilerlemesi sağlayan ve etkisi hala süren çağdır
  3. avrupa'nın muhteşem bir şekilde pek çok yönden ilerlemesinin gerçekleştiği çağdır. çağın anı sıra bir yöntemdir de. ama bu olay sadece avrupalılar'ın işine yaramıştır aynı zamanda. son derece yanlı bir çağdır. yanlı olan ne peki? avrupa tarihi olduğu gibikendine has bir tarihtir.

    uzun tespitlere girmeden söylemek gerekirse, herkes kendi tarihine uygun bir gelecek hazırlama eğilimindedir. atıyorum; elektrik mühendisliği eğitimi almış birisi gemi inşa mühendisliği yapmaya çalışırsa saçmalar. buna benzer bir tepki olarak da geçmişteki hatalar, gelecekteki davranışları da etkiler. işte kilit mantık bu. avrupa, tarihindeki hataları yorumlayıp ona göre bir yol çizdi. işte avrupa'nın yaşadığı aydınlama bu yüzden kendine has olarak kalmış ve bu aydınlanma yöntemi avrupa'yı ilerlettikçe, dünyanın geri kalanını ise geriletmiştir. çünkü avrupa'nın tarihte yaptığı hatalar yine avrupa'ya has hatalardır. dolayısıyla da bu hataların çözümü de yine avrupa'ya hastır.

    söz gelimi; bir süt şirketisiniz. üretim bandınız açık havada olsun. bir süre sonra müşterilerden "bu süt bozuk, hemen küfleniyor, kesiliyor, incik boncuk oluyor..." diye şikayetler aldığınızda ne yaparsınız? üretim bandını önce incelersiniz, sonra sorunun kaynağının türlü tehlikeye karşı korumasız bir halde açık havada çalışılmak olduğunu görürsünüz ve sonra mekanı kapatırsınız. abartabilirseniz de vakumlu ortama alırsınız. ama atıyorum. siz de bir mangal yakmışsınız ve bu süt olayını görünce "dur benim etler de mikrop kapmasın" diye mangalla beraber kapalı ortama girerseniz daha etlerin tadına bakamadan ya kör olursunuz ya da zehirlenisiniz.

    işte avrupa, ürettiği sütü temiz tutmayı ve yeni ürün geliştirmeyi kendine göre olan yöntemlerle öğrendi. hatası o müesseseye hastı, çözümü de. o çözüm, düz mantıkla başka bir medeniyette zehir etkisi yapabilmektedir. günümüzün hakim kültürünün her ülkede farklı sonuç vermesi de buradan kaynaklanmaktadır.

    (bkz: kapitalizm)
    (bkz: pragmatizm)
  4. insan aklının kurucu ilke olarak benimsendiği ve toplumsal yaşantının ve düşünce sisteminin buna dayandırıldığı çağ. dönemin önde gelen düşünürlerinden emanuel kant'a göre aydınlanma "aklı kullanma cesareti"dir.
  5. aklın kullanılması ile doğru ve geçerli bilgiye ulaşılabileceği görüşü savunulmuştur.akıl ön plana getirilerek, dinsel durumlar iyice karartılmıştır bu çağda.bu dönemle birlikte bilim daha öngörülür olmuştur ve toplum yavaş yavaş özgürleşmeye başlamıştır.
  6. aklın çağı olarak da adlandırılır. bu dönemde köleleştirici eski düzenden kurtulup insanları, özgürleştirici olan, insanlar için iyi addedilen akla yaslanan değerlerin oluşturduğu yeni bir düzene yönlendiren düşüncedir. farklı diller, farklı felsefi gelenekler, ayrı toplumsal formasyonlar bu akımın içerisinde kendine yer bulur. modernitenin tarihsel sürecinin her momentinde etkilidir.
  7. avrupa'da 30 yıl savaşları ile başlayan süreçtir.bu dönemde deney ve gözlemlerle, bilimsel devrimin ortaya çıkıp gelişmesi, hümanizme verilen önemin artması ve eleştirel düşüncenin yaygınlaşması, katolik kilisesinin gücünü kaybetmesine neden oldu.aydınlanma dönemine baktığımızda, rönesans ve reform hareketlerinin aksine, kiliseye ve dinin baskısına karşı 'direkt' olarak bir karşı duruş,bir savaş söz konusudur.insanoğlu artık ''neden'' sorusunu sormaya başlamıştır aydınlanmayla beraber.ilk laik eğitim sistemi bu dönemde başlar.diderot ve d'alembert, encyclopédie adıyla çok önemli bir eser verir aydınlanma döneminde.son olarak güçler ayrılığı ilkesi de ilk kez bu dönemde baron montesquieu tarafından öne sürülmüştür.