(bkz: gündöndü)tekirdağ'da böyle deniyormuş efenim bu kocaman sarı sarı çiçeklere.ayrıca keşfettiğim birşey de;güneş batmak üzereyken ve ayçiçek tarlalarından geçerken hepsinin güneşe değil doğu ya baktığını ve güneşe tam olarak sırtlarını çevirdiğini gördüm.bu da takip ettiğini değil dikildiği yerde güneşin nerde doğduğunu algıladığını ve oraya baktığını düşündürmüştür bana.ama mutasyona uğradılarsa o başka
büyüme hormonu oksin'in ışık olmayan tarafta birikmesi ve akabinde bu kısımda büyüme olması sonucu ışığa yönelen bitki. bir yaradan dışında hangi mekanizma bunu böyle mucizevi biçimde ayarlayabilir? böyle bir mucizenin evrim teorisinde iddia edildiği gibi rastlantısal biçimde olması düşünülebilir mi? sen maymundan geldiysen bana ne eheh?
çok komik bir yaratıktır. hepimizin bildiği üzere gündüzleri yüzlerini güneşe çevirirler. çok da güzel bir görüntü oluşur. ancak akşamüstü oluşan görüntü bundan kat kat güzeldir. günboyu güneşi takip eden çiçekler güneş battıktan bir süre sonra rastgele yönlere dönerler ve sanki birbirlerine "abi demin burdaydı.. sen gördün mü? nereye gitti lan... ben de görmedim..." der gibi bakarlar.
"ay çiçeği güneşe aşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler. 'güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile ayrılmaz. kudretli ve ulaşılmazdır. sen kim, o kim. vazgeç bu sevdadan,' demişler hep bir ağızdan. ay çiçeği sesini çıkarmamış. sevdalı gözlerini dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış.
uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş, nihayet bir gün, ay çiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış. ay çiçeği öyle inatçıymış ki, güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını.
derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ay çiçeğini. daha ay çiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar akın etmişler olay mahaline. 'yaşasın!' demiş içlerinden biri. 'şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı.'
aynı gece televizyonun karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken, çitlemişler ayçekirdeklerini."
çernobil faciasından sonra topraktaki radyoaktif artıklardan kurtulmak için kullanılabileceği anlaşılan bitkidir. genellikle trakya bölgesi'nda ekilir. ancak son zamanlardaki iklim değişiklikleri ile birlikte çiftçilerin bu bitkiye olan ilgileri azalmıştır. bunun yerine daha çok buğday ekilmektedir.
mitolojide ayçiçeğinin yaratılması şöyle vuku bulur, aydınlık-ışık ve güneş tanrısı apollon abimiz bir gün okeanos'un kızı klytie'yi dere kenarında görür. sevişirler. birbirlerini severler, aşık olurlar. ancak gel zaman git zaman ayran gönüllü apollon bu kızcağızdan sıkılır ve terk eder. hatta kimi mitolojik kitapları apollon'un sıkılmasına klytie'nin aşırı sevgisi,kıskançlığının neden olduğunu söyler. bu terk edilişin ardından klytie dayanamayıp ölür. kızı gömerler ve mezardan bilinmedik bir bitki filizlenir, bu ayçiçeğidir. apollon ışık - güneş tanrısı olduğu için güneşi simgeler. ayçiçeği yani klytie de güneş nereye giderse o da başını çevirip apollon'a bakar. mitolojide ayçiçeği klytie'nin biçare aşkıyla ortaya çıkmış ve günümüze gelmiştir.