öncü anlamına gelir, deneysel bir hareketi adlandırmak için kullanılır ve kabul edilen formların dışında kalan veya bunlara karşı çıkan; genel geçer, standartlara ters düşen konularla ilgilenen ve özellikle ticari hesaplara düşman olan sanatsal yaklaşım olarak tanımlanabilir.
öncü askeri birliklere verilen addır esas itibariyle. daha sonra sanat'ta amaçla ters orantı yaratmak maksadıyla bu isim seçilmiştir. avant-gard bir bakıma deneysellik taşır ancak deneyselin biçime ait bir husus olduğunu göz önünde bulundurduğumuz vakit, avant-garde'ı ıskalamış olma ihtimalimiz doğar. yani avant-garde yalnızca biçimsel bir öncülük değildir. her ne kadar modernite sürecinde ortaya çıkmışsa da tarihî yapıtlarda da pekala avant-garde deyimini kullanabiliriz. moderniteyle neredeyse eş zamanlı doğan bu tabir, deneysele koşut görüldü. ancak aradaki fark şudur ki, deneysel, "ne söylendiğinin değil nasıl söylendiğinin" önem kazandığı bir ortamdan ivmesini almıştır. dolayısıyla, terimin söylendiği tarihe değil ne içerdiğine bakmak daha yerindedir.
"avangard geçmişi yıkar, biçimi bozar;.........................; sonra avangard daha da ileri gider; figürü yıkar, ortadan kaldırır, soyuta, biçimi olmayana, beyaz telaya, yırtık telaya, yanık telaya dek; mimaride perde duvar ın asgari koşulu, stele gibi yapı, katıksız paralelyüz edebiyatta konuşma akışının ortadan kaldırılması, bourrough vari bir kolaja, suskunluğa ya da ak sayfaya dek; müzikte atonaliteden gürültüye, mutlak bir sessizliğe geçiş.
ama bir an gelir avangard (modern) daha ileri gidemez, çünkü olanaksız metinlerden söz eden bir üst-dil (kavramsal sanat) üretmiştir artık."