ayrıca haçlı seferleri ile avrupa'daki çapulcu, serseri ve asi takımının telef edilmesi, islam uygarlığından kendilerinin geçmişi ve eski yunan uygalığı ile ilgili bilgilerin alınması ve bu seferlere katılanların dönüşte kendi toplumlarını sorgulamaları da başlangıç aşamasında çok önemli rol oynamıştır.
(azwepsa, 17.12.2004 10:43 ~ 03.07.2006 15:30)
avrupa her anlamda var olan fırsatları değerlendirmeyi iyi bilmiştir. örneğin, haçlı seferleri sırasında sanki esas amaç kudüs'ü ele geçirmek gibi gösterilse de , esas amaç o dönem itibarıyle problem oluşturan nüfus fazlasından kurtulabilmekti. nitekim o dönem çok büyük bir nüfus fazlasından kurtulmuş olundu. ya da ingiltere çok uzun bir dönem boyunca elde edilen zenginlik kaynaklarını korumayı bilmiş, nüfus fazlasından yararlanmış, gerektiği dönemlerde keynes politikaları ile ekonomiyi düzene sokmuştur. nitekim büyük kriz döneminde (bkz:
29 krizi)bu dönemi en az hasarla atlatan ülke ingiltere olmuştur. dönem dönem hertürlü zorluktan bin türlü hinlikle kurtulmuştur avrupa, bugün de ne ölçüde etkin olduğuna bakarsak; bunu doğrular niteliktedir.
para.
teknolojinin şeytan icadı olduğuna inanmamaları ve tabi ki eğitim.
bir çok sebebi vardır ama tarih sayfalarına yansıyan en etkileyici halini yazıya döküyorum;
sömürgecilik
gelişme nedeni hep bellidir; sermaye. onu nasıl elde ettikleri ise uzun bir konu.
insanlarının ne kadar salak olduklarının farkında olmaları. kendini "zeki ama çalışmayan çocuk" olarak tasvir etmeyi pek seven milletimin düştüğü büyük hataya düşmemiş adamlar işte, ne güzel.
nedenleri arasında kesinlikle sömürgecilik olmayandır. onların yaptıklarını sömürgecilik olarak değerlendirirsen kendini de o kefeye koymuş olursun.
zira bugün dünyadaki ucuz işçileri sömüren firmalarımız fazlasıyla mevcut.
adam hep bana hep bana diyor meselesi ne gelirsen yine kendine bakman gerekir.
bak, adamlar fiat ve renault'un işlerini kendi ülkelerinde yapmaya başladılar otomotiv sektörün çöktü. kendi insanları zor durumda kalacağına seni zor durumda bırakıyor, ki milyon kere haklı. herkes bize
düşman ya o bakımdan.
senin başındaki büyük patronlar bürokratlar daha fazla para kazanmak için, ceplerine daha fazla para girmesi için her şeyi ithal ederse, kendi üretimini yapmazsa böyle olur.
elin oğlu kıtalar arası füze yapıp satıyor, sen daha yeni keskin nişancı tüfeği yapıyorsun. ve bir dünya şey.
gelişmek için önce kendi ülkeni adam edeceksin. ihalelerin fesattan geçilmediği, kömür için oy verildiği bir ülkede o standartlarda yaşamamız zaten olanaksız.
çok uzun lan bu konular.valla.
tüm dünya'yı her şeyi biz bulduk lafına inandırmaları. sonraları bunların üstüne çöküp bi kaç bir şey ekleyince de ileri oldular. aslında amerika'yı bile keşfedememişerdi. zo hung'dan önce. ama sonradan gidip orayı sömürmeyi iyi becerdiler.
yazılı tarihte daha eski olmalarına dayandırılabilecek nedenler bütünüdür. yazılı kültür temeline sahip olmaları, toplumsal hareket yapılarının düşün-eylem-düşün sıralamasında gerçekleşmesini sağlar. sorunlara sistematik çözümler üretilir. benzer sorunlar aynı yöntemle çözülür. bu hareket yapışı sayesinde yatırım, ticaret, projelendirme gibi konularda daha başarılı olmuş, daha hızlı gelişmiş ve daha zengin olmuşlardır.
bu durumun aksine, sözlü kültürün baskın olduğu türk toplumunu örnek vermek mümkündür. sözlü kültür, eylem-düşün-eylem sıralmasını izler. bu yüzden memleketim yanlış yapılmış binlerce ölü yatırımla doludur. önce ucundan tutup bir başlayıp, sonra düşünme eğilimi yaygındır. türkler tü kaka demiyorum, yanlış anlaşılmasın. sözlü kültür egemen toplumlar, aynı soruna her seferinde farklı çözüm üreterek yaklaşır, yaratıcıdır. sistematik çözümlere eğilimi olmadığından, afet gibi beklenmedik ve önlenemez anı değişiklik durumlarında , özetle kriz yönetimi ve savaşta başarılıdır. karın doyurmaz o ayrı.
(pseudo, 11.08.2009 21:31 ~ 21:33)
zamanında sanayi inkılapları yapılırken, siz tarım ülkesi olun tarım yapın bizde sizden tarım ürünleri ihtiyacımızı karşılayalım diyen bir amerikaya boyun eğmeyip sanayi devrimine devam etmeleridir. memleketimiz tarım ülkesi olmuştur. şu anda çiftçinin anası da başbakan tarafınfan ağlatılmaktadır.
sormak, öğrenmek, uygulamak. evet bence bu üçü.
değişime açık olmaları en büyük etkendir kanımca.
kuyularını kazan birilerinin olmaması.
eğitime önem vermeleri ve devleti değil insanı ön planda tutmaları.
özgürlükçü düşünceye sahip olmaları ve o düşünceleri uygulayabilecek
cesareti gösterebilmiş olmaları.
artı tabiki de
beyin
bir yandan ''burası türkiye herşey mümkün'' tipi klasik serzenişlerden hoşlanmamanın yanında,avrupa coğrafyasının gelişip türkiyenin hali hazırda bulunduğu noktayı da direk buna bağlamışımdır.dinlemeyi beceremeyen,eleştiriyi karşındakini ''ezmek'' olarak gören,bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan,okumayı sevmeyen,gazete okumayı dahi magazin artı spor sayfası okumaktan ibaret(eşittir futbol) sanan,ezbere yaşayan,bir yandan çok kazanmak isterken diğer yandan çalışmak istemeyen bir toplumuz biz.ve nasıl bir tezat ki bizde trafikte her an bir arbede yaşanırken herkesin tahammülsüz bir biçimde bir iki saniyenin hesabını yaptığı bir toplumda çalışan insan sayısını göz önünde bulundurunca komik bir oran çıkıyor ortaya.bunca insan nereye bu derece aceleyle yetişiyor cidden üzerine düşünülesi bir durum.ya da bu derece önemli işler peşinde koşan bir iki saniyenin dahi hesabını yapan bir ülkede isek ben nerede yaşıyorum.avrupanın gelişip bizim gelişmiyor olmamazın nedenlerini az çok bunlara bağlıyorum.insanlar iş sahibi oluyor,iş sahibi olmasa da mutlaka hobileri oluyor ki olmalı da.kişinin kendi kendine güvenmesi yalnızken vakit geçirebilmesi önemlidir.gördüğümüz film,tattığımız lezzet,okuduklarımız,yazdıklarımız,dinlediğimiz müzik,gördüğümüz yer,... kadarız aslında.bu ülkede takıntılı aşk cinayetlerinin sık sık üçüncü sayfaları işgal etmesi bu yüzden değil midir zaten.mesele illa ki para değil.ayrıca bir çok anadolu kadınına baktığımızda nakış işliyor,örgü örüyor vs vs.bunların hepsi kişinin vaktini yönetmesi adına atılan güzel adımlar.avrupa bu yüzden gelişiyor işte.genelleme yapmamakla beraber insanlar insan olmaya çabalıyor birey gibi yaşıyorlar toplum içinde.bu da zamanla gelişim ve ilerleme getiriyor elbet.
hepsinin birer orospu çocuğu emperyalist ve işgalci ülke olmalarından kaynaklanmış olabilir.
8 kişi birleşip danaya girmek yadırganıyor ama 8 ülke birleşip ortadoğuyu işgal etmek yadırganmıyor?
onu geçtim, kuzey afrikaya saldırıp, hele ki ispanya, insanlarını köleleştirmek, hem de kendi elmas madenlerinde, bu yüzden avrupa gelişmiştir.
2. dünya savaşında herkes savaşırken, biz oturup izledik.
biz savaşırken avrupalılar sanayileşti, sanayi devrimi yaptılar.
mühendislik ilerledi ve (bkz:
operational research)
biz neden geri kaldık? amına koyayım, ingilizlerin kuzey kara sınırımızda ne işleri vardı?
vakti zamanında demokrasinin "d" sini bile ağızlarına almamalarından kaynaklı durum.
(bkz:
sömürgecilik)
(bkz:
monarşi)
dinden olabildiğince çabuk kurtulması
kalkmak, yükselmek,bulunduğu kötü halden daha iyi bir hale geçiş, yani kalkınma ne ile oldu,sorusunun cevabında gizlidir.yön verme, yaptırım gücü, yani lokomotif görevini görme ;bu tarihin hiçbir asrında ne parayla,ne sanayiyle,ne eğitim ile gerçekleşmiş değildir.çünkü bunların hepsine baktığımızda bir öncül mevcuttur,bu ortaçağ avrupasındada,çarlık rusyasındada ,bedevi araplardada kendisini bulmuş şeyde gizlidir.ortaçağ'da avrupa islam medeniyetiyle girdiği savaşlarda hezimete uğrayınca çıkış yolu arayışına girmiştir.nitekim bu çıkış yolu arayışlarında 400 seneye yayılan katliamlar tarih sayfalarında gözümüzden kaçmaz,birçok filozof öldürülmüştür.avrupayı kalkınmaya götüren 1789 devriminin öncesidir yani o devrime öncülük eden fikir akımıdır,ki bu muhakkaki hayatın birçok alanlarına yön veren ve bir bakış açısı veren fikirlerdir. ki tek bir çatı altında kendisini toplamıştır,yani kapitalizm,ki dönemin fikir babaları rousseau,kant,Émile durkheim ,thomas hobbes ,adam smith,muhakkaki avrupa bu ideolojik fikir ile kalkınmaya gitmiştir.nitekim 1. dünya savaşında hezimete uğrayan almanya 2. dünya savaşında yine aynı gücüne kavuşmuştur,oysaki ağır savaş tazminatları ve büyük bir yıkım yaşamıştı,ama sahip olduğu fikri kaybetmeyiş, ona itici güç oluşturmuş ve onu yine azametli bir hale getirmiştir.oysaki böyle bir fikre sahip olmayan ülkeler böyle bir savaştan kalkamamışlardır.her dönemde gelişme muhakkakki bir ideolojiyle olmuştur,yani fikirle hayata yön ve bakış açısı veren bir fikirle ,bu olmaksızın kalkınmadan söz etmek abestir,örn:türkiye,ortadoğu ülkeleri,balkan ülkeleri,orta asya ülkeleri,afrika ülkeleri,latin amerika ülkeleri, bunlar incelendiğinde bunların ideojik birer devlet olmadıklarını görmekte hiçte zorlanmayız.