|
|
- zor yıllardı.
türk futbolu prekazi'nin 65 metreden (yazıyla altmış beş) attığı gol oranında avrupa ile mesafeleri kapatıyor, koca türk ulusu ''avrupa avrupa duy sesimizi'' sloganlarıyla coşuyordu. o vakitler ben annemin elini tutay, bakkala gidey; eti pufff yeydim. tam hatıylayamıyoyum.
ama r harfini telaffuz etmeye başlayıp aklımın ermeye başladığı zamanlarda futbol şöleni de bir başkaydı.
türk televizyonculuğunun ilk kepazeleğini yapan tgrt, reklam arası manchester united galatasaray maçını vermiş; arif'in doksana taktığı ampülden gözleri kamaşan schmicheal'in ''huni''liğini ''persil supra iyi akşamlar''dan sonra göstermişti.
derken gs şampiyonlar ligine çıktı. inter star olayı nasıl abartıyordu yarabbim. maçtan üç gün önce reklamlara başlar adını bilmediğim bir müzikle ağır çekimde gs'nin eski maçlarını fonlardı. dunn dunn dunnnn ooo ooooo ooooo***
tüm bunları neden mi anlattım? o yıllar gözünüzde canlandıysa başlık mevzusu ağlamaklı, dert küpü, küskün spikerler daha iyi anlaşılabilir. civciv sarısı formalrıyla yeşil sahaya çıkan futbolculardan iyelik ekini vurgalayarak bahserderdi. spikerimiz: ''galatasarayımızzz sahaya cıktı haydi çocuklar, haydiii bu akşam italya'da bir tarih yazılabilirr''. zaten o dakikan sonra spiker seyirciyle olan irtibatını keser telekulak sistemiyle futbolcularla konuşurdu:''hakan yapmaa.. tugay ver o pasıııı..'' spiker öyle bir coşardı ki tuatabilene aşk ola:'' uğur sağdan geliyor, uğurdan bir çalım daha, resitalll var bu gece...''
işte bu enstanteneler sayesinde spikerlerimizin avrupa maçlarını 3 ana bölüme ayırıp anlattıklarını kavradım; giriş, gelişme, sonuç..
1. ver gazı al babayı bölümü: bu bölümde spikerimiz milleti öyle bir gaza getirir ki 3 gol bile yense hakemin, maçı biz kazanıncaya kadar sürdüreceğine inanılabilir. dakikalar 35'i gösteriyor spikerimiz almış eline sazı; '' evet gol yedik bir anda atak yaptılar (buraya kadar ağlamaklı ve birden coşar) ama bunun hiç bir önemi yok .haydi çocuklaaar haydi bu maçı alacağızz, dahaaaa 60 dakika varrr''.
2. bir umuttur yaşatan insanı bölümü: 70 ila 80. dakikalar arasında geçen devredir. büyük ihtimalle takımımız mağluptur ama spiker ''her an heşey olabilrrr bir gol bulursak çok şey değişecekk, fark ikiye inerse neden olmasınn çocuklarr''* gazlamasıyla ırak sabık enformasyon bakanı el sahaf tadında laflar eder.
3.küstüm ben oynamıyorum ya da çamur at izi kalsın parmak at sızı kalsın bölümü: 80.dakikadan sonraki zaman zarfıdır. spiker artık ayyuka ermiş, polyannacılığı bırakmış, uyuyan prens uykusundan uyanmıştır. bundan sonra gelecek olanın paranın içine sıçarım felsefesiyle sesi donuklaşır, nabzı düşer, maçı mıy mıy mıy şeklinde bir anlatımla sunar.
isveçli hakem nielsen götenson'u ameliyat masasına yatırır, ''tercih haklarını öylesine aleyhimize kullandı ki isveçli nielsen götenson bu mağlubiyet biraz da onun eseri'' diyerek inceden ibnelik yaftasını yapıştırır.
nabzı düşmüş sunumuyla seyirciye de ''hadi yatın artık siz de altı üstü maç; zaten geç oldu'' mesajı vermeye çalışır.
artık dakika doksan. hakem ertafına bakmakta, bir degaj olsa da maçı bitirsem diye düşünmetedir. kii donuk sesli küskün spikerimiz son bir gaz bombasını patlatmayı unutmaz. bunun bir de istanbul'u var... bozmayın moralinizi çocuklar....
(bkz: bir bülent karpat vardı ne oldu ona)(jemand, 07.07.2006 21:35 ~ 14.12.2006 20:01)
- (bkz: ümit aktan)
- genellikle hakemlere yüklenirlerdi. spikerimiz, hakemin takdir haklarını hep karşı taraf lehine kullandığından şikayet ederdi.
" danimarkalı hakem redvassen'in 60.dakikada uydurduğu penaltı sonucu takımımız 1-0 yenik durumda sayın seyirciler ve gösterdiği kırmızı kartla 10 kişi oynuyoruz sayın seyirciler. hakemin yanlı kararları oyuncularımızın oyun düzenini ve moralini bozdu"
"inanamıyorum sayın seyirciler on metre ofsayttaki adamı göremedi alman hakem ve golü yedik"
"haçlı zihniyetindeki gömleği ve vicdanı kara hakem takımımızın puanını gaspetti"
biz de ekran başında öyle gazlanırdık ki spikerimiz tarafından, hakemin ibneliğine kurban gitmiş psikozuna girerdik. ertesi gün okullarda muhabbet sabitti. " ulan ibne hakem maçı katletti"
spiker: "hakem inanılmaz kararları ile çıldırtıyor. hakem pedretti verdiği inanılmaz kararlarla takımımızı katletti sayın seyirciler. bugün burada bir hakem faciası yaşanıyor"
biz de evde kudurmuş bir vaziyette
" ulan ibne hakeeem. ofsaytı vermedin şerefsiz avrupalılar bunlar hep birbirini tutuyor. avrupa bizi sevmiyor"
pozisyon tekrarı gösterilince hafiten süklüm püklüm bir halde
" aslında ofsayt değil gibi sanki"
daha salim kafayla
" yok lan ofsayt değil. ılan hamdi allah belanı versin ne arıyon orda yaktın takımı"
bir de futbolcuya küsen spiker modeli vardı. takım iyi oynar istenilen sonuç yakın gibidir. spiker şen şakrak anlatırken...
" evet dortmund defanstan uzun topla çıkıyor. top bülent'in kontrolündeee. aaahh aahhh yapma bülent ıskalama topu ve golü yedik seyirciler. şu dakikaya kadar iyi oynadığımız maçta bülent'in inanılmaz hatası ile hayallerimiz yıkıldı (yaklaşık 10 saniye sessizlik. o sırada şokta sanırsam ve bitik bir ses tonu ile geri dönüş)
yazık, çok yazık avcumuzun içindeki turu bülent'in hatası ile verdik. gerçekten yazık"
- (bkz: vurdurmayın çocuklar)
- -ve top ağlarımızda bu kadar kolay olmamalı çocuklar.
(bkz: ilker yasin)
- gol olur, oyunculara serzenişler başlar:
- o topun ön direğe atılacağı belli, pallister geldi oraya!
- inanılır gibi değil, sekiz kişinin arasında kafa vurduruyoruz!
- hayrettin yapma! yapma...
- ilginç ve komik bir sunumdur.bazen takımınız yenilirken sizin duygularınızı aktarırlar:
-rooney..rooney..rooney 3 ledi..evet sayın seyirciler, durum 4-1 oldu..
spiker takıma hafiften küsmüştür..fakat tuncay sahnededir:
-tuncaaay ve gooooll...4-2 oldu skor..(tuncay seyircilere sus işareti yapar, spiker gaza gelir) bu iş daha bitmedi...
daha sonra fenerbahçemizin yediği 83. dk daki 6. gol, spikeri artık tamamen küstürmüştür, isyanlardadır..
-bellion..sert vurdu...ve gol..bu kadar gol yenmez sayın seyirciler..bu kadar basit gol yenmez..hadi yenilirsiniz 3 tane 4 tane yersiniz..yani akıl alır gibi değil..6 gol..olmaz..
spiker çıldırmıştır..küskündür, isyankardır..kalan dakikalar isyan cümleleriyle geçecektir...
bu tip olaylar o zamanlar bizi çok üzse de insan komik ayrıntıları sonradan farkediyor.
- (bkz: ama çocuklar dikkat. ah yapma recep!)
- maç esnasındaki duygularımızın tercümanıdırlar, yani bir anlamda biz izliyecilerin sesidirler...tabii ki sansüre uğramış bir ses..
- en iyi spikerliğin, millî maçlarda ülke takımının her atağında bağırmak, rakip takımın her atağında da susmak olarak gören maç sunucularının içine ettikleri iş.
güzel bir atağı, yalnızca ülke takımına ait olduğunda güzel bir atak olarak tanımlamak; rakip takımın her etkileyici hareketinde veya güzel golünde, sessizliğe bürünüp durumu "şanssızlık" kisvesine sokmak, bu adamların, geçtim izleyicilere saygısını, futbola bile saygılarının olmadığının kanıtıdır. çünkü rakip takım gol atarsa ve eğer bu gol, hüzün yüklü bir sesle, yalnızca dakika ve skor verilerek aktarılmak yerine, heyecanlı bir şekilde nakledilirse, millî duyguların zedeleneceği fikri hakimdir. iyi bir türk futbol spikeri, rakip takım gol atarsa yüzünü yere düşürüp susmalı; türk takımı gol atarsa -golün biçimi ve haklılığını tartışmaksızın- olabildiğince bağırmalıdır.
(bkz: bu memlekette gole gol denir)
- özellikle deplasmanlarda ve stüdyodan anlatılan maçlarda tavana vuran memnuniyetsizlik göstergesidir.
|