asya'nın doğusunda güçlü bir devlet kuran, bu kavim çeşitli türk topluluklarını da kendi yappısına dahil eder.bu kavme türkler apar, çinliler juan juan ve avrupalılar avar derler.552 ylında egemenlikleri altındaki göktürklere yenilen avar toplulukları,batıya doğru göç ederler.yolları üzerinde kim varsa yok eder ve bugünkü romanya'ya kadar gelip yerleşirler.560 senesinde büyük bir devlet kurup balkanların yarısını ele geçiriler.619 ve 626 yıllarında istanbul'u iki kez sasaniler ile kuşatmuşlar ve fekat başarılı olamamışlardır.805 yılında frankler tarafından bozguna uğratılmış ve devletleri yıkılmıştır. halklarının büyük kısmı hristiyan katoliklerine dahil olup asimile olmuşlardır.(bkz: macaristan)
istanbulu kuşatan ilk türk devletidir. juam juamlar olarak da bilinmektedirler. slavlara uzun süre hükmetmişlerdir. en önemli hükümdarları bayan handır.
avar’a benzeyen bir isim ilk olarak herodotos’ta geçer. herodotos, kendisinin de inandırıcı bulmadığı bir öykü olarak dünyanın çevresini elinde bir okla yemeden içmeden dolaşan hyperbore’li abaris’ten söz eder (1). abaris’in, avar isminin kökeniyle ilgili olduğu şu an için kanıtlanabilir değildir. pulleyblank güney tung-hu’ları olan wu-huan’ların ismini “awar” olarak kurar (2). kendilerini jou-jan olarak adlandıran bu topluluğun anıla gelen isimlerinden juan juan, 5. yüzyılda onları aşağılamak için “kıvrılan böcek” anlamında to-pa’lar tarafından yakıştırılmıştır(3). bu anlam, gerçekte onların saç tarzına ya da bir onguna işaret ediyor olabilir ve moğolca “yılan gibi kıvrılmak, anlamına gelen “abarga” kelimesiyle karşılaştırılmalıdır (4). çin kaynaklarına göre (wei-shu / kuzey wei tarihi) jou-janların doğuş hikayesi, ismi “kel kafalı” anlamına gelen yü-chiu-lü isimli birinin tabgaçlara esir düşmesiyle başlatılır. bu kişi tabgaçların elinden kurtulmuş ve hiung-nu’lardan geriye kalan unsurlarla birleşip devlet kurmuşlardır. çin kaynaklarında sözü edilen jov-di halkı bunlar olabilir. ilk ataya ilişkin kel kafalı anlamına gelen mu-gu-lü adlandırması dikkat çekicidir. hsien-piler kısa kesilmiş saçlarıyla bilindiği gibi, türkçe konuşan kabileler arasında da kel kafalılığa ilişkin efsaneler vardır (5). kölelikten kurtulmuş, fakat işlediği bir suç yüzünden bozkıra kaçmak zorunda kalmış ve burada çevresine topladığı atlılarla bir halk oluşturarak jou-janların temelini atmış olan bu önderin hikayesi bozkır göçebe devletlerinin kuruluşuna ilişkin çok bilinen bir şablonu tekrarlamaktadır (6).
jou-janlar, kuzey tung-hu’ları olan hsien-piler tarafından özümlenmiş wu-huan’lardan türemiş olabilirler. jou-janların en azından hakim öğeleri proto-moğol’dur. moğol yapısı jou-janlar ve daha sonraki avrupa avarlarıyla bağlantılıdır.
wei’ler ikiye ayrıldığında ve aşina sülalesi, efendileri jou-janları ortadan kaldırmaya yaklaştığı sıralarda akhunlar da son demlerini yaşıyorlardı. akhunlar’ın asya hunlarının bir kolu ya da yüeçilerin bir kolu olduğuna dair tezler varsa da jou-janların devlet teşkilatının sağ kolu olduğu da iddia edilir (7). czegledy avarların içasya’daki esas köklerinin bu akhunlar olduğu kanısındadır. laszlo’ya göre avarların bir kısmı bugün başkurt bölgesinde bulunan ak idil’den göç eden fin-ugorlardır. artamonov ve gumilev’e göre, avarların esas kitlesi aşina sülalesinin altaylardan sürdüğü ogurlardır ki bunların adı da var-hun’dur. csallany ve györffy avar unsurları arasında fin-ugor ve macarların olabileceğini söyler(8). czegledy’ye göre jou-jan ve akhun devletlerinin ikisinde de var ve hun boyları vardır. nemeth’e göre avrupa avarları ortak türkçe konuşur. fakat bu kesin değildir. kesin olan bir şey varsa o da türkçe’nin oğurca ve belki diğer biçimleriyle avar boy birliği içinde konuşulduğudur(9). avarlardan kalan isim ve unvanlar moğol’dan çok türk özelliği göstermektedir; kagan, tarkhan, bagan, kök, yugraş gibi (10).
içasya avarlarının göçünü tetikleyen olaylarsa şu şekilde gelişti. aşinaların, isyan eden tölösleri tekrar jou-janların boyunduruğuna sokma konusundaki başarıları anlaşılan jou-jan sarayından kız istemeleri konusunda onları cesaretlendirdi. karşılık olarak onur kırıcı bir cevap alan bumin, batı wei sarayıyla kurduğu akrabalık bağını antlaşmayla perçinledi. hemen arkasından 552’de jou-janları ordularıyla ezdi. bumin’in ölmesi üzerine göktürk devletinin doğu kanadına bumin’in oğlu mukan, batı kanadına da istemi hükmetmeye başladı. avrupa avarları’nın ortaya çıkışı istemi’nin batı seferleri sonucudur. istemi’nin ilerlemesi ve akhunlarla hesaplaşması, iki muhtemel nedene bağlanabilir; ipek yolu’nun hayati duraklarını kontrol altına almak ya da onları jou-janların bağlaşığı olarak cezalandırmak. bu uğurda sasanilerle işbirliğine giden ve akhunları bu yolla kıskaca alıp onların devlet olarak varlığına son veren göktürkler, akhunların kuzeye, kavimler kapısı’na ve oradan da doğu avrupa düzlüklerine yönelmesine yol açmıştır(11). menandros’un (ms 6. yy) verdiği rakamlara göre 20.000 kişi bu yolla avrupa avarları kimliğini oluşturacak şekilde batı bozkırı’na akmıştır.
avar adının ilk anıldığı metin priskos’a aittir. ugor-saragur-onogur kavimlerinin sabirler, sabirlerin de avarlar tarafından yerinden oynatıldığını söyler. bu değinmeler 463 yılına, yani avrupa avarlarının gelmesinden yaklaşık 100 yıl önceye ilişkindir. avarların göründüğü tarih ise 558’dir. bu, alanlar aracılığıyla justinianos’a elçi gönderdikleri tarihtir. bu topluluk büyük olasılıkla, avar / jou-jan bağlantısıyla ilgili olarak moğol, türkçe konuşan kavimler, erken dönem hunları ve akhun unsurları kapsıyordu.
avrupa avarları hakkında bize önemli bilgiler veren simokattes theophylaktos bu son dalgayla gelen avarların aslında sahte avar olduğunu söyler. ona göre bu gelenler var-hun boy birliğidir. sabirler ve diğer halklar, yaklaşık 100 yıl önce kendilerini yerinden oynatan avarlarla bunlar arasında ayrım yapamayıp eski anılarını hatırlayarak dehşete kapıldılar. yeni gelenler ise bu yanlış anlamayı kendi lehlerine kullanarak avar adını “çaldılar”. theophylaktos bunları söylüyor. buna karşılık menandros’taki bir aktarım işi karıştırmaktadır. buna göre istemi, eftalitlerle işi bitince “avarlara” saldıracağını ve kendisinden kaçamayacaklarını söylemiş.
bütün bunlar bir yana, gelenlerin kimliği ne olursa olsun, büyük bir kaynaşma ile ilerledikleri görülüyor. sabirler, onogur, utigur, kutrigur, ugor grupları ve bulgarlar bu avar büyümesinin unsurları olmuşlardır(12). göktürklerin sıkıştırdığı avarlar, yolları üzerindeki bulgar ve macar unsurlarını da içlerine alıp ant slavlarını ezerek batıya doğru ilerlediler (13). avar grupları gelmeden önce ise 546’da longobardlar pannonya’ya ulaşmışlardı. slavlar 6. yüzyılda ilk olarak aşağı tuna’ya akınlara başladılar ve batıya ve güneye inmeye başladılar. justinianos, devletin merkezi otoritesini 6. yüzyıl ortalarında kuvvetli bir şekilde yeniden tesis etmesine rağmen bu akınlar, slav ve kutrigur saldırıları, devam etti (14). suriyeli johannes’in ve modern dönemde marquart’ın tezleri (15), avar öncesi bu slav hareketlenmesiyle birlikte düşünüldüğünde tartışmalı görünür. suriyeli johannes slavlar için: “ eskiden ormanların içinden çıkmaya cesaret edemeyen slavlar artık avarlarla birlikte savaşa katılıyorlar, altınları, gümüşleri ve at sürüleri var” demiştir. marquart tarafından ortaya atılan avar-slav tezine göreyse avar etkisi olmaksızın büyük bir slav göçü düşünülemez. marquart’a göre germenlerin 6. yüzyılda topraklarını bırakmaları, slavların askeri olarak germenlerden daha geri olduğu göz önünde tutulursa, ancak avar etkisiyle açıklanabilir
avar elçileri 558’de görünmeleriyle imparatorluğun bu saldırıları önleme siyasetinin araçları haline getirilmek istendiler. justinianos, avarları slav ve kutrigur akınlarına karşı kullanmak için onlara yıllık haraç vermeyi kabullendi (16). 561’de pannonia’ya vardılar ve ertesi yıl bizans’a yeni bir elçi gönderip yerleşmek için toprak talep ettiler. dobruca (küçük iskitya) topraklarını almak niyetindeydiler, fakat bizans onlara aşağı pannonia’yı gösterdi. bayan kağan bunun üzerine ordularını elbe nehri’nin sınır teşkil ettiği frank topraklarına soktu, fakat sigibert tarafından yenilgiye uğratıldılar. justinianos 565’te ölünce yerine geçen ıı. justinos’a gönderilen avar elçilik heyeti, yeni imparator tarafından iyi karşılanmadı. ıı. justinos haracı kesti ve diğer isteklerini de reddetti. bunun üzerine 566’da frank toprakları bir kez daha avar saldırısına uğradı. sigibert bu sefer alt edildi ve avar sınırları kalıcı bir şekilde ortaya çıkmaya başladı; frank sınırından don nehrine, tuna’dan baltık denizi’ne. avar devleti slavların da bir kısmını hakimiyeti altına almıştı bu sırada. frank sınırına yaptıkları seferlerle avarlar, cermenlerin boşalttıkları bu topraklara batı slavlarının yerleşmesine zemin yarattılar. doğu slavları (nestor’un kroniğinde duleb’ler) avar hakimiyetinin dışındadır ve bu nestor kroniğinde avarların onları aşağıladığına dair hikayeler anlatılır. 567’de aşağı pannonia’da gepidlere karşı langobardlarla antlaşma yaptılar. gepidler yenildiler fakat langobardlar da 568’de geri çekilerek italya’nın kuzeyine geçtiler. avarların merkez bölgeleri olarak bilinen pannonia’ya kesin yerleşmeleri bu dönemdedir (17). böylece avarlar da hunlar gibi avrasya bozkırlarının sınır noktasını teşkil eden macar ovasına sahip oldular (18).
570 yılında don nehri’ne kadarki bölgede faaliyetlerini arttıran avarlara karşı göktürk harekatı başlamış ve kuzey kafkaslardan azak denizi’ne kadarki bölgeyi kontrol etmeye başlamışlardır. böylece bir süreliğine kırım’ın doğusu avar, batısı göktürk egemenliğine girmiştir (19). aynı yıl bayan kağan, istanbul’a bir elçi heyeti daha gönderdi. istekleri gepidlerin yukarıda anılan 567 savaşında –taraflardan biri olmayıp izlemeyi tercih eden- bizans ordusuna terk ettikleri sirmium’un verilmesi ve yıllık haraç talebiydi. ıı. justinos bunu reddetti. aynı yıl avarların düşmanı olarak önceden andığımız göktürklerle, avarlarla ittifak kurmamayı da içeren bir askeri antlaşma yapıldı. yine de bizans, avarlarla arasını bozmadı. bunu, 575’te göktürklere 568 antlaşmasını yenilemek için giden elçilik heyetine soğuk davranılmasından anlıyoruz.
579 tarihinde avarlar üç yıl sürecek olan sirmium kuşatmasına başladılar. aynı yıl avar siyasetinden bağımsız bir slav istilası bizans topraklarına aktı. dört yıl süren bu akınlar, sirmium’un teslim edilmesinden sonra çözüme kavuştu. bizans antlarla işbirliğine giderek tuna’nın güney bölgelerine giren doğu slavlarını çekilmeye zorladı.
mavrikios’un imparator olmasıyla haraç antlaşması 80.000 altın üzerinden yenilendi. avarlar bunun üzerine 20.000 altın daha isteyip de ret cevabı alınca 584’te singidunum’u (belgrad) aldılar ve bu iki önemli şehrin alınmasıyla balkan yollarının da istanbul’un da yolu açıldı (20). böylece ilk selanik kuşatmasına girişecek kadar ilerleme olanağı buldular. 585-586 yıllarında trakya’yı yağmalayan avar güçleri 586’da selanik’i ikinci kez kuşattı. bu kuşatma ve saldırıları gerçekleştiren avar ordusunun önemli bir bölümünün slav olduğunu belirtmek gerekir. 588’te trakya yeniden yağmalandı ve bu arada bizans, balkan sıradağları ve tuna arasındaki topraklarını kaybetti.
591 yılı bizans ordularının iran seferinden döndükleri yıldır. bu suretle doğu yakasını barış antlaşması ile güven altına alan imparatorluk ordusu balkanlara sokulabildi. 593’te langobardlarla ittifak kuran avarlar’ın yıllık haracın yükseltilmesi isteğini mavrikios kabul etmeyince, avarlar -sürekli el değiştiren- singidunum’a saldırdılar. ertesi yıl aşağı tuna’daki yerleşik slavların üzerine gönderilen bizans ordusu, avar-slav-bulgar ordusunun selanik’i üçüncü kez kuşatmasını tetikledi. tam bu yıllarda avarlar kuzeyde franklarla mücadele halindedir.
599 yılında avarlar en kritik bölge olan tuna’nın güneyine yönelerek bugünkü köstence‘ye sefere çıktılar. bu bölgede savaş cereyan etmedi. fakat bizans ordusunun ilerleyen diğer bir koluyla niğbolu’da (nikopolis) hesaplaşma yaşandı. avarlar bu çarpışma sonrası yapılan antlaşmayla 120.000 altın yılık haraç almaya başladılar ve tuna sınır kabul edildi. buna karşın bizans ordusu tuna’yı geçti fakat bu, sarayda iktidarı değiştirecek ve imparatorluk makamının phokas tarafından ele geçirilmesine yol açacak bir süreci de başlattı (602). bayan kağan bu sırada öldü.
bayan kağan’ın yerine geçen ve adını bilmediğimiz yeni kağan öncelikle langobardlarla ittifak tazeledi. bizans’la yaptığı antlaşmayla da yıllık haracı 200.000 altına yükselttirdi. slavlar bu tarihlerde tuna’nın güneyindeki bölgelerde özgürce hareket edebiliyorlardı, çünkü phokas, ordularını iran cephesine yöneltmişti. phokas 610’da heraklios tarafından devrildi. bu tarihten 620’lere kadar slav yerleşimi günümüze kadar devam eden görünümünü kazandı. 616 tarihi ise slavların ilk kez savaş için denizleri kullanmasına tanıklık eder. marquart’a göre avarlar, slavları çiftçi olarak yerleştiriyorlardı ve bu çiftçiler savaş zamanı piyade kuvvetlerini oluşturuyordu(21). ama selanik, slav güçleri tarafından bu sefer sadece karadan değil denizden de kuşatıldı.
7. yüzyıl, aynı zamanda avarların dağılma sürecine girdiği bir dönem olmuştur(22). avar bağımlısı kavimler bu yüzyılda ayrılma eğilimleri göstermeye başladı. frank krallığı’nın muhtemel kışkırtmasıyla bugünkü çek-slovak bölgesi ayrıldı (23). tam bu sırada avarların istanbul kuşatması gerçekleşti. başkente düzenlenen bu sefer avarların sonunu getirecek olan gelişmelerin miladıdır. 626 yılında avar, slav, bulgar kuvvetlerinden oluşan ordu istanbul’u kuşattı. plana göre deniz üzerinden slavlar, karadan da avar-bulgar kuvvetleri taarruz edeceklerdi, fakat bu plan başarılı olamadı çünkü slavlar içine çekildikleri bizans tuzağında mahvedildiler. avar kara kuvvetleri de geri çekildi. bu andan sonra artık slav ve bulgar topluluklarının çıkardığı karışıklıklarla boğuşan avarlar güçten düştüler. bağlı slavların bağımsızlık kazandığına yukarıda değinmiştik. artık elde kalan topraklarda (batı bozkırı ve pannonia) avar-bulgar mücadelesi başlamıştır. pannonia’daki bulgar isyanı batı bozkırı’nda kubrat önderliğindeki gerçekleşen bulgar bağımsızlığıyla birlikte (630) düşünüldüğünde, kaynaşmanın geniş bir alana yayılmış olduğu görülebilir. pannonia isyanı, bulgarların avar merkezi tarafından göçürülmesiyle sonuçlandı.
7. yüzyıl ortalarına gelindiğinde avar merkez toprakları artık güçlü düşmanlarla çevrelenmiş durumdadır. bunlar kubrat bulgarları, kuzey-kuzeybatı çek-slovak krallığı, hırvatlar ve karantan-slav prensleridir. 660’lar, bu devletlerin etkisinin biraz olsun kırılması ve göktürklerin yıkılmasıyla avarların kendini toparlama dönemidir. yine de bulgarların yıkılması yeni ve güçlü bir düşmanın yaklaşması anlamına geliyordu ki bu düşman hazarlardır. 680’lere doğru hazarların darbesiyle dört parçaya bölünen kubrat bulgarlarının kuver önderliğindeki kolunun pannonia’ya sığındığını biliyoruz. avar merkezi otoritesi kuver’i, sirmium taşrasında yerleştirilen bizans esirlerinin başına getirdiyse de kuver bağımlı kalmayı reddederek isyan etti ve bu topluluğu makedonya’ya götürdü. aynı tarihlerde, 679-680’de kuver’in kardeşi asparukh’un bulgarları, tuna’nın aşağısına taarruz ettiler ve kalıcı bir şekilde bizans’la avarlar arasına girdiler. tuna bulgaristan’ı olarak anılan bu devletle birlikte bulgarlar, tarihleri boyunca en sonunda avarlara tam üstünlük sağladılar. avarlar bu andan sonra 8. yüzyılın başlarına gelindiğinde artık pannonia’ya sıkışıp kaldılar(24).
8. yüzyıl boyunca devam eden frank-langobard mücadeleleri avarları da etkiledi. büyük karl’ın 774 seferiyle ezdiği langobardlar iki yıl geçmeden isyan edip tekrar ezilince, ayaklanmacılar avar bölgesine kaçtı. ayaklanmacılardan tassilo isimli soylu 787-788 yılları arasında büyük karl’a isyan edip avarlarla da antlaşma yapınca franklar, avarların felaketiyle sonuçlanacak olan 796’daki büyük harekatı başlattı. 793’te araya giren sakson isyanı dolayısıyla duraksayan büyük harekat 796 yılında avar merkez topraklarının ve karargahının ele geçirilip yağmalanmasıyla nihai zafere ulaşmış oldu (25). hükümdarları hıristiyanlığı kabul etti. güneydeki avar hakimiyetine de kurum han son verdi (26).
avarlar bu tarihten sonra bir anda ortadan kalkmadılar. 9. ve 10. yüzyıllar boyunca isimleri çeşitli kaynaklarda anılır. muhtemelen macarlar, bulgarlar ve hırvatlar tarafından asimile edildiler.