(star'da sabah bir film yayınlandı, değirmencioğlu'nun bu filmde canlandırdığı karakterin adını tespit edecek vaktim olamadığından ayşecik başlığına girimi girmeyi uygun gördüm...)
köyden şeere teezesinin yanına gelen ayşecik'in bir oyunu varmış sık sık oynadığı : memnuniyet oyunu.
istisnasız her kondisyondan bir mutluluk hissesi çıkarmakmış yegane kuralı. kökü de şu hadiseye dayanır imiş.
vaktiyle melmeketlerinde arız olan zelzelenin yaralarını sarmak maksadı ile vilayetten erzak ve esvab ihtiva eden sandıklar gelirmiş muttasıl. bir gün sandığın birinden bir oyuncak bebek çıkmış da babası afette yetim/öksüz kalmış bir 'y' kızcağızının daha liyakatli olduğuna ikna etmiş kerimesini.
odur budur bakar olmuş sandıkların içine merak içinde çıkar mı acaba bir başka bebek diye de yine bir gün sandığın tekinden bir koltuk değneği çıkmış da ağlamaklı olmuş ayşecik. babası da demiş ki üzülme evladım, bak o değneğe muhtaç da olabilirdin...
ben de dedim ki, ah be ayşeciğin babası, sen ise mahrum ettin mutluluktan engelli insanları, oysa beterin beterinin mevcudiyeti üzerine mi teessüs edilmemeliydi mutluluk nimeti. kapsayıp ihata etmeli değil mi idi bilcümle insanları.
sinemamız adına yaşanmış cinayetlerden birisi olsa da sezercik seviyesinde bir cinayet sayılmaz. o yüzden eseflenmeye pek gerek yoktur, sadece kınasak yeterlidir.
ha sadri alışık'lı, vahi öz'lü güzel işler yapmışlardır ama bu yine de ayşecik'i bir sinema cinayeti olmaktan beri kılmaz.
sinemaya başladığı küçük yaşlarda aldığı rollerle genelde birilerinin çocuğu falan olan,ama seneryo yazarları tarafından giderek büyüyüp taş gibi bir kız haline geldiğii anlaşılınca artık aşık olan erkekler ve tecavüz etmek isteyen adamlarla aynı filmlerde hunharca oynatılmış kişi
en önemli türk filmi karakterlerindendir.hele ki bir filmde ayşecik köyden gelmiştir teyzesinin yanına üstü başı şehir ortamına pek müsait değildir.ama herkesi herşeyi seven ayşe (hayyat sevvince güzzel!) şehirlilerden eksik kalmamak için teyzesine yalvarır ' gurbanın olam deyze bana üç beş çaput al' gibisinden.sonra teyzesi onu evin hizmetçisiyle( suna pek uysal) urba almaya gönderir.dükkandan önce suna pekuysal çıkar ve şu konuşma gerçekleşir:
-ayy ayşe çok güzel oldun (hayran ve sevimli -ama kesinlikle aşşağılamadan- bakışlarla)
+suss! (hıh) farkındaym!!
işte bu film ayşeciğin sanat hayatında doruk noktası olsa gerek