"ayakkabının ökçesini ezmek" şeklinde de tanımlanabilir. ökçesi ezilmiş ayakkabıdan da bir daha asla tam ayakkabı randımanı alınmaz. ayağı tam kavramaz sağa sola kayar ayak, burkulmalar falan olur. heveslenenler için söylüyorum: bir kere ezdiyseniz bundan sonra hep öyle giymelisiniz.**
beş vakit namaz kılıp, abdestini çok tutamayanların üşengeç davranışı. sen git şirket lavabosunda ayakları yıka, sonra da basma yani, ne mümkün. terlik de serbest değil, anlayışsız şirket politikaları, kınayın kökünü...
bahsi geçen ayakkabı yumurta topuksa karizmaya karizma katan olaydır(!).
ayrıca çoğu yaşlı teyzenin sabahtan akşama saatlerce pazar yerlerinde gezdikten sonra eve dönüş yolunda ''nasırım var, acıyor'' bahanesiyle uyguladıkları eylem.
terlik rahatlığını ve ayakkabı şıklığını bir arada yaşamak isteyen kişilerin tercihi. arkadan bakınca terlik önden bakınca ayakkabı.
yandan bakınca (bkz: bir kedi gördüm sanki)
bu durum bana nedense cüneyt arkın ın filminden bir sahneyi hatırlatır. ne alaka diyeceksiniz? haklısınız. şöyle ki:
cüneyt abimiz kahvede öyle oturmaktadır. haşin bakışlar ve sırma saçlarıyla etrafa poz verir. bu sırada kahveye biri girer ve cüneyt arkın a bir haber verir. olayın ne olduğunu hatırlamıyorum şu anda ama cüneyt arkın kahveden çıkıp adamları dövmeye gider. işte tam bu anda cüneyt arkın haberi duyunca müthiş bir sahne gelir. kamera cüneyt abimizin yumurta topuk arkasına basılmış ayakkabılarına yakın çekim yapar. ee cüneyt abi durur mu? o da sanki sinirlendiğini belirtmek ve kavgaya gitmek için sadece böyle birşeye ihtiyacı olduğunu gösterircesine büyük bir özen ve hışımla(evet ikisi de aynı anda) arkasına basılmış ayakkabılarını düzeltip, giyer ve bir temiz dayağını atar. bu yüzden ne zaman arkasına basılmış ayakkabıyı düzelten insangörsem 'aha şimdi s.kicek birini' piskozuna girerim.