atxaga 

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. yeni yazarlardan ki hoşgeldiii..
    (karamelize ekmek, 25.06.2007 20:18)


  2. bilgi dağarcığı yazar
    (dereotundannefretederim, 21.07.2007 03:40)
  3. hüznün kaldırımında küçük bir sokak çocuğuyla ağlayan hayat ayyaşı. perihan olmayan bir perihanın şiirinde hapis son sigarası, köşe bucak saklamakta hayattan çakmağını.

    aşkın karasularında o kızıl saçın teline ağlayan dalga. içinde tekmelediği bir teneke var paslı. ertelenmiş bir intiharın mavi ipine asılı.

    doğru adamların hep yanlış çocukları olmaz elbet. hüzün çalsa da geceden ve bizden, heybesi ağırlaşıp dökülse de ayrılığın dibinden, kuyruğu kesik kedilere ağlasa da içince bozkır gecesinden...

    doğru adam, her yerde doğrudur ! içinden şiir geçen ...
    (tante rosa, 21.07.2007 05:38)
  4. " 'gitmek bir yalnızlıktır' demiş yılmaz odabaşı"..
    hatırlar mısın bilmem, bir de dilek vardı sonunda..

    ...

    rakının muhabbetiyle gelen bir sesti, ve hep öyle kaldı.. ne ben yalnız kaldım, ne rakı..
    haklısın, "rakı da rakıymış hani"..
    (gizliada, 01.09.2007 14:51 ~ 15:07)
  5. öldüm ben az önce, en hasından bir yürek çarptı suratıma; tutamadım aklımı karanlığımda, en hasından bir ışık çarptı suratıma.

    öldüm ben az önce, 'tanklar geçiyor düşlerimin üstünden!' diye haykıran bir yürek attı karanlığımda, koyu kırmızıya büründü her yer yine, en kanlı eylülün yirmiyedinci tekrarında.

    o karanlıktansa elbet, o karanlıktansa bir gün, o karanlıktansa mutlaka,
    düşleri yaşanır kılan gerçekler inşa edilecek;

    böylesi yürekler attıkça bu dünyada!
    (draffut, 12.09.2007 02:39)
  6. @1915800 girisiyle içimi acıtmış, ağzıma sıçmış; şair midir edebiyatçı mı ne, gerçekleri edebi üslubuyla birleştirip canımı acıtan, takdirde kusur etmeyeceğim yazar.
    (rahatsız, 12.09.2007 03:02 ~ 19:34)
  7. böyle çocuk ve gerçek haykırılmaz ! şair gibi gölümüze taş düştün, gözümüze yaş düştün be adam.

    sen " bu kısa boylu hayatta uzun boylu kederlerle acımayı " bilensin. düşleri ezen apoletli cüceler de öyle kısa ve küçükler ki , yakışıyorlar bu lağım çukurundan hallice hayatın bir karışlık boyuna. bunu da bilesin ...
    (tante rosa, 12.09.2007 04:19)
  8. kelimelere hükmetmeyi iyi biliyor diyorum baska da yorum yapmıyorumm,yapamıyorum...
    (hadihepberabersusalım, 28.09.2007 22:13)
  9. "güzel yazın" ın hakkını verdiğini düşündüğüm yazar. böyle üretebilmek için; çok acı çekmek ya da çok içmek gerekir. umarım içiyordur.
    (l3, 20.11.2007 03:21)
  10. her yalnız beden uzansa utangaç bir akşamüstüne; bir serçe gölgesinde koca bir uçurum büyür, sonra da erişilmez bir dağ düşer içine o serçenin çaresizce.

    gözlerinden düşen zemheri mi? yoksa taze bir ocak mı? karıştırıyorum ayların adını biraz içince. dumanlanıyor ağrıyan başım, anlayamıyorum, kadeh tutan bu el nasıl bu kadar uzak kalır senin üşüyen ellerine?

    elli yılı devirmiş yaşamların kaybolan ütopyasıdır gece. ve bu gecenin en eski sessizliği de benim burada yine.

    her yana yayılmış boğuk, gri sitelerin içinde belediyenin yıkım ekibini bekleyen bir gecekonduyum. geç kalmış bir yağmuru bekliyorum.

    ve bu saatte boynumda ayrılıklardan yapılmış bir dizi.
    inan “ bu şehre şimdi yağmur yağmazsa
    annem bağışlamaz beni *
    (atxaga, 05.01.2008 00:37)
  11. ne zaman yalnızlığımdan bıksam.. ama içimdeki o marazi yalnızlıktan!.. ne zaman kabuk bağlayan yaraları kanatmak istesem (şehvetle kanar, acır, kalkar o kabuklar) ve ne zaman özlesem.. evet sadece özlesem.. onu, yazıyı, bir başkasını, beni, öfkeyi!.. ne zaman..

    seni okuyorum atxaga.. (hiç bilmezsin, duymazsın, tahmin de etmezsin ya neyse!)

    ben bu gece yazmak istiyorum..
    yoksunuz..
    yokum..
    (gizliada, 08.01.2008 01:48)
  12. kelimeleri kadeh dolduruyor durmadan, yazılarına kırk yıllık dostluğun samimiyeti yerleşmiş, anason kokusunu özleyerek zamanı ıslatıyor..
    yaşam ağrısını hissetiriyor kaçarken, çoşkusunu bulaştırıyor aşka durduğunda,
    gününüze güneş işliyor atxaga..
    dalgacı mahmut ilhamını devretmiş sanki.
    (thomas, 10.01.2008 02:47)
  13. on numara yazıyor.
    eli kolu sağ olsun hacının.
    (khaki, 10.01.2008 03:26)
  14. 70 lik ufuk açar.
    (khaki, 19.02.2008 22:41)
  15. güz kapısında ağaç
    el kapısında emekçi
    suyu çekilmiş ırmak
    kafamdaki ''nöbetçi''

    acıdan kırılsa bile sesim
    acımı sesleyenler var...
    (çalgan, 06.03.2008 21:56)
  16. bir bakıyorsunuz koca bir gizemin ardında saklı, bir bakıyorsunuz sıradanlığın içinde yaşamla kaynaşmış...
    (biyolojiksaat, 20.03.2008 22:05)
  17. bir aydır takip etmekteyim yazdıklarını. "yaran diyaloglar"ın, "yaran fıkralar"ın yaran yazarlarından sıkılanlar için ıssız bir ada gibi.
    son derece kasvetli bir o kadar da lezzetlidir.
    (bkz: tanımam etmem)
    (bkz: okurum)
    (emigrant, 05.04.2008 09:27)
  18. (bkz: tanırım ederim)
    demeyi çok istediğim biri.

    ama bir kaç dergiden hele hele kısalardan tahmin edilesi sanki. eline koluna sağlık aslında, kusura bakmasa deli! diye bağırıcam ama... deliliğine divane olunası.

    @2320136 bir de bu ne sormak istiyorum, umarım kilometre hesabı bir gidiştir.
    (düşülkenere, 24.04.2008 23:48)
  19. hep mi rakı kardeşim. üşenmedim bütün yazılarını okudum ne yapıp edip bir yere bir kadeh iliştirilmiş. bir de belirtmeliyim: yazılarını okudukça sözlüğe okur olarak yakışacağımın daha bir farkına vardım. rakıya da meze en iyi roka balık sanırdım, değilmiş. eline kadeh yakıştığı kesin olan birinin yazılarını okuyarakta içebiliyormuş insan. tekrar tekrar eline, kadehine sağlık diyorum ve huzurunuzdan çekilirken nerelerdedir diyede sormak istiyorum.

    ayrıca hatırladım hatırlayacam az kaldı.
    (düşülkenere, 05.05.2008 22:34)
  20. atxaga ya ithaf olunur:

    geliyorum hazırla bütün intiharlarını,
    zor olanı seçip insan gibi insan olmak için savrulup durduğum kucaklardan, ölümün değil yaşamın koynuna.
    tutunamayanların engin ruhu ve dinginliğiyle.
    seçimlerimi bir yaradan gibi taşıyıp yüreğimde.
    kaosumla, girdabımla, yaşama bağlayan pamuk ipliğimle.
    vazgeçmem senden kırık kalbim, bükük boynum, anlaşılmayan doğrularım.
    sol yanımdaki karartılamayan cevher, başımüstünde tanımadığım benim gibiler.
    öyle bir geliyorum ki zehir edilen çocukluğum ve gençliğimin gücüyle, yenemiyeceğim zaaf olamaz diye diye.
    bitimsiz bir yaşam sevinci bi ömür dolarak içime.
    küllerimden yeniden doğarak selamlaşacağım hepinizle...
    (çekirdekailem, 09.05.2008 16:09)
  21. " hadi bakalım sarhoş ömrüm, götün yiyorsa şimdi sen bağışla beni "
    (atxaga, 11.05.2008 21:34)
  22. hepimizi tekrardan göz yaşlarına boğmaya gelmiş yazar.. içelim, güzelleşelim..
    (korialstrasz, 11.05.2008 21:53)
  23. farsça şarkı dinliyormuş bir yerlerde. betacam ağır gelirse dönecekmiş de felan filan.
    bir de sormak istiyorum göstergenin ikonografisi farsçada ne anlama gelir. bak rencide etmiyorum sayın hacım seni. içinde devrim var diye iran islam devrimine de sarılma diyicem ama bir süredir ayık olduğundan haberdarım.
    (düşülkenere, 27.05.2008 00:11)
  24. boyacı halil lan o, şerefsisim boyacı halil
    neyzen tevfik'in nihavent saz semaisi çalıyor oda oturmuş bir resmin karşısında rakı içiyor.
    şerefsizim bu o.
    "resmin sen değilsin ki. resmin benim dünyama ait bir şey..benimle resminin arasına girme" diyor sanki.

    yağmur altında büyük adada yürüyor. bir mustafa da bulmuştur kendine sancho panza'nın çıkar peşinde koşmayan olanından. sevmek zamanından fırlamış. metin erksan'ın bir imgesi.
    bak açıkladım, o gölde kayığından çıkıp gelicek, gerçi göl biraz uzakmış, temmuz'u bulurmuş gelişi boyacı halil'in.
    (düşülkenere, 01.06.2008 23:51)
  25. yokluğu eksiklikte şekilleniyor yahu bu yaratığımsının...
    demiştim ya, yada dememiştim ilginç ama bir o kadar da olmayanı.
    (biyolojiksaat, 06.06.2008 21:59)
 sayfa  / 2