bu akşamki bölümünde aslıyla annesinin birbirlerinin sırlarını ortaya dökme amaçlı inatlaşmaları vardı.
diziyi çoktandır takip eden biri olarak söylemeliyim ki volkanla aslı nerdeyse birebir sahnelerle karşımıza çıkmışlardı.
sanırım dizi kendisini yinelemeye başladı..
bir kısır döngü olması ve değerli senarist bağyanın ille de '' ben yazacağım '' diyerekten artık konu bulamamasıdır.
direkt oyuncu performanslarına bırakılan bir oyundan elbette ki yeteri randıman beklenmemelidir.
avrupa yakası dizisine b.k atmak son zamanlarda oldukça revaçta olan bir eylem. avrupa yakasının absürdlüğünü eleştirenler sabır çekmeme neden oluyor zira avrupa yakası zaten absürdlüğü düstur edinmiş bir dizidir. olaylar,hareketler,diyaloglar mübalağalı bir şekilde verilmektedir. evet gülüyorum ben o diziye hatta ay kü seviyemi gülmeyenlerle sidik yarışına dönüştürebilirim. velhasıl gülmeyenler beri gelsin!
her güzel şey gibi zamanında ve gerekli şekilde bitirilmediği için..
yani sonuçta amerikada 5-10 sezon yapan diziler ile kendisini karşılaştıramaz kimse, friends gibi , seinfield gibi..keşke anılarımızda kalsaydı ve 2 sezon sürseydi ve bitseydi.türk dizi tarihine de en başarılı komedi dizisi olarak geçseydi.reyting ve para hırsı ile değil de iyi bir şey yapma,sanatçı ve tıkandığında da bırakma etiği olsaydı.
hep unuttuğumuz şey, bir dizinin başlangıcından çok sonu akılda kalır..ama neyi kararında yaptık ki biz..
mevcut olmayan sebeplerdir benim için. eski tadından hiçbirşey kaybetmediği, hatta kendini geliştirdiği gözlemlerimle sabittir. bence irdelenmesi gereken avrupa yakası dizisinden nefret edenlerden nefret etme sebepleridir.
eskiden normal kişilerin yaptıkları komik eylemlerle gülüyorduk..ama artık aşırı garip tipleri biaraya toplayarak komik olmaya çalışıp, sıkmaktadır beni..
dizi nişantaşı'nda geçmekte iken tüm kahramanların ilginç şekilde anadolu'nun böğründen kopup gelmiş kişilerden oluşması. derici izzet, baklavacı tacettin, işsiz sertaç.. bunlar nişantaşı'nı ne ölçüde yansıtır tartışılır. maksat bunlar üzerinden prim yapmak ise de neden mekan bağcılar, esenler, halkalı değil de nişantaşı. maksat nişantaşı- bağcılar arasındaki tezattan yararlanmak ise de neden bu kişiler devamlı nişantaşı'nda dolaşırlar da kendi doğalarına dönüp bize bu tezatı göstermezler? sertaç bağcılar'a aitse nasıl bir nişantaşı kafesine takılabilir? değilse o tavırlar nedir? nişantaşı'nda bunlar gibi kaç tane vardır? bu soru silsilesi böyle uzar gider.
yeterince saçma olmakla birlikte herkes tarafından ayıla bayıla izlenilmektedir. daha güzel, daha mantuklı, daha komik diziler varken neden inatla favori olarak '' avrupa yakası '' deniliyo anlamıyorum anlayamıcamda anlamakta istemiyorum çünkü boşa vakit kaybetmek istemiyorum. tv de zaplarken bile önünden hoplayarak geçilesi bi dizi.
bölüm başına 15-20 dakikalık komik sahne ortalamasına sahip olmasına rağmen, 1,5 saat sürmesi kadar abes bir durum yok. ayrıca ota ve boka gülme efekti koymaları, diziden soğumak için yeterli başka bir sebep. yav kardeşim telefon açmak, kapı açmak, kanepeye oturmak ne kadar komik olabilir? zorlamayın işte olmuyor. replikler tükenme noktasına gelmiş, durum ve karakter komedisi de artık bitmiş, yerlerde sürünüyor. hayır en sonunda burhan donlarını sıyırıp salonun ortasına sıçacak seyirciler gülsün diye, benim korkum o.
el oğlu 25 dakikaya ne şaheserler* sığdırıyor, feyz almak lazım biraz. bir sezondaki tüm avrupa yakası bölümlerini toplasak bir coupling bölümü anca eder. abarttığımı düşünüyorsanız coupling izleyin, farkı siz de farkedeceksiniz. coupling, ailenizin sit comu.
not: bu giride sanal reklam uygulaması yapılmıştır.
aslında bayağı bir sebep vardır nefret etmek için. ilk olarak hiçbirşeyi tadında bırakmayan milletimiz tadını kaçırmıştır bu dizinin. "ay avrupa yakası şöyle muhteşeaaam", "ay çıkamam avrupa yakası var", "ay orada burhan süüüpeeaar", "gaffur'a ölüom hacı" gibi laflarla o diziyle ilgilenmeyen bir kitlenin daha da üstüne gidilmiş ve daha da soğutmuştur. peki kardeşim beğenmen iyi bir şey, tamam eğleniyorsun iyi hoş ama bunu bana bu kadar empoze etme! ben gider arkadaşımı ararım o sırada konuşurum kat kat gülerim ne biliyorsun? abartı milleti olarak, bu övgülerin cılkı çıkartıldı ve dizi çarpım tablosu gibi benimsendi.
ha bir de kabak tadı veren artık dizinin sezonlardır sürmesi ve 1.5 saatlik(!) bir sit com olması. kardeşim zaten baydın yeteri kadar kaplıyorsun tv ekranını, yeter tadında bırak!
ah allahım zaplarken rastladığım o iki saniyesinde bile gülme efektini duyunca iyice tüylerim diken diken oluyor!
ilkokul çocuğuna hitap eden espriler,abartılı oyunculuklar,bazı kelimeleri yanlış telaffuz ederek komik olmaya çalışmak,kaç yıldır devam etmesine rağmen hala bi boku öğrenemeyen ve her bölümde mutlaka mikrofonu tepeden kadraja sokan yapım ekibi,insanlara salak muamelesi yapan "aha burası komik gülün" diyen gülme efekti ve başlı başına itici olan gülse birsel..
bu dizi hakkında çok fazla fikir sahibi olmamakla birlikte dikkatimi çeken bir yanlışı aktarmak isityorum.avrupa yakası bir komedi dizisi, biçim olarakta amerikan sitcomlarını andırıyor.neticede sitcomların en 24-25 dakikalık sürelere sahip senaryoları oluyor.ama bu dizi 1 saatten fazla sürüyor.bu da içeriğinde bir sürü gereksiz diyalog ve kötü espri olmasına yol açıyor.bir de her dizinin bir ömrü vardır.bu dizide bol keseden harcayarak bunu doldurmuş görünüyor.
dizi çok tutulunca, dizi ekibinin gaza gelip, "diziyi daha güzel yapıcaz" die abartarak içine s*çmalarından dolayı olabilir. sürekli oyuncu değişikliği de en başta gelen sebeplerden biri bence.
çarşamba günü hayatı kilitlemesi, birşeyler yapabilecek kimsenin çarşamba gecesi bulunamaması, çok kaliteli oyuncuların zorlama rollerde abartı şekilde oynaması gibi nedenlerdir.