|
|
- önce kendimize bakıp bir düşünüp ondan sonra bir de sözlüğe bakıp iki düşünüp, en sonunda bir de hakkında düşünmemiz gereken söylem.
- avrupalıların ahlaki çöküntü yaşamasından ziyade bizim kendi içimizde avrupalıların yaşadığı bu çöküntüyü görmeyen bazı asalakların bu çöküntüyü çok modern bir yaşam tarzı olarak görmesi ve türk ahlak yapısını türkleri dışarıya kötü tanıtıyor deyip onu red etmesi ve doğu ahlakına sahip çıkıp onu batının yöntemleriyle sentezleyip yeni bir türk modern yapısı yapılması gerektiğini savunanlara gerici diyenlerin yaşamış olduğu çöküntü ve göçüntü daha bir elzem (yoksa important mı demeliydim) olsa gerek.
- sokağa çıktığınız an kızlar üzerinize atlıyor, kıyafet desen zaten giymiyorlar, bara gidiyorsun kızlar teklif ediyor, 13 yaşında başlıyorlarmış, aile içinde de bir ton ilişkiler , baba kıza, abi kardeşe, dayı bacıya, sonra hepsi birden abiye..
(bkz: amerikada kızlar teklif ediyormuş hacıııı)
edit : bu da en sevilmeyenlere girmiş, tebrik ediyorum eksi verenleri. bazen hakkaten umudumu kaybediyorum insanların anlayışından. aziz nesin'i saygıyla anıyorum..
(bkz: ironiden anlamayan neslin a.k.)(kornish, 29.01.2006 18:47 ~ 31.01.2006 12:30)
- evrensel bir ahlak anlayışı mı var da böyle söyleniyor diye düşünmeye yol açan söz. ahlak, evrensel bir olgu değildir. bir avrupalı söylese bunu, ahlaki çöküntü yaşadıklarını, hak verilebilir belki ama bulunduğumuz yerden bakıp " ahlaksızlar" diye nitelemek bir cehalet örneğidir. ki, herşey bu hızda değişirken, avrupanın yaşadığını kim, hangi kriterlere göre çöküntü olarak niteleyebilir? toplumlar ve toplumsal değerler evrim geçirir.. bunları yazarken bile yazdığım her kelimeden tereddüt ettim, o kadar göreceli bir kavram ki ahlak. ve söylenen çok fazla iddialı.
- sanırım burada kastedilen, avrupa'daki ülkelerde giderek tek eşliliğin, eşcinselliğin artması, ne bileyim ailenin giderek önemini kaybetmesi gibi olaylar. tabii bunlar sık sık tartışılan konular, fakat insanlar bu tip konuları çok yanlış ele alıyor.
ahlâk ve kültürdeki değişmeler insanlar değiştiği için değil, ekonomik yapı buna zorladığı için böyle olur.
siz bir toplumda hem 'serbest teşebbüs'ü, 'açık toplum'u savunup hem de sıkı bir ahlâk anlayışını savunamazsınız; çünkü kültürü bu yapılar şekillendirir.
üretim kapalı ekonomide, büyük aile içerisinde yapılır, üretilen de bunun içinde tüketilirken sorun yok; ama üretim kitleselleşince artık pazar için piyasa için yapılmaya başlanıyor, böyle olunca da erkek ücretli emek karşılığında piyasa için üretime giderken, kadının görevi de evde kalıp çocuklara bakmak oluyor. işte bu da aşkın, tek eşliliğin kökeni. bu küçük birim, büyük aileden neden ayrılıyor; çünkü piyasaya çıkardığın malı tüketecek insan lazım çok aileye, çok araba, çok ev, çok buzdolabı satarsınız.
bundan sonra sevgili arkadaşlar kadın da üretime girer ve bu andan itibaren de 'tek eşlilik', 'aşk' gibi kavramlar biter; çünkü kadın kendini geçindirmek için koca aradığı sürece aşk tektir, evlilik kutsaldır; ama kadın ekonomik güç sahibi olunca kurumlaşmış evlilik yerine 'serbest aşk' eğilimi ağır basar.
uzun lafın kısası, 'açık toplum'da, 'kapalı ahlâk' yürümez sevgili dostlarım.(mitya, 30.01.2006 03:09 ~ 25.09.2006 19:18)
- (bkz: nerde çokluk orda bokluk)
- (bkz: amerikanın ahlaki çöküş içinde olması)
(bkz: afganistan)
(bkz: ırak)
(bkz: sıradakiler)
- külliyen yalandır.
(bkz: götünüzden element uydurmayın lan)
tam tersine, aile kavramına bağlılıkları ve toplumsal ahlaka ve düzene saygıları bizden kat kat fazladır. avuntudan öteye gidemez bizim kendimize has ahlak anlayışımız.
- (bkz: avrupada böyle değil diyen insan modeli)
- (bkz: oksidentalizm)
- çöküntülerin kendi içimizde zaten var olduğunu ispatlayabilmek için hangi çökük, dejenerik olaydan bahsetsem diye karmaşa içine soktu bu önerme beni.. nasıl olurda görmezsiniz içinizdeki bu deformasyonu..hani bu konuda konsensus bile yaratamazsın! o kadar realite, asıl çöküklük kendi içimizde..
- avrupalıların ahlaki çöküntü içinde olduğunu iddia edebilmenin yegane kuralı; anadolu, asya veya eskimo kültürünün söz konusu çöküntüden muzdarip olmadıklarını öne sürebilmek değildir. yani ben subjektif olarak avrupalıların ahlaki çöküntü içerisinde olduğunu söylersem, bana "önce sen kendi ülkene bak" denmesi komik olur.
zaten değinildiği üzere binbir türlü ahlak anlayışı var. voltaire de ahlakçı, kant da. bununla birlikte insanların ahlaki görüşlerini yaygın olarak inandığı dinlere ve parçası olduğu kültürün yarattığı geleneklere göre şekillendirdikleri bilinir. böyle olunca da örneğin türk insanı ahlaki olarak avrupayı ayrı, türkiye'yi ayrı değerlendirecektir. yani klişeleşmiş bir örnek verecek olursak; kişinin hollanda'da homoseksüellerin evlenme haklarının olmasını veya uyuşturucunun her türlüsünün coffee shoplardan edinilebildiğini yadırgamasının anlamsız bir tavır olduğunu düşünmek olmaz. kişi burada kendi ahlak anlayışına göre bir değerlendirme yapar.
biraz tarih okuması yaparsak asırlardır avrupanın yüksek sanatıyla veya felsefesiyle değil, öncelikli olarak yaşam tarzıyla ilgilendiğimizi ve bu tarzı model alma eğiliminde olduğumuzu farkedebiliriz. bu durum bize koymaktadır. kendi dinini zaten kaybetmiş ve sanatını da abd'nin pop-art zırvasıyla kumpir yapıp başkalaştıran avrupanın örnek alınacak pek bir tarafı kalmamıştır. ancak ısrarla müziğimizi, giyimimizi, edebiyatımızı onlara benzetmek için gösterdiğimiz çaba ortada. selforyantalist aydınlarımızın yoğun gayretiyle atatürk'ün "batılılaşmak" derken kastettiği şeyi yanlış anlayıp dağı taşı kapitalist sermayeye peşkeş çeken, kendi kültürüne ait ne varsa yadsıyan bir toplum oluştu bu ülkede. budist, hristiyan, komünist, fetişist... hangi ahlak anlayışıyla değerlendirirseniz değerlendirin; türkiye'nin toplumsal yapısının ahlaki açıdan kusursuz olduğunu iddia edemezsiniz. ancak bu sıkıntının önemli bir bölümüne avrupalılaşma yolunda atılan yanlış adımların kaynaklık ettiğini de kabul etmeniz gerekir.
sırf berber muhabbeti diye her türlü klişeden kaçıp marjinalliğe yelken açmak olmaz. klişedir ama doğrudur: avrupa ahlaki çöküntü içerisindedir. biz de bu çöküntüden nasibimizi almışsak, avrupanın bunda büyük payı vardır. suçlu değildir ancak kaynaklık etmektedir.
göğüsleri sarkmasın diye çocuğunu emzirmekten kaçınan androidleşmiş plaza kadınları bu hale mesnevi okuyarak gelmedi herhalde.(evrimdışı, 29.06.2007 03:45 ~ 20.07.2007 13:38)
- kendi ahlaki kurallarını en doğru kabul eden insanların ortaya sürebileceği bir iddia.
bizim ahlaki anlayışımız olan insani dürtüleri hasır altı etme,her boku yiyip aileden/toplumdan saklama ve bundan utanma gibi unsurları bulunmayan,insanları kendilerine ve çevrelerine karşı çok daha dürüst olmaya teşvik eden,ayrıca bizde zerre bulunmayan emeğe saygı,toplum kurallarına saygı,özel hayata saygı gibi unsurları ön plana çıkaran bir ahlak anlayışını çökmüş olarak nitelendirmek denyocadır gerçekten.
öte yandan ahlak zaten evrensel bir olgu da değildir.onlara doğru olan size yanlıştır,size doğru olan başkasına yanlıştır.
|