mesleğe ilk adımlarını attıkları gün sürünmeye başlayan, aradan geçen yıllarda sırasıyla emekleme, çömelme ve ayakta durma evrelerini geçiren, eğer on sene hayatta kalabilirlerse maddi durumlarının genelde iyi olacağı umulan ve şahsımın da 3 sene sonra muhtemelen onlardan biri olacağı zanaatkar kimse.
babanız veya bir yakınınız savcı,hakim,bakan,bakmayan vs. çevresi geniş şahsı muhterem olduğu taktirde sürünme,emekleme,çömelme evrelerine gerek duyulmayan doğrudan para sıçma eylemine girişebileceğiniz meslek,ne yazık ki ülkemizdeki birçok hede gibi temeli sağlam olmayan adalet,huk hukuk konusunda da torpil mekanizması son sürat işlemektedir.
hukuk yada kanun bilgisinden yararlanarak müvekkilini en karlı bir şekilde her türlü hukuki ama belki etik olmayan yöntemlerle kurtaran kişi.filmlerden gördüğümüz avukatım gelmeden hiç bir şey söylemeyeceğim repliği bunun belirtisi.avukatlık bence en iğrenç meslek.hukuk kurallarının ne kadar berbat olduğunu ve yargının işlemediğinin bir göstergesi bence avukatlık mesleği...
hayatlarında mahkeme ile işi olmamış insanların bilip bilmeden "yalan söylüyo bunlar allahsız." diye dil uzattığı mesleği icra eden kişiler. avukatlık oldukça eski ve köklü bir meslektir. amacı "para gelsin de abdullah öcalan'ı da savunurum karındeşen jack'i de." değildir. temel olarak ortaya çıkış nedeni hukuki temsil olayına dayanır. hukuki temsil kişilerin belirli sebeplerle(iş-güç, vakit darlığı, en önemlisi de bilgisizlik) sebebiyle yapamadıkları hukuki işlemleri kendileri yerine bir takım yetkiler verdiği kişilere yaptırmasıdır. bu bağlamda avukat müvekkilini kurtarmak için yalanlar söyleyen allahsız kitapsız bir insandan ziyade başkalarının adına hukuki işlemler gerçekleştiren bir meslek türünün mensubudur. elbette mehmet ali ağca'yı, abdullah öcalan'ı da avukatlar savunur; ancak yaptıkları müvekkillerinin götü yanmasın diye yalanlar düzmek değil, müvekkilerini dinleyip, onların söylediklerinden yola çıkarak bir savunma metni hazırlamaktır. yani bir avukat çıkıp "abdullah öcalan şerefli bir direnişçidir, katil değildir." gibisinden bir savunma yaparsa bu üzerine "ne diyon lan allahsız." gibisinden serzenişlerle atlamayı gerektirmez; zira dedikleri, müvekkilinin dedikleridir. zaten denilenler gibi yalancı olsalar da farketmez, karşıdaki o kadar hakim aptal değil, böyle saçma savunmayı kabul etmezler. mantıklı düşünmek gerekli biraz, sıçar gibi önyargılarımızı dizmeden önce.
'bunlar yalacıdır' demek yapılabilecek en büyük yanlışlardan birisidir. adam çıkacak birini öldürdüğü için dava açılmış biri hakkında 'yok bu öldürmedi' diyecek ve beraat çıkacak öyle mi! avukatlıkta asıl önemli olan şey kanuna uydurmaktır! yalandan ziyade kanunu kullanmak ve olayı kanuna uydurmak gerekir...
ayrıca çıkan aptalca bir yasa yüzünden avukat olabilmek için artık sınava girmemiz gerekecek ki bu devletin kendi kurduğu devlet üniversitelerinin veya kurulmasına izin verdiği özel üniversitelerin eğitiminin kalitesizliğini kabul etmiş olmasından başka bir şey değildir! ya bu kadar fazla üniversite kurma ya da bu üniversitelerden mezun olan kişilerin o kadar emeğinin boşa gitmesine needn olabilecek bir sınav açma! bırak insanlar kendilerini piyasada ispatlasın! 2005 ekimde mezun olan ben staj+sınav+ruhsat derken 2007nin eylülü veya ekiminde ruhsat alabilip avukat olabilecem en erken!
genelde bu meslekten pek çakmayan insanların çok bilmiş gibi bu mesleğe mensup kişiler hakkında "yalan söylüyor, bunlara hiç güven olmaz." gibilerinden ileri geri konuştuğu ünvan. bazı insanların; kanun adamı olmanın, yasaları bilmenin, uygulamanın, savunulan kişi azılı bir katil olsa dahi istemeyerekte olsa eğer mahkemece atanmışsa savunmak zorunluluğunda olunduğunun bilincinde olmaması gerekir ki her bu mesleği icra edenin sadece para için haksızı savunabildiğini ileri sürebilmektedir. unutulmamalıdır ki her meslekte sadece para için adaletsizlik bulunmaktadır, bu mesleğe özgü değil, insanlara özgü bir durumdur.
eğer ki büyük bir şehirde icra ediliyorsa* sabahtan akşama kadar "o adliye senin, bu adliye benim" dolaşılmakta, bazı kendini beğenmiş hakimlerle mücadele edilmekte, kafayı sıyırmış müvekkillerle uğraşılmakta, onları tatmin etmeye çalışırken kendi sinirlerine hakim olma çabasında ve bu kadar uğraşa, çalışmaya rağmen yine bazı müvekkilerin ücretlerini ödemeyerek ortadan kaybolmasıyla her halükarda anası ağlayan kişi.
günde 3 ayrı mahkemede 10 ayrı davanız var diyelim. biri kartal adliyesinde, biri beşiktaş da biri de bakırköy adliyesinde diyelim. istanbul trafiğinde ordan oraya adliyelere yetişmeye çalışırsınız. istanbuldaki adliyelerin halide ortada zaten. ukala memurlarla mahkeme salonlarında dosyalarla boğuşursunuz. yetmez bazen savcılardan fırça bile yiyebilirsiniz. yine de namı olan bir meslektir ve büyük paralar kazanılabilir.
her türlü kanun ve maddeleri dışında muhasebe, matematik, fen bilmesi beklenen, bilmediğinde veya ben ne anlarım dediğinde çok kolay şekilde adı çıkan; müvekkili, karşı tarafı, katipler, memurlar, hakimler, kanunlar, hükümet ve mühendisler derken tüm dünya ile sürekli mücadele halinde olan, avukatlarla hiç dostluk kurmamış ya da kuramamış, uygulama sıkıntılarını bilmeyen kişilerin kolaylıkla yalancı ve hırsız gibi pok atabileceği, yine de kendilerine dalkavukluk yapılan, genelde iş takipçiliği ile mesleğini icra etmekle uğraşan, her işin binbir türlü çetrefilinden sonra pratik zekasıyla işlerin yürümesini öğrenmek zorunda bırakılan, tekrar doğsam aynı mesleği seçerdim dediğim ben ve benim gibilere verilen unvan…
iddia-hüküm ve savunmadan oluşan üçlü yargı ayağının savunma kolunu oluşturan meslek grubu. halkarasında oluşturdukları kötü intiba nedeniyle haksızlığa uğrayan hukuk fakültesi mezunu kalifiye insan topluluğu.
avukatlar müvekkilerinin taleplerini yargılamada mahkemeye iletmekle görevlidirler. bu bakımdan talebin içeriğini tartışma lüksleri yoktur. mahkemeye intikal etmiş bir olayda her iki de taraf da haklı olduğunu ileri sürdüğünden taleplerin müvekkilerin beyanına göre şekillenmesi de gayet doğaldır. müvekkil genellikle taleplerinde kendi aleyhine olan kısımları normal olarak görmezden gelir, lehine olan hükümleri vurgular veya lehine hükümler uydurur. bu durumda avukatın sorumluluğundan bahsetmek abesle iştigal etmek olur kanaatindeyim.
avukat=yalancı eşleşmesinden ömür boyu kurtulamayan, ülkede hakim ve savcılar kadar değeri bilinmeyen,konu ücretini ödemeye gelince yılların vermiş olduğu bilgi ve birikim göz ardı edilerek 'ne yaptın ki ' türünden abuk sabuk cümleler ile karşılaşan, kazandığı ücreti iki laf edip kazandığı sanılan,işiniz düştüğü zaman ondan daha değerli birinin olmadığı,kaybedilen davanın avukat tarafından kaybedildiği kazanılan davanın ise zaten kazanılacak olduğu gibi cümlelere maruz kalan herkesin yapamayacağı meslek.
"yalancı, iki yüzlü, cehennemlik..." gibi yakıştırmaları yapanlara "masumu savunan da mı?" diye sorup adam gibi bir cevap almak için yanıp tutuştuğum mesleğim...
kamu hizmeti yerine getiren, serbest meslek erbabı, hukuki bilgi ve tecrübelerini, adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eden yargı müessesesinin üç sacayağından biridir.
yaptıkları iş yalan söylemek değil gerçeği yönlendirmektir.kanunlar zengine,fakire,katile,sapığa bile belli haklar vermiştir.sokaktaki insan bu kadar ayrıntıyı bilemeyeceği için bu işi bilen insanlara yani avukatlara gider.onlar da para karşılığında bu işi yaparlar.avukatların çok konuşması ve yalan söylemesi gerektiği gibi yanılgılar vardır.ne okuması ne çalışması kolay değidir.