en sadist soykırımların yaşandığı, polonyadaki ilk nazi toplama kamplarından biri. doğru yazımı auschwitz olacak. "anne frank'in günlüğü" adlı kitapta pek çok kez ismi geçmektedir.
ayırca şu anda auschwitz-birkenau kasabasındaki 2. dünya savaşı müzesinin adı.
bütün dünyada yıkımın, terörün ve soykırımın sembolü haline gelmiştir. 1940'da naziler tarafından açılan kampa başta lehler toplandı. sonrasında rus savaş esirleri, çingeneler ve diğer uluslardan tutuklular getirildi. 1942'de auschwitz dünya tarihinde gerçekleşen en büyük toplu kıyımın yeri haline geldi. gelen yahudilerin çoğu hemen birkenau gas odalarına sonlarına yollandı. 1945'de yürüyebilen tutuklular reichın derinliklerine taşınırken, geriye kalanlar kızıl ordunun polonyaya girişiyle serbestliklerine kavuştu.(bkz. http://www.auschwitz-muzeum.oswiecim.pl/html/eng/start/index.php)
polonya'nın oswiecim şehrindeki ilk nazitoplama kampı, şimdi müze olarak ziyarete açık..unutturmamak adına eldeki herşey konulmuş. biraz da fazla olmuş, insanı dağıtan, depresif bir ortam.
''insanın anlam arayışı'' adlı kitapta auschwitz kampında yaşamış bir doktorun yaşadıkları,insanlık ayıbınının ne demek olduğu anlatılır.kitap bittiğinde anlamın da bittiği anlaşılır.
slayer üyelerinin, live intrusion (1995) adlı konser görüntülerinde , ziyaret ettikleri kamp.
eğer görüntüler hızlı hızlı geçerken yakalayabilirseniz (43:58 civarında 3 saniye sürer), jeff hanneman'ın o ünlü anakapıdan (nöbetçi kulesinin bulunduğu, tren yolunun girdiği yer) girişini görebilirsiniz.
(bkz: http://www.austin-rocketry.addr.com/...)
dünyanın gördüğü gelmiş geçmiş en büyük insanlık ayıbı. gaz odalarıyla toplu idam odalarıyla insanlığın bittiği yer. şimdilerde müze haline getirilmesine rağmen hala ceset kokusu içinden çıkmamış. orayı ziyaret ettiğinizde artık hiç bir şey eskisi gibi olmadığını göreceksiniz.
iki bölümdür. ilki nazilerin ilk işgali sırasında el koyulan askeri bir kışladan dönüştürülmüştür. tuğla binalar vardır burda. daha sonra burası yetmeyince ikinci kısım olan birkenau inşa edilmiştir. uçsuz bucaksızdır burası. ahşap binalar ve içlerinde 3 katlı ranzalar vardır. bugün bu binalardan sadece birkaç tanesi ayaktadır. geri kalanların ise sadece bacaları görülebilir. bir çok kişi için tren yoluyla birlikte hayatın da son durağı olmuştur.